Dizili Filmli,

Unorthodox Dizi Yorumu

Mayıs 17, 2020 Ruhuna Renk Kat 5 Yorumlar


Herkese yeniden merhaba renklilerim! Bu kez çok ama çok etkilendiğim, hatta hâlâ etkisini üzerimden atamadığım müthiş bir dizi önerisiyle geldim. Gün geçmiyor ki, ne dizilere ne filmlere ne kitaplara yetişebiliyorum. Oysa son dönemlerde izlediğim çoğu diziden filmden burada da bahsetmeyi çok isterdim. Fakat, sonra içlerinden en sevdiğimi seçtim ve işte buradayım. 

Aslında Unorthodox için en sevdiğim demek de yanlış, inanılmaz bir his bırakan nadir dizilerden oldu. Selfmade sonrası bir kadının gücü adına resmen ışık gibi doğdu üzerimize. İzleyenler varsa eminim çoğunluk aynı hisse sahiptir, o yüzden yerinin başka olduğunu belirttiğimde anlayacaksınız. 

Dizi; mini dizi olarak yayınlandı ve her biri yaklaşık 1 saat olan 4 bölümden oluşuyor. Aynı zamanda Unorthodox; Deborah Feldman'ın gerçek anılarından uyarlanıp esinlenilerek oluşturulmuş. Bu sebepten de; tıpkı When They See Us, Selfmade gibi gerçek hayat dizilerine benzer bir etkiye sahip. 

İsterseniz daha fazla bekletmeden Unorthodox'tan ve Unorthodox karakterlerinden tutun da, yorumuma kadar her şeyinden bahsedelim.


Unorthodox Konusu:


Unorthodox; yani ortodoks olmayan anlamına geliyor. Hasidik cemaatine mensup Yahudi Esty'nin kocasından kaçarak Almanya Berlin'e gidişini ve orada yaşadıklarını aktarıyor. Esty nam-ı diğer Esther Shapiro, Brooklyn'li bir kızımızdır. Annesi tarafından terk edilmiştir (buraya karakterler kısmında detay vereceğim), babası ise alkoliktir. Kendisi babaannesi ile yaşamaya devam etmektedir. Esty yine kendi cemaatinden olan Yanky ile evlenir. Ardından çiftin uzun süre çocuğu olmaz ve Esty'nin rahatsızlığı ile birleşen çocuk baskıları evliliği içinden çıkılmaz bir hâle sokar. En sonunda Esty evden kaçar ve Berlin'e gider. Her şeyin başlangıcı olan bu sondur. 

Berlin'e giden Esty; bir grup müzisyen ile tanışır ve hayatı hiç olmadığı kadar hayallerine yakın bir hâl almaya başlar. 

Unorthodox Dizi Karakterleri:


Esty: Biricik Esty... Aslına bakıldığında evliliğin ilk başlarında çok istekli, çocuk sahibi olup yuva kurmayı isteyen bir kız olsa da dizinin ilk anlarından itibaren Esty'nin bambaşka idealleri olduğunu hissedebiliyorsunuz. Evlilik sürecindeki yaşadıkları onu güçlü bir karakter haline getiriyor. Shira Naas'ın canlandırdığı karakter öyle bir şey ki; hem saf ve masum hem de bir o kadar güçlü ve cesur bir kadın. Onu izlediğiniz her dakika o muhteşem oyunculuğunun büyüsüne kapılıyorsunuz. Üstelik o kadar minik ki bağrınıza basmak da istiyorsunuz. Hele ki son bölümde bir sürü kalpcikler kalpcikler. Güzel kızım benim! 

Yanky: Esty'nin eşi. Son bölümde herkes Yanky için üzüldü, fakat ben onunda bir çocuk olduğunu, saf ve yönlendirilebilir olduğunu bilmeme rağmen üzüntü duyamadım. Yanky cemaatin ve yaşadığı yerin sınırları dışına çıkmamış, yaşamla ilgili çoğu şeyi bilmeyen ve çoğunlukla annesinin yönlendirmesiyle yaşayıp onun dediklerini uygulayan biri. Bunlar ne yazık ki kendi gözümde onu haklı çıkartmıyor. Hür olmayabilirdi, ama yetişkin olarak bir şeyleri düşünebilirdi.

Moishe: Dizideki baskın karakterlerden biri. Cemaatin içinden Yanky'nin kuzeni, fakat buradaki Moishe karakteri aslında insanın gaddar yanını gösteren bir imgelem. Kendisi de cemaatten bir dönem uzaklaşıp dünya zevklerine gitmiş, sonrasında cemaate ailesinin yanına dönse de Yanky ile beraber çıktıkları yolculukta hâlâ önceki dünyasından kopamamış birisi olarak gözüküyor. Ama dediğim gibi Moishe tamamen o kötü yanları göstermek için var ve Moishe aslında her zaman çevremizde olabilecek sapkın bir karakter. Ama oyunculuğunu sevdim ve ciddi anlamda da karakter olarak beni sinirlendirenlerden oldu.

Esty'nin Annesi Leah: Babası için anlatılabilecek tek şey alkolik olması ama annesi kesinlikle öyle değil. İlk başta annesi Esty'i terk eden biri olarak lanse edilmiş. Oysa Esty annesiyle yüzleşirken gerçekleri ve hikayenin aslını öğreniyor. Yani burada da Moishe yine devreye giriyor.Terk edilmediğini, aslında zorla koparıldığını bilmek içime bir kıymık batırdı...

Robert ve Diğer Müzisyenler: İlk karşılaşmadan beridir kesinlikle ortaya bir kalp bıraktığım doğrudur. Robert ve Esty'nin birbirlerine kol kanat germelerine doyamayacaksınız. Esty Berlin'e gittiğinde bu müzisyenlerle karşılaşmasa, o konservatuara yardım amaçlı giriş yapmasa, onlarla devam etmese ne olurdu acaba diye düşünmeden duramıyorum. Açıkçası onun için en mutlu olduğum sahneler hep okula ait. 

Bunlar dışında, okuldaki hocalar, kendisine piyano öğreten hocası, babaannesi (ki bir yanım ona kızarken bir yanım üzüldü) gibi birçok yan karakter çok başarılıydı. Sanki rol değilde gerçek bir kesit gibi hissettirdiler. 

Peki ya bunca karakter ve konuyu anlattım, sizce benim gözümde nokta atışı yapan, kalbimden vuran sahneler ne olabilir? Gelin biraz da yorumumdan bahsedeyim.

Unorthodox Dizi Yorumu:


İlk 5 dizimi sorsanız, işte birisi burada diyeceğim. Neresinden başlamalıyım bilemiyorum, ama dizinin içini anlamak önemli olduğu gibi anlatmak daha fazlası... O yüzden özenli davranmaya çalışacağım. Ama sona doğru madde madde vurgulamam gereken sahneleri söyleyeceğim.

Öncelikle bizim böyle güçlü kadınlara ihtiyacımız var! Ne istediğini bilen, zor gününde dibe inmek yerine yukarı çıkabileceği yolu bulan veya en azından o yolu arayan, ne yaşarsa yaşasın dimdik duran kadınlara... Esty'i izlerken içimde büyük bir heves doğdu. Hayallerimizi unuttuğumuz, ertelediğimiz, çabalamaya üşendiğimiz zamanlar oluyor. Ama Esty belli bir yere kadar bunun devam edeceğini, bir yerden sonra ise ipleri elimize almanın vakti olduğunu anlatıyor, kendi diliyle. İzlerken "Ah Esty..." demeden duramadım.

Sen bir kadınsın "yapamazsın" denir, gücü yetmez gibi görünür ya. Unorthodox' da Esty'nin yaşadığı çaresiz durumdan çıkışını gördüm. Ve umut ışığı oldu... Dinin kullanılarak, baskıyla dayatmayla ya da doğru bilinen yanlışlarıyla neler yaptıracağını, neler yaşatacağını gösterdi bizlere. Moishe'nin hep insanı ya yoldan çıkarmaya ya da zorla düşünce kısıtlamaya sevk ettiğini de... Bir erkeğin eşine olan sevgisinin çocukla ölçülemeyeceğini de... Bir kadının mutlu olması için ona destek olunması gerektiğine de... İnsanların istediğini yapmadığınızda size nasıl kapıları kapatacaklarına da... Kimse için değil, kendin için yaşaman gerektiğine de... Her ne olursa olsun inanılan yoldan vazgeçmemeye de... En sonunda herkes için bir çıkış kapısı olduğuna da...

Benim baş tacım olarak kalacak Unorthodox, bir hikaye ya da klasik dizi gibi izlenmemeli. Tam tersine, her anını özümseyerek, her bir repliğin her bir sahnenin akla kazınmasını sağlayarak izlenmeli. Boş vakitte değil de, dolu dolu izlenecek bir dizi. 

Farkındasınızdır çok başka anlatıyorum bu kez bir diziyi. Ama emin olun hepsine değer. Belki de Netflix'in bugüne kadar yaptığı en iyi dizi yapımlarından biri demek doğrudur. 

Benim için Unorthodox'un Aklımda Yer Eden 5 Sahnesi:


1. Denize girdiği sahne. Kesinlikle o sahne benim için tam bir başyapıt. Hissettirdiğini kelimelerle anlatmam mümkün değil. İlk özgürleştiği, ilk ben buyum dediği an. Artık korkmayacağının, perukların ardına sığınmayacağının temsili. 

2. Saçlarını tıraş ettikleri sahne. O an akıttığı gözyaşları, acı sanki yanı başımdaymış gibi içim yaktı geçti. Bir an izlerken "yapmayın, ağlatmayın" diyesiniz geliyor. Her haliyle çok güzel evet, ama evlilik adına kendini koyuyor bir kenara, saçlarıyla birlikte...

3. Yanky ile evlilikten önce ilk konuştuğu sahne. O kadar görücü usulüne yakın bir evlilik sürecine giriyor ki, en sonunda aile kızı beğeniyor Yanky ile karşılıklı bir masaya oturtuyor. Yanky erkek, o yine bir şeyler yapabilir, ama Esty kız, o şarkı söyleyemez kahkahalarla gülemez. Birbirlerinden utandıkları kadar, aralarındaki keskin çizginin de belirlendiği o sahne.

4. Esty'nin sahneye çıktığı o an. Yanky'nin, annesinin, Robert ve arkadaşlarının onu izleyişindeki heyecan, gurur... Hem "vaov" diyor, hem de tüyleriniz diken diken olarak o sahneye bırakıyorsunuz kendinizi. Ve sanırım dizinin en beklenmedik noktasıda buydu benim için. Hiç ummadığım yerden, hiç ummadığım bir şekilde gösterdi kendisini ve müthiş hissettim. 

5. Son olarak Yanky ve Esty yüzleşmesiydi. Yanky o süreçte Esty'nin ne istediğini anladı ama (bana göre iş işten geçmişti) Esty yeni hayatıyla yeni başlangıcıylaydı. Ama Yanky Esty evden kaçmadan önce ne kadar kızdırdıysa da söyledikleriyle, son kısımda da bir o kadar Esty için yapabileceklerini gösterip üzdü. 

Gerçek hayatını herkes gibi eminim sizde merak etmişsinizdir. Evet Esty'nin yaşadığı zorluklar gerçekti, evet bazı kısımlar belki yumuşatılmıştı ama her karakter kendi doğru bildiği yoldan gitti. 

Keşke 2.sezonu da olsaydı dediğim güzelim dizinin de yorumunun sonuna geliyorum. Listenizdeyse mutlaka yakın tarihe alıp başlayın, eğer henüz ilk kez öğreniyorsanız da listenize ekleyin. Çok çok öncelikli tavsiyemdir. Açıkçası Selfmade'den daha büyük zevkle izledim. Hep çok güzelsin Etsy.

🌼


Hepinize şimdiden iyi seyirler dilerim. Hoş kalın!

5 yorum:

  1. Baya güzel bir dizi. Bende beğenmiştim.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Değil mi ama çok etkiliyor insanı beğenmemek mümkün değil sanırım :)

      Sil
  2. Adını çok duydum da izlemeye fırsatım olmadı. Ana karakter de Hadise'ye ne kadar da benziyor öyle. :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Umarım yakın zamana izleme fırsatınız olur gerçekten de beğeneceğinizi düşünmekteyim :)

      Sil
  3. Bugün izledim bende, çok çok çok beğendim birtanem.
    Gerçekten hem içim ezildi hem de kadın olmaktan gurur duydum.
    İnsanın hayalleri ve bastırılmış hayalleri arasında sıkışıp kaderine mahkum olması ne kadar zormuş, bir kez daha anladım...

    YanıtlayınSil

Sizin fikirlerinizi de merak ediyorum ^^ ❤