Önerili etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

En Sevdiğim K-Pop Müzikleri


Herkese merhabaaaa! Bu sefer buralarda görmeye alışkın olmadığınız, bambaşka bir konuyla geldim. Yaklaşık 2 senedir beni bu diyarlara bulaştıran Morduslerkitapligi kızım Gizem ve kardeşi Goncanindunyasindan Gonca'ya teşekkürü borç bilirim. Unutmadan, instagram üzerinden tanıştığım yakın çevreme dahil olan Büşra'ya ise minnet duygusu içerisindeyim.

Çok da uzatmadan, "K-pop dünyası nasıl başladı :)" temalı yazıma başlıyorum. Öncelikle Spotify ve Youtube'unuzu açınız ve arkanıza yaslanınız. Hazırsak da toplanın mevzuyu anlatıyorum.

Gündemimiz: K-POP 🐰


Öncelikle K-pop müzikleri hakkında 2 sene öncesinde hiçbir şey bilmediğimi söylemeliyim. Klasik PSY Gangnam Style şarkısını saymazsak, adlarını bilmez, türünü bilmez, müziklerinin tınısı hakkında bile en ufak fikrim olmazdı.

Gizem'le blog etkinliği sayesinde tanışmıştım, ki bu tanışma "hayatımın iyi ki" leri arasında yer alıyor. Çünkü kendisi en yakın arkadaşlarımdan, kardeşlerimden birisi oldu. Gizem hem bir k-pop müziği dinleyicisi, hem de Kore dizilerini sıkı sıkıya takip eder. Biz her buluştuğumuzda bahsederdi, ben de sürekli "meşhur" dizi listeme ekleme yapar, izleyeceğim derdim. BTS'den bahsettiğinde ise ilk başlarda çok ilgimi çekmese de, bir akşam tesadüfen karışık çalma listesinde hiç unutmam canım Not Today şarkısına denk gelmiş ve tabiri caizse vurulmuştum. Bu kimin şarkısı vs. diye bakarken bir de ne göreyim; BTS yazıyor. Sonrasında diğer şarkılarını da dinlemeye başladım, takip etmeye başladım, Gizem ve Gonca anlattılar, önerilerde bulundular, instagramda paylaşımlar sırasında Büşra'yla da detaylı muhabbetine dalınca bambaşka bir dünya olduğunu keşfedercesine daldım. Tam olarak Hikayemin özeti bu. Geldiğim noktada hala aynı yer, çünkü keşfettikleriniz burada asla bitmiyor...

Öyle böyle derken 2 sene geçti ve şimdi onları görüp duydukça yüzümdeki gülümsemeye engel olamıyorum. BTS başta olmak üzere, sevdiğim farklı Kore grupları ve farklı k-pop şarkıları da var. Fakat BTS'i hiçbirine değişmem. Beni bunca bağlayan müzikleri değildi aslında, yaşamları, saygıları, sevgileri, güzel kalpleri, hayata bakışları ve bizi bize sevdirmeleriydi... Bunca zaman birçok programlarını, turlarını, video ve kliplerini, sohbetlerini izledim. Buna rağmen eksik kalan bir sürü şey var diyebilirim. Ne yazık ki dizilere başlayamadım, yıl oldu 2019 ama hayatımda ilk kez sıkı sıkıya bağlı olduğum bir müzik grubu var. Var olun Bangtan Boyslar!

Popüler oldukça herkesin de kullanmaya çalıştığını bir kenara koyarsak, yazılan çizilen haberlere rağmen hiçbir zaman doğallıklarından ve samimiyetlerinden bir şey kaybetmediler. Sanırım en çok da bu sebepten seviyorum, güzel olan bir sürü şeyle karşılaştırdılar.

Peki K-pop dendiğinde aklıma gelenler sadece BTS mi? Elbette hayır. Birbirinden farklı K-POP grupları var fakat hepsi değişiyor, ruh halime veya zevkime göre...



Bende ki hal böyleyken, bu yazıyı yazmama neyin etken olduğunu merak ediyorsunuzdur...
Takip edenler ve sevenler bilir ki; Kim Taehyung'ın yani nam-ı değer V'mizin, solosu Winter Bear yayınlandı. Bu solo tüm sevenlerinin kalbine birer ok fırlatmış gibi oldu. En azından bendeki etkisi böyleydi. :)

Bir şarkının beni bu kadar derin etkileyeceğini, klibini ayrı sesini ayrı müziğini ayrı seveceğimi ve bir türlü doyamayacağımı asla düşünemezdim. V'nin sesine bayılıyorken, bu müzikle eşlik etmesi, klipteki samimiyeti gözlerimi dolu dolu etmeye yetti. Bu kadarla anlatmak inanın çok zor, çünkü hiç bir şarkıda böyle hissetmemiştim. Mükemmel bir şeydi dinlediğim, izlediğim! Saatlerce olmasını o kadar çok isterdim ki...
Winter Bear çevirisi içinde sözlerden en sevdiğim kesiti de burada paylaşmak istiyorum...

Yüzünü hayal ediyorum,
Bana merhaba diyorsun...
Sonra tüm kötü günler,
Bana hiçbir şey ifade etmiyorlar,
Seninleyken...

Bu şarkı V tarafından oluşturulsa da, RM de ona destek vermiş. Bazı yerlerde okuduğuma göre şarkının çıkış amacı babaannesinin 1000. ölüm günü, bazı yerlerde I Purple You için dense de tam olarak bilemiyorum. Bilen yorumlarda bizi de bilgilendirirse harika olabilir. :)

Taehyung'ın bu şarkısıyla birlikte çok sevdiğim ve size önerebileceğim K-Pop müziklerini de bir araya getirmek istedim. Sonuçta onlarda hayatımın bir parçası... Dediğim gibi üzülerek söylüyorum, dizi OST'lerini bilemiyorum, bildiğim kadarıyla onlar da harika ama dışarıda kalanları ve her dinlediğimde iz bırakmış olanları buraya yazmaya karar verdim. Şimdiyse sizlere en favorimden başlayarak bir sıralama sunacağım. Umarım beğenirsiniz.

Favori K-Pop Müzik Listem:

🌿 ile işaretlediğim iki özel şarkıyı Youtube üzerinden dinleyebiliyorsunuz, diğer şarkılar içinse Spotify'da liste yaptım oradan takip edebilirsiniz. :) Linkine de buradan ulaşabilirsiniz.

  1.  Winter Bear by V 🌿
  2.  BTS - Heartbeat
  3.  BTS (Jungkook) - Begin
  4.  SHINee (Jonghyun) - Y Si Fuera Ella 🌿
  5.  BTS - Pied Piper
  6.  DAY6 - I Need Somebody
  7.  The Rose - She's in The Rain
  8.  Super Junior (feat Reik) - One More Time (Otra Vez)
  9.  BTS & Steve Aoki - MIC Drop
  10.  BTS (Jin) - Epiphany
  11.  BTS (Suga feat SURAN) - So Far Away
  12.  (G)I-DLE - HANN (Alone)
  13.  Mamamoo - Starry Night
  14.  BTS - Fake Love
  15.  BTS - Not Today
  16.  BTS (Suga) - Never Mind
  17.  Jackson Wang - Fendiman
  18.  TAEMIN - Move
  19.  EXO - Monster
  20.  BLACKPINK - Ddu-Du Ddu-Du

Buradaki şarkılar en sevdiklerim olduğu gibi, sık sık dinlediğim birçok şarkıyı da Spotify'a ekledim. İlk 20 ise keyif aldığım, farlı duygulara büründüren parçalardan oluşuyor. Aslına bakılırsa her birinin anlamı var... Bazılarının hikayelerinden etkilendim, bazıları arkadaşlarım tarafından uzun sohbetlere konu olduğu için anlamlı, bazılarıysa sözleri ve melodileriyle tam benlik konumunda yer alıyor.

Sizin de önerebileceğiniz K-pop şarkıları varsa zevkle dinleyebilirim. Çaylak bir Army, acemi bir k-popcu olarak buradaki misyonumu tamamladım sanırım. :) Umarım beğenmişsinizdir ve ortak şarkılara da sahibizdir. Dizileri izledikten sonra OST'ler hakkında da bir yazı yazabilirim tabii, neden olmasın. Müzik ve yazı yazmak en sevdiğimiz ikili, seve seve yeniden görüşeceğimize eminim.
Hoş kalın canlar!

Çocuk Değil Birey Yetiştirmek İsteyen Ebeveynler İçin Montessori Eğitiminin Önemi



Uzmanlar tarafından yapılan açıklamalarda; ebeveynlerin bilinçsiz bir şekilde çocuk sahibi olduklarını, her şeyden önce topluma bir birey kazandırdıklarını ve bu sebeple çocuklarının eğitiminde oldukça titiz davranmaları gerektiğini belirtiliyor. Bu anlamda konuya ilişkin araştırmalar gerçekleştiren ebeveynlerin karşısına ise ilk olarak İtalyan bilim insanı ve eğitimci Maria Montessori çıkıyor.

fotoğraf: https://unsplash.com/photos/f0rdHx5P8sQ

Peki Maria Montessori Kimdir ve Montessori Eğitimi Nedir?


Okul öncesi eğitimde ve üniversitelerde işlenen derslerin büyük çoğunluğunun fikir sahibi olan Montessori, İtalya’nın ilk kadın doktoru ünvanını aldıktan sonra; her çocuğun, kendine özgü bir gelişime sahip, bireysel bir kişilik olduğunu ve kendi kapasitesi doğrultusunda öğrenebileceğini savundu.

Kısa bir süre içerisinde büyük yankı getiren bu tez, ardından “Montessori Nedir?” sorularının da kulaktan kulağa yayılmasına sebebiyet verdi. Montessori uzun bir süreçte gerçekleştirdiği bu çalışmasında; bilgiyi ezberden kurtarıp, her yaşta çocuğun anlayabileceği bir düzeyde somutlaştırdı ve bunu bütünlük içinde aktaracak bir yöntem ve yıllar sonra “Montessori Materyalleri” olarak anılacak olan materyaller dizisini geliştirdi.

Montessori Etkinlikleri ve Montessori Oyuncaklarının Önemi


Hayal gücünün oldukça güçlü olduğu ve çocukların gelişime en çok açık olduğu dönemde Montessori oyuncakları; çocuklara dünyayı keşfetmek için fırsatlar yaratırken, hayal dünyalarını istedikleri gibi kullanmalarına ve bu sayede kendilerini geliştirmelerine olanak sağlıyor.

Bir çok ailenin bilinçsiz bir şekilde “Çocuk evde oynasın!” diye aldığı bu oyuncaklar ise herkes tarafından bilinmesine rağmen ne işe yaradığı ise hala kavranabilmiş değil. Bu oyuncaklar somuttan soyuta aşamalı bir biçimde düzenlenmiş ve çocuğun hata yapmasına büyük ölçüde olanak sağlıyor. Montessori oyuncakları ile oynayan çocukların gözetim görevini üstelenen öğretmenler ve ebeveynlerden ise çocuklara yaptıkları hataları belirtmemeleri, aksine çocuğun hatasını kendisinin bulup düzeltmesini beklemeleri istemiyor. Bu sayede de çocuk, doğruyu kendisi keşfedebilme imkanı buluyor.

saca çocuğun “eşleştirme” kavramını öğrenmesini sağlamak için; sarı parçaları sarı kutuya, mavi parçaları mavi kutuya, kırmızı parçaları kırmıza kutuya, yeşil parçaları yeşil kutuya koyması hedeflenir.

Türkiye’de Montessori Eğitiminin Fazla Bilinmemesinin Nedeni


Bir çok ailenin Montessori materyalleri içerisinde yer alan Montessori oyuncaklarını çocuklarına alması ancak ne işe yaradığını bilmemesi ve çocuklarına ne gibi bir artı sağladığını kavrayamamasının en büyük nedeni olarak, yapılan araştırmalara göre, Montessori programını özümseyen eğitimcilerin ve Türkiye’de bu eğitimi almış öğretmenlerin bulunmasının zor ve sayılarının az olması olarak gösteriliyor.


Hoş Gel 2018 🎈


2017'ye girerken de aynı başlıkta bir yeni yıl yazısı yazmıştık. Hey gidi günler, şimdi ise bambaşka bir yıla giriyoruz. Aslında tek değişen bir takvim yaprağı atlamak, ama değişmesini istediğimiz isteklerimizi yeni yılı bahane ederek kullanıyoruz.
Bu arada hemen konuya atlamak yanlış oldu, nasılsınız keyifler yerinde mi? 😊
Bizi sorarsanız, karman çorman bir seneydi. Yeri geldi yoğun, yeri geldi "ee şimdi ne yapsak" modunda, yeri geldi çok düzenli ve rutin.. Ne ararsanız yaşadık anlayacağınız. Önceki yıllarımıza bakınca bu yıl hem blog hem de hayatlarımızın düzenini oturttuk bir nevi. İyi de oldu.
Yeni yıl yazımıza ilk blogumuzdan başlayalım. İnanın bu kısımları yazarken bendeniz Kübra epey duygusalım. Adeta bir topluluk önüne çıkmışım, az sonra da ödül alacakmış gibiyim. Niye, diye soracaksınız. O zaman izninizle başlıyorum.

"İyi ki blog var!"


Evet, cidden bu duyguyla yazıyorum şu an. İyi ki var, iyi ki açma kararı almışız, iyi ki sizleri tanımışız, iyi ki de varsınız. Yazma tutkumun, günü gelince işime döneceğini hiç tahmin etmezdim. Bu blogu kimine göre heves, kendime göre ise büyük bir bağlılıkla başlattım. Hep de Nisa ile bu istekle devam ettik. Hedefsiz hiç bir şey olmaz. Buna çok inandığım için blogun özel bir defteri bile var, gerisini varın siz düşünün. O defterde blogla alakalı bir sürü konu olduğu gibi, hedeflerde vardı. Hem kişisel instagram hesaplarımızın, hem blogumuzun yıl sonuna kadar ki hedefleri mesela... İstatistikleri incelemeyi, onları yoruma döküp bu konuda neler yapılabilir düşünmeyi sevdiğim için bu yıl sonu hedeflerimiz gözlerimi doldurdu desem yeridir.

Biz 2016 yılının Mayıs ayında buraya dahil olduk. 2016 biterken güzel ülkemizin 29 güzel iline ulaşmıştık, 585 okuyucumuz vardı. Ve 2017 biterken ulaştığımız sayı 70 il ve 3.675 okuyucu oldu. Ülkenin dört köşesine de ulaşabilmek, gerçekten şükürler olsun dedirtiyor. Siz bizi sevdiniz okudunuz, biz de sizi çok sevdik ki hep yazdık durduk burada. Diyoruz ya, iyi ki varsınız!💜
2017'de bir sürü güzellik geldi, en güzeli de "Gelecek Vaat Eden Bloglar" listesine girmemizdi. Kime göre, neye göre dersiniz belki ama bilenler için nasıl teşvik edici ve gurur verici bir andır. Çok şükür ki bunu da yaşadık.. Öyle güzel insanlar tanıdık ki, kimileriyle yüz yüze görüştük ki kimisiyle hala görüşme planımız var (o okursa anlar zaten heheh😁), kimi ablamız abimiz kimisi kardeşimiz gibi oldu ve yıllardır buradaymışız gibi bizi bağrınıza bastınız, sonsuz teşekkürler size. Çok güzel dostluklar edindik.. Var olun, hepiniz.

Hedeflere geri dönecek olursak, siz de mutlaka kendinize yapılacaklar listesi oluşturun. Her gerçekleşen hayalinize veya hedefinize bir kalp koyun. Hem gururlu hem de mutlu olacaksınız, garantisi bizden.

Bu yıl yeni tarzlar, yeni tasarımlar yapmaya çalıştık. Çoğunluğu da sevdiniz, özellikle kategorili konularımızı. 2018'de de özellikle gezi konusunda çok aktif olacağımızı da şimdiden belirtelim. O sürpriz olmasın.🙈 Ama gerisi süprüüüz.😎😉



Gelelim 2017 vs. 2018 kapışmasına...

Valla bu yıl bizim için nasıl geçmişti biraz bahsettik ilk başta, şimdiyse 2018'i biraz gazlamak lazım. Bak 2017 sana söylüyorum, 2018 sen anla hesabı.
Lütfen çok güzel bir yıl ol!
Her geçen yıl teknoloji ve başka konularda ilerledikçe hayat düzenlerimiz hatta ahlak yapılarımız bile etkileniyor. Bu yıl bunlara uymadığımız bir yıl olsun mesela?
Mesela bu yıl; kartpostallar mektuplar havada uçuşsa, çocuk yanlarımız daha çok dışarda olsa, gülümsesek ve gülümseyen insanlar görebilsek, yani kısacası daha samimi daha sıcak bir yıl olsa? Fena olmaz sanki ne dersiniz? Birbirimize snap atmak yerine, kartpostal atalım ya vallahi ciddiyim!

Huzurumuz bol olsun, sağlığımız sıhhatimiz yerinde olsun, mutluluklarımız paylaştıkça çoğalsın, üzüntülerimiz paylaştıkça azalsın, evimizin bereketi "çarşıdan aldım bir eve geldim bin tane" gibi bollaşsın, sürpriz haberlerimizin müjdelerimizin ardı arkası kesilmesin, seyahatlerimiz tatillerimiz çook olsun, her anın tadı bolca çıkarılabilsin, bol bloglayalım, bol yazalım, özetleeee harika ötesi bir yıl olsun.😍
Klişeleri geçtikten sonra da, size yeni yıl bahaneli tavsiyeler sıralamaya geldi sıra.

Bu yıl kim yüzünüze tüm kapıları kapattıysa, kim kalbinizi kırdıysa, kim sizi değersizleştirdiyse, kim fedakarlıklarınıza burun kıvırdıysa, kime son lafınızı ettiniz son mesajınızı attınızsa hazırlanın onlar bir daha geri dönüşüm kutumuzdan çıkmayacak. Söz verin kendinize, sizi üzenlerle zaman kaybetmek değil artık amaç, değerinizi bilenlerle mutlu olmak. İnsanlar, birisi onları el üstünde tuttuğunda o kişiyi değersiz hale getirmeye bayılırlar. Kimsenin size bu şekilde bakmasına izin vermeyin. Şeffaf, dürüst oluşunuzdan ödün vermeyin, bulanık insanlar bu görüntünüzden ürperir duygularını saklar sizi de kemirir tüketirler. Cesaretinizi yitirmeyin, duygularınızı yaşayın doyasıya. Bir insanın değerini maddiyatla veya görsellikle ölçenlerden olmayın, öyle olanlardan da uzak durun. Bir de sevginin hakkını vermek lazım, sevilmenin de... Not alalım bunları, dursun gözümüzün önünde.

Ya işte çok güzel bir yıl geçirin, siz değerlisiniz ve çok seviliyorsunuz. Hepinize fotoğraftaki kalplerden gönderiyoruz. Çok güzel değiller mi? Ikea aksesuarları kalp ben. Neyse, şimdiden musmutlu yıllar diyerek kaçalım o halde.. Yeni yılda daha sık görüşmek dileğiyle...
Haydi sabırsızlıkla bekliyoruz seni 2018, güzel güzel gel, güzel de geç e mi? 💗🎈🎄

Sana, Bana, Herkese...


"Kimleri görüyoruz böylee?" dercesine okuyabilirsiniz bu yazıyı, ona göre hazırladım kendimi. Yine bir iç döktürmecesi ile karşınızdayım. Bu kez öyle ortaya atıyorum lafı, sonrada kaçıyorum moduna girmeyeceğim. Herkes alınabilir üstüne, ben bile alınıyorum o derece! Ama hangi anlamda alındığım bana kalsın.

Hani bir aralar manifesto yazmıştım aşksaldı biraz, hatırlarsınız. Heh bu da o gibi, ama direkt olarak hayattan. Bu yazının sonunda ya şöyle diyeceksiniz; "bana mıydı bu laflar?" ya da "helal olsun, iyi demişsin." ortası yok. Üstüne alınan zaten kendini fark ettiği için alınıyordur, alınmayan ve yanımda olan da bunlarla alakası olmadığı içindir. "Yarası olan gocunur." derler ya. O misal! Yarası olan gocunsun, ki benim kadar gocunmuş olacağını sanmasam da(?) olsun, ben içimden gelen tüm samimiyetle yazıyorum bunları. Bilirsiniz ki başka türlüsü olmaz burada..

İyi niyetli insanların karşısına, kötü niyetliler çok çıktıkça bir süre sonra iyiler de kötü olmak konusunda normalleşirmiş. Ne kadar iyiyim bilmiyorum ama, herkesi kendim gibi sanabildiğim bir gerçeklik var. Ve bazıları ne yazık ki, yüzlerine iyi insan maskesi takabiliyorlar. Üstelik bu maskeleri de o kadar inandırıcı ki... Çok şükür ki iyi kalpli olmaktan bir gün bile taviz vermedim. Keşke bazıları da kötü kalpli olmaktan taviz verselerdi, en azından bir deneselerdi...

Onlara sesleniyorum:
İçin kötü, senin kalbin kurumuş! 

Bir insanın başarısı seni mahvedebiliyor. Kendinin başaramadığı yüzlerce şey varken, bir kişi bir şeyi başardığında o kişiyi sevsen de sevmesen de o kıskanç gözlerini dikebiliyorsun hayatlarına. Zehirli dilinle yaralayabiliyorsun. Umrunda mı? Ah keşke olsaydı!

Bir insanın gezmesi seni etkileyebilir mi? Etkiliyor. Çok geziyorum arkadaş! Gezmeyi de çok seviyorum, çok şükür ki hayatımı boşlamamak için bir fırsatım var, dilerim ki seninde bu imkanların olsun sende çok gez e mi! Gözüm mü kalır sanıyorsun. Kendim kadar mutlu olurum, yanılıyorsun!

Bir insanın kendi hayatı için bir şeyler yapması, yapma cesaretini göstermesi bile senin neden zoruna gidiyor? Hep çukuru görmesini istercesine, neden ona destek olmuyorsun? Ya sende çukura düşersen bir gün elini uzatırda beni bulamazsan? Üzgünüm, sen çoktan çukurdasın ve çıkman için o eli uzatamıyorum. Tıpkı senin de yaptığın gibi!

Bir insanın gülmesi üzüyor seni değil mi? Bazen bencillikten, "bir bana gülsün" dercesine, bazen kıskançlığından "ben gülemezken o niye gülüyor" diye sorarcasına. Keşke kalbin iyi olsaydı, bir gülümsemeye gülerek eşlik edebilseydin.

"Bir insan bir insana elbet yeterdi" demiş Sabahattin Ali. Peki ya bir insan bir insan olamıyorsa ona ne demeli?

Senin derdin, senin sorunun, senin ilişkin, senin işin, senin paran, senin senin senin! Hayat sadece senin, dünya sadece senin-miş gibi davranma! Misafiriz burada. Azıcık iyi olmak da yakışırdı sana. Sorsana biraz "sen nasılsın" diye? Yuhalarlar mı seni? 
Kıskançlık, gamsızlık, vurdumduymazlık, hep laf sokayım derdin! Kalp benim, aldığım nefes benim işte orada dur biraz. Kıskandığının daha fazlası senin olsun, derdin buysa. Herkes seni önemsesin diğerlerine karşı gamsızsın ya!
Hep al al nereye kadar sahi söylesene?
Gel dediğinde gelecek, hayatını sana uydurabilecek birini arıyorsun sen... Arkadaş, eş, sevgili her neyse.

Ne zaman ilgilendin benimle sahi? Moralim bozukken hissedip ne zaman aradın en son? Trip atıp, haksızken haklıya dönmek için elinden geleni yaptın da sana kırgın olduğum için sessizleştiğimi anlayamadın mı? Kendini anlatmayı bırakıp ne zaman sordun benim hayatımın nasıl gittiğini? Ne biliyorsun hakkımda? En yakınımdan, en uzağıma ne biliyorsun sahiden? Hayatımda gerçekleşen ufacık veya kocaman mutluluklara en son ne zaman eşlik ettin? Sözde hayatımda hangi sıfata sahipsen o'sun, sözde o'sun!
Hep gülüyorum ben değil mi? Hep mutluyum, hep geziyorum, hep güzel şeyler paylaşıyorum. Ne gerek var kendinden bahsetmek varken beni sormak, değil mi? İyiyim ya gözünde.
Bundan sonra bilme. Duyma. Görme. Üstüne mi alındın, alın. "Çok değiştin sen" mi diyeceksin, de. Değiştim çünkü.
Beni umursamayanları umursamamak için, aramayanı aramamak için, aklına gelmediğimi aklıma getirmemek için değiştim. Sayende!

Hep şuna inanmışımdır. "Az insan çok huzur." Sahiden öyle. Hep bu şekilde hayatıma aldım insanları. İyi ki de!

Her zaman derim; özleyen gelir, sesini duymak isteyen arar, merak eden sorar, seni seven hep yanında olur. Bu kadar basit işte her şey. Anlamak zor değil. Mesafelere rağmen de, hayat şartlarına rağmen de hayatımda olanlara, yokluk, yalnızlık hissettirmeyenler var, işte onlar şükür sebebidir. Başkaları varsa yanımda senin gerektiğin kadar olamayışındandır, bunu bir kez düşün mesela. Biraz da neye kızıyorsan, aynılarını yapıp yapmadığına bak mesela. Aynalar bunun için var ya.
Dedim en başta, kalbin kurumuş diye... Sonbahar yapraklarından bile daha çok soldun gözümde... Bil istedim.

photo by: pinterest
Ve sen bunu okuyan güzel okurum, renkli okurum..
İçindeki renkler hiç solmasın. Soldurmaya çok çalışacaklar, yaptıklarını hatta bazen yazdıklarını beğenmeyecekler. Hep eleştirecekler, hep bahane bulacaklar. Renklerini hiç kaybetme. Hep pozitif yazıyorsun diye, konuşuyorsun diye hayatına hiç olumsuz bir etki olmayacak sanıp şaşacaklar. Ona bile yaranı deşecekler. Aldırma sen. Kimse için yazmıyorsun sen burada, kimse için de hayatını yaşamıyorsun. Dök içini! İstediğin gibi dök. Çekinme, kırılır mı gücenir mi diye? Seni kırıyorsa bir an bile düşünme. Her şeye sahip olma, her şeye de ait olma. Enerji sömürücülerine dur de, kimsenin negatifliğini yüklenme omuzlarına. Körü körüne saplanıp da kalma hiç kimseye, ateş gördüğünde de körükle gitme. Bağımlı olma, bağlı ol bağlı kal. Bir insana hava gibi ihtiyaç duyma, kendi kendine yetebil. İnan, umut et, başar, korkma. Yapamazsın derler, kapa kulaklarını. Umudunu yok etmeye çalışırlar, aç ellerini duaya sarıl. Doğru insanlardan oluşan bir çevre oluştur kendine, ötesini boş ver. Kötülük edene kötülükle karşılık bile verme, bırak Allah'a, sonra da bırak hayatına tutunan kenarlarından. Yüreğin çiçeklerle dolsun, hayatın çiçek gibi olsun. Ama sen iyiliğini hiç bırakma. Böyle çok güzelsin!🌺