Motivasyonlu,

Yaşam Çemberi ile Dengelenin!

Aralık 26, 2019 Ruhuna Renk Kat 4 Yorumlar


Güzel bir günden merhaba!
Hayatınıza renk getirebilecek konuları bu sıralar paylaşmadığımızı fark ettim ve yeni yıl için güzel bir başlangıç olsun diye hemen imdadınıza yetiştim.
Bloga ilk katıldığım sıralarda, böyle bol motivasyon arayışındayken tesadüfen Yağmur ile Yaşam sayfasında Yaşam Çemberi yazısına denk gelmiştim. Daha sonrasında bu paylaşımı çok sevmemle birlikte hayatıma da uyarlamaya karar verdim. Tabii o zamanlar 2017'den bahsediyorum. :)

Peki yıllar sonra neden bu konuyu gündeme getirdim?

Genel olarak baktığımda çevremdekilerin de dahil olmak üzere tam olarak hayatın akışına adapte olamadığını görüyorum. Buna ben de dahilim. İş mi, eğitim mi diye düşünmeler, geçmişe takılı kalmalar, gelecek için kaygılanmalar vs. gitgide büyür hale geliyor. Oysa ki her şeyin tek tek çözümlenebilir olduğunu unutmamamız gerekiyor. Planlanmadık şeyler karşımıza çıksa bile bir yol seçmiş ve o yoldan korkmadan devam edebiliyor olmamız son derece büyük önem taşıyor.

Yaşam çemberi ile hayatınızın aksayan yönlerini bulmanız mümkün. Birlikte bir uygulama yapacağız, sonucunda ise tekerlek misali hayatımızı çevirmemize engel olan o boşluğu veya çıkıntıyı belirleyeceğiz. Hatta size örnek temsil etsin diye bir de ben kendi elimle çizim yapıp boyadım ve onu da yorumlayacağım.

Günü değerlendirirken veya şu ana kadar geçen tüm zamanınızı değerlendirirken bu çemberi kullanabilirsiniz. Böylece kendi içinizdeki eksikliği fark edeceksiniz. Yaşamınızdaki çemberin işler ve düzgün ilerlemesini sağlayacaksınız.

Haydi gelin başlayalım.

1. Öncelikle bir kalem kağıt çıkarın. Bir çember çizin ve kendisini 8 pasta dilimine bölün.
Bu dilimler "bugün"kü halinizi temsil ediyor.

Kariyer, Para, Sağlık, Duygusal Durum/Özel Hayat, Arkadaşlar ve Aile, Kişisel Gelişim, Fiziksel Çevre, Eğlence /Hobiler olarak kategoriye ayıracağımız dilimleri 1'den 10'a kadar ufak çizgilerle ayıralım. Böylece Yaşam Çemberimiz de hazır hale gelmiş olacak.

Peki bu kategoriler ne anlama geliyor? Neyi düşünerek puanlama yapacağız?

Kariyer; iş yaşamınızı ya da hayalinizdeki meslek için çalışmanızı temsil ediyor. Doğru hedeflerde misiniz, memnun musunuz gibi soruların cevabı burada.

Para; yaşamınızı devam ettirme aracı olan para konusunda stresli ve hep bir şeylere yetişmeye çalışan halde misiniz? Yoksa rahat ve huzurlu bir durumda endişesiz günler mi geçiriyorsunuz?

Sağlık; vücudunuzu ne kadar dinç hissediyorsunuz, ağrınız veya canınızı yakıp sizi zorlayan bir durum var mı?

Duygusal durum/Özel hayat; hayatınızdaki aşkın sizde hissettirdiği duygular, mutlu bir ilişki mi, sevmek ve sevilmek bir parçanız mı?

Arkadaşlar ve aile; en yakın çevremizle iletişimimiz, doğru arkadaş seçimlerimiz, ailemizle olan verimli vakit geçirme alışkanlıklarımız ne ölçüde?

Kişisel gelişim; kendinize verdiğiniz önem! Kısaca tanımlamak gerekirse bu şekilde, yaşam şeklinizi iyi hale getirmek için yaptıklarınız ve ne derece iyi hissettiğiniz.

Fiziksel çevre; çevrenizde bulunan her şey bu kategoriye giriyor. Oturduğunuz evden, çalışma masanıza kadar oluşturduğunuz bu düzenden memnuniyetiniz.

Ve eğlence/hobiler; size birçok şey katabilecek aktivitelere önem veriyor musunuz? Kitap, tiyatro, spor, boyama, etkinlikler hayatınızda ne kadar alan kaplamakta?

Bunların her biri için 1: en az (olumsuz), 10: en çok (olumlu) çizgileri boyuyoruz ve tekerleklerimiz dönmeye başlıyor. Benim çemberimde bu şekilde. Her ne kadar çizim hatalarım olsa da. :) 1 sene sonra tekrar aynısını oluşturup bakmak istiyorum.



Bir tekerleğin tam dönüş turu yapabilmesi için eksiksiz çarka sahip olması gerekir. Hayatınızdaki bu çark da varsa eksiği net görebilmenizi sağlıyor. Aslında bir nevi size öz eleştiri yapma fırsatı sunuyor. Örnek verelim ve diyelim ki; kariyer puanınız düşük ve işleriniz tatmin etmediğiniz gibi gidiyor, aynı zamanda da kişisel gelişiminiz aynı seyirde devam ediyor. Diğerleri bir şekilde yüksek puanlara veya tatmin edilebilir ölçüye sahip. O halde yapmanız gereken kariyer hayatınızı ve kendi içsel yaşamınızı gözden geçirmek olacak. Sonuçta tekerlek dönerken büyük bir boşluğu da var ve dönüşü engelleyip yalpalamaya sebep oluyor.

Benim çizim örneğime göz atacak olursak, biraz daha detaylı anlatabilirim. 

Duygusal durum ve aile/arkadaş bölümüm 10 puan; çünkü çok şükür ki ikisi de hayal ettiğimden de güzel işliyor. İlişkimde de (canım sevdiğim bey🎔), aile ve arkadaşlarımda da her şeyin yolunda olduğu anlamına geliyor. Bu düzen tamam. Elde var bir.

Kariyer; 8 puana sahip ve bunun sebebi hem istediğim alana yoğunlaşmam, hem sevdiğim bey ile çalışıyor olmam hem de artık ne istediğimi biliyor olmamdan kaynaklanıyor. Eksikliği elbette var bunu da çözmesi gerekenim. Mesela ofis ortamı ve bilgi eksikliğini bazı alanlarda hissediyor oluşum buradaki 2 puanı kırmama sebeptir.

Kişisel gelişim, para, eğlence/hobiler; bu üçünün puanını 7 olarak belirledim. Düzenli iş döneminde sabah akşam yorgunluklarından dolayı evde kendime de ayıracak vakti bulamıyor, para kazansam da aktiviteye sosyalliğe harcamıyordum. Ama şu an freelancerken, hepsine biraz biraz zaman ayırabilmem mümkün. Yine de 3 puanın eksikliği bu üç kategoriyi istediğim düzene oturtamayıp keyfi bir rahatlıkta devam etmemden kaynaklanıyor.

Fiziksel çevrenin 6 puan olması, her ne kadar tatmin edici ortamlara sahip de olsam, bir şekilde istediğim tam konforu oluşturamayışımdan.

En sona ise sağlığın hüsran dolu 5 puanı oturuyor. Bu sıralar bağışıklığım aşırı hassas ve sürekli ya soğuk algınlığı ya da enfeksiyon modundayım. Biraz yoruyor beni ne yalan söyleyeyim, checkup vakitleri geldi de geçti. Hatta dürüst olmak gerekirse düzenli spor yapıyor olmasam 5 puan da vermezdim. O derece. :(

Sonuca bakıldığında her birini tek tek yorumlayarak bütünü oluşturabiliyorum. Böylece eksik listemi gözden geçirip, tamam olanların da tadını çıkarıyorum.





Size de bir orjinal Life Circle örneği bırakıyorum. Bunu uygulayarak, gerek çizimle gerekse düşünerek kendi yaşam çemberinizi oluşturabilirsiniz. Objektif bir şekilde kendimize bakmak mümkün olmadığından, bu çemberi oluşturmak bir tık daha objektifliğe yaklaştırabilir. En azından durup bir "bu neden eksik?" diyecek, sebeplerini bileceksiniz. İçinize dönmek de ekstrası...

Yapmanızı tavsiye ederim, faydalı olduğuna inanmaktayım. Özellikle 2020'ye girerken daha iyi özeleştiri yapmanızı sağlayacaktır. Yeni bir yıl, yeni bir siz... Deneyenlerinde tecrübelerini ve yararlandığı faydaları öğrenmeyi çok isterim.O yüzden bol bol fotoğraf bekliyorum. :) Bir sonraki motive edici yazımızda görüşelim. Hoş kalın! Mutlu yıllar olsun, 2020 hepimize şahane güzellikler getirsin!🎄⛄


4 yorum:

Sizin fikirlerinizi de merak ediyorum ^^ ❤

Okumalı

Mini Alışveriş Turu #3 (BKM Kitap)

Aralık 15, 2019 Ruhuna Renk Kat 8 Yorumlar


Alışverişimize devam ederken, Kasım ayı çetelesi olarak gördüğüm 3 kitap alışverişimle geldim. Fakat kitapları bu yoğunluklar içerisinde şıp diye okumak mümkün olmadığından kasım ayını devirip bayağı geç geldim.

Bir yandan çalışır bir yandan da günleri devirirken düzenimi de yavaş yavaş oluşturmaya başladım. Bu düzen içerisine de "canım kendim"cilikten başlayarak (ki bu konuda da yazı gelecek), sporu düzenli beslenmeyi bakımı ve daha bir sürü şeyle birlikte diziye, filme ve kitaplara ayırdığım kişisel vakitleri de bolca ekledim. Yani aşşırı mutlu olduğumdan rahatça bahsedebiliriz.

Sevdiğim bey ile her zamanki mekanımızdan indirime gelmiş iki kitabı almıştım; Canan Tan-Başıbozuk Sevdalar ve Sabahattin Ali-Aldırma Gönül (Alıntıları) olarak seçmiştim. Fakat 10 günde ikiside bitince elimde tek kitapla kaldım. Hali hazırda hala devam etmekte olduğum İpek Çalışlar'ın Mustafa Kemal Atatürk Mücadelesi ve Özel Hayatı kitabı ile birlikte, hem indirim kovaladım hem de istediğim romanları sonunda sepete ekledim.

İşte BKM Kitap da yakaladığım indirimin seçili 3 kitabı bu fotoğrafta gördüğünüz güzellikler oldu. Gelin de biraz seyredelim kendilerini. Ki ben aldıktan sonra bu fotoğraftaki manzarayı uzun süre izledim.

BKM Kitap Alışverişim


Kitapların içeriklerinden bahsetmeden önce, her birini alma sebebimi de belirtmek istiyorum. Daha sonra aldığım fiyatları ile birlikte anlatacağım.

Çavdar Tarlasında Çocuklar; almayı çok istediğim ve övgüsünü duyduğum bir kitaptı. Listemde uzun zamandır da beklemekteydi. Daha sonra epey indirimde olduğunu görünce fırsat olduğunu düşündüm.

İçimdeki Müzik; en çok sevdiğim kitaplar içerisinde gireceğini düşündüğüm kitabı ilk gördüğümde dikkatimi çekmesinin sebebi tamamen kapağıydı. Sanırım dünyadaki birçok kitaptan daha güzel bir kapağa sahip gözünde. Hele ki böyle akvaryumlu, balıklı ve mavili şeyleri seven ben için. Üstelik kitabın arkasındaki ufak detayı okuyanlar fark etti mi bilemiyorum ama,  "İçinde Ne Var?" başlığında bir üçgen içerisinde sıralanarak "cesaret, engelleri aşmak, umut" yazmasını ÇOK sevdim! Daha okumadan da öyle çok sevdim ki, kitap için gittim özel bir ayraç aldım. Küçük mutluluklar gerek bize... Tabii kapak dışında konusunu ve içerdiği anlamları çok sevdim. Almadan önce incelemelerini takip etmiştim ve içime sinmişti.

Mrs. Dalloway; alma sebebimi itiraf ediyorum. Yok. :D
Dalloway sırf şaşırtıcı derecede fazla indirime girdiği için son dk golü olarak girdi sepetime, fakat Virginia Woolf okumayı da istiyordum. Sadece Kendime Ait Bir Oda'yı almak yerine ilk tercihimi Mrs. Dalloway'ciğimden yana kullandım. Sonrada @melsguncesi Melisa'cığımla bir konuştuk. Tamam dedim, doğru seçim yapmış olabilirim.

Şimdi gelelim, kitapların konusuna.

↣ Virginia Woolf - Mrs. Dalloway


Mrs. Dalloway kesinlikle bir iç bakış romanı. İlk başta hiçbir şeye, hiçbir karaktere anlam veremeyerek başlıyorsunuz. Sıkıntı olay örgüsünün olmaması gibi geliyor, oysaki sayfalar geçip gittikçe geçen giden her karakterin iç dünyasına göz atmaya başlıyorsunuz. Bazen hak veriyor. Bazen ilginçleştiğine şahit oluyorsunuz. Clarissa Dalloway'in geçmişindeki kişilerden şu an ki gününe kadar, davet gecesiyle birlikte tüm hislerini, aklından geçenleri görüyorsunuz. Sadece onunda değil hayatına giren tüm karakterlerin düşünceleri geçiyor sıra sıra... 

Oldukça güzel bir anlatışı var. Her kitapta bir olay, bir aksiyon arayan biri olarak bu tip bir kitabı sıkılmadan okudum. Bilinç akışı tekniğini güzel yansıtan Virginia Woolf , Mrs. Dalloway ile gönlümü kazanmış durumda. O yüzden okumanızı tavsiye ederim. Ağır gidişi sizi etkilemesin, farklı gelecektir. Fakat şunu da belirtmeliyim ki, sonu ne yazık ki tatmin etmedi. Ne bekliyordum diye soruyorum kendime yine de bu sonu değildi ona eminim. Şaşırtmasını veya sonunda "demek ki buymuş" diyebileceğim şekilde bitmesi daha iyi olurdu sanırım. Kısaca yorumumu sonlandırmadan önce bir de alıntı bırakabilirim şuracığa;

Kimseyle ilgili yorum yapmayacaktı. Kendini hem çok genç hem de inanılmaz yaşlı hissediyordu. Her şeyi bir bıçak gibi kesmişti ve aynı zamanda dışarıdan her şeyi izliyor gibiydi. Taksileri izlerken, deniz kenarında, yalnız başına, her şeyin dışında hissediyordu kendini.


↣ J. D. Salinger - Çavdar Tarlasında Çocuklar


Umarım bu kitabı aşırı sevenler aramızda değildir. :) Çavdar Tarlasında Çocuklar sıkıcı bir kitap desem değil, sıkı sıkıya bağlanacak bir kitap desem değil. Bir liseli gencin okuldan (defalarca da olsa) atıldıktan sonra oradan oraya koşturup, birbiriyle alakasız ve ne istediğini tam bilemeden gitmesi anlatılıyor. Holden Caufield, aklında ve hayatından geçen bir sürü kişiyi hem anlatıyor hem kendini anlatıyor ve bir şekilde kitabı bitirmiş buluyorsunuz kendinizi. Sırf sonunu görmek ve ne olduğunu bilmek için okudum. Gerçi her türlü yine okurdum kitap bir şekilde kendine çekiyor ama... 

Beni en çok üzen ise; kitabın başında anlatılan "yamulup, taburcu olana kadar ağabeyine yakın olan çöplük dediği yer" kısmının sonda bir yere bağlanamamasıydı. Yani durup "ne oldu da bu hale geldin onu da desene" diyerek son sayfayı bitiriyorsunuz. Dalloway'de olduğu gibi hızlı ve anlamsız bir bitiş vardı. Yine de okunabilir mi derseniz, evet. Karakterin içinde yaşadığı çelişkiler güzel aktarılıyor. Sanırım sevdiğim yan bir tek bu oldu. Yorumumu bitiriyor ve bir de alıntısını bırakıyorum.


Bir kitabı okuyup bitirdiğiniz zaman, bunu yazan keşke çok yakın bir arkadaşım olsaydı da, canım her istediğinde onu telefonla arayıp konuşabilseydim diyorsanız, o kitap bence gerçekten iyidir. 



↣ Sharon M. Draper - İçimdeki Müzik


En merak ettiğim kitaba sonunda geldim. Melody, beyin felci olan 11 yaşında bir kız çocuğudur. Birinin yardımı olmadan kendi başına yaşamsal ihtiyaçlarını karşılayamaz. Mello Yello ya da Melly Belly olarak arkadaşları ve ailesi tarafından seslenen güzel kızımın kendinden anlattığı bu hikayede göz yaşınızı tutamıyorsunuz! Çok nadir kitaplarda gözleri yaşla dolan biriyimdir, bu da onlardan biri oldu. O kadar dokunan kesitleri vardı ki, özellikle de Melody'nin ilk kez anne ve babasına "sizi seviyorum" diyebildiği...

Sessizlik nasıl bu kadar gürültülü olabilirdi?
Kapısı ve anahtarı olmayan bir kafeste yaşıyor gibiyim. Ve kimseye beni buradan nasıl çıkaracağını anlatamıyorum. 

Kitabı okumak hem varlığınıza şükretmenizi sağlıyor, hem umut yeşertiyor hem de kendinizi orada hissedip "yerinde olsaydım"ları düşündürüyor. Aynı zamanda oldukça akıcı bir anlatıma ve hikayeye sahip olduğu için hızla okuyup bitiriyorsunuz. Melody o kadar güzel ki... Hem zeki hem de şarkılardan bile tat ve renk alan bir kız... Onun aklından geçen kelimeleri anlatışında yutkunup kalıyorsunuz öylece... Kişisel bir bilgisayar ve yarışmadan sonra hayatı tamamen değişiyor aslında.

Konunun ilgi çekici ve yazarın üslubunun iyi olması dışında, sonunu farklı beklemiştim. Biraz durağan ve "bitirmek için" yazılmış gibi geldi. Çok zorlayıcı anlar sonrasında yeni ve farklı bir ışık bekliyor insan... En azından Melody'nin ilerleyen yaşlarıyla alakalı minicik bir kesitte olabilirdi. Tabii bu benim görüşüm. Biraz da her konunun bir yere bağlanmasını sevmemden kaynaklı. Yarıda kalmış hissi veren şeyler modumu biraz düşürüyor.

Bu bahsettiklerim dışındaysa İçimdeki Müzik küçükten büyüğe herkesin okuması gereken bir kitap. Sağlıklı iki birey bile günümüzde birbirinin ne hissettiğini anlamakta zorlanırken...

Şimdi ise buraya minik ve sevdiğim alıntılarından bırakarak yazıyı sonlandırıyorum.


Bana veya benim hakkımda söyledikleri her kelimeyi öğrendim, sakladım ve hiç unutmadım. Hiçbirini. Düşünce ve kelimelerin karmaşık işleyişini nasıl çözdüm bilmiyorum ama bu kendiliğinden ve hızlıca oldu. İki yaşıma geldiğimde tüm anılarımda kelimeler, tüm kelimelerimin de bir anlamı vardı.Ama sadece zihnimin içinde.Şimdiye kadar tek kelime konuşmadım. Neredeyse on bir yaşındayım... 

Alışverişimin özetine gelirsek de kitaplığımı geçen aylarda iyice elediğim için şimdi daha güzel kitaplar aldığımı düşünüyorum. Bu üç kitap içerisinde ise favorilerimi en sevdiğimden başlayarak şöyle sıralayabilirim. İçimdeki Müzik > Mrs. Dalloway > Çavdar Tarlasında Çocuklar. Üç kitapta güzeldi, kitaplığınızda olmalı diyebilirim. (Çavdar Tarlasında Çocuklar kitabında biraz düşüneceğim ama)

 Kitaplar hakkında da bir yazıya ne kadar sığdırılabilirse uzun uzun yorum yaptım, okuyan gözlerinize sağlık💙 Bir sonraki alışveriş veya kitap yazımızda da görüşelim. Mutlaka! :)











8 yorum:

Sizin fikirlerinizi de merak ediyorum ^^ ❤