Okumalı

Sevgiliden Kitaplar

Haziran 12, 2020 Ruhuna Renk Kat 9 Yorumlar



Yine yeniden merhaba canlar! Çiçek gibi bir gün diliyorum hepinize. Bu kez dolu dolu bir kitap içeriğiyle geldim. Aslında okuduğum ya da alışverişini yaptığım kitaplar için ara ara yazı yayınlıyorum biliyorsunuz ki. Fakat bu yazıda size geçenlerde sevdiğim beyden aldığım kitapları anlatmak istedim.

En sevdiğim durumlardan biri kesinlikle artık sevgiliyle yapılan kitap alışverişleri oldu. Üstelik zevki kesinlikle benimkinden iyi. İnternet detoksunun salgınsız olan, rahat görüşebildiğimiz günlerinde birlikte kitap okuma saatleri yapıyorduk. Onlar artık elimizde olmayınca, bizde şimdi yatmadan önce kitap okuyarak durumu eşitliyoruz. 

Geçenlerde kendisine yine bir sürü Tolstoy, Dostoyevski alırken tabii benim de en çok istediğim iki kitabı sipariş etmiş kendisi. Bülbülü Öldürmek ve Heidi (seviyorum napıyım?^^) Sonra içinde bilimum abur cuburlarla hepsini getirdi. Buraya da mutlu bir Kübra çizelim. :) 

Hal böyle olunca ben de okudukça size anlatayım istedim ve uzun bir yazıya giriştim. 

Sevgiliden gelen kitaplarım arasında neler var;




⏵Yabancı-Albert Camus


Çok satanlar listesinden düşmeyen ve benim de çok merak ettiğim bir kitaptı Yabancı. Neyse ki sevgilim bey imdadıma yetişir gibi, kütüphanesinde bulunduğu söyledi. Bir şekilde sevdiğin insanın elinin değdiği sayfaları okumak bambaşka bir hismiş bunu da anladım...

Kitaptan bahsedecek olursam; Yabancı romanın baş karakterinin gözünde olayları anlatıyor bize, ama tarafsızca ve olduğu gibi süslemeden püslemeden. Ne ekstra bir anlam sunuyor, ne de bakış açımızı değiştiriyor. Yani böyle birçok şey yaparken çok şaşırıyorsunuz, ne oluyor ne bitiyor neden yapıyor diye düşünerek... Hatta yeri geliyor onu gaddar ve gamsız bile görüyoruz. Ama sonra tek tek o satırların anlamını dahi keşfediyoruz. Meursault'un gözündeyiz aslında, oysa ki onun her hareketinin de yorumu Camus tarafından bize bırakılmış. Sıradan basit bir hikaye kurgusu gibi gelse de, bittikten sonra insan uzun süre kapağına bakıp düşünüyor. En azından durum ben de böyle oldu. 

Şu alıntısı bile kitabı özetlememe yetiyor...

Hiçbir zaman söyleyecek fazla sözüm yoktur, onun için susarım.

⏵ İnsan Neyle Yaşar?-Tolstoy


Yeri artık ben de bambaşka olacak bir kitap... Sevgilinin en sevdiklerinden, çokça meşhur raflardan İnsan Neyle Yaşar? Bu kitabı okumadan önce hakkında neredeyse hiçbir fikrim yoktu. Araştırmadım, sormadım, yorumlara bakmadım. Aslında bir şekilde herkesin neden sevdiğini önceden tahmin edebiliyordum. 

Ve artık kendisi baş ucu kitaplarımdan biri oldu. Ne kadar sevdiğimi en net bu şekilde anlatabilirim sanırım. 

Baş karakter Semyon'un evine dönerken, yolda çıplak bir adamla (Mihayla) karşılaşması ve onu giydirip evine götürmesi hikayenin başlangıcını oluşturuyor. Bu adam hayatını değiştirmekle kalmıyor, bize 3 öğreti sunuyor. Öğretileri söylemeden önce kitap hakkında şunlardan bahsedeceğim; dili inanılmaz akıcı, kurgusu çok güzel, Tolstoy o hikayeyi anlatırken sanki bizi de o odaya yerleştiriyor ve herkesi izliyoruz. Gerçekçiliği mükemmel...

Hikayede 3 soru soruluyor; "İnsanda ne vardır? İnsanda eksik olan nedir? İnsan neyle yaşar?"  Mihayla bu üç sorunun cevabını bulduğunda 3 gülümseme gerçekleştirir. Hikaye de böylece sona erer, ama son derken oldukça huzurlu bir sondan bahsediyorum. Ruhunuz bir şekilde o dinginliği soluyor sanki... Gerçekten her evde, her kütüphanede bulunmalı. Alın, aldırın.

Bir de alıntısını bırakayım;
Anladım ki, insanlar kendilerini düşünerek hayatta kalabileceklerini sanıyor ve aldanıyorlar çünkü insan yalnızca sevgiyle yaşar. Kim sevgi içindeyse, Tanrı da onun içindedir çünkü Tanrı, sevgidir.


⏵ Dokuzuncu Hariciye Koğuşu-Peyami Safa


Bir diğer sevgili kütüphanesinde bulunan, önerilen ve mutlaka okunmalı denen kitaplardan biri Dokuzuncu Hariciye Koğuşu. Açıkçası yıllardır merak ettiğim, fakat hiç aklıma gelip de almadığımdı. Bu güzel tesadüf iyi oldu bence. :)

Dokuzuncu Hariciye Koğuşu biraz insanın içine dokunur bir kitap, sızısıyla acısıyla iç burkuyor ama bir o kadar da yine de umudun var olabileceğini hissettiriyor. Peyami Safa'nın dili maalesef biraz ağdalı demek ne kadar doğru bilmiyorum ama, eski Türkçe kelime yoğunluğu olması beni biraz ara ara kitaptan koparttı. Ne demek istiyor, o ne anlama geliyor diye düşünülebiliyor. Tabii benim okuduğum eski baskıydı sorun bundan kaynaklı da olabilir ama. 

Kitap aşkı da, sağlığı da, bir adamı çaresizliğini de, hastahane koridorlarında hissettiklerini aynı şeyleri hissettirecek şekilde anlatıyor. Bu benim için oldukça yeterli ve güzeldi.

⏵ Heidi-Johanna Spyri 


Ne yazık ki Heidi hayranlığım bulunduğundan kapağına aldanıp istediğim bir kitaptı. Fakat o kadar yavan, o kadar dümdüz bir şekildeydi ki... Evet çizgi filminin özünden kopmadan, konu akışını bozmadan devam etmişler çevirisine, fakat bazı yerler o kadar komik çeviri hatalarıyla dolu ki... Korkarım ki bu bir çocuğun aklını da karıştıracaktır. Nasıl yani diye soracaksınız, şöyle ki; dini ne olursa olsun bir çocuk bunu okuduğunda müslümanlık-hristiyanlık kısmını birbirine karıştıracaktır. 

Örneğin; "Allah'a dua edilmesi gerektiği söyleniyor, ama kiliseye gidilmeli deniyor. Heidi İsviçre'de ve ne yazık ki orada böyle bir kavram söz konusu değildir." Elbette orada da Müslüman vardır, ama İncil okuyup kiliseye gittiklerini düşünmüyorum... Kitapla ilgili temel sıkıntım gerçekten buydu, çeviri olsun Türkçe dilimizde anlaşılsın istiyorsak doğru yapmalıyız bence. En azından nasıl başlandıysa öyle devam edilmeli, bizim kültürümüze tam uyarlanıyorsa öyle uyarlanmayıp oradan anlatılıyorsa öyle kalmalı. 

Ben bu durumu sevdiğim beyciğim ve canım kızçem Melissa anlattığında gülmüştüm. İkisi de Tolstoy'un başka kitaplarında bu dini yanlış çevirileri söylemişlerdi. Ama birebir Heidi'de mümkün olacağını da hiç düşünmemiştim. 

Tabii bu yorum karşılığında Heidi'yi sevmekten vazgeçmedim, hatta konusu izlediğimden okuduğuma kadar bozulmadığı için şanslıyım. Fakat kesinlikle ilerleyen zamanlarda daha farklı baskısını alacağım.

⏵ Bülbülü Öldürmek-Harper Lee


Büyük beklentiyle başlayıp, yarıda bıraktığım 2.kitap olarak tarihe geçen Bülbülü Öldürmek'e gelelim. Yine herkesin övgüyle bahsettiği, çok satan raflarından uzun süredir düşmeyen bir kitap. Kitapla alakalı yorumumdan bahsetmeden önce; kitabın konusundan bahsetmek isterim. 

Bülbülü Öldürmek Konusu: Amerika'nın güneyinde yaşanan ırkçılık, ayrımcılık gibi olayları direkt olarak olmasa da dolaylı yoldan yaşayan Finch ailesinin anlarını anlatan Bülbülü Öldürmek, hikayenin çocuk kahramanı Scout Finch tarafından şekilleniyor. Onun gözlemiyle bir günün nasıl geçtiğinden, onun çocuk gözüyle bazı durumları nasıl gördüğünden, kardeşi Jem, arkadaşı Dill ve babası Atticus ile yaşadıklarından bir bakış açısı yakalıyoruz. Atticus bir avukattır ve asılsız bir iddiayla yargılanmakta olan siyahinin savunmasını yapmaktadır. Fakat bulunduğu mahalle ve insanların siyahilere bakışı onları dışlamaktadır. 

Açıkçası beni merak ettiren konusuydu, yazarı Harper Lee 89 yaşında yayınlamış ve Dill karakteri yazarın kendi çocukluk arkadaşından esinlenerek yaratılınca biraz daha ilgi çekiciydi. Fakat umduğum gibi gitmedi... 

Bülbülü Öldürmek, bir baş yapıt sayılıyor olsa da 1.bölüm vasat denecek kadar durgun ve yavaşken, 2.bölümde de o yavaşlık devam ediyordu sanırım benim bıraktığım 250 küsur civarındaki sayfadan sonra kitap güzelleşti ve herkes beğendi. Ne yazık ki; günlük anları okumak bir yere kadar iyiydi ve konu artık kendine bağlamayıp, "sadede mi gelse?" diye düşünmeye başladığında ben kitaptan koptum yavaş yavaş... Hatta çevremde okuyanlara da sordum ve çok da farklı düşünceler bulamadım. Çünkü insan bunca övgüye sahip bir kitap devam etmiyorsa kendinde mi sorun diye şüpheleniyor... :( 

Fakat şunu da söylemeden geçemem, belki de kitabın tek harika dediğim noktası şu; Atticus karakteri harika bir baba. Çocuklarını yetiştirme tarzından, onlara olan bakış açısı, davranışları, yanlışlarda alıp karşısına konuşması her şeyiyle müthişti. Gerçekten örnek teşkil ettiğini düşünmekteyim.

Bitirirken, beni en başından beri etkileyen tek alıntıyı da paylaşabilirim.

Bülbüller yalnızca müzik üretirler,bizi eğlendirmek için. Bahçeleri yağmalamazlar, tarlalarda yuva yapmazlar. Yalnızca şarkı söylerler. Hem de yürekleri paralanana dek. İşte o nedenle günahtır bülbülü öldürmek...

Özetlemem gerekirse; Heidi ve Bülbülü Öldürmek dışında, sevgiliden gelen kitaplar olarak çok mutlu bir okuma süreci bitirdim. Özellikle de bir baş ucu kitabına sahip olmak benim için eşsiz bir durum olarak kalacak. Beni bu güzelliklerle tanıştıran biricik eşime ise dolu dolu teşekkürleri borç bilirim. İyi ki... 

Evet, kitap yazımızın da sonuna geldiğimize göre sonraki kitaplarımızda görüşmek üzere efenim! Kendini çok çok iyi bakın, kitapla kalın hoş kalın.❤️


9 yorum:

  1. Ahhhh kesinlikle sevdiğin birinden alınan kitap hediyesi gibisi yok :)
    İnsan Neyle Yaşar ve Yabancı sepetteydi ^^ Dokuzuncu Hariciye Koğuşunuda ekledim.
    emeğine sağlık <3

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Dii mi kuzum <3 Ayy şimdiden iyi okumaların olsun umarım hepsini seversin, çok çok öpüyorum seni ^^

      Sil
  2. Yaaa harika bir hediye gerçekten.. Benimde en sevdiğim şeydir kitap hediye etmek.. :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Kitap hediyeleri hep baş köşemizde kalıyor değil mi ama? ^^ En güzel hediye sanırım :)

      Sil
  3. Heidi'deki çeviri sıkıntısını tam olarak anlayamadım. Biraz daha açıklar mısınız verdiğiniz örneği?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Şöyle detaylandırabilirim; din konusunda kafa karıştırıcı çeviri yapmışlar. Örneğin müslümanlık olarak belirtilen Allah'a dua etmek var, ama kiliseye gidiyorlar İncil okuyorlar. Burada da bir zıtlık oluşuyor. Çok yerinde bu ikilem göze çarpıyor. Çevirisi bu açıdan hoşuma gitmedi ne yazık ki...

      Sil
  4. Sevdiğinden kitap almak çok güzel ama en güzeli zevkler uyuşmasa bile birlikte okuma saatleri yapabilmek,16 yıllık eşim ile hala en sevdiğim şey oturup birlikte kitap okumak ve bazen okurken onu seyretmek

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Fatma abla ne de güzel anlatmış ve özetlemişsin. Nice yıllarınız da böyle güzel geçer umarım. :) Birlikte geçirilen her an anlamlıyken, bir de kitap okumak çok hoş hiçbir leye değişilmez, ben de senin gibi bazen kaçamak bakış atıyorum ^_^ Kitaplarla dolu huzurlu yuvalarımız daim olsun inşallah :)

      Sil
  5. Kitap en değerli hediye bana göre, sevdiğin birinden gelince çok daha anlamlı oluyor kuzum :) ❤️

    YanıtlayınSil

Haydi yoruma :)