Okumalı

13 Reasons Why (Ölmek İçin On Üç Sebep) Dizi-Kitap Yorumu

Ocak 22, 2018 Ruhuna Renk Kat 21 Yorumlar


Bu sefer süper bir öneri yazısıyla selamlıyoruz sizleri..🙌
Uzun dönemli takipçilerimiz bilir ki; yaz döneminde denenenler tarzında yazımızı yazmıştık. Fakat bunu biraz daha yaymaya ve her denediğimize kısacık yorumlar yerine, daha uzun soluklu yorumlar yapmak istedik. Bu kış akşamlarında evde, yeni bir dizi arayışında olanlara veya kitap okumak isteyenlere de harika öneriyle geldik. Sonuç olarak ise, denediklerimizden birisi olan 13 Reasons Why yani Ölmek İçin On Üç Sebep adlı dizinin bir de kitabını ekledik. Hem kitabını hem de dizisini yorumlayalım dedik. O zaman haydi başlayalım.❤

DİZİ YORUMU:

Öncelikle dizi çok başarılı. Cast oyuncuları ve karakterleriyle uyumları harika. Her ne kadar teenage tarzı bir dizi olarak gözükse bile, izlediğinizde bu görüşünüz kalmayacaktır. Ben çok ününü duyarak yaz aylarında başlamış ve yine yazın da bitirmiştim. Yerliden çok yabancı dizi izleyen biri olarak, bu diziden de eksik kalmamalıyım demiştim. İyi de yapmışım. Çünkü bir başladım, o zamanlar kısıtlı olan internetimle şipşak bitirdim. Şimdi 2.sezonu da geliyormuş, açıkçası sabırsızlıkla bekliyorum. Ya bir de Hannah be! Ciddi ciddi diyebilirim ki, çok güzel bir başrol oyuncusu. Yapmacık da değil, hakkını veriyor rolünün. Yine de keşke ölmeseydi diyorum.

O kadar oyuncularla alakalı konuştum ettim de, bu dizi ne anlatıyor?

Hannah Baker adında bir öğrenci intihar ediyor. Ardında ise; intihar etme noktasına geleceği 13 sebebi, sebep olan kişileri kaset kaydı ile yüzleştiriyor. Kulağa korkunç geliyor, hatta bizim dini yapımıza da aykırı biliyorum. Hepimiz de çok şükür ki Allah korkusu var, hepimiz zor aşamalardan geçsek de böyle bir şey düşünmüyoruz. Ama herkes bu kadar güçlü kalamayabiliyor, hele ki Hannah 13 sebebiyle, tüm iğrenç insanlarıyla, acılarıyla bunları "işte bu yüzdendi" dedirtircesine yüzümüze vuruyor. Öyle ki kıza hak vermeden, acısını hissetmeden duramıyorsunuz. Ve şu da bir gerçek, dizinin ana teması aslında intihar eden bir kız değil. Bir sözle, bir bakışla, belki de bir hareketle karşımızdaki insanın bam teline basıp onu dibe de sürükleyebiliriz, tam tersi göğe de yükseltebiliriz. Ne denebilir ki, izleyin gerçekten ve ne olursa olsun dikkat edelim hayatımızdakilere nasıl davrandığımıza..

Son bir not olarak ise; kimse yardım edilemez ve çaresiz değil, önemli olan onun yardıma ihtiyacı var mı hayatı nasıl gerçekten de bunu fark edip görebilmek...

2. Sezon Yorumum;

2.sezonu başladığında sabırsızlanmıştım. Ama çok uzun olmayacak şekilde özet fikirlerimi söyleyebilirim. Çünkü beklentinizi yüksek tutmanızı tavsiye etmem. Evet çok şaşıracağınız ve yine (!) tiksineceğiniz dolu şey olacak. Özellikle de Tyler 'ın son hallerinde... Ama buna rağmen en büyük nefreti Bryce Walker dışında kimse alamayacak.

Bu sezonunda ise; ailenin kızı uğruna olan savaşını, bir sürü yalanın gerçeğe karışmasını izliyorsunuz. Altında yatan mesajları takip edebilirseniz işiniz kolaylaşıyor, en azından ben şu şekilde düşünüyorum. Dizinin senaristleri 2. sezonda "tarafını seç" demiş. Ya Hannah'ın kasetlerde anlattıklarına inanırsınız ya da herkesin anlattıklarıyla "böyle miymiş?" diye sorgulamalar yaparsınız.

Ama her ne olursa olsun, hatta mahkeme de umrumda olmadı bir an... Buna rağmen her karakterin içinde yatanları zor zamanlarda görmek, belki biraz da anlayabilmek daha önemli geldi...
Hepimizin hayatında böyle kişiler var, hatta hepimizin içerisinde böyle hisleri olanlar var...
Tabi izleyenler varsa 3. sezon haberini de yine iliştiriyorum. Zaten sezon finali bile "eh be" dedirtti. Ya sağlam bir finali ya da efsane bir sezonu hak ediyor. Bakalım bekleyip göreceğiz.

3.Sezon Yorumum; (Güncel-2019)

2.sezon yorumuna da şöyle bir göz atmıştım ki, sağlam bir final ya da sezon beklentisi yazmışım. Ki bence tatmin de etmiş. 3.sezonun tanıtımı yapıldığı sıralarda 4.sezonunda onayını aldığını duyurdukları Thirteen Reasons Why için bayağı atarlanmış, "ilk sezon yeterdi zaten olaylar saçmalamaya başlıyor ne 4ü yahu?" demelere başlamıştım. 

Öncelikle bu atarlarımın üstüne kocaman bir çizik çekiyorum. Çünkü dizinin en(!) abartmıyorum en güzel sezonuydu! Kurgu harika olmuş, film gibi olay örgüsünü öyle bir yapmışlar ki ilk bölümde "ne oluyoruz?" diye başlarken, her bölüm sonunda "hay böyle bölüm sonunu, geç sonraki bölüme geç geç" diye haykırarak izledim. Ciddi anlamda beklentilerin hakkını veren, Hannah ile başlayan dizinin hala onu dahil edip devam etmesiyle beraber şahane bir harman yapmışlar. Bryce için üzülmedim dersem yalan olur, ama son bölümle dinlerken biraz da hak ettiğini düşündüm ne yalan söyleyeyim. Kötüler değişmiyor ne yazık ki... Değişebileceğini düşündüğümüz karakter bile en kötü anlarda, köşeye sıkıştığında içindeki canavarı tekrar çıkartıyor. 

Bu sezonunda "Bryce'ı kim öldürdü?" ile başlıyoruz. Her sebebi olan kişiden öyle olaylar çıkıyor ki, bir türlü budur diyemiyorsunuz. En son bölüme kadar tüm gizini korudu ve hiç açık vermediler. Sağ olsunlar. 4.sezona göz kırpan basit bir finalle de bitirdiler son dakikalarını, ama kesinlikle yine ortalığı karıştıracaklar. O değil rahatladığım en büyük kısım da Monthy oldu valla. Öyle bir karakter de öyle sonlanmalı. Bunlar dışında ise her karakterin artık olgunlaşması vardı sanki, özellikle Tyler ve Clay aslında bahsettiklerim. Tyler için 1.sezondan beri anlayamadığım şey çocuğun neden bu kadar dışlandığıydı, onca daha beter kişiler varken? Clay zaten hep bir dedektifcilikteydi, fakat bu kez gerçekten sadakati ve sorumluluk bilincini dostlarına karşı başarıyla yansıttı. Mesajlar ilk iki sezondan daha başarılıydı. Ne denebilir ki daha fazla?

Haydi 4.sezon gözler seni bekler.

Şimdi gelelim kitabının yorumuna.



KİTAP YORUMU:


Yine çekilişlerden kitap kazananlarda bugün ben varım. 🙈 Ben bu kitabın Hürriyet Bumerang'ın instagram hesabı tarafından hediye verildiğini görünce, fazla abanmış ve "benim olucaksınnn" diyerek yüklenmiş olabilirim. Ama sonucuna değdi. Açıkçası bu kitabı da okumak çok istiyordum, her ne kadar dizisini veya filmini önce izlediğim şeylerin kitabını okurken pek sarmasa da bunu da yorumlamalı ve orjinalini bilmeliydim.

Genelde bilirsiniz ki, bir kitap dizi veya filme çevrilince orjinalliğini yitirebiliyor. Ya da konular çok sapabiliyor. Bunda da çok korkmuştum, böyle olursa diye. Ama yanılttı.

Kitap diziyle çok uyumlu. Sadece Hannah'ın intihar edişi kitapta daha masumlaştırılmış, Clay kasetleri uzun sürede bitirmiyor ve o sürede okuldakiler ile dizideki gibi karşılaşmalar yaşamıyor gibi. Yani göze çok batmayacak detaylar değişmiş sadece. Bu benim için yeterliydi. Basit ve akıcı bir anlatımı var. Diziyi bilmeme rağmen, bakalım nasıl devam ediyor diye meraktan bir kaç günde bitirdim. İlla ki kütüphaneme katmalı mıyım diyorsanız, dizisini izlemeniz yeterli aslında. Ve itiraf etmem gerekirse, kitap adı sebebiyle okuduğunuzu görenlerde büyük paniğe yol açıyor. Her gören, kitap ismine takmıştı çevremde ve bende inadına her birine aynı buraya yazdığım gibi hem kitabı hem dizisini anlatmıştım. Tatmin etti mi, etmedi mi bilemem. Ben okumaktan da izlemekten de mutluyum.

Size ikisinin ortak bir alıntısını, hatta ikisinde de ne anlatılıyor bunu belirtecek bir cümlesini sunayım.

"Kimse, diğer insanların hayatını ne kadar etkilediğini bilmiyor. Çoğu zaman hiçbir fikrimiz yok. Ama yine de şartları zorluyoruz."


Sanırım buna verilebilecek tek cevabım var; "Aynen öyle."

Tavsiye edeceğim bir ikileme Ölmek İçin On Üç Sebep... Ben beğendim, ergen dizisi veya kitabı da değil. Dizideki gizem sizi çekmeye yetecektir... Okuyacak ve izleyecek olan varsa da, şimdiden iyi seyirler ve keyifli okumalar. Son bir alıntıyla yazımızı da noktalayalım o halde...

"Eğer sizi ağlatan bir şarkı duyarsanız ve artık ağlamak istemiyorsanız, o şarkıyı daha fazla dinlemezsiniz.
Ama kendinizden kaçamazsınız. Kendinizi daha fazla görmemeye karar veremezsiniz. Kafanızdaki gürültünün sesini kısmaya, onu kapatmaya karar veremezsiniz."


Kendinizden kaçmaya çalışmayacağınız, huzur dolu günlere... Hepinize kucak dolusu sevgiler.🌸


21 yorum:

Sizin fikirlerinizi de merak ediyorum ^^ ❤

Bakımlı

Hayatınıza Katmanız Gereken 3 Bitki Çayı #1

Ocak 15, 2018 Ruhuna Renk Kat 40 Yorumlar


Herkese sonunda merhabaaaa.. Sonunda diyorum çünkü, blogu özlemişim, sınavlar, dersler bitmeyen koşturmalar ve 2 sene sonunda beni de yakalayan grip ile boğuşmaktan buralara gelememiştim. Ama sonunda kavuştuk, artık hep buralardayız. Bu kez ise, tam moduma uygun tam olmayan kış için kış çayları tadında bitki çayı önerileri var bu yazıda... Biliyorsunuz ki, daha öncesinde bitkisel yağları yazmıştık. A-aa yoksa hala onu okumadınız mı? Hemen bir koşu buraya...

Şimdi de gelelim, tavsiye edeceğimiz ilk üçlüye. :)



Fotoğraf sırasıyla gidecek olursam soldan sağa; (bu arada fotoğrafta çayları belirtmek için üstlerini kapladım, normalde çaylar böyle demlenmiyor)

↠ PAPATYA 


Benim favorilerimden ilki gerçekten papatya çayı. Sindirimden, uyku bozukluklarına kadar bir çok şeye etki ediyor. Ama ben yine de en çok ne için kullanıyorum bundan bahsetmek istiyorum sizlere... Fotoğrafta da gördüğünüz papatyaları kurutup, kaynamış suya ilave ediyor ve demlemeye bırakıyorsunuz. Maksimum 7-8 dakikalık bir demleme süresi çoğu bitki çayı için ideal, fakat yine de doktorların bazı bitkiler için özellikle söylediği dakika sınırlaması da var. Bunlara dikkat etmek lazım. Papatya çayı, öncelikle çok uyku getiriyor. İsterseniz öğlen, isterseniz akşam için hiç fark etmiyor direkt mayışıklık yapıyor. Uyku sorunu olanlar için, her gece yatmadan önce bir bardak şiddetle tavsiye ederim. 
Aynı zamanda kendinizi çok stresli hissediyor olabilirsiniz, gergin bir gün geçirmiş olabilirsiniz. Yine çareniz papatya çayı. Kaygınız, siniriniz hepsi yok olacaktır. 

Bunlar dışında ise, yine bayanların adet dönemlerinde kasılmalar ve huzursuzluklar için birebir,  mide kramplarınız veya karın ağrınız varsa, sindirim sorunları çekiyorsanız özellikle yemeklerden sonra papatyayı tercih edebilirsiniz. Bu güne kadar hiç bir yan etki gözlemlemedim. Yani bol bol için gitsin.🌼

Çay olarak kullanmak dışında ise, ufak bir dipnot söylemem gerekirse; çoğu kişi biliyordur ama yazın saçların rengini açmak için yine papatya süper bir etkiye sahip. Hatta bunları aktarlar özel olarak satıyor. 

↠ IHLAMUR 


Benim şu aralar epey haşır neşir olduğum caanım ıhlamura geldi sıra. Ortadaki güzelliktir kendisi.🙈 Yaklaşık 2 senedir, temiz havadan mıdır stressiz yaşamdan mıdır, annemin özenli bakışından mıdır bilemiyorum ama hasta olmuyordum, olur gibi olsam da ayakta geçirip normal devam ediyordum. Bu kez ne olduysa bir kaç saat içerisinde oldu ve cidden sağlam hastalandım. Çok şükür ki şimdi iyiyim ama, bitki çayı sık tüketen biri olarak ıhlamurla aramda bir kankalık bağı oluştu. 😁 Bazı kişiler ıhlamurun kokusunu sevmez, dayanamaz. Ben mi cinsim bilemiyorum ama deli gibi onu koklayabilirim sürekli. O kadar hoşuma gidiyor yani. Ve nedense limon sıkılır genelde, ben limonsuz halini sevip tadı bozulmasın istiyorum. Bence bu sevgi kelebekliği sonucunda o da beni seviyor ve iyileştirdi. 😍

Çok konudan sapmadan geleyim anlatmaya, grip soğuk algınlığı faranjit laranjit ne varsa ondan sorulur. Ateşi düşürmeye, öksürüğe, boğaz ağrısına en ama en etkili çay. Yine hiçbir yan etkisi yok, günde bir iki istediğiniz gibi içebilirsiniz. Papatya gibi stres ve kaygı azaltmada, sakinleştirmede de etkisi vardır. Kas ağrılarına, spazmlara iyi geldiği gibi, toksinleri bile atar. Çok marifetli yani anlayacağınız.

Oh koksun evler mis ıhlamur kokusuyla. Valla sanki yazarken bile koktu..


↠ REZENE


Fotoğrafın en sağındaki son güzellikte şimdi de anlatım sırası. Günlük hayatta çok kullandığım bir çay rezene. Hele bir de kendi topladığınız rezenelerden yapıyorsanız, değmeyin keyfinize. Düşünün keçilerin bile çok sevdiği bir bitki. Daha ne olsun?😁 

Benim en sık kullandığım konu mide bulanması ve yemek sonrası sebebiyle oluyor. Düşünün şimdi, evde bulgur pilavı var ve iki tabak hatta üç tabak doldurup yiyorsunuz. E haliyle şişersiniz değil mi? Hemen imdadımıza rezene çayı yetişir. Yalnız bulgur pilavı örneği için linç etmeyin ne olur. :) Ne zaman midem bulanır gibi olsa rezene, karnım ağrısa rezene, şişkinlik olsa rezene derim. Nane limon kullanılır ya bunlar için genelde, emin olun rezeneyi denedikten sonra nane limonu unutabilirsiniz. Yüksek tansiyonu düşürücü özelliği, bağırsak spazmlarını giderici özelliği de bulunuyor.
Anneler için anne sütünü arttırdığını da duymuştum, ayrıca adet düzensizliklerini dengeler. Rahat ve kasılma olmadan adet görmeyi sağlar. Bu da bizzat denenenlerden. 

Eğer tohumlarını yerseniz onlar da benzer etkileri gösterecektir. Yine de çayı daha etkili bence. Tohumlarını nasıl yiyoruz derseniz? O konuda ben biraz çığır açmış olabilirim. Tıpkı kakule gibi, yerken tadıyla aromasıyla oldukça bayıldığım bir tohumu var. Fotoğrafta gördüğünüz taneciklerini alın ve çiğneyin. Bu kadar. Sağlık fışkırdı adeta buralardan, sizce de öyle değil mi? :)

Hepsini anlattım derken, şunu da belirtmeden geçmek istemem. Fotoğrafta belirttiğim gibi sırf göstermelik üstlerini kapladım fincanların. Siz bu şekilde yapmayın, bir kişilik için demleme bir tutamı aşmamalı. Çok aşırı katıldığında, çay etki etmekten çıkar. Her şey her zaman dozunda iyidir. Yani görsellerdekinin çeyreği kadar hatta daha azı bir kişi için yetip de artacaktır.

Dilerim ki, yazı hepinize iyi gelecektir. Şifa olsun, afiyet olsun efenim. Deneyenler yorumlarınızı da bekleriz. ☕

(Yazı yazdım, kendime geldim ayol!)💁

40 yorum:

Sizin fikirlerinizi de merak ediyorum ^^ ❤