Anne with an e,

Gerçeklikle Büyüyen Kızın Hikayesi: Anne with an E

Temmuz 20, 2020 Ruhuna Renk Kat 1 Yorumlar


Hepinize merhaba renkliler! Bugün nereden başlayacağımı bilemediğim, naif ve öyküsel bir dizi ile karşınızdayım. Bir genç kızın büyüme hikayesini konu alan Anne with an E dizisini ahretliğim Alaturka Hayaller ile izlemeye başlamıştık. Ama sonra ailecek de devam ettirince şahane bir izleme programı oluştu bizim için. Bu benim için aslında ilk ve en tatlı deneyimlerden biriydi. Devamının geleceğine de şüphem yok. İki kız kardeş olarak geçirdiğimiz şu zaman için binlerce şükür demekten başka bir şey yapmadım..

Anne with an E dizisini ilk olarak benim yakın arkadaşım Yağmur önerdi, oradaki Diana ve Anne arkadaşlığı bize benziyor dedi. Ardından da instagramda yoğun bir öneri görünce bir şanstan fazlasını hak ettiğini düşündüm. Şu an devam eden bir sürü dizim olmasına rağmen hemencik Anne'e başladık ve iyi ki diyorum bir kez daha! Çünkü bir hikaye bu kadar zarif olabilirdi. ❤

Yine size uzun uzun konusundan, karakterlerden ve kendi yorumlarımdan bahsedeceğim. Ama ondan öncesinde bana Anne with an E dizi favorilerimde ilk 10'da yer alır mı diye sorsanız, tereddüt dahi etmeden evet derim. Eminim siz de sıkça görmüş duymuşsunuzdur, hatta seviyorsunuzdur. Şimdi ise anlatım sırası bende. :) Bakalım benim gözümden Anne with an E'yi beğenecek misiniz?


Anne with an E Konusu: 

Anne Shirley; Green Gables'a gelen yetim bir kızdır. Çiftlikte yaşayan Marilla Cuthbert ve Matthew Cuthbert yanlarına bir erkek çocuğu istemektedir, çiftlik işlerinde yardımcı olacak ve yanlarında kalacak. Oysa erkek çocuk yerine, Anne adlı kızımız gönderilir ve macera başlar. İlk olarak Matthew ile tanışan ve kendini sevdiren hayalperest Anne, çiftliğe geldiğinde Marilla erkek olmadığı için istemez ve onu geri göndermek ister. Oysa birkaç güne tüm fikirler değişecektir. İlk akşamını Green Gables'da geçiren Anne sürekli ağlar ve yetimhaneye dönmek istemez. Marilla ise oldukça kararlıdır ve dönüş yolunda fikrini değiştirecek şeyler yaşanacaktır. 

Başlangıcı böyle olan Yeşilin Kızı Anne, devam bölümlerinde birçok yeni karakterle birlikte heyecanlı hikayelere tanık ediyor bizi... Aşkı, ırk dil din ayırmadan insanları sevmeyi, insan olmayı, özgürlüğü ve daha bir sürü anına ortak oluyoruz.

Anne with an E Karakterleri:

Anne Shirley Cuthbert: Dizimizin başrolü. Kızıl saçlı, kocaman mavi gözlü, çilli ve çok tatlı bir kızımız Anne. E ile :) Annesi ve babası öldükten sonra başka ailelerin yanında kalsa da en sonunda yetimhaneye dönmüştür. Kaldığı ailelerin yanında şiddet ve zorbalıklarla karşılaşmış, taciz edilmiştir... Hayal gücünün yüksekliği doğal olarak biraz çeneye vurmuştur. :) Ama bunu tanıştığı insanlar kötü bir şey gibi görüp, onu sürekli itip kakmıştır. Yani geçmişi yaralı bereli ve travmalarla doludur. Cuthbert'ların çiftliğine gelerek yepyeni bir yaşama başlamış, biyolojik olmasa da manevi ailesini bulmuştur. Büyüyene kadar tam bir fırlama oluşu sonrasında da devam etmiştir. 
Bazen düşünmeden söyledikleri sebebiyle çok hata yapar, ama izledikçe kalbinin temizliği sebebiyle sır saklamak ya da arkadan konuşmak gibi huyu olmayışından bunları yaptığını anlıyorsunuz. Ama sıkça bunları görüp "a be kızım yapılır mı, denir mi o" demişliğim var. Tam bir Jane Eyre hayranı oluşu, benim Jane Eyre kitabını bitirişimden sonra olunca tadına doyulmaz bir hal aldı. Oradan alıntılar, kitabın sık sık ekranlara gelmesi biraz reklam gibi dursa da oldukça hoştu. Dünyaya bir anne gönderin her şeyi yönetsin de denebilir. Yaptığı değişimler muazzam güzeldi.

Matthew Cuthbert: Çok ama çok çok çok sevdiğim bir karakter, Matthew Amcamız. ^^ O mimikleri, kadınların arasına girmeyerek kaçma çalışmaları, konuşması, tepkisi hepsi harikulade olan karakterlerden. Marilla Cuthbert'ın erkek kardeşidir. Anne'i çoğu konuda destekleyip arkasında duran bir baba figürü de odur. Abilerinin ölümü ve annelerinin melankolisinden sonra kız kardeşi Marilla ile büyüyen ve çok sevmesine rağmen sevdiğiyle evlenmeyen fedakar bir adam rolünde karşılıyor bizi Matthew Cuthbert. Rol o kadar uygun ki asla başka birini onun yerine düşünemiyorum.

Marilla Cuthbert: Matthew'in kız kardeşi. Onu büyütüp yetiştiren, evi çekip çeviren bir anne rolünde kendisi. O da aynı şekilde sevmesine rağmen sevdiğiyle evlenmemeyi, kardeşine bakmayı tercih etmiştir. İlk başlarda çok sert ve zor görünümlü olsa da, bir iki bölüm sonrası duygusallığını açan ve Anne'i kızı gibi sevip sahiplenen biri olarak gördük Marilla'yı. Aslında sıkça da Anne' e ayak uydurmayı başardı demem mümkün. :) 

Gilbert Blythe: Ve evet, Matthew sonrası çok çok sevdiğim ikinci karakter Gilbert. İlk andan itibaren Anne ve Gilbert arasındaki uyum beni çok heyecanlandırmıştı. Doğru cümleyi kuruyor muyum bilemesem de Gilbert rolü o kadar temiz yüzlü birine verilmiş ki Lucas Jade Zumann rolünün hakkını vermiş. Gördükçe çocuğu içimize bir ferahlama geldi. :) Cidden tatlı ve yakışıklı bir karakter. Ama arada yaptığı saçmalıklar "ah be çocuğum ne yapıyorsun" dedirtti, sonra da bir baktım ki Anne ile tam bir tencere kapak olmuşlar. :) Gerçek hayatta da henüz 19 yaşında olması sanırım onun genç bir rolü üstlenmesini başarılı kılanlardan, asla sırıtmıyor. 

Anne ile tanışması onunla atışması sebebiyle olmuştu ve ardından yıllar boyunca birbirleriyle rekabet halinde oldular. Aynı zamanda da bu tatlı rekabet onları yaklaştırandı. Ama Gilbert'ın en unutulmaz sahnesi kesinlikle doktor olmak isterken şırınga görüp bayılmasıydı. :)

Diana Barry: Üst sınıftan seçkin Barry ailesinin kızı Diana ile Anne eve ilk yerleştiğinde arkadaş edinmeleri için tanıştırılmıştı. Sonrasında malum sımsıkı bir dostluk, her ne olursa olsun birbirinden kopmayışa geldi. Diana biraz aile baskısı demek ne kadar uygun bilmiyorum ama, ailenin fikirleri doğrultusunda geleceğini şekillendiren bir kızımızdı. Ama sonrasında Anne ile yaşadıkları, onun desteği kendinin de isyankar yönünü ortaya çıkardı. Sonunda da istediğini elde etti. :) Aralarındaki dostluk sembolü kolye ise benim için çok hoş detaylardan; bizimde Yağmur'la mıknatısımız var ve yarısı bende yarısı onda olacak şekilde, zıt kutuplar birbirini çeksin diye üniversite için ayrılırken saklamıştık. Mıknatıslar da işe yarıyor, biline. :)

Öğretmen Stacy: Anne'in büyümüş versiyonu gibi olan şahane bir öğretmen. İlk öğretmenleri Mr. Philips sonrasında geldi ve öğrencilerle çok çok iyi anlaştı. Ama aykırı bir kadın olduğu için, diğer kadınlarla aynı davranmadığı, onlar gibi giyinmediği için çok yadırgandı ve dışlanmaya çalışıldı. Fakat sevginin gücünün yetmeyeceği şey yoktur, herkes tarafından çok sevildi. 

Josephine Hala: Diana'nın uzakta yaşayan halası. Anne'nin Diana'dan sonra en iyi arkadaşı denebilir. Hala o kadar tatlı ki onun yaşama bakış açısını, sevgiye değer verişini izlemek keyif vericiydi. Üstelik Anne'nin birçok macerasında da ona yol gösterip ışık tuttu, destek oldu. Şahane karakterlerden. Keşke daha çok görseydik demişliğim var...

Diğer karakterlerden; çiftlik yardımcısı Jerry, komşu Rachel, kızlar Ruby, Jossie, okuldan Josephine halanın yanına yerleşen Cole, Gilbert'ın tanıştığı Sebastian ve Mary gibi birçok karakter dizi için biçilmiş kaftan. Her birinin hikayeye oldukça büyük katkıları var. 

Anne & Gilbert
Anne & Diana

Marilla & Matthew


Anne with an E Dizi Yorumum: 


Peki gelelim beni yorumlarıma... Öncelikle dizi 3 sezon 27 bölümden oluşuyor. Finalini yaptığı için epey üzgünüm ama izlerken hikayenin bitmiş olduğunu idrak edemedim. 1.sezon çok duygu dolu başlarken, 2.sezon biraz daha durağan ve açıkçası Anne'in ergenliğe girişte ki hallerini izliyoruz. 3.sezonda ise sevgi dolu rüzgarlar daha bir yoğun hissediliyor. Benim gözümde her sezonu tek seferde şöyle tanımlamak mümkün; 1.sezon ait olmak, 2.sezon hayat bir macera, 3.sezon sevgi her şeyi değiştirir. Böyle sezonlarıyla insanda bambaşka duygular uyandırıyor.

Dizi ilk 10'uma girer dedim biliyorsunuz ki hikaye açısından mükemmel olsa da gözümde o kadar eksiklikleri var ki... Eminim bir kez daha baştan izlesem daha fazlası çıkardı ama. Örneğin; bazı yerler kopuk ve finalde bile tatmin olamadım. "Şu ne oldu, ee bunu da gösterseydi" dedim durdum. Hızlıca adapte olduk, hızlıca tükendi gibi bir şey. Yani final için 1 bölüm fazladan çekilerek daha güzel bir son yapılmasını isterdim. Elbette finali çok naif ve mutlu edici bir sondu, fakat nasıl desem bir şeyler eksik kaldı. Ben o parçaları tamamlayamadım. En azından birkaç yıl sonrasını görmek klişe olsa da mutlu ederdi. 

Birkaç kısım komik ve saçma geldi. O da kızların bir şekilde ya öpücük ya aşk meraklısı gibi davranmasıydı... Hatta neredeyse 1-2 bölümü bu öpücük merakıyla, öpücük oyunuyla geçirdik diyebilirim. Buralar olmasa da olurdu henüz yaşları 14 dedirtti bana. Farklı kültürlerde tabii yaş olarak oldukça normaldir ama ben yadırgadım.

Bu bariz durumlar dışında; dizi tam bir aile dizisi, saçma sapan sahneleri yok, öyle göz önünde vahşi sahneler yok. Her şey olması gerektiği gibi ve Anne ismine çok uyumlu gitmiş. Ailemle sevdiklerimle izlediğim için de çok mutluyum. Özellikle de ahretliğimle ilk dizimiz olduğu için başımın tacı olarak kalacak kendisi. Hep birbirimizi bekledik tüm bölümleri eşlik edip kritik yaparak izledik. Bunun anlamı çok çok büyük, o yüzden kendisine bir teşekkürü buradan da borç bilirim. Daha nice dizilerimize inşallah.:) (Ve bizde Diana ile Anne gibi dostluk yemini yapacağız.^^)

Replikler şa-ha-ne! O kadar güzel cümleler ve mesajlar var ki; elimde şu an kitabı da bulunuyor (henüz okumayacak olsam da) böyle kitaptan altını çizmek istediklerimizden tam da. Hatta birkaç aklımda kalanı sizinle de paylaşmak istiyorum. 

❤ Acılar denizdeki dalgalar gibi üstüme geldiğinde, bana şunu öğrettin; “her şey yolunda, ruhuma göre her şey iyi”.
 Anlatırsan unuturum, öğretirsen hatırlarım. Beni dahil edersen öğrenirim. Farklı olmak kötü bir şey değildir. Sadece alışık olmadığınızdır.
❤ Hayal etmek hatırlamaktan daha iyi. Neden en kötü anılar en kalıcılarıdır?

Ve bir alıntıyla beraber tüylerimin diken diken olduğu sahnenin fotoğrafını da şuraya bırakıyorum.

İfade özgürlüğü insani bir haktır. 

Oyunculardan tutun, mekanlara sahnelere kadar her şey çok güzel. Özellikle de Anne'in hikaye evini çok beğenmiştim. Okuldaki en sinir bozucu, dizi boyunca da tek sevmeyeceğiniz karakter olan Billy sayesinde... Ve ardındaki yıkıntılar ardında tabelada şu yazılıyordu; "gerçeklerle yaşıyorlardı". 

Dizinin diğer sevdiğim özelliği de naifliği ve hikayesi sayesinde bir başladınız mı kendinizi durduramayışınız, ilk oturuşta 6 bölüm hiçbir diziyi izlemedim bugüne kadar. Ama Anne with an E benim için cidden bir ilkti. Hatta izlerken sürekli, ne kadar geç kalmışım diye söylendim kendimce... İzledikçe doyamayacağınız ve pişman olmayacağınız, her saniyesini kat be kat hak eden dizilerden. Zaten dönem dizilerini ekstra severim, böylesine eski hikayeyi daha bi' sevdim. 

1985 yapımı olan dizi versiyonu da bulunuyormuş hatta çok da seviliyormuş fakat ben Netflix yapımını tercih ediyorum. Karakterlerle bağ kurmuş olmamdan dolayı farklı bir şekilde kafamı karıştırmak istemedim. Yine de aklınızda bulunsun derim.

Mary için veda sahnesi, kızların düğün sonrası dans edişleri, ifade özgürlüğü için sahneye çıkılması, sergilenen büyüklü küçüklü tiyatro, Gilbert ve Anne son sahnesi, Matthew ile Anne'in garda karşılaması gibi birçok an hafızama ilmek ilmek işlendi demem doğru olacak. Mutlaka izleyin ve izlettirin derim. 

Bu güzel kızın gerçeklikle büyüyen hikayesine eşlik etmeyi çok seveceğinize eminim, ilham dolacak ve geleceğe dair umutlarınız artacak. Bizzat kefilim. Hepinize şimdiden iyi seyirler diliyorum. Hoş kalın. 🍀

1 yorum:

  1. Elinize sağlık güzel bir yazı olumuş. İzleyeceklerim arasına hemen ekledim :)

    YanıtlayınSil

Haydi yoruma :)