Dizili Filmli

Küçük Prens (Le Petit Prince) Film Yorumu

Şubat 22, 2020 Ruhuna Renk Kat 10 Yorumlar


Bayıla bayıla yazacağım bir konuyla geldim huzurlarınıza. TEOTFW dizisinin yorumundan sonra, aşırı eğlenerek keyifle yazdığım konu oldu kendisi. Ki bilen bilir "Küçük Prens fangirl"üyüm biraz. Biraz değil, bayağı! Küçük Prens standı oldu mu gözlerinden kalpler uçuşan, en sevdiği kitabı olan ve başucunda saklayan, kar küresinden defterine her şeyini alan (uygun buldukça:D) biriyim. Bunu yakınımda olanlar biliyor. Bana bir küçük prens verin dünyayı yönetelim. :) Kendini kaybeden bir Küçük Prens fangirl'ü de ektedir. :)



Geçtiğimiz ay sevdiğim bey ile yılın ilk filmi olarak 2015 yapımı olan Küçük Prens'i (Le Petit Prince) seçmiştik. Ve yine bir doğru tercih yaptığımızı anladık. Bunca yıl bunu nasıl izlemedim, ona da ayrıca hayret ediyorum ama o başka konu.

Önce şunu bildirmem gerekir ki, animasyon filmlere aşırı hayranlık besleyen biriyim. Yetişkinler için olandan bile daha anlamlı geliyorlar bana. O yüzden yerleri hep ayrıdır. Küçük Prens'im de artık bu kategorinin baş köşesine oturdu. (Tabii gönlümün efendisi Nemo'dan sonra:) )

Filmi anlatmaya ve kendimce yorumlarından bahsetmeden önce birlikte fotoğraflarına da bakalım istedim. Şu güzelliklere bakar mısınız yahu? Koleksiyon yapacağım koleksiyon! (sevgili bana tilki oyuncağı litfen) ♡

Her şey "bana bir koyun çizer misin?" ile başladı.








Gelelim akıllarda ki ilk soruya; "Küçük Prens kitabı ile filmi alakasız mı? Kitaptan çok mu kopuk?" Film gerçekten tamamen kitap içeriğiyle uyuşuyor, repliklerden çizimlere kadar her şey özenle  ve hikayenin anlam bütünlüğünü bozmadan yapılmış. O yüzden çok mutlu oldum. Özellikle de ezbere bildiğim kısımları filmle birlikte tekrar etmek müthiş hissettirdi.

İkinci soruya gelecek olursak; "peki ya küçük kız ile amca kim, onlar ne alaka?". Küçük kız aslında ana hikayeyi başlatan, yaşamının taşınmasıyla şahane bir yolculuğa dönüştüğüne şahit olacağımız kişi. Dedemiz ise çok tonton olduğu kadar, her şeyin başlangıcı, ilk başında yer alan. Spoiler vermeyeceğim ama öğrenince çok mutlu olacağınız biri.

Filmde canlandırmalar o kadar hoş ki, açıkçası imdb puanının 7,7 olmasının sebebini düşündüm. Tilkimize bayıldım yalnız, bir oyuncağa (?) göre çok tatlıydı. "hrrr..." diyişi kalp biz. :)  Bunlar dışında şöyle bir gerçek var ki; önce kitap sonra film. Her film veya dizi için bu prensibi geçerli kılarım. Çünkü önce kitabı okunmalı ve izlenmelidir, böylece kitabı okurken gözünüzde canlandırdığınız karakterlerle daha iyi bir uyuşma yakalıyor veya filmden de tatmin olup/olmayıp ayrılıyorsunuz. Baki kalansa her daim kitabınız oluyor.

Çok güzel bir hikaye kurgusu oluşturulmuş, dümdüz Küçük Prens şunu dedi bunu dedi gibisinden aktarılsaydı bu memnuniyeti vermeyecekti. Ama ilgi çekici bir konu ile "ee şimdi ne olacak?" diye sorular sordurarak izletiyor. Tüm genel yorumumu topladığımda ruhunarenkkat puanı olarak; 8,5 vereceğim. Puanları kırmamın tek sebebi; kitaptaki konu özünü biliyor olmam aslında. Bilmesem daha bir heyecanlı izlerdim, fakat arka fonda bildiğim bir şarkının çalması gibi izledim ve kitabı her daim farklı olacak. Bir de şu iki repliği kullanmadılar ona çok üzüldüm;

"Sevdiğiniz çiçek milyonlarca yıldızdan birinde bile bulunsa, yıldızlara bakmak mutluluğunuz için yeterlidir.
"Örneğin sen öğleden sonra dörtte geleceksen, ben saat üçte mutlu olmaya başlarım."
Gerçekten duymayı çok isterdim. İlkini biraz filmde şuna çevirmişler; "yıldızlara baktığımda Küçük Prens'in gülüşünü duyuyorum." gibi. Ama yine de neredeyse çoğu şeyde orijinale sadık kalıp, en ünlü ve en kalbe dokunan iki cümlesini de sunsalardı keşke. Gerçi belki de sunmadıkları iyidir. Alın okuyun arkadaşlarım! Küçük Prens bir çocuk kitabı değildir, yetişkinler için çocuk kitabı bence. İnsanlar büyüyünce birçok şeyi unutuyorlar... Unutulmaması için...

Bir diksiyon dersinde evimizden çok sevdiğimiz ya da şu an okuduğumuz bir kitabı getirerek bir bölümünü seçip okumamız istenmişti. Ben tabii ki Küçük Prens'i seçmiştim. Ama o sınıfta bulunanların bir çoğu bir çocuk kitabından fazlasını tuttuğumdan habersiz bakmışlardı. Haberiniz olsun diye söylüyorum, çocuklarımıza olduğu kadar bize de okutulsa, sevmeyi bilsek biraz daha dünya gül bahçesi olabilir...

Filmi toparlayacak olursam da; filmi izlemenizi isterim. Kesinlikle zaman kaybı olacak ve 1 saat 46 dakikanızı çöpe atacak bir yapım değil. Zamanın nasıl geçtiğini bile anlamayacaksınız. O yüzden tam kefilim.

 Neydi hem...
"Gerçeğin mayası gözle görülmez, ancak yüreğiyle bakanlar görebilir." Yüreğinizle bakacağınız günler olsun.  🌹🌟


 *ilk fotoğraf bana ait, diğer film görselleri ise imdb'den alıntıdır.

10 yorum:

  1. Önce kitabını okuyup sonra filmini izleyip çok beğenmiştik. Teşekkürler tanıtım için...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Küçük Prens her türlü seviliyor sanırım çok sevindim :)

      Sil
  2. Kitabını çok severim, filmin fragmanını ilk izlediğimde çok heyecanlanmıştım fakat unutmuşum, süper bir hatırlatma oldu! En kısa zamanda izleyeyim 🌹

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Denk gelmesine çok sevindim Fulya'cığım ^^ Umarım izlediğinde de bolca keyif alırsın :)

      Sil
  3. Ben de çok severim bu güzel kitabı. Filmini izlemedim açıkçası ama kitabı hep değişik bir tebessüm bırakır yüzümde. Bende stickli defteri var, atarım sana bilare :)) bitecek diye kullanmayı bıraktım :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Stickerlı defter dedin orada kitlendim amaaa :) Kitabı hep aynı hisleri oluşturuyor sanırım, içimde herhangi bir sayfasını açıp okusam bile büyük bir huzur oluşuyor. :) Filmi de izlemelisin canıım :)

      Sil
  4. güzel olmuş animasyonu da :)

    YanıtlayınSil
  5. Yanıtlar
    1. Şimdiden keyifli seyirler size Beyda ablacığım :)

      Sil

Haydi yoruma :)