#evdekal #evdeokuyoruz,

Saç Örgüsü-Laetitia Colombani Kitap Yorumu

Nisan 15, 2020 Ruhuna Renk Kat 7 Yorumlar


Herkese merhaba! Her geçen gün kitap üstüne kitap bitiriyoruz malum. O yüzden ben de çok ama çoook güzel bir kitap yorumuyla karşınıza geldim. Hem belki fikir olur, hem de size şu zor günlerimize karşı iyi hissettiren bir arkadaş olur diye düşündüm. Çünkü kitap o kadar sihirli bir bağa sahip ki gözümde, iyi hissettirmekle kalmıyor bir yerde hala hikayesini devam ettiriyor...

Fazlasıyla merakınızı çektiğimi düşünerek hemen kitaptan bahsetmek istiyorum. 
Kitap Yan Pasaj Yayınevi'nden bu yılın Mart ayında çıktı. Henüz daha kapağını görmüştüm ki kendisine tabiri caizse vu-rul-dum! Yan Pasaj Yayınevi bizim 2 yıl önce gerçekleştirdiğimiz Yalova Blogger Etkinliği'nde de bize sponsor olmuş, onun öncesinde de işbirliği gerçekleştirmiştik. Çıkardığı kitaplar açısından bakınca; hayata dokunan, iyi gelenlerin hepsi burada toplanmış gibi. O yüzden yeri bende ayrıdır. 

İlk okuduğum "İkinci Hayatın Tek Bir Hayatın Olduğunu Anladığında Başlar" da bende müthiş etkiler bırakmıştı ve hayatımın birçok yerinde uygulamaya da koymuştum. Bu kitapta özellikle son zamanlarda izlediğim Selfmade: Sarah CJ Walker dizisinden sonra, inanılmaz bir kadın gücü ve geleceğe inanç etkisi yarattı. Hatta ikisi birden beni motive eden set gibi geldiler. :)




Saç Örgüsü Kitap Konusu:


3 kadın, 3 ayrı din, 3 ayrı ülke. Birbirlerinden habersiz yaşayan üç kadının hikayesini okuyoruz. Hindistan'dan Smita, Sicilya'dan Guilia ve Kanada'dan Sarah. Üçünün de tek bir amacı var; özgürlüklerine ulaşabilmek. 

Smita Hindistan'da kast sınıfının en altında yer alan, hatta sınıftan bile sayılmayan bir annedir. Kızı Lalita'yı okula göndermek, ona kendisinin kaderini yaşatmamayı istemektedir. İnsan dışkılarını toplayarak geçimini sağlayan Smita ve fare avlayarak, ardından da fareleri akşam eve yemek diye getirerek aileye bakan baba Nagarajan kızları için en iyiyi istemektedirler. Zaten her hikayeyi okuduğunuzda içinizi en burkan kesinlikle Smita'nın oluyor. Kızları Lalita'nın okulun ilk gününden dönüşü ile her birinin hayatı değişecek bir noktaya girmektedir. 

Giulia ise Sicilya'da yaşayan babasının saç atölyesinde çalışmaktadır. Babasının geçirdiği kaza sonucu, atölyenin işleyişi ve ardında kalanlarla ilgilenme görevi ona düşer. O sırada yaşamaya başladığı aşk, gelecek için yapacaklarıyla birleşir ve Giulia için de olaylar başlamış olur.

Sarah; Kanada'da başarılı ve adı duyulmuş bir avukattır. Aynı zamanda bir şirketin de ortaklarından biridir. Fakat mahkeme sırasında başına gelen bir rahatsızlık onu bambaşka konulara götürecektir. İlk başta hırslı (özellikle hamile olduğu dönemlerde hamileliğini gizleyerek iş hayatına devamı çok tuhaf gelmiştir gözüme), işini ve özel yaşamını ayırsa da daha ok işine odaklı bir anne olarak anlatılır. Sonrasında ise; çalışma hayatından yavaş yavaş kopuşunu, ayrıştırılmasını okuyoruz. En zor toparlanan karakter şüphesiz ki Sarah. Bir yanı düşerken, bir yanı düşmeye devam edecek psikolojidedir. Ama son çıkışları onu harika bir noktaya getirir.

Saç Örgüsü'nün benim için en anlamlı kısmı; üç karakterin de birbirinden habersiz olmasına rağmen, tek bir noktada birleşebilmesidir. Bu birleşmeden kastım, bir araya gelmek değil yanlış anlaşılmasın. Uzak yerlerden bile bir zinciri tamamlar gibi, bir saç örgüsünden başlayıp mutluluğa giden bir yolla sonlanıyor. Gerçekten son sayfasına geldiğimde yüzümde bir tebessüm, sanki bir yerlerde hala o anı devam ettiriyorlar düşüncesiyse içimde bir huzura sebep oldu. 

Sonu hem tatmin edici, hem de iyi hissettiren favori kitaplarıma bir yenisini daha ekledim böylelikle... Tek bir "olsa güzel olurmuş" dediğim nokta var. Sonda tüm karakterlerin geleceğini bir şekilde hayal edebilirken, Smita ve Lalita'nın bir eksik kalmış sanki... Ne yaptılar, neredeydiler gibi kısımları çok düşündüm. Ama her şekilde, en sevdiklerim içerisinde kalacak.

Böyle güzel ve kendine inanan güçlü kadınlara daha çok ihtiyacımız var. Aslında Saç Örgüsü bize bunu anlatıyor. Dil, din, ırk fark etmeksizin hepimiz inandığımız şeyler uğruna savaşabilir, güçlü kalıp, galip çıkabiliriz. Kimseye bağımlı olmadan, kendi ayaklarımız üzerinde durabilir, hayal ettiklerimizi gerçeğe çevirebiliriz. Bu tamamen bizim elimizde. İnancımız olduktan sonra üstesinden gelemeyeceğimiz şey yok...

Kendi kendine söz vermişti. Bir daha asla nefesini tutarak yaşamayacak, bundan böyle nihayet özgürce ve onuruyla nefes alacaktı. 

Özgür ve onurlu bir yaşam için hepimiz kendi adımımızı atmalıyız bence... Hayatımızın tadını, yaşamanın kıymetini böyle anlayabiliriz.

Şimdiyse kitaplığınızda mutlaka bulunması gereken bir kitabımızın daha sonuna geldik ne yazık ki... Su gibi akıp gidiyor, okurken zamanın nasıl geçtiğini bile anlamıyorsunuz. Dili ve üslubu açısından da oldukça hoş olan bu kitabı kesinlikle öneriyorum! Hem kendinizden bir parça bulacaksınız, hem de içinizdeki hayalleri ve inancı olan kadının bir şeyler yapma isteği harekete geçecek. Öyle ki okuduğum sırada çok fazla farkındalık edindim. Zor şartlarda "imkansız diye bir şey yoktur"un gücüne inanmak, düşer ve boğulur gibi olurken her zaman bir çıkış kapısı daha bulunabileceği, sağlıkta yaşamın değerini bir kez daha anlayıp kendime vücuduma iyi bakabilmek bunlardan sadece birkaçı. Her karakterden size geçen bir öğüt bulmak hiç zor değil.

Şimdiden hepinize keyifli okumalar diliyorum kitapkurtlarım! 😇 Yan Pasaj Yayınevi'ne ise beni bu güzellikle tanıştırdığı için çiçekli, bol sevgili teşekkürler!🌸

7 yorum:

Haydi yoruma :)

Atypical,

Atypical Dizi Yorumu

Nisan 08, 2020 Ruhuna Renk Kat 13 Yorumlar


Netflix ve diğer dizi/film platformu sömürgeciliğine devam ettiğimiz şu günlerde keyfinizi yerine getirecek, sizi duygudan duyguya sürükleyecek bir dizi daha getirdim. Gözyaşları mı dersiniz, kahkahalar mı dersiniz, minnoş ve tatlı motivasyonlar mı dersiniz bilemiyorum ama ne ararsanız var desem kısaca özetlemiş olurum sanırım. 

Aslında öyle bir dizi arayışında olmadan fakat ne istediğimi seçemediğim günlerde tesadüfen listemde bir seçim yapmıştım, şimdi düşünüyorum da iyi ki Atypical'i seçmişim ve farkına varmışım diyorum. Atypical anlamı ve direkt olarak verdiği mesajlarıyla gönlüme taht kurmuş dizilerden oldu. Bu yüzden özellikle burada detaylandırmak istedim. Normalde biliyorsunuz bende baskın olan, sevdiğim dizi/filmleri paylaşmaya gayret ediyorum. Hoş film konusuna girmeyelim, onlarda da yığınla sevdiğim var ama sizi instagrama yönlendirmek isterim.

Çok fazla da bekletmeden hem Atypical dizisinin konusunu hem de karakterlerini bir güzel anlatayım. Siz de bir an önce başlayın e mi? :) 





Atypical Konusu: 


Sam Gardner otizm spektrum bozukluğuna sahip 18 yaşında bir lise öğrencisidir. Annesi Elsa, babası Doug ve kız kardeşi Casey ile yaşamı, okul dönemi ve geçirdiği tüm süreçleri, acı tatlı her haliyle anlatıyor. Bir bakıyorsunuz sitcom tadında, bir bakıyorsunuz eğitici bir video izlercesine öğretici... İlk bölümleri terapisti Julia ile başlayan konuşmaları daha sonra bizi de aile ve yakın çevresine dahil ederek olaydan olaya sürüklüyor. Şu anlık 3 sezonu bulunan dizi 4.sezon onayını da aldı ve final yaparak bizi bir kez daha üzecek... 3.sezonda bile çok nadir hissettiğim bir duyguya kapıldım. O kadar alışmışım ki, sanki Friends, The Big Bang Theory, Modern Family gibi o ailenin içindeymişim de ayrılıyormuşum gibi. 

Her bölüm yaklaşık 20-30 dk aralığında, yani çerez gibi hemen bitirmelik. Sezon başına da 10 bölüm civarında. Göz açıp kapayana kadar bitirecek, bir sonraki bölüm derken 3.sezon finalinde bulacaksınız kendinizi garanti veriyorum.

Atypical Karakterleri:


Sam Gardner: En başta da bahsettiğim gibi başrolümüz, 18 yaşında otizm spektrum bozukluğu olan bir lise öğrencisi. Ama o kadar efsane yetenekleri var ki. Yakın çevresinden fikir almasına rağmen bambaşka şeylerle karşımıza geliyor. Ve takdir ettiğim şey ise; gerçekten rolünün hakkının verilmiş olması. Açık sözlülüğü ve net hareketleri ile The Big Bang Theory'nin Sheldon Cooper'ına çok ama çoook benzettim. Neredeyse birebir aynılar. Tek farkla biri otizm, biri dahi. Çok keyifli bir karakter, yavaş yavaş hissetmeyi duygulara sahip olmayı, aşkı, dostluğu öğreniyor. Özellikle Paige ve Zahid'li sahneleri en sevdiklerimden oldu. Penguen, tilki gibi kutupsal canlılara ilgisi var ve hele ki kaplumbağası. Odasına girildiğinde göze çarpan mavilikler o kadar güzel ki. Bende onu izlerken daha çok sevmeye başladım penguenleri. Okul döneminde yaşadığı zorluklar bir miktar gözleri doldursa da, tepkileri çoğunlukla gülümsetti. 

Casey Gardner: Casey Sam'in kız kardeşi, aynı lisede okuyorlar ve birlikte bazı rutinleri bile var. (yemek parasını almak vs gibi) 16 yaşında, koşu takımının parlayan yıldızı ve gerçekten de sonraki bölümlerde yükselişi hak eden bir kızımız. Fakat çok atarlı, tam bir erkek Fatma dediklerinden. Ben ilk sezon açıkçası Casey karakteri çok sevmiştim, özellikle Evan ile birlikte de uyumlulardı. 2 ve 3.sezonda ise yavaş yavaş değişiyor, okulundan arkadaşlarına hatta tercihlerine kadar... Bu sebepten sezon finalinde büyük gıcık olarak ayrıldım ondan. 

Doug Gardner: Sam ve Casey'in babası. Dizide sevdiğim nadir karakterlerden. Çok iyi niyetli ve sıcak bir baba. Ailesine bağlı, acil müdahale ekibinde çalışıyor ve konuşması ilgi alakası insanı mutlu ediyor. 2.sezonda biraz daha parlamasını sevdim, çok sönük kalıyordu açıkçası. 

Elsa Gardner: Dizide sevmediğim tek karakter. Sam ve Casey'in annesi, Doug'un eşi. Çok fazla detaycı, biraz benmerkezci daha doğrusu benim dediğim iyidir, doğrudur diye düşünen, müdahaleci ve boğucu bir anne figürü. Kadını gördüğümde sinirim tepeme hep zıpladı. 4.sezon gelsin gene zıplayacak. Spoiler olmaması için belirtmeyeceğim ama büyük bir yanlış yapıyor ve son 2 sezon onun bu cezayı çekişini de izliyoruz. Orada dahi üzülmedim, seveninin de çıkacağını sanmıyorum. Tek takdir edeceğim Sam için çok şey yapmış olması.

Evan Tuba: Casey'in erkek arkadaşı. Dizide ki doğru düzgün karakterlerden. O çocuğu da son sezonda çok üzdüler... :( Casey'e ilk gördüğünden beri vurgundu, sonra kavuştu fakat ah be! Üzülmeyi hak etmiyordu. Ama düşünce yapısı ve samimiyeti iyi yansıtılıyor. 

Zahid: Dizideki en ama en çok sevdiğim karakter! Üstüne tanımam. Mükemmel bir oyunculuğu var bence. Sam ve Zahid birlikte çalıştıkları teknolojisi mağazasından çok yakın arkadaşlar hatta Zahid'in değimiyle homies'ler yani kankalar. :) Tam fırlama bir karakter, ama düşünceleri, Sam için yaptıkları, düzgün hareketleri, sıcakkanlılığıyla çok sevilesi. Zahid'i izlemekten büyük keyif aldım açıkçası. Son anda gerçi saçma bir tiple evlenip kazaya gidecekti ama geçti. Her zaman dizilerde görmek isteriz seni Zahidomie! :)

Paige: Yine çok tatlı ve çenesi düşük bir kızımız. Sam'in sevgilisi. İlk başlarda Sam'in ondan kaçışını görmeniz lazımdı. :) Çünkü susmuyor. Ama bir o kadar da tatlı ve anlayışlı. Çiçeği, böceği şirin şeyleri pek sever. Hareketli olmasına bakınca insan şaşırıyor ama Sam'i anlayan nadir insanlardan ve sezon finallerinde Sam için yaptıkları bende göz yaşı pıt durumu yapmıştır. 

Izzie: Casey'in sonraki okulunda en yakın arkadaşı. Buna daha fazla detay veremem ama son 2 sezonda öne çıkan ve birçok dengeyi değiştiren karakter. Herkes Cazzie'ci olup shiplemiş ama, ben bu bağlamı pek sevemedim.

Terapist Julia: Sam'in ilk baştaki terapisti, gerçi sonrasına hem ailenin hem de Sam'in geçirdiği kriz sebebiyle uzaktan terapisti oldu ama. Sevimli bir kadın. Terapistlerinde iyi gelip gelip sonra kendi içlerinde delirebileceklerini gösteriyor. O halleri çok komikti, hastalarına sakin ve telkin ediciyken, kendi yaşadığı zorlukta çingenleşiyordu. 

Bu karakterler dışında okul koçları, arkadaşlar vs de var ama anlatılası olan temel karakterler bu şekildeydi. Gelelim Atypical'in bana ne hissettirdiğine...

Atypical Dizi Yorumum:


Atypical, otizmin hastalık değil de bir yaşam olduğunu gösteriyor. Otizmli arkadaşlarımıza gerçek hayatta da yaşatılan ya da gösterilen hal hareketleri gözler önüne seriyor. "Otizm bir hastalık değildir." cümlesi içime dokunan bir cümle olmuştur. O kadar yaşanan zorluk var ki ve siz bunu diziyi izlerken çok net anlıyorsunuz. Atypical bir dizi işte denerek geçilebilecek bir şey değil. Her sahnesi duyguları yoğun yaşatan ve bazı anlarıyla içe işleyen bir yapım. O yüzden favori listemde yeri sabit kalacak. 

Mutlaka izlemenizi öneriyorum. Sadece otizm değil arkadaşlık, aile bağı, gelecek ve değer verilenler için yapılan fedakarlıklar gibi birçok konuda bakış açısı kazandıracak. Ve eminim ki ağlatan yerleri de olacak... Çok yazasım var size burada ama izleyin ve kendiniz görün diye özetlemek istiyorum. Şunu da ekleyebilirim; izlerken hiç sıkılmadım ve 30 dk. nasıl geçti anlamadım. 

Size çok şey katacak Atypical'i izleme listenize alın ve keyfinize bakın. Şimdiden keyifli seyirler diliyor ve sonraki dizi yazısında görüşmek üzere diyerek yayın sonrası kaçıyorum. :) 




13 yorum:

Haydi yoruma :)