Vincita Üçlü Oval Makyaj Fırça Seti Yorumlarım


Herkese selam! :)
Bu kez biraz daha konsept genişleterek geldim ve uzun zamandır aradığım, sonunda da alıp kullandığım canım makyaj fırçası setimi size anlatmak istedim. Biliyorsunuz kozmetik, makyaj üzerine çok fazla konuşmuşluğum yoktu fakat fikirlerim değişti sonuç olaraksa; işte buradayım.

Bundan sonra ara ara denediğim ürünlerle birlikte, yine aylık olarak ürün yorumlamaları yapabilirim. Yani sıkı durun! Uygun fiyatlı ve kullanışlı her şey de burada olacak. :)
O zaman haydi anlatmaya geçeyim.



Vincita markasına ait fırçalara illa ki sosyal medyada ve internette denk gelmişsinizdir. Çünkü özellikle bu sıralar, oldukça popülerler. Migros'ta satılmaya başladıktan sonra neredeyse her yerde görüyorum bu fırçaları. Görüntüleri deseniz zaten şahane! E nasıl benim olmasındı dii mi? :)

Aldığım; Vincita Unicorn Collection'un üçlü oval makyaj fırça seti. Birçok açıdan kurtarıcı bir set.

Ben mesela; bb krem ve fondötenler için ilk başta elle uygulama yapıyordum, daha sonra süngere geçtim fakat şu ellerde bıraktığı kalıntılardan gerçekten hiç hoşlanmıyorum.Ne kadar yıkarsam da yıkayayım bir türlü geçmiyor. Bu sebepten; oval fırçalar çok dikkatimi çekti. Ardından da Migros satmaya başlayınca, fiyatının da oldukça uygun olması sebebiyle şans vermeye karar verdim. Bu üçlü sete 19.90 tl. gibi cüzi bir tutara sahip olabilmek mümkün.

Yaklaşık 1 haftadır kullanıyorum ve artık yorumlama yapabilecek kadar fikir sahibi de oldum. Önce hangi fırçası hangi işlem için kullanılıyor ondan bahsedeyim;

Oval Fondöten Fırça: Krem, likit ve pudra bazlı makyaj ürünlerini yüzün her bölgesine uygularken kullanılıyor.
Oval Kapatıcı Fırça: Kapatılmak istenen en ufak bölgeleri bile kusursuz kapama vaat ediyor.
Oval Far Fırça: Göz kapağının uç kısmına kadar farı yaymak ve keskin hatlar oluşturmak için tercih ediliyor.



Benim gözümde artı eksilerine gelecek olursam, önce eksilerden başlayayım çünkü olumlayacak şeyleri daha fazla. Onlar sona kalsın. :)

Eksileri; 


- Sap kısmı biraz esnek olduğu için kırılacak diye ödüm kopuyor. 🙈
- Her fırçada olduğu gibi azıcık da olsa iz bırakıyor. Daha doğrusu büyük olan yani fondöten fırçası için geçerli bu durum. Ürünün pürüzsüz gözükmesi için iyice yedirmeniz, epey üstünden de geçmeniz gerekiyor. Bu da biraz zaman kaybettirebiliyor. Sünger de ona nazaran daha pratik kalıyor.
- Süngerlerde pıt pıt dokunuşlar yapabilme kolaylığı, bununla ne yazık ki mümkün değil. Her türlü ürünü yedirmeniz gerek.
- Fondöten ve kapatıcı fırçası için sorun yok da; far fırçası biraz işlevsiz. Bir kez göz pınarları ve kirpik çizgisi için kullandım ama, çok da "vaov" dedirtmedi. Bu sebepten set; pudra, fondöten ve kapatıcı fırçası üçlüsünden oluşabilirdi diye düşünüyorum.

Artıları; 


- Yıkama veya kullanım sırasında fırça kılları herhangi bir kopma, dökülme yapmıyor. Yıkarken bu konuda çok tedirgindim, ama gönül rahatlığıyla 2.yıkamamı da gerçekleştirdim bugün. Sorunsuz.👌
- Fırça kılları yumuşacık, hiçbir şekilde gözünüze ya da yüzünüze uygularken canınızı acıtmıyor.
- Tüm ürünleri fırça içine hapsetmiyor, süngerde olduğu gibi ürünün yarısını yok yere harcamıyorsunuz.
- Özellikle kapatıcı fırçasını göz altlarıma uyguluyorum ve fondöten fırçasında olduğu kadar iz bırakma durumuyla karşılaşmadım. Çok hafif bir izi, anında pürüzsüz hale getirebiliyorsunuz.
- Ellere bulaşmama durumu gerçekten bayağı hoşuma gitti, bu da benim için ekstra bir artı yön. :)
- Fiyatlarına göre oldukça yüksek performansları var. Üçlü set halinde bu fiyata almanız da avantajlı oluyor.


Kısaca benim yorumlarım bu şekildeydi; umarım alacaklar için yardımcı da olabilmişimdir. Eksilerine rağmen, beğenerek kullanıyorum ve uzun süre de kullanacağımı düşünüyorum. Bu açıdan alıp denemenizi tavsiye ederim. Çünkü bu tip fırçalar genelde piyasada çok daha fazla fiyatla satılıyor. Performansları karşılaştırıldığında ben seçimimin kötü olmadığını düşünüyorum, iyi yaptım hatta canım kendim yaa. :) 
Kullananlar da varsa, yorumlarınızı sabırsızlıkla bekliyorum. O zaman bir sonraki makeup bloggercılık yazımda görüşürüz, kocaman sevgiler canımlar. ♡

Hayatınıza Katmanız Gereken 3 Bitki Çayı #2


Herkese selaaaam! :)
Tee kış aylarında hazırladığım hayatınıza katmanız gereken bitki çayları serisinin ikincisini de yaza hazırlamam nasip oldu. E yazında bitki çayı içiyoruz hem ne var yani bir de bakmışız Ağustos ortası grip oluvermişiz, yazı kışı mı var sanki? :) İlki için de buraya tık yapabilirsiniz. :)
Yine aynı tarzdan giderek bu kez de farklı 3 bitki çayını konuşacağız sizlerle. Nasıl ve ne için kullandım, neye iyi geldi gibi gibi bir sürü şey anlatacağım.

Ben tam bir bitki çayı delisi olduğum için, her gün mutlaka minimum bir fincan içmeden duramıyorum. E hal böyle olunca da sizlere aktarmak için epeyce fikir sahibi oldum. O zaman sizi de daha fazla meraklandırmadan hemen çaylarımıza geçelim.

Bu arada şunu da belirteyim, fotoğraflar yaprakları görmeniz açısından temsilidir. Gerçek ölçüleri bu kadar değil. Aman diyeyim. :) O zaman sol baştan say. :)



↠ ENGİNAR YAPRAĞI


Benim tadını, kokusunu en sevdiğim çaylardan birisi. Belki aranızda duymamış olanlarınız vardır. O yüzden uzun uzun anlatmak istiyorum. Bu çayın yaprakları genelde pazarlarda poşet ile taze halde satılıyor veya pazarcılar tezgah arkasında enginarı soyarken onları da öylece atıyorlar, onları istediğiniz zaman da size verebiliyorlar. Çünkü zaten dediğim gibi bilmeyeni, tüketmeyeni çok. Fakat bileni de aldığı için bunu ticarete dönüştürmüş olanı da çok. O yüzden tezgah arkasında yeni soyulanlardan alın, boşa para ödemeyin. Nasıl olsa iki türlü de aynı. Sadece biri masrafsız. :)

Alındıktan sonra masaya, beze, tepsiye hangisi kolayınıza gelirse seriyorsunuz ve kurumaya bırakıyorsunuz. Tıpkı evde nane, kekik kurutmak gibi. Ne kadar kurutacağınız ise yaprakların kıvrık ve tıkır tıkır olmasına bağlı. :) Sonrasında yapraklarımız çay için hazır ve nazır hale gelmiş oluyor. :)

Peki nasıl demlersiniz? Demleme bardağınızın içine 2-3 adet kurumuş enginar yapraklarını makasla (çok sert olduğu için) küçük küçük parça halinde kesip atıyorsunuz ve üstüne kaynattığınız suyu döküyorsunuz. Ardından 7-8 dakika kadar demlenmeye bırakıyorsunuz ve süzüp içiyorsunuz.

Asıl soru şu: Bende nelere etki etti?
Benim yaklaşık 4 sene öncesinde aşırı abur cubur ve katkılı beslenmemden dolayı (kınamayın, iş hayatı beni o hale getirmişti:)) karaciğer yağlanması oluştu. Biliyorsunuz ki karaciğer rahatsızlıklarında ilaç kullanımı bile risklidir. Zaten benim de başlangıç seviyesi olduğu için herhangi bir tedavi yapılmamıştı, sadece yeme alışkanlığıma dikkat etmem yeterliydi, kilo da olmadığından ciddi durum oluşmadı çok şükür ki.. Fakat rahatlayana kadar da olumsuz etkilerini çok gördüm. Bu sırada da enginar çayı yaprağı ile tanıştırdı annem beni... İnanın, ben onu her gün düzenli içmeye başladığımda ne sağ tarafımdaki ağrılar, ne uyurken sıcak basması kaldı. Kontrole gittiğimde bile kan sonuçlarım da gözle görülür bir düşüş olmuştu. Açıkçası, düzenli beslenmenin yanı sıra enginara çok şey borçluyum. Hem yiyerek, hem de çayıyla tükettim. Sonucunda da" şükürler olsun Rabbime" dedim bir kez daha...

Karaciğer sorunlarınıza, kötü kolestrolünüze, kan şekerinize, kalp hastalıklarında koruma gibi birçok konuya faydası var. Benim annemin de yüksek tansiyonu olduğu için, bana bazen eşlik ediyor, onu içtiği zaman rahatladığını söyler hep. Aynı zamanda şişkinlik, gaz, ödem sorunlarına bile iyi geliyor. Yani kendisinde yok yok. Özellikle akşam yemeklerden 1-2 saat sonra içmenizi tavsiye ederim. O gün aşırı katkılı yediyseniz de bu çay ile hem mide hem karaciğer hem de sindirim sisteminizi rahatlatabilirsiniz.
Kokusu az ama güzel, tadı deseniz ben bayıla bayıla içiyorum. O yüzden sade ve doğal bir şekilde, içine bal ya da limon eklemeden tüketmeniz çok daha güzel olacaktır.

Fakat her çayda olduğu gibi bunu da doktora danışarak ve dozunda kullanmanız iyi olur.

↠ MELİSA 


Geldik, limon kokulu mis çayımıza. Limon otu, oğul otu adıyla da bilinen bu çayın yaprakları cidden limon gibi mayhoş kokuyor. E çayının kokusunu hiç demeyeyim o zaman. :) Tadı da hafif mayhoşumsu bu güzelliğin. :)

Kullanırken elinizle bir tutam melisadan almanız bir fincan için yeterli oluyor.

Melisayı eminim duymuşsunuzdur ve kullananlarınız çoktur. En azından enginardan daha bilindiği kesin. Ben melisayı özel günlerde, uyku düzeni için, rahatlama isteğimde dinlendirici amaçlı kullanıyorum.
Özel günlerde ağrılarınız çok şiddetli oluyorsa, ağrı başlangıcını hissettiğiniz an bir tutam melisayı demleyin ve için. Bir ağrı kesici yerine bir fincan melisa çayıyla yarım saat sonra ağrınızdan eser kalmadığın göreceksiniz. Hormonları düzenleme etkisi de bulunduğu için, bu döngüler boyunca ideal işlev görüyor.
Yatmadan önce içeceğiniz melisa çayı ise; hem sizi dinginleştirecek, gün boyu yaşadığınız stresten ve yorgunluktan arındıracak hem de kolay uykuya dalmanıza vesile olacak. Özellikle uyku problemi olanlar için papatya çayından sonra en hızlı etki gösteren çaylardan.

Bunlar dışında bağışıklık güçlendirmede, sindirim sorunlarında ve baş ağrılarında da oldukça etkili olduğunu duymuştum. Her gün içtiğim veya düzenli kullandığım çaylardan olmadığı için bu tür etkilerini ayırmam zordu açıkçası. Ama deneyenler ve olumlu etki görenler varsa ilgiyle dinlerim. :)

↠ TARÇIN


Ve sırada kıymetlim var. Tarçııın! :) Ben çayı dışında tam bir tarçın delisiyim. Meyvelerde, özellikle sütlü tatlılarda vazgeçilmezim. Ya her şeye mi yakışır? Evet, yakışıyor vallahi. Ama burada yiyeceklerden çok içeceğine odaklanacağız. Bir ara tarçın çayı ile paylaşımlar çoktu. Özellikle tatlı krizlerine ve kilo verememeye çözüm olarak kullanılıyordu. Hatta bende başka sebepten kullanırken, bilmeden ne faydalarını yaşadığımı fark edip sevinmiştim. :)

Tarçını çay olarak kullanma sebebim yine özel günlerdendi. Hani çikolata krizleri, tatlı istekleri ve bir takım kramplar oluyor ya... Heh evet işte, tarçın çayı bunlara çözüm. Bir fincan için tek bir tarçın kabuğu yetiyor. Önce bir bardak suyu kaynatıyor, ardından kaynamakta olan suya 1 tarçını ekliyor ve 5-6 dakikada o şekild kaynatıyorsunuz. Ilıştırıp içiyorsunuz. Bu kadarcık.

Ben genelde kramplarım olduğu zamana denk getiriyorum. Melisa kadar etkili diyemem, ama melisa tam regl çayı iken tarçın çayı da regl öncesi çayı denebilir aslında. Sadece ilk kramplarınızı hafifletiyor, regl oluşunuzu kolaylaştırıyor ve düzene sokuyor, aynı zamanda da tatlı krizlerinizi bastırıyor. Tahmini regl gününüzden 3 gün önce birer fincan içerseniz, rahat bir dönem geçireceksiniz. Yani tam bizlik hanımlar! :)

Bize sağladığı katkılar sadece bunlar değil tabii, kilo vermeye, grip ve nezleye karşı, şeker sorununuz varsa içtiğiniz zaman kan şekeri düzenlemeye de faydalı bir çay. Bu kısımlar hakkında deneyimlemem olmadığı için üstün körü söyledim, siz daha detaylı incelerseniz eğer daha da faydalı olacaktır.

Fakat tarçın çayını kalp ve mide rahatsızlığı olanların fazla kullanmaması öneriliyor. Biraz kalp çarpıntısını hızlandırdığı için, riskli görülebiliyormuş. Bu sebepten doktor kontrolünde kullanılması faydalı olacaktır.

Eveet böylece 3 faydalı bitki çayımızı daha bitirmiş oluyoruz. Umarım faydalı olabilmiştir ve siz de tükettiğinizde ben gibi faydalarını rahatlıkla gözleyebilirsiniz. Yazı biraz uzun oldu ama, bizzat kendi tecrübelerimle detaylı anlatmak istedim okuyan gözlerinize sağlık diyeyim. Sizin de tecrübeleriniz varsa, yorum olarak bırakabilirsiniz. :)

Sağlık dolu günler olsun canlar, hepinize de afiyet şifa olsun. :) 🌿

Yazın Ferahlatıcı İçeceği: Erik Suyu Tarifi


Yine bir tarif yazısıyla selam a dostlar. :)
Şimdi limonatayla başlamışken, kendimizi durdurmayalım ve tam gaz devam edelim istedim. Sırada da yine geçtiğimiz yaz aylarında sunduğum erik suyu tarifiydi. Kendisini çok severim, belki limonata kadar ünü yok ama ev yapımı olduğunda tadına doyulmuyor. Üstelik tam da mevsimiyken, ıımm. :P

Sizi de çok bekletmeden hızlı bir şekilde malzemelerine geçelim, hemen şu havaların harareti üstümüzden gitsin. :) Bu arada çocuksu bardağımla ve yapbozumla sevin beni. :))



Malzemeler: 


-500 g. (Yarım kilo) kırmızı erik
-1 su bardağı şeker
-2 litre su (içme suyu olmasına dikkat edelim)
-İsteğe bağlı olarak; birkaç adet karanfil. (farklı bir aroma katıyor, deneyebilirsiniz.)

Yapılışı: 


Su ve şekeri iyice tencerede karıştıralım, daha sonra erikleri ekleyelim.
Ocağın altını yakalım ve kısık ateşte kapağı tam olarak kapatmadan kaynamaya bırakalım. (Kapağı tam kapatırsanız hem taşabilir, hem de vitamini gidebilir aman bu kısma dikkat!)
10 dakika kadar geçince eriklerin yumuşadığını göreceksiniz.
Bir 5-10 dakika daha kaldıktan sonra (eriklerin özünün geçmesi için yapıyoruz, yoksa fazla bekletmeye gerek yok) süzgeçten geçiriyoruz.
Ilıklaştıktan sonra buzdolabına koyuyoruz. Erik suyumuz hazıır. :)
Kalan erikleri de çöpe atmıyoruz, marmelat veya komposto tanesi gibi yiyoruz, ee malum her şeyde ayrı vitamin var. Tadı da nefis oluyor. :)

İşte böylelikle; büyük küçük herkesin severek içebileceği buz gibi bir yaz içeceği oluyor. Herkese afiyetler olsun, şifa niyetine. :) Deneyenlerin de yorumunu şimdiden merak ediyorum. :)

Not 1: Buradaki şeker ve su ölçüsü kişinin yoğun kıvamlı veya şekerli beğenisine göre azaltılıp, arttırılabilir.

Not 2: Kalorisi düşük olduğu gibi, günlük A ve C vitaminini karşılamaya da yardımcı bir meyvedir. İçerdiği potasyum oranıyla kemik gelişime yararlı, kaslara özellikle de spor yapanlar için faydalıdır. Kan şekeri dengeler, görmeyi kuvvetlendirir. Daha saysam mı acaba? Öyle işte, aklınızda bulunsun bunlar. :)



Sıcak Günlere Serin Bir Mola: Limonata Tarifi


Sıcaak çok sıcaak daha da sıcak olacak!
Aşırı sıcak bir yaz gününden daha herkese merhabalar. :)
Bu sıralar Limonata tadında film maratonumuz devam ediyorken, yazın teması da belliyken ne yaptım dersiniz?
Sevgili Nisatoş'umun geçen yaz aylarında hazırladığı limonata tarifini yeniden düzenledim, güncelledim ve şu sıcak günler için yeniden okumanıza sunalım istedim.Kabul edelim ki, güzel denk geldi vesselam.
İsterseniz çok uzatmadan malzemeler ile başlayalım, böylece sizle birlikte de yapımına geçeriz. :)
Bu arada araya da kaynak yapayım, o sürahiyi nasıl bir heyecanla aldım, nasıl heyecanla fotoğraf çekmeye çalıştıysam detaylar gördüğünüz üzere. Kusura bakmayın, tekrar çekme şansım olmadı. :)



Malzemeler: 


-1 tane portakal
-1 tane limon
-3 litre su
-1 su bardağı şeker (çok şekerli isteyenler için 1.5 su bardağı da olabilir)

Şipşak tarife de geçelim:

Portakal ve limonu iyice yıkıyoruz, çünkü kabuklarını da kullanacağız. (Bütün vitamin itinayla kullanılır:) )
Yıkadıktan sonra buzdolabının dondurucu kısmına atıyoruz ve yaklaşık 3 saat bekletiyoruz.
Limonatayı yapmaya başlamadan 5-10 dakika kadar önce çıkarıyoruz, ama tamamen yumuşamaması lazım dikkat ediyoruz.
Sonra onları ortalayarak parçalara ayırıyoruz tıpkı domates kesmek gibi düşünün, dikkat ediyoruz elimizi de kesmiyoruz o sıra. :)
Şimdi bu parçaları rondo da daha ufaltacağız. Nasıl mı?
1 bardak şekerin yarısını rondoya koyuyoruz, yanına da portakal ve limon parçalarının yarısını ekliyoruz kesme işlemini yapıyoruz.
Derin bir kaba 3 litre suyu koyuyor ve rondodan geçirdiğimiz kısmı da suya aktarıyoruz.
Geri kalan portakal limonu da rondodan geçiriyor, kapta bulunan suya ekliyoruz. Ve tüm karışım hazır.
Şimdi karıştırmaya başlıyoruz. Çekirdekleri varsa ne olacağını merak ediyorsunuz, onları da ayırmaya uğraşmıyoruz sonra ayrılacaklarına kefiliz. :)
Hazır olan limonata karışımımızı bir süzgeç yardımıyla süzerek parçalardan da ayırıyoruz.
Ta-ta-ta-taam! Limonatamız hazır! :)

Hepinize afiyet olsun, ferahlık serinlik versin. :)
Nisa'nın da ilk tarifi sunduğu için eline sağlık bir kez daha. :) Başka tariflerde görüşmek üzere, hoş kalın. :)