La Roche Posay Toleriane Sensitive Nemlendirici


Herkese selam! Bu kez size bakımsal bir yazıyla geldim. Hem de en sevdiğim cilt markasıyla! La Roche Posay tartışmasız tüm markalar içerisindeki favorim. Denebunu Exclusive Kutu Açılımı adlı yazımda da bahsetmişliğim var. O sebepten uzun uzadıya anlatmak yerine size şöyle link bıraktım.  >>> Denebunu Exclusive Kutu Açılımı

Geçenlerde Loreal Paris ile ortak bir influencer çalışması yapmıştım ve La Roche Posay'ın #FiltresizHikayem ini tamamlamıştım. Ardından Loreal bana bu güzel hediyeyi göndermiş. Teşekkürlerimi bolca ilettikten sonra, daha önce denememiş olduğum ürünle beni tanıştırdıkları içinde kendimi şanslı hissediyorum. Denebunu kutusunda bildiğiniz gibi La Roche Posay Toleriane Caring Wash temizleme jelini denemiş, yıllardır da Thermal Water/Termal Su kullandığımı da eklemiştim. Böylece kullandığım ürün sayısı da artıyor.

Elimde birçok bakım ürünü olduğu için onları teker teker bitirip, uzun süreli kullanımlarını gözlüyorum. Bu sebepten hepsini sıfırladığımda dolabımı komple La Roche'dan oluşturacağım.

Markayı sevmem ne kadar geçmişe dayansa da, içeriklerinin içime sinmesi de çok büyük önem taşıyor. Paraben, alkol kullanmıyorlar. İçerisinde köpürmesi için zararlı maddeler yerine, birçok cilt koruyucu etken madde bulunuyor.




Bana gönderilen La Roche Posay Toleriane Sensitive nemlendirici krem, 15 ml'lik olmasına rağmen epey uzun süre gidiyor. Ve elinize aldığınız ufacık bir krem minicik dokunuşlarla oldukça iyi etki sağlıyor. Peki bu kadar içerikten bahsetmişken Toleriane Sensitive nemlendirici de hangi etken maddeler yer alıyor?

Yatıştırıcı ve koruyucu aktifler olarak belirlenen kremde;

- Gliserin; 48 saatlik nemlendirme
- Seramid; cilt bariyerini koruma
- B3 Vitamini; cildi yatıştırma
- Termal Su; cildi yatıştırma vaadinde bulunuyor.

Hassas, gergin, kızarıklıklara sahip, karıncalanan kaşınan ve kuru ciltler için ideal olan La Roche Posay Toleriane Sensitive nemlendirici, ilk günden etki göstermeye başlıyor. Prebiyotik bakım kremi her sabah ve akşam cildiniz ile boyun bölgenize uyguladığınızda etkiliyor. Kullananlar, 4 haftalık uygulamaları sonucu %75-90 arasında vaatleri gerçekleştirdiğini belirtmişler. Ama şunu söylemeliyim ki bende 1 haftada sonuçlanmaya başladı.

Yine mi memnunsun be Kübra? Hiç mi olumsuz yanı yok diyeceksiniz. Yok arkadaşlarm, yine memnunum. Sanırım cildim de La Roche ürünlerini fazla sevdiği için böyle. :)

Aslında kullanılacak belirtilere sahip olmadığımdan ne zaman kullanacağım konusunda da çok kararsızdım. Fakat şansa ki özel günlerde çıkan malum tatlı sivilceler etkisini gösterip yüzümü kızarık ve gergin hale getirdi. Baktım her saat başı yeni bir kızarık nokta çıkıyor, başladım hemen. Ardından sabah akşam uygulamam sonucu anında serinlik hissi ve nemlendirmeyle birlikte kızarıkların gitgide hafiflediğini gözlemledim. En sonunda ise iz bırakmadan, iyice germeden şipşak çözdü.

Aynı zamanda sevdiğim beyin de yüzü biraz kuru ve bazı durumlarda kızarık, hassas olabiliyor. O yüzden kendimden öncede ona denettirdim. Gerçi o her ne kadar "yüzüm o kadar kuru ki, su döksek hemen çeker" dese de yumuşacık ve nemli olduğunu gördük. Görmedik diyemezsin hayatcığım. :) (Onu da blogger dünyasına bulaştırdım laf aramızda, birlikte ürün denemeleri de yapıyoruz:) ) Her neyse onda bir kere denediğimiz için uzun süreli bir sonuç görmek mümkün değildi ama, en azından kendi adıma başarılı bulduğumu söyleyebilirim.

40 ml.'lik fiyatı; 60-65 TL civarında olan Toleriane Sensitive kremi mutlaka deneyin derim. Ben Toleriane Caring Wash ile cildimi yıkadıktan sonra sürdüm, size de önerim o şekilde en azından temiz cilde uyguladığınız ürünler çok daha iyi sonuç verecektir.

Tekrardan hediyesi için Loreal ailesine teşekkür ederim. Devamı gelsin.🌿

Görüşürüz canlar, beklemede kalın.

Yaşam Çemberi ile Dengelenin!


Güzel bir günden merhaba!
Hayatınıza renk getirebilecek konuları bu sıralar paylaşmadığımızı fark ettim ve yeni yıl için güzel bir başlangıç olsun diye hemen imdadınıza yetiştim.
Bloga ilk katıldığım sıralarda, böyle bol motivasyon arayışındayken tesadüfen Yağmur ile Yaşam sayfasında Yaşam Çemberi yazısına denk gelmiştim. Daha sonrasında bu paylaşımı çok sevmemle birlikte hayatıma da uyarlamaya karar verdim. Tabii o zamanlar 2017'den bahsediyorum. :)

Peki yıllar sonra neden bu konuyu gündeme getirdim?

Genel olarak baktığımda çevremdekilerin de dahil olmak üzere tam olarak hayatın akışına adapte olamadığını görüyorum. Buna ben de dahilim. İş mi, eğitim mi diye düşünmeler, geçmişe takılı kalmalar, gelecek için kaygılanmalar vs. gitgide büyür hale geliyor. Oysa ki her şeyin tek tek çözümlenebilir olduğunu unutmamamız gerekiyor. Planlanmadık şeyler karşımıza çıksa bile bir yol seçmiş ve o yoldan korkmadan devam edebiliyor olmamız son derece büyük önem taşıyor.

Yaşam çemberi ile hayatınızın aksayan yönlerini bulmanız mümkün. Birlikte bir uygulama yapacağız, sonucunda ise tekerlek misali hayatımızı çevirmemize engel olan o boşluğu veya çıkıntıyı belirleyeceğiz. Hatta size örnek temsil etsin diye bir de ben kendi elimle çizim yapıp boyadım ve onu da yorumlayacağım.

Günü değerlendirirken veya şu ana kadar geçen tüm zamanınızı değerlendirirken bu çemberi kullanabilirsiniz. Böylece kendi içinizdeki eksikliği fark edeceksiniz. Yaşamınızdaki çemberin işler ve düzgün ilerlemesini sağlayacaksınız.

Haydi gelin başlayalım.

1. Öncelikle bir kalem kağıt çıkarın. Bir çember çizin ve kendisini 8 pasta dilimine bölün.
Bu dilimler "bugün"kü halinizi temsil ediyor.

Kariyer, Para, Sağlık, Duygusal Durum/Özel Hayat, Arkadaşlar ve Aile, Kişisel Gelişim, Fiziksel Çevre, Eğlence /Hobiler olarak kategoriye ayıracağımız dilimleri 1'den 10'a kadar ufak çizgilerle ayıralım. Böylece Yaşam Çemberimiz de hazır hale gelmiş olacak.

Peki bu kategoriler ne anlama geliyor? Neyi düşünerek puanlama yapacağız?

Kariyer; iş yaşamınızı ya da hayalinizdeki meslek için çalışmanızı temsil ediyor. Doğru hedeflerde misiniz, memnun musunuz gibi soruların cevabı burada.

Para; yaşamınızı devam ettirme aracı olan para konusunda stresli ve hep bir şeylere yetişmeye çalışan halde misiniz? Yoksa rahat ve huzurlu bir durumda endişesiz günler mi geçiriyorsunuz?

Sağlık; vücudunuzu ne kadar dinç hissediyorsunuz, ağrınız veya canınızı yakıp sizi zorlayan bir durum var mı?

Duygusal durum/Özel hayat; hayatınızdaki aşkın sizde hissettirdiği duygular, mutlu bir ilişki mi, sevmek ve sevilmek bir parçanız mı?

Arkadaşlar ve aile; en yakın çevremizle iletişimimiz, doğru arkadaş seçimlerimiz, ailemizle olan verimli vakit geçirme alışkanlıklarımız ne ölçüde?

Kişisel gelişim; kendinize verdiğiniz önem! Kısaca tanımlamak gerekirse bu şekilde, yaşam şeklinizi iyi hale getirmek için yaptıklarınız ve ne derece iyi hissettiğiniz.

Fiziksel çevre; çevrenizde bulunan her şey bu kategoriye giriyor. Oturduğunuz evden, çalışma masanıza kadar oluşturduğunuz bu düzenden memnuniyetiniz.

Ve eğlence/hobiler; size birçok şey katabilecek aktivitelere önem veriyor musunuz? Kitap, tiyatro, spor, boyama, etkinlikler hayatınızda ne kadar alan kaplamakta?

Bunların her biri için 1: en az (olumsuz), 10: en çok (olumlu) çizgileri boyuyoruz ve tekerleklerimiz dönmeye başlıyor. Benim çemberimde bu şekilde. Her ne kadar çizim hatalarım olsa da. :) 1 sene sonra tekrar aynısını oluşturup bakmak istiyorum.



Bir tekerleğin tam dönüş turu yapabilmesi için eksiksiz çarka sahip olması gerekir. Hayatınızdaki bu çark da varsa eksiği net görebilmenizi sağlıyor. Aslında bir nevi size öz eleştiri yapma fırsatı sunuyor. Örnek verelim ve diyelim ki; kariyer puanınız düşük ve işleriniz tatmin etmediğiniz gibi gidiyor, aynı zamanda da kişisel gelişiminiz aynı seyirde devam ediyor. Diğerleri bir şekilde yüksek puanlara veya tatmin edilebilir ölçüye sahip. O halde yapmanız gereken kariyer hayatınızı ve kendi içsel yaşamınızı gözden geçirmek olacak. Sonuçta tekerlek dönerken büyük bir boşluğu da var ve dönüşü engelleyip yalpalamaya sebep oluyor.

Benim çizim örneğime göz atacak olursak, biraz daha detaylı anlatabilirim. 

Duygusal durum ve aile/arkadaş bölümüm 10 puan; çünkü çok şükür ki ikisi de hayal ettiğimden de güzel işliyor. İlişkimde de (canım sevdiğim bey🎔), aile ve arkadaşlarımda da her şeyin yolunda olduğu anlamına geliyor. Bu düzen tamam. Elde var bir.

Kariyer; 8 puana sahip ve bunun sebebi hem istediğim alana yoğunlaşmam, hem sevdiğim bey ile çalışıyor olmam hem de artık ne istediğimi biliyor olmamdan kaynaklanıyor. Eksikliği elbette var bunu da çözmesi gerekenim. Mesela ofis ortamı ve bilgi eksikliğini bazı alanlarda hissediyor oluşum buradaki 2 puanı kırmama sebeptir.

Kişisel gelişim, para, eğlence/hobiler; bu üçünün puanını 7 olarak belirledim. Düzenli iş döneminde sabah akşam yorgunluklarından dolayı evde kendime de ayıracak vakti bulamıyor, para kazansam da aktiviteye sosyalliğe harcamıyordum. Ama şu an freelancerken, hepsine biraz biraz zaman ayırabilmem mümkün. Yine de 3 puanın eksikliği bu üç kategoriyi istediğim düzene oturtamayıp keyfi bir rahatlıkta devam etmemden kaynaklanıyor.

Fiziksel çevrenin 6 puan olması, her ne kadar tatmin edici ortamlara sahip de olsam, bir şekilde istediğim tam konforu oluşturamayışımdan.

En sona ise sağlığın hüsran dolu 5 puanı oturuyor. Bu sıralar bağışıklığım aşırı hassas ve sürekli ya soğuk algınlığı ya da enfeksiyon modundayım. Biraz yoruyor beni ne yalan söyleyeyim, checkup vakitleri geldi de geçti. Hatta dürüst olmak gerekirse düzenli spor yapıyor olmasam 5 puan da vermezdim. O derece. :(

Sonuca bakıldığında her birini tek tek yorumlayarak bütünü oluşturabiliyorum. Böylece eksik listemi gözden geçirip, tamam olanların da tadını çıkarıyorum.





Size de bir orjinal Life Circle örneği bırakıyorum. Bunu uygulayarak, gerek çizimle gerekse düşünerek kendi yaşam çemberinizi oluşturabilirsiniz. Objektif bir şekilde kendimize bakmak mümkün olmadığından, bu çemberi oluşturmak bir tık daha objektifliğe yaklaştırabilir. En azından durup bir "bu neden eksik?" diyecek, sebeplerini bileceksiniz. İçinize dönmek de ekstrası...

Yapmanızı tavsiye ederim, faydalı olduğuna inanmaktayım. Özellikle 2020'ye girerken daha iyi özeleştiri yapmanızı sağlayacaktır. Yeni bir yıl, yeni bir siz... Deneyenlerinde tecrübelerini ve yararlandığı faydaları öğrenmeyi çok isterim.O yüzden bol bol fotoğraf bekliyorum. :) Bir sonraki motive edici yazımızda görüşelim. Hoş kalın! Mutlu yıllar olsun, 2020 hepimize şahane güzellikler getirsin!🎄⛄


Dead to Me Dizi Yorumu


Herkese yeniden selam!
Artık buralara uzun aralar vermek yerine biraz daha geriden aktifliğimi korumaya ve ara sıra da yüzümü göstermeye çalışıyorum. Geçenlerde de yine bakınırken Ekim ayında hiç sesimi çıkarmadığımı fark ettim. Hali hazırda da Aşk-ı Memnu bataklığından yeni kurtulduğum için elimde biriken 12 devam eden bitecek diziye rağmen, yeni bir diziye başlama yürekliliğini gösterip daldım buraya. (O değil her Youtube açışımda hala Bihter'i görecekmişim gibi, henüz özlemim dinmedi sanırım.:))

Bu sıra çok sık aynı dizileri görüyorum, genellikle çevremdekiler ve tanıdığım birçok blogger arkadaşım popüler olan trend dizileri takip ediyorlar. Tabii ki Netflix ağırlıkta. Ama ben ne yazık ki Netflix'in her yapımını sevemiyorum, bağımlılığımda yok bu yüzden. (bu kısımda biraz şanslı hissettim) Bazıları gerçekten saçma sapan oluyorken, bazılarını gerçekten eğlenceli ve ilgi çekici bulabiliyorum. Dead to Me de onlardan biri oldu.

Her ne kadar Dead to Me konusu itibariyle ilgi çekse de, vaov dedirteceklerin içerisinde yer almıyor. Türünün kara mizah oluşu benim ilk dikkatimi çekendi, bunun sebebi de sevdiğim beyle izlediğimiz Thesaglams'dan Büş'ün önerdiği After Life dizisini çok seviyor oluşumuzdu. Ufak çaplı olarak ikisindeki kıyasıma da yazıyı sonlandırmak üzereyken değineceğim. Şimdi gelin Dead to Me 'den bahsedelim.



Dead to Me Konusu : 

Geçenlerde izlenecek dizi önerilerimin ilk serisinde bahsettiğim (buradan ulaşabilirsiniz) 2 Broke Girls dizisinin yapımcısı Liz Feldman'dan gelen Dead to Me yine başarılı bir işe imza atmış. Kara mizah, trajikomik, dram ve absürd komedi olarak belirtilen dizi benzer bir hikayeden yola çıkmış ve hisler gerçekçi olarak aktarılmış, konusuysa şu şekilde...

Jennifer Harding yani 2 çocuklu çalışan bir anne olan Jen kocasını bir araba kazasında kaybetmiştir. Araç çarparak kaçmış ve hiçbir delil bulunmayarak dava çözülememiştir. Judy Hale ise nişanlısı yeni terk etmiş fakat özel yaşamında sorunları olan biridir. İkisinin yolları yas inzivasında birleşir. Bu grup içerisinde herkes kendi kayıpları ile savaşmayı ve onları paylaşarak içlerindeki birikimi dışa vurmayı öğrenir. Derken karanlık olaylar herkesi içeri çekmeye başlar. Sırlar hiçbir zaman gizli kalamadığı gibi, yavaş yavaş gün yüzüne çıkar. Günümüzde başımıza gelen veya gelme ihtimali olan olaylar farklı mesajlarla bize aktarılır.

Örneğin; psikolojik baskı, annelik, aldatılmak, erkeklerin kadınlara bakış açısı ve tam tersi olacak şekilde aşırı feministlik gibi birçok konu barındırılıyor.

Bu sırada Jen ve Judy'nin arkadaşlığı gerçek bir kankalığa dönüşürken, Judy Jen'e taşınır ve işler karmaşık bir hal alır. Çarpık ilişkiler, kaybolmayan ve kopulmayan duygular, tüm hisler başarılı bir şekilde ekrana serilir.




Dead to Me kaç bölüm?


Diye soracak olursanız, dizi henüz bu yılın mayıs ayında yayınlandı ve 1.sezonu bitti. 2.sezon onayını da alan Dead to Me 'ciğimiz, ilk sezon 10 bölümken ikinci sezonunda da 10 bölüm olacağı belirtiliyor. 

Her bölüm yaklaşık 30 dk sürdüğü için, diziyi 1 günde bitirebilirsiniz. Zaten ilk bölümden merak etmeye başlayacak ve diğer bölüme geçmek isteyeceksiniz. Bu arada belirtmeliyim ki, imdb puanı 8.1 ve bu gayet iyi bir derece.

Dead to Me Karakterleri :


Jen: Başroldeki kadınlarımızdan ve benim açık ara en favori karakterim olan Jennifer; çoğu izleyen tarafından biraz sevimsiz olarak görünüm sergiliyor. Fakat yine benim böyle karakterleri ekstra benimsememinde etkisiyle, oyunculuğundan tavrına her şeyini çok sevdim! Çalışan bir anne olsa da, evine bağlılığı ailesine sevgisi çok güzel belirtiliyor. Öfke problemi olan ve gözü sinirlenince hiçbir şeyi görmeyen bir kadın, kendi meditasyonunu arabada son ses metal müzik açıp yapan bir kadın (ki bun çok gülmüştüm), yaralı ve yalnız ama bir o kadar da güçlü kalabilen bir kadın. Bunlar gibi birçok sebepten dolayı Christina Applegate'in dram oyunculuğunu aşırı beğendim. 

Judy: Biraz sevimli olup neyse o gibi görünen bir izlenimi olsa da sanki aklından geçeni bir türlü anlayamadığınız bir karakter. Tamam spoiler vermek gibi olmasın da, etmişsin bir halt ama ilk yapman gerekeni sonda yapıp herkesi dramatikleştirmek nedir be kızım? Bitmeyen Steve aşkından bahsetmeyeceğim bile...

Steve: Hazır bahsetmişken, Westworld'ün Teddy'si buraların Steve'i olarak karşımıza çıkıyor. Ama yine salak bir karakter yahu! İlk başta saf salak izlenimindeyken, sonrasında içinden bir sinsi bir kenafir çıktı. Judy'ye davranışını, hor gördüğü anları, dengesizliğini ve mutlu(!) sonunu unutmayacağım karakterlerden. 

Ve dahasında Jen'in Türk gelin-kaynana modellerini aratmaya kayınvalidesi Lorna karakteri, yaşlı evinde çok sevdiğim Judy'nin ilgilendiği Abe amcamız, Jen'in çocukları Charlie ve Henry, Judy'nin görüştüğü dedektif Nick, Jen'in ortağı Christopher gibi birçok başarılı oyunculuk izliyorsunuz. 





Dead to Me'den Akılda Kalanlar :

Dizide bazı mesajların verildiğini belirtmiştim. Bunlar aklımda yer ettiğinden ayrıca bahsetmek istedim.

➨ Jen'i taciz eden adama Jen'in yumruk atması ve "hayır, hayır demektir" demesi.
➨ Jen ve Judy araba Steve hakkında konuşurken, Steve'in Judy'e "kaçık" dediğini belirtmesi ve ardından Jen'in "erkekler bizi bastırmak için çok fazla deli, kaçık diyorlar." cevabı.
➨ Jen'in kocası tarafından aldatıldığını öğrendiği sırada diğer kadına söylemleri sebebiyle Judy'nin "hemcinslerini suçlayan kadınlardan olma" mesajı.

Ve daha birçoğu çok inceydi.
Ardından ister istemez bunları daha detaylı düşünmeye başlıyorsunuz. Kara mizahları bu sebeple daha çok seviyorum diyebilirim. Diziyi izlerken oldukça eğleniyor veya heyecanlanıyorsunuz, bittiği sırada kendinizle baş başa kalabilme fırsatına sahip oluyorsunuz.

*Fakat gelelim, en başta söylediğim ufak bir After Life kıyasına;
Kara komedide olsa Dead to Me güldürmeye yönelik değil, daha çok drama şahit oluyorsunuz.
After Life ise; hem ilk sahnelerden başlayarak güldürüyor, hem de dramı günlük yaşamın içinden alıyorsunuz.
After Life da Tony'nin eşi ölmüşken, Dead to Me de Jen'in eşi öldü. Her ne kadar olay örgüleri farklı da olsa Tony'deki aşka daha çok şahit olurken, Jen'in bağlılığındaki samimiyetle yeterli kalıyorsunuz.
İkiside bambaşka mesajlar sunuyor, After Life yaşamdan aşka, Dead to Me gündem ve toplumsal durumlara daha çok ağırlık veriyor.

Yine de kıyaslama dışına çıkmam gerekirse; Dead to Me izlenecek çerezlik dizilerden diyebilirim. Boşa vakit kaybı değil, oldukça anlamlı. Fakat daha çok dümdüz izlenecek kıvamda. Sadece ara ara tatlı heyecanları oluyor. 

İzlemeyenler için şans verilebilir, izleyenler varsa yorumlar nasıl merak içindeyim. Genel yorumlar tek yönde değil de daha çok ayrılmış görünüyor. Aşırı seven de, "bu neydi" diyende var. Benim yorumumsa ortada kalanlardan oldu. Ama bu 2020'de 2.sezonunu izlemeyeceğim anlamına gelmiyor. Listeme ekledim bile. Şimdiden tüm izleyeceklere de iyi seyirler! :)



İzlemeniz Gereken 5 Dizi Önerisi #1


Selam renkli okuyucularım!
Bugün yine sizinle ortak ilgi alanımdan olan bir bölümün yazısıyla karşınızdayım. Bu kez dizi serisi yapmaya karar verip, her yazıda 5'er diziyi sizinle paylaşmak istedim. Paylaşacağım 5 dizi izlediklerimden, sevdiklerimden oluşuyor olacak. Ki zaten artık öğrendiniz, "sevmiyorsam paylaşmam" işte o kadar! :) Imdb puanlarını ve kendi görüş puanlarımı da ekliyor olacağım.

Şu sıra o kadar çok Aşk-ı Memnu izliyorum ki; ne yeni diziye geçebiliyorum, ne devam eden dizilerimin yeni bölümlerine bakabiliyorum. Tam bir Bihter'ci olarak dolanıyorum evde. Instagram hesabımda da sabitleyerek MOVIE kısmına eklediğim hikayelere bakabilirsiniz, orada birçok izlediğim dizi bulunuyor.

Tazecik dizilerim gelene kadar şu ana kadar izlediklerimi, belli kategorilere veya benzerliğe göre ayırıp paylaşmaya başlıyorum izninizle. Şu güzelliklere bakın ya hu!



1. FRIENDS 

Imdb puanı: (8,9/10)
Ruhunarenkkat puanı: (10/10)

En ama en çok sevdiğim diziyi Friends 'i tabii ki 1.sıraya yerleştirecektim. İzlemeyenlere hep bi' baskı uyguluyorum "nasıl izlemezsin nasıııl" diye söylendiğim de doğrudur. Olmazsa olmaz, listelerin baş tacı olması gereken bu diziyi izlemeyerek çok şey kaybediyorsunuz. :(

Central Perk'te başlayan olay örgümüz, çok güzel dostluklarla ve aşklarla devam ediyor. Şüphesiz ki dizinin en sevilen karakterleri Joey ve Chandler diziye ekstra bağlanma sebebi. Hele ki Joey (How you doin)! Her sahnesinde kahkaha atıyordum. How I Met Your Mother, Friends çakması olarak görülüyor bilirsiniz ki; tabii onunda tadı farklı ama Friends'in oyunculuğununda çok iyi olduğunu düşünenlerdenim ben. Mesela orada Robin beni deli ederken, burada Rachel hem daha düzgün bir karakter hem de daha sıcak bir izlenime sahip. Her karakterin kendine has durumu var aslında, bunu rahatça görebiliyorsunuz. Ross, Rachel, Chandler, Monica, Phoebe ve Joey her birini ayrıca seveceksiniz.

Arkadaşlık bağlarını oldukça güzel işleyen, 1994-2004 arası yayınlansa da sanki yeniymiş tadı veren, her anını çok sevebileceğiniz ve eğleneceğiniz bir dizi Friends. O yüzden fazlasıyla tavsiye ediyorum.



2. HOW I MET YOUR MOTHER

Imdb puanı: (8,3/10)
Ruhunarenkkat puanı: (7,5/10)

Friends'in peşinden hazır bahsetmişken HIMYM ile devam edeyim dedim. Yani nam-ı değer; "Annenizle Nasıl Tanıştım?". Ama ismiyle alakası olmadan, Ted'in Robin'e olan aşkını son bölüme kadar izliyorsunuz. Elbette Ted'in çocuklarını karşısına alıp anneleriyle nasıl tanıştıklarını anlatmasıyla başlıyor da, belki anneye 5-6 bölüm verilmiştir.

İlk izlediğim dizilerin başında gelen HIMYM'den sonra Friends'e geçmiştim. Eski bir dizi olduğundan beni çekip çekmeyeceğine şüpheliydim ama emin olun, çok daha iyi.

Tabii ki oyunculardan bahsedeyim. Robin çok ukala geliyor bana, Ted melankolik ve biraz takıntılı, Marshall ve Lily tatlış çift, Barney legen-wait for it-dary :D (izleyenler bilir:)) Genel olarak bakıldığında sitcom severler için günümüzdekilere göre daha izlenesi bir dizi.



3. THE BIG BANG THEORY

Imdb puanı: (8,1/10)
Ruhunarenkkat puanı: (8,5/10)

Yine sitcom seven ben, elimde dizi sayısı azalınca denk gelip başlamıştım bu çocuklara. The Big Bang Theory çok sevdiklerimden oldu kısa sürede. Bazı izleyenlere ilk bölümlerden sıkıcı gelmiş, kabul etmek lazım ki bilimadamları temalı olunca gülmeniz eksik kalıyor. Ama sonrasından pes etmeyip devam ederseniz, onlardan hissediyorsunuz ve anladıkça kahkalarınız eksik olmuyor.

Sheldon, Leonard, Howard, Rajesh, Penny ana karakterlerken daha sonrasında da Amy, Bernadette ile daha şenleniyor ortalık. Favori karakterim gıcıkların ötesi Sheldon! Öyle ki Young Sheldon adındaki küçüklük dizisini de izlemeyi çok istiyorum. Gerçekten çok sinir bozucu hareketleri olan ve daha çok bencil olarak göze çarpan Sheldon Cooper aslında o kadar sevimli bir karakter ki, diziye bağlıyor. Neşeyi diziye katarken ona "Bazinga"larla eşlik ediyorsunuz. :) Final bölümünde de öyle bir göz doldurdu, dizinin bitmesine birkaç damla gözlerimden salmış olabilirim.

Şans vermeniz, ilk bölümlere göre önyargılı davranmayıp en azından ilk sezonunu bitirip kararı vermenizi tavsiye ederim.



4. MODERN FAMILY

Imdb puanı: (8,4/10)
Ruhunarenkkat Puanı: (9/10)

Canım, güzel aile! En modern ve en bağlı aile. İlk bölümünden güldürmeye başlayan Modern Family, şimdiyse final sezonuyla duygulandırıyor.

Hangi karakterlerden özellikle bahsedebilirim bilemiyorum, hepsi ayrıca favorim. Ama en en en çoğunu sorsanız, Phil & Claire derim, sevdiğim beyle olan ilişkime onları çok benzetiyorum. :) İkisini izlemek de ayrıca keyifli. Dediğim gibi sadece ikisi de değil, her bir karakterin kendisine has özellikleri var ve ayırt etmeniz zor. Belki biraz Alex'e gıcık olabilirsiniz, ama o da Dunphy ailesinin gurur sebebi yani.

Modern Family tam bir aile dizisi, her bölümde farklı bir günlük olay aktarılıyor ve sonucunda da birçok mesajla bitiyor. Onlar aslında olayları çözümlüyor, bağlarını güçlendiriyor, sorunları konuştukça birbirlerini sevdikçe hallediyorlar sanıyorsunuz ama aslında bize diyorlar ki; "bakın böyle şeyler olabilir, önemli olan bunu güzel yolla böyle sonuçlandırabilirsiniz."

Sizi çok özleyeceğim gençler! Mutlaka izleyin derim, durağan bir dizi fakat içeriği size çok şey katacak.



5. THE GOOD PLACE 

Imdb puanı: (8,1/10) 
Ruhunarenkkat puanı: (8/10)

Daha öncesinde tüm detaylarıyla uzun uzun anlattığım dizi The Good Place yine keyif veren ve diğer komedi dizilerinden ayrılan konusuyla dikkat çekiyor. İlk anlarda bu kadar popüler değilken yine tesadüfen denk gelişime ayrıca kalp bırakıyorum. Şu sıralar ise epey popüler ve kaliteli senaryosuyla sezonlarda coşturmaya devam ediyor. 

Detaylı yazısına da şu linkten ulaşabilirsiniz. >>> The Good Place Dizi Yorumu 

Oyunculuklar iyi, senaryo iyi ve her yeni sezonda üstüne eklenerek devam ediyor. Bu sebeplerden de izlemenizi tavsiye ediyorum. Hatta ailece bile izlenebileceği için içim de bayağı rahat. Son sezonunda özellikle yargıç hanımı çok eğlenceli bulmaya başladım. Bildiğiniz gibi itici ve sevimli karakterleri yine çekiyorum. :) Sonuç olarak, izleyin, seveceksiniz.



Bonus: 2 BROKE GIRLS 

Imdb puanı: (6,7/10)
Ruhunarenkkat puanı: (7/10)

Final bile yapamadan biten ve üzen bir dizi olarak bonuslara ekledim kendisini. Çünkü sona bağlanamadı, devam edemedi ve ekstra bir başlık olarak bahsetmek istemedim. 6 sezonluk 2 Broke Girls dizisi, Max ve Caroline'in hayatının birleşmesini konu alıyor. Biri fakirliğin dibini bilen bir garson, biri zengin sosyetik ve sonradan garson olan. Güzel bir uyumu vardı ikilinin, onların iş açma vs maceralarını bolca gördük. Oldukça da eğlenceli olmasına rağmen neden devam etmedi anlamak çok zor...

Max karakteri beğendiğim karakterdi, dobra, komik ve güçlü görünen yapısına rağmen pofuduk kalbe sahipliğini çok sevmiştim. 

Tüm bu sezonlar boyunca izlemek isterseniz izleyin derim. Keyif veren replikleri çokça bulunuyor. En azından 6 sezon sonrası tek bir final bölümüyle bize veda etmesini de çok isterdim. 



Özete geçmem gerekirse; ilk öneri dizilerim bu şekilde oluyor. Bir sıralama yapmam gerekirse en sevdiğimden başlayarak şöyle olur (tabii ki hepsini seviyorum ama) Friends > Modern Family > The Big Bang Theory > The Good Place > How I Met Your Mother > 2 Broke Girls. :) Bir sonraki beşliyi ise sürpriz olarak saklamak istiyorum. Böylece diğer seriye kadar da netleştirmiş olurum. Umarım yeterli yorumlar olmuştur ve ortak izlediklerimiz de boldur.

Yeniden görüşmek üzere diyerek kaçıyorum.
Bu tarz paylaşımları özellikle storyden yaptığım instagram adresime de beklenmektesiniz.
Instagram: @ruhunarenkkat