Bizden,

Ruhunarenkkat ile Birlikte Geçen 4 Yıl! 🌱

Mayıs 09, 2020 Ruhuna Renk Kat 9 Yorumlar


Bir tohum ekmiştim, tam 4 yıl önce bugün. Buna ihtiyacım olduğunu, bir şeyleri sözlerle paylaşmaya hasret çektiğimi bilen biri olarak tam şu sıralarda Blogger'a üye olup, Ruhunarenkkat adını alıyordum. Klişe cümlelerle başlangıç yapabilirdim belki şimdi, 4 yaşındayız yaşasın vs. gibi gibi işte... Ama Ruhunarenkkat'ın, Ruhunarenkkat'la nefes almanın ve ona sahip olmanın o klişelerden öte bir anlamı oldu hep benim için. Burada büyüdüm, burada içindeki çocuğu kaybetmeden bir yetişkin oldum. Hep derim ki, blogum benim çocuğum. En azından hep böyle hissediyorum, sevgim, şefkatim, yeşersin çiçeklensin diye gösterdiğim özen, başka hiçbir işte duymadığım ve burada ilk günkü gibi hissettiğim heyecan... Evet sanırım ben bir blog annesiyim.

Dört yıl öncesinde ektiğim tohumun gün gün yeşermesini izliyorum, hâlâ. Şimdiyse her bahar ayında çiçeklenip bir tomurcuk daha açıyor. Üstelik artık sevgim tek başına da değil, arkasında bir sürü ruhunarenkkatsever var. 



Neden Ruhunarenkkat? 


Adının hikayesini çoğunluk bilmiyordur muhakkak, biraz bundan bahsedeceğim biraz da renklerin bende olan anlamını anlatacağım. Oldukça zor olacak belli ki ama derin bir nefes alarak başlıyorum sözlerime... Bunun için biraz da eskiye döneceğim. 

Hayatımda, renklerin hep bi' anlamı vardı benim için; yeşil sakinleştirirken mavi ruhu dinlendirir, turuncu bir enerjidir pembeyse duygusal. Öyle veya böyle dünya üzerinde var olan tüm renkler yaşama bir şeyler katar. Ki bende olan durumda tam olarak bu işte... Her renkten biraz aldım, küçüklükten beri hep gökkuşağı renklerine hayranım, büyüdüm ne olursa olsun daha fazla renk dedim. Hikayenin asıl özeti bu sanırım. Renklerden çıktım yola, yıl 2013 instagramda ilk hesap açmışlığımda içinde renk geçen bir kullanıcı adı aldım. Sonra blogu kurdum ve hayatınızın Ruhunarenkkat'ı olarak devam ediyorum.

Burası oluşurken tek içimden geçen; yazdıklarımla içimdeki bir şeyleri dökebilmekti... Suskunluklarım, kelimeler içinde boğulduklarım, söyleyemediklerim, söylemek istemediklerim ne varsa hepsi bir yerde toplandı. Artık hiç susmayan ve susmasını istemediğiniz biri oldum. Minnettarım... 

İlk yazımı yazdığım günü hâlâ hatırlıyorum, okunmaktan çok bir şeyler paylaşabilmekti istediğim şey... Sonra kelimeler birilerine ulaştı, birileri "ben de buradayım diye elini salladı" ortak söylenecekler arttı derken bu günlere kadar geldik. Şunları yazarken kalbimde deli gibi bir gümbürtü var. Heyecanıma verin, bu yıl her yıldan daha iyi hissediyorum ve bunu bir şekilde fazla yansıtıyorum sanırım buraya... Bu renkli çocuğu büyüten ne varsa, benim dışımda sizin sevginizle aynı zamanda. Böylesine sahiplenmeseydiniz, bu denli yanında olmasaydınız bunları konuşmazdık belki de. 

Birinci yıl sonrası hiç unutmam Türkiye genelinde kaç ilde okunduğumu ilk gördüğüm an ağlayacaktım neredeyse... Daha ilk andan tüm şehirlere ulaşabilmek benim hep ilk ve büyük mutluluğum olarak kalacak. Geçtiğimiz yıl ne yıl dönümü kutlayabilmiş ne ilgimi buraya verebilmiştim. Bu geçen yılın bana öğrettiği en önemli ders; her ne olursa olsun asla buradan uzaklaşmamam gerektiğiydi. İşin aslı da şu ki; genelin aksine uzun aralık vermeme rağmen buraya karşı kendimi hiç soğuk ve uzak hissetmedim. 

Bir kelimeden, bir sözden veya bir şarkıdan, bir replikten hayatınıza katıldım belki de. Ya da tesadüfen gördünüz rastlayıp "bu neymiş" dediniz. Bir şekilde yollarımızın kesişeceği anlar belliymiş hayatımızda. İşte bunu okuyorsunuz ve bir şekilde bu bağımız güçlenecek. Sizler artık benim sadece okuyucum ya da takipçilerim değilsiniz, renklilerimsiniz... 

Ve işte şimdi koskoca 4 yıl geçirdik, beraber... Bana birçok abla, abi, kardeş kattı. Ben hâlâ doğru bildiğim yolda, gönlüme güzel geleni, içime sineni, aklımdan geçeni yazıyorum size. Size verebileceğim en birinci söz bu; Ruhunarenkkat'ı koruyacağım, sımsıkı sarılmaya devam edeceğim. 

Bana sorulsa "hayatının dönüm noktası nedir" denilse; belki birkaç ara nokta vardır ama en güzel dönüm noktam o "blogunuzu oluşturun" butonuydu. Bir kez daha iyi ki! Bir kez daha çok şükür...

Yeni blog açanlara ya da açmayı düşünenlere de artık minik bir tecrübeli olarak şunları söylemek isterim... 

🌱 Blogu gerçekten yazı yazmayı seviyorsanız açın. Zorunluluk için ya da belli bir karşılık bekleyerek yapılan her şeyin ömrü kısa ne yazık ki..
🌱 Buradan para kazanma amacıyla başlangıç yaparsanız, birkaç ay sonrasında başka kazanç yollarına aklınız kayacak ve blog önemsiz olmaya başlayacaktır. 
🌱 Eğer ki "ben yazı yazmayı da insanlarla bunu paylaşmayı da seviyorum" diyorsanız; hiçbir şekilde araya soğukluk, umutsuzluk katmayın. İlk günde yüzlerce kişi sizi okuyabileceği gibi, ilk yılın sonunda da yüzlerce kişiye yeni erişmiş olabilirsiniz. Siz sadece yazın. Çünkü asıl sevginiz, yazı yazmak... Takipçi kasmak ya da birilerinin dikkatini çekmek değil. 
🌱 Tabii ki okuyanlarınızın fikrini önemseyin, ama kendinizi kimseye göre değiştirmeye çalışmayın. Her zaman özgünlüğünüzü ve ilk andaki hislerinizi koruyun. Her öneri aklınızın bir köşesinde kalsın, önceliğiniz ise içinizden gelenler olsun.
🌱 Gündem değişebilir, Google Trendleri'de. Teknoloji ilerleyebilir, artık insanlar okumaktan sıkılabilir. "Youtube varken neden blog yazayım ki hâlâ? Para da kazanırım." diyebilirsiniz, ama Youtube yaparken blogunuzu unutmayın. Her şeyin yeri ayrıdır, blog kitleniz ise okumayı ve sizi sevenler olduğu için her zaman baki kalacak.
🌱 Blog yazmanızı geçici bir heves gibi görenler olabilir ya da destek olmayanlar... Bunları sakın kafanıza takmayın, gerçekten hayallerinizi gerçekleştirmek de zor değil, heves olarak yarıda bırakmayıp ebedi olarak yaşamınızın baş köşesinde tutmakta... 
🌱 Son olarak; yazımızını geliştirin, kendinizi her zaman yenileyin. Trendlere tamı tamına uymak değil de, güncel kalabilmek en önemlisi. Yazınız hep kolay okunur, anlaşılır, ilgi çekici ve diliniz hep yalın olsun. 

Böylelikle tavsiyelerimin ve yazımın da sonuna geliyorum. Ne de güzel yeşillendik değil mi beraber? Dilerim yıllarca birlikte çiçeklenir, birlikte yeni ve taze mevsimlerden geçeriz. 

Dört yıllık kısa yolculuğumda başta ailem ve sevdiğim beye olmak üzere, yakın dostlarıma özellikle teşekkür edeceğim. İlk andan bu yana beni hep desteklediğiniz, her şartta yanımda olduğunuz ve benim kadar Ruhunarenkkat'ı da sevdiğiniz için var olun.

Ardından ise; bunu okuyan her renkliye, beni uzaktan yakından tanıyanlara, yardımı geçen bugüne kadar ki birkaç hayat kurtarıcı hamleyi yapmama vesile olanlara, belki de okul zamanları aynı sıralarda oturduğum arkadaşlarıma teşekkür ederim. İyi ki varsınız! Birlikte nice yıllarımız olsun! 



9 yorum:

  1. nice yıllara canım , iyiki varsın :) iyi ki bloglar var .

    YanıtlayınSil
  2. Nice yıllara Ruhuna Renk Kat 💚 iyi ki varsın 🥰

    YanıtlayınSil
  3. Yazının Son kısmı ilaç gibi geldi bana...💕🙏🏻

    Canım Kübom,sen iyi ki blogunu açmışın ve bizim yollarımız kesişmiş❤️
    Blogun hep var olsun ,ortak noktalarımızı ve en önemlisi İzmit Çocuguuu olmamızııı çok seviyorum canım Karşiiiiiiimmm🤣❤️
    Nice uzun,bloglamalı yıllara😘

    YanıtlayınSil
  4. Canım Ruhuna Renk Kat❤ İyi ki bu güzel yolculuğa çıkmışsın da renklendi ruhumuz. Nice yılların olsun! :)

    YanıtlayınSil
  5. Kübra'cım bu güzel blogunun nice dolu dolu yılları olsun! İyi ki yollarımız kesişmiş, nice rengarenk yıllara ❤️

    YanıtlayınSil
  6. daha nice güzel paylaşımlara inşallah hep birlikte canım benim iyi ki varsın doğum günün kutlu olsun Ruhuna Renk Kat nice senelere :) sevgiler canım benim ..n

    YanıtlayınSil
  7. Canım daha nice senelerin olsun. Hep yazman ve blog dünyasında kalman dileğiyle:)

    YanıtlayınSil
  8. Nice yıllara.. Tecrübelerinizi aktarmanız hoşuma gitti.. Teşekkürler..

    YanıtlayınSil
  9. Maşallah bayağı olmuş. Nice senelere diyelim o zaman. Tavsiyeler için de teşekkürler

    YanıtlayınSil

Sizin fikirlerinizi de merak ediyorum ^^ ❤