Community İzlemeniz için 5 Sebep

 
Uzun zamandır dizi yazmayışımın sebebi aslında izlemediğimden değil de şöyle gümbür gümbür her yerde paylaşmak istediğim oranı aşamamış olmalarıydı. Hepsi kendi alanında harika ama işte belli kriterlerim var n'apalım. Hoş bu yılın başından beri uzun sezonlu, eski yıllardan ve overrated türden diziler izliyorum. (birkaç tane haricinde) Bugün bahsedeceğim de onlardan biri. Normalde sitcomda çok anlatmam yani sitcomdur neticede ve sevilir sevilmez ama bir şekilde izlenir. İşte Community ile o algılar yıkılacaktır. (Bazı klasikleşen yapımlar gibi)

Hepsinden önce şu az önce söylediğim dizi kriterlerimi yazayım. En azından anlattıklarımı anlama konusunda yardımcı olur ve neyi neden eleştirdiğimi daha net görürsünüz. 

Kriterlerim; 

1. Dizinin IMDb puanı: Ki son yıllarda önemi kalmamış gibi görünse de yani bazı fanlar ve haterların istismarına yol açsa da hala oraya mutlaka bakıyorum. Dizinin 7 üstü puan alması kafi. 8 üstüyse koşa koşa açıyorum zaten. (bazıları hariç, bahsedeceğim)

2. Popülerlik: Dizinin popülerlik sonucunda her yerinde ayılıp bayılınması beni yo ru yor. Bugüne kadar tek izlediğim popüler dizi (yani popüler olduğu zamanda) LCDP idi. Onu da "enee bu popüler miymiş" diye sonradan fark etmiştim. Neyse dizi popüler olduğunda ister istemez kusma, bağırıp kaçma isteği geliyor. Ne kadar az bilinirse, ne kadar az bir seven kitlesi olursa artı puan gözümde. 

3. Belli türler: Öyle full sitcom izleyen biri gibi aramıyorum mesela dizileri. Bazı türler gözümde çok çekicidir. Mesela; dönem dizileri, savaş temalı ve tarihi diziler, eski yılların dizileri (1980-90 lı yıllardan itibaren günümüze gelenler), overrated/underrated diziler ki bunlar en sevdiklerimdir öyle tatlı bir azınlığı var ki diziyi izleyen hani iyi ki çoluk çocuğun eline kalmamış derim izledikçe, klasikleşen uzun soluklu çok sezonlu diziler. 

4. Oyuncular: Karakter seçimi her şeydir. İstediğiniz kadar dizideki karakterlerin tipine boyuna bosuna aldanın, orada önemli olan oyunculuktur ve kadronun birbiriyle uyumudur. Bunu da Friends gibi dizilerde görüyoruz işte. 

5. Platform: Ben netflix sevmediğimi çok söylemiştim. Tabii tercih meselesi. Bu yüzden dizinin hangi platformdan ya da kanaldan yayınlandığına dikkat ediyorum. Netflix'in harika dizileri var istisna tabii ama benim tercihim genelde HBO veya Amazon ağırlıklı oluyor. Daha sağlam yapımlar olduğunu düşünüyorum. Yanlış anlaşılmasın dizinin başlangıcına bakıyorum. Dizi yıllar önce yayınlanmış ama Netflix'e yeni gelmiş olanlar bu kıstasa girmiyor. 

6. Final sezonunun tatmini: Bazı diziler istediğimiz gibi bitmiyor ya ben ona çok kızıyorum işte. O kadar sevdirip bağra basıp neden bunu yapıyorsunuz ki? Şu an bahsedeceğim dizi de tatmin edemese bile dizinin teması bile her şeyiyle kabulümüz oluyor. 

Kriterlerimi de şöyle bir anlattığıma göre; gelelim "Neden Community İzlemelisiniz?" sorusunun cevabına. 



Community 

(2009-2015) IMDb Puanı: 8.5/10 


Konusu: Jeff Winger bir avukattır fakat sahte diploma ile hiç bitirmediği bir okulun mezunu gibi avukat olmuştur. Bu durum ortaya çıkınca kendisini Community College'de bulur. Orada Britta'yı görür hoşlanır ve sahte bir İspanyolca kursu imajı verir. Britta ise arkadaşlarını getirir, işte bizim asıl Community dediğimiz topluluk oluşmuş olur. Bu topluluk normalde asla bir araya gelmeyecek 7 kişiden oluşur ve aralarında okulu bitirmek için geçirdikleri zamanlarda bir arkadaşlık başlar. 

Konuyu böylece tanımladıktan sonra "Community izlemeniz için 5 sebep" anlatmaya geldi sıra. Ardından da şöyle bir yorumlayacağım izninizle. Neden izlemelisiniz?

Community İzlemeniz için 5 Sebep:


1. Arkadaşlık-Aile Duygusu: Dizinin işlediği en güzel tema bu. İlk başlarda belki birbirleriyle o kadar vakit geçirmiyorlardı, belki bu kadar iyi anlaşmıyorlardı ama ilk birkaç bölüm sonrası giderek oluşan aile olma hissini yaşıyorlar beraber. İyi kötü her anlarında birbirlerinin yanında oluyorlar, koruyup kolluyorlar. Ve gruplarına son sezonlarda başka yüzleri katmış olsalar da her zaman ana grup ile gerçek bir aile oluyorlar. Bu açıdan bize de arkadaşlık ilişkilerimize, romantik ilişkilerimize, aile ilişkilerimize de başka bir bakış açısı kazandırmayı ihmal etmiyorlar. 

Biraz Modern Family tadında da denebilir. Günün sonunda o sorun hallolmuş, konuşulmuş ve mutlu bir akşama girilmiş oluyor. Ve her şeyin aslında çözüme kavuşabileceği, dostlar arasında da her şeyin doğru ve mümkün olduğu gözüküyor.




2. İkonik Bölümler: Dizinin duygusu en güzel teması olsa da bu gözümde diğer dizileri sollatan harika bir detay. Özellikle Paintball bölümleri, Halloween, Yastık ve Yorgan Savaşı, Atari Video Oyunu bölümleri, Remedial Chaos Theory veya Noel Bölümleri başta olmak üzere akılda kalan pek çok ikon bölümlere sahip. Üstelik bu durum sadece bölümü değiştirmekle kalmıyor, dizi jeneriğini bile bölüme uyduruyor. Ama her zaman atari oyunu karakterlerine dönüşmüş olmaları en gözde sahnem olacak. NET!

Bir şekilde favori bölümler listenizi oluşturmaya yarayan bu duruma bayılıyorum. Hoş 5.sezon itibarıyla bunu çok göremesek de ilk 4 sezon ağzınıza layık bir izleme şöleni yaşatılıyor bu konuda. Şu görsele bakar mısınız? Bu karakterlerle bir bölüm boyunca gerçek bir video oyunu oynandı. Geçen emeği ve harcanan zamanı hayal edebiliyor musunuz? Tek kelime; mü kem mel.




3. Bazı Karakterlerin Oyunculuk Şovları: Özellikle Dekan Palton'un muhteşemliği der susarım. O her kostüme uyumuyla çalışma odasına girişi dillere destandır. Ki dizinin de Troy ve Abed karakterlerinden sonraki en favorisidir. İzlerken her oyuncuyu diziden çok gerçeği oynuyorlarmış gibi hissediyorsunuz, bu da kaliteli oyunculuklarının ispati bence.

Hiçbir karakter asla sırıtmıyor, sanki gerçek hayatlarında kameraya alınmış gibi davranıyorlar. Özellikle Abed'in belgesel yaptığı bölümlerde bu net anlaşılan bir durum.




4. Zaman Geçirmek için İdeal:
Çok daraltıcı, sıkıcı bir gün geçirdikten sonra rahatlamak, keyiflenmek için izlenecek dizilerden biri. Şahsen keyifsiz hissettiğim çoğu anda kahkaha attıracak kadar başarılı oldu kendisi. Zaten bölümlerin 20-25 dk. aralığında olması çerez gibi bitirmek için yapılmış sanki. Üstelik detaylara fark ederek izlerseniz birçok konuyu da tiye aldığını göreceksiniz. Bu her dizide olan bir şey değil. Takdir edilesi. İnceden inceden yapılanları her zaman sevmişimdir. 

Hem bir şeyler kap hem de zaman geçerken keyifli hal alsın. Oldu bu iş, aynen Community'deyiz!




5. Troy ve Abed: Troy and Abed in the mooorning! repliği hala kafamda dönüp durmakla beraber, Abed'in Troy'lu sezonlarda bolca "cool, coolcoolcool" diyor olması arkadaşlık ilişkim konusunda da benzetme yapmamı sağlamıştır. Birebir en yakın arkadaşıma ilişkime benziyorlar ya yani bu kadar olur. (Buradan toşum Hikmet'e mor kalpler :D) 3. maddede belirttiğim Troy ve Abed ikilisi gelmiş geçmiş en iyi kanka karakterler bence. En çok da tokalaşmaları gözlerden kalp çıkaran cinsten. Sırf onlar için bile dizi izlenir. 

Aslında Pierce ve Troy karakterleri ilk başta çok yakın arkadaş eküri modunda hesaplanmış, ancak Troy (Donald Glover) ve Abed (Danny Pudi)'in gerçek hayatta da çok yakın arkadaş olmaları sebebiyle dizide daha gerçekçi olacağı düşünülmüş. Çook şükür diyorum ben buna. :)




-DİKKAT SPOİLER!- 

Dizide bazı çatlakların oluşması, Pierce karakteriyle senaristin arasında bitmek bilmeyen tartışmalar dizide önce senaristin değişimi, Pierce'in ayrılması, sonra müzik kariyerine ağırlık vermek isteyen Donald Glover'in (ki kendisinin şarkılarını çok severim) ayrılması yani Troy'un, sonra da son sezonda babasının rahatsızlığı ile diziden ayrılan Shirley ile sonuçlandı. Yani dizideki 7 kişilik kadronun 3ü gidince, her ne kadar Pierce için sevilmeyen karakter gözüyle bakılsa da -dizide o zıtlık olmalıydı diye düşünüyorum- dizide parçalanmış oldu. 4.sezon sonunda başlayan bu çatırdama reytinglere yansıdı. Ve son 2 sezon eskisi gibi hiç hissettirmedi. Hoş ben sadece Troy'un eksikliğini hissettim ama...

-SPOİLER SONU-

Dizide şu da var ki takdir ettiğim; ilk sezondan beri şu cümle vardı "6 sezon 1 film". Yani bu replikler içinde öylece sahnelerin muhabbetlerinde geçiyordu ve gerçekten de 6 sezonla şartlar değiştiğinde bile tamamladılar. Bu başarıdır. Çoğu dizi sorunlar oluştuğunda maalesef final bile yapmadan çekilebiliyordu. Community açısından bu geçerli değil. Şimdi de filmini bekliyoruz bakalım yayınlansa da özlem gidersek. 

Hem kısaca diziden bahsettim hem de çaktırmadan kendi yorumlarımı yaparak 5 sebebi sundum size ama tabii ki anlatacaklarım bununla bitmedi. 

Dizide neyi sevmeyebilirsiniz
Pierce karakterinin aykırı davranışları (ki kendisi böyle bir rolde olmak istemiyormuş bu yüzden çok tartışmış), ilk başlarda dönen cinsel şakalı muhabbetleri, ilk bölümlerde karakterlere alışmak konusunda zorlanabilirsiniz. Bakın zorlanırsınız diyorum, sevmezsiniz ve ilk sezonda bırakır gidersiniz demiyorum. Birazcık zorlanır ve alışırsınız sonrası da su gibi akar gider nasıl finallediğinize üzülürsünüz. 

Size tavsiyem bir an önce bu güzel diziye başlamanız ve overratedlar arasındaki en iyiyle tanışmanız yönünde olur. Şimdiden iyi seyirler dileyerek huzurlarınızdan ayrılıyorum. Keyifle kalınız. 🎬

Sıcacık Aşk Hikayeleri: Modern Love Dizi Yorumu

 

Yeni bir dizi yorumuyla merhaba diziseverlerim. Böylelikle yılın başlangıcını en sevdiğin naif dizi önerimle başlatmayı hedefledim. Bu kez Amazon Prime'da yeni yıla mutlaka izlenesi diyebileceğim en iyi dizilerden biriyle geldim. Gerçi Amazon deyince akan sular duruyor artık bende ama olsun, önereceklerim daha çoook nasılsa. Burada da Fleabag ile başlayan dizi yolculuğum, Modern Love ile devam etmişti. Hatta bu yolculuğuma sevdiğim beyi de kattım, hem eşlik etti hem de o da benimle aynı fikre sahip oldu. Sonuç olarak; Modern Love dizisini çok fazla sevdim ve gördüğünüz üzere anlatmak için buradayım. Gerçi bitirip gelemedim, biraz süreç uzadı ama mazur görünüz lütfen. :) 

Sıcacık aşk hikayelerini, gerçek yaşanmışlıkları, uyarlamaları, okuyunca tebessüm ettiğiniz çiftleri seviyor musunuz? Cevabınız evet ise; bu dizi tam siz göre diyebilirim. Çünkü Modern Love The New York Times gazetesinin köşe yazılarında yayınlanan gerçek hikayelerin uyarlaması tadında bir mini dizi. Evet, ne yazık ki mini. :( Tek sezonluk, 8 bölümden oluşan dizi 30'ar dakika ile çerez gibi bitiyor ve daha doyamadan bir sonraki bölüme geçmiş buluyorsunuz kendinizi... Gazetede yayınlanması sizi korkutmasın, malum bizim gazetelerin komikli yazıları gibi değiller. Oldukça hoş ve naifler. Bu yüzden de herkes izlesin, herkes sevsin istiyorum. :)

Modern Love dizisini nasıl bulduğumu da anlatayım ki hep anlatırım bilirsiniz. Çok severek bahsettiğim bir dizinin mutlaka bir başlama hikayesi oluyor bende kısa da olsa. Bu diziye de Andrew Scott'lı bir arayış içerisindeyken denk geldim, üstüne bir de Anne Hathaway'i görünce önceliklilerimden biri olmuştu. Ki bu iki oyuncunun da hayranıyımdır. Özellikle Andrew Scott için ayrıca ilgiliyim, açıkçası her türden dram, komedi, gerilim gibi tarzlara çok yakıştığını ve iyi taşıdığını düşünüyorum. Çok kaliteli oyunculardan. 

Yeteri kadar da uzattığıma göre isterseniz Modern Love dizisinden konusundan, anlatılan hikayelerden ve gözümden değerlendirmesinden bahsedeyim. 


Modern Love Dizi Konusu:

Az önce de belirttiğim gibi The New York Times gazetesinde bulunan köşe yazılarından uyarlanmış dizi birçok aşk hikayesini anlatıyor bizlere. Ve öyle aşk hikayesi deyince hayalinizde canlandırdığınız vıcık vıcık durumlar, açık saçıklı sahneler, derin dramların burada hiç işi yok. Hepsini benim tabirimle naiflikle, sizin gözünüzden yorumlayacak olursam da sadelikle anlatmışlar. Daha doğrusu uyarlamışlar demeliyim. 

Her bölümün başlıkları ve kısaca içerikleri çok dikkatimi çekmişti. Örneğin; "Kapıcı esas adamınız olursa", "Aşk tanrınız meraklı bir gazeteci olursa", "Baba gibi gözükse ne olur, sonuçta sadece bir akşam yemeği öyle değil mi?" gibi enteresan bölüm başlıkları olunca, dedim "aha gene saçma şeyler mi gelecek yoksa?". Ama beni öyle bir yanılttı ki adeta Amazon yüzüme "ben Netflix değilim!" diye çarptı. :D

Şimdi güldük eğlendik de bir önceki cümlemde şaka yapmıyordum. :) Ciddi anlamda Amazon dizilerini izledikçe Netflix'ten kat be kat sağlam ve kaliteli olduğunu görüyorum. Netflix'te ki sürekli yaş sınırlı sahneler, hatta biz yetişkinler için bile fazla olan sahneler vs. kaldırılması zor oluyor, üst üste geldiklerinde. O yüzden biri benim için araç birisi ise keyifli geçirdiğim vakit platformu olarak adlandırılacak bundan sonra.

Neyse burada da ufak atarımı yaptığıma göre devam edelim. Ne diyorduk? Evet, baktım ki Modern Love'un içeriği bambaşka, şahane. Hem de ilk bölümden kalbe taht kuran cinsten. Böyle güzel hikayelerin yaşanmış olması ne hoş... 

Benim en sevdiğim 3 bölüm var. 1,7 ve final bölümü olan 8 gerçekten de içime işledi. 1.bölüm kapıcı olarak bahsi geçen bölüm adı. Oradaki Guzmin abi gerçekten her aileye gereken bir abiydi bence, Maggi'yi koruması ve özellikle onun son bölümde "ben hep senin gözlerine bakıyordum" demesi içime işledi desem yeridir. Hatta bugüne kadar izlediğim tüm diziler içinde favorim bile diyebilirim. 7.bölüm Andrew Scott'un olduğu bölümdü ama bana göre en keyifli ve aşktan çok aile, arkadaşlık temasıyla keyif alınandı. 8.bölüm zaten finaldi ama finalin ilk yarısının bir hikaye, diğer yarısının da tüm karakterlerin bağlanması olduğunu görmek çok iyi hissettirdi. O kadar dokunaklıydı ki normal hikayesi de etkilenmeme sebepti. 

Her bölüm de işlenen temalar da özenle seçilmiş gibi geldi bana. Bazısında yalnız olmamak, bazısında unutulmayan aşklar, bazısında kurtarılan evlilik, ikinci bahar, bipolar gibi konular mevcut. Yani aslında "hayatın içinden" de denebilir. 

Modern Love IMDb'de 8.0 puana sahip ve bence bu bir dizi için oldukça iyi bir puan. Hatta daha fazlasını bile hak ediyordu diyorum bazı bazı. Bu diziye benzer olarak Netflix'in Easy dizisi öneriliyor bazı yerlerde, fakat ben onun kapağına bakınca külot gördüğüm için şimdiden önyargılıyım. Yine de listemde ola ki izlersem mutlaka yorumlar kısaca da olsa bahsederim. 

Modern Love için söyleyebileceğim özet şeyler ise; kesinlikle oyunculukların, anlatılan hikayelerin oldukça iyi ve yalın olması diyebilirim. Karmaşık bir sürükleyicilikten ziyade izleyenine dokunan hatta kendi ilişkisini gözden geçirten, içe işleyen bir hissi var. Bu sebepten en sevdiğim dizilerin başında gelmekte. Mutlaka izlenmeli diyorum, listelere eklensin!

İzleyenlerin kısa bir yorumunu da alırım tabii, isterseniz yorumlarda buluşabiliriz. Şimdiden herkese keyifli huzurlu izlemeler diler ve harika bir dizi bırakarak huzurlarınızdan ayrılırım. Tekrar görüşürüz! Hoş kalın!

* Not: Kapak fotoğrafı https://weareroyale.com/case-studies/modern-love/ adresinden alıntıdır. Çok çok hoşuma gittiğini ve farklı geldiğini söylemek isterim. 

Kalorifer Peteğinde Meyve Kurutma Nasıl Yapılır?


Merhaba renkliler! Bu kez size taze bir denedim-onayladım tadında yazı ile geldim. Son zamanların en popüleri, tadına doyulmayanı ve hızlıca tükeneni petekte meyve kurutma konusuyla karşınızdayım. 
Yaklaşık 1 haftadır peteklerin üzerini meyvelere rezerve ettik ve sonucunda böyle bir kavanoz dolusu portakal, mandalina, limon çıkarttık. Tabii sonra ne oldu dersiniz? Kübra petekten aldıklarının yarısına  yakınını tek oturuşta bitirdi. N'apim çok güzeller! :)

Hazır C vitaminine, meyveye sebzeye ihtiyacımızın en çok olduğu dönemdeyiz. Bence bu kurutma yöntemi de bir bahane olacaktır. 

Kuruttuğum meyveleri instagram üzerinden ilk paylaştığımda merak edenler epeyce olmuştu ve sorular gelmişti. O yüzden ben de daha detaylı, öğrenmek isteyeni için açıklayıcı bir tarif vermek istedim. Sizi de daha fazla bekletmeden tarife geçeyim hatta. Ayrıca ufak bir not uygulamalı yapılışını görmek isterseniz Youtube videosunu da yazı içerisine ve şuraya link olarak bıraktım. :)

Kalorifer Peteğinde Meyve Kurutma Tarifi:


Malzemeler:

 

  • 1 mandalina, portakal, limon, elma, ayva, greyfurt yani hangi meyveyi isterseniz!
  • 1 yağlı kağıt veya 2ye katlanmış kağıt havlu

Nasıl Yapılır:


Adım-1: Meyveleri ince ince dilimliyoruz. Ben bir bütün dilim değil de yarım dilimleri tercih ettim, hem yemesi hem de kuruması daha pratik oluyor. Aynı zamanda ince dilimlemek oldukça önemli, dilimleriniz kalınlaşırsa kuruması zor ve kuruduktan sonra da bozulma ihtimali yüksek oluyor. O yüzden inceliğe dikkat!

Adım-2: Ardından kalorifer peteklerimize göre yağlı kağıt ve kağıt havlu boyutlarını hazırlıyoruz. Ben yağlı kağıtları peteklere göre keserek yerleştirdim. 

Adım-3: Ve son aşama olarak dilimlediğimiz meyveleri kağıtların üzerine seriyoruz. Böylece alttan da toz almıyor meyvelerimiz, petekten gelen olası kokular da önleniyor. 

Peki petekte meyveler ne kadar sürede kurur diyeceksiniz? Hemen cevaplayayım. 
Oda sıcaklığına bağlı değişir diyebilirim, ama genel olarak 1 günde o kurumanın başladığını görüyorsunuz. Tamamen ise 2-3 güne çıtır hale geliyor. 




Fotoğrafta gördükleriniz benim yaptığım mandalina, limon ve portakaldan oluşuyor. Size bunları yazarken peteklerin üzerinde de elma ve greyfurt dilimleri var. :) 

Ayrıca size bir püf noktası verebilirim; peteğe serdiğiniz dilimleri sabah-akşam mümkünse çevirmeniz. Bir arka bir ön kurudukça çok daha güzel oluyor. Ve dilerseniz siz de ben gibi, meyveler hafif kurumaya başladıkça üstüne de yağlı kağıt koyabilirsiniz. Bazı arkadaşlarımız petek kokusu, toz gibi sorunlardan bahsetmiş. Evet, üzerini de kapatmak bu konu için iyi bir önlem olacaktır. Zaten altında da olduğu için işimizi sağlama almış oluruz. :)



Genel olarak meyve kurutmayı böyle tarif etsem de fırında da yapılabileceğini eklemeliyim. Fırında meyve kurutmak da oldukça basit, bir yağlı kağıdı tepsiye seriyorsunuz. Üzerine meyve dilimleri koyuyorsunuz ve ısıl işlem dediğimiz şekilde fırın ağzı hafif açık olacak şekilde 100 derecede pişiriyorsunuz. Fakat bunun süresi biraz daha dikkat gerektiriyor, çünkü fırını sık sık kontrol etmeniz, meyvelerin yanmaması için başında durmanız ve 3-4 saate yakın bir elektrik mevzusunu da düşünmek gerekiyor. :) Bu sebepten kaloriferlerimiz hazır yanıyor, tam modudur diyerek doğal bir kurutmaya bırakmış oldum ben. 

Bundan bahsetmemek de olmaz değil mi? : Tadı güzel mi?
Taze haliyle de kuru haliyle de çok güzel öncelikle onu söyleyebilirim. Taze olan haline alışkınız ama kuruyu tadında hep onu yemek isteyebilirsiniz. ^^ Hem kıtır hem şekerleme gibi hem de hafif ve sağlıklı bir atıştırmalık. Aynı zamanda tatlı krizleri için de etkili bir çözüm bence. Çünkü her yedikten sonra aklımdan çikolatanın çıkması tesadüf olamaz! Ah bir de çikolata demişken, üzerini çikolata kaplayıp kurutanlarda var onu da en kısa sürede denemek istiyorum. Kahve yanına özellikle uygun olacağını düşünüyorum. 

Meyveler ve çikolatalar iyi ki var değil mi yahu?

Bir de şu konu var merak edilen; nasıl saklayacağız

Meyve kurutanlar genelde süs amaçlı kullanıyor gördüğüm kadarıyla, ama uzun vadede tüketmek için fırında yapıyorsanız kıtırlaştıktan sonra 1 saat dinlendirip kavanoza koymalısınız. Kalorifer peteğinde kurutuyorsanız da yine petekten aldıktan 10-15 dk kadar sonra dinlendirip kavanoza eklemelisiniz. Ve yaklaşık 1 haftadır da o ilk kıtırlığı hafif azalsa da aynı lezzette kalmasını teyit ettim. Yine de tavsiyem; hızlı tüketmeniz, ara ara mutlaka tat ve koku testinden geçirmeniz tüketim öncesi. Bir bozulma yaşamadım ama dediğim gibi kalınlık, tam kurumama gibi durumlarda bozulabilir. Aklınızda bulunsun.

Deneyenlere şimdiden afiyetler olsun diliyorum, tarifimden sonra denerseniz Instagram'da @ruhunarenkkat olarak beni etiketleyebilirsiniz. Sonuçları görmek çok isterim. Ellere sağlık efenim, bol vitaminli leziz günlere!  

Ruhunarenkkat ile 50 Soruda Kendini Tanı

 

Hepinize yeniden merhaba canlar! İlhamlı bir yazı ile karşınızdayım bu kez. Çok severek takip ettiğim bir yabancı bloggerın serisinden ilham alıp, biraz daha bize göre uyarladığım 50 soruda kendini tanıma yolculuğunu Eylül ayında başlatmıştım. Instagram üzerinden takip edenler bilir ki, soruları tek seferde yayınlamak yerine her gün tek tek gidelim, beraber cevaplayalım yeri gelince de dertleşip üstüne sohbet edelim diye ayırdım. Ve yaklaşık 1 hafta olacak, 50 soru yolculuğunun da birlikte sonuna gelmiş olduk. 

"Yapılabilir" ve "yapılası" olduğunu bizzat kendimde göstermek istediğim için cevaplarımı sizinle de paylaştım. Tabii bazı durumlarda kendi cevaplarıma bile şaşırmışlığım, o an aklıma ilk gelenlerin neden bunlar olduğunu düşünmüşlüğüm de olmadı değil. 

Dilerseniz nedir bu 50 soru, nereden çıktı, nasıl yapabiliriz gibi sorularınızın cevabına geçeyim. 

Ama öncesinde bunu henüz burada gördüyseniz ve tam da bugün başlamak istiyorsanız tavsiyem; bir defter ve kalem alıp, her sorunuzu ve cevabını not etmeniz yönünde. Bunu önermemin sebebi ise; kendinizi tanırken, şu an hissedip düşündüğünüz şeyleri, ilerleyen dönemlerde tekrar bakıp hatırlamanız içindir. Yani 5 yıl sonrasında bunları okurken belki hala aynı siz olacak, belki eski yazan kişiyi tebessüm ederek karşılayacaksınız. Bir nevi özünüzle yüzleşme gibi görebiliriz bu durumu. 



50 Soruda Kendini Tanı / Sen Kimsin? 

Sorular:

💫Hayatım hakkında en çok neyi seviyorum?
💫Hayatımda beni koşulsuz şartsız en çok mutlu eden insanlar kimler, bu soruyu okurken aklıma ilk kim geliyor?
💫Neyden korkuyorum? Yanlış yapmaktan, rezil olmaktan, pişmanlık duymaktan, yalnızlıktan... En çok ne korkutuyor beni?
💫En mutlu versiyonumu nasıl tarif ederim, çok mutlu olduğum bir gün nasıl oluyor nasıl davranıyorum?
💫Hayatımın eksik olduğunu hissettiğim zaman ne yapıyorum? İhtiyacımı fark edebiliyor muyum?
💫5 yıl sonrasını hayal ettiğimde neredeyim, nasıl biriyim, ne yapıyorum?
💫Hedeflerime ulaşmak için -gerçekten- elimden geleni yapıyor muyum?
💫Gelecekteki halime vereceğim en iyi tavsiye ne olur?
💫Hayatımın hangi alanını değiştirebilir, hangi alanlarında gelişebilirim?
💫Kendimde sevdiğim 3 şey nedir?
💫Vazgeçmem gereken 3 olumsuz düşünce yapısı nedir?
💫Bir anı yeniden yaşasaydım, bu ne olurdu? Neden?
💫Hayalimdeki mükemmel günü nasıl tarif ederim?
💫Bana göre hayatta en önemli şey nedir?
💫Benim için ideal bir gün nasıl geçiyor?
💫Arkadaşlarım beni tarif edecek olsalardı? 3 Arkadaşıma sordum. 
💫Tam şu anda aklımdan ne geçiyor?
💫Çocukluğumda hep gülümsediğim mutlu bir anı bıraksam?
💫Akşam yastığa kafamı koyduğumda aklımdan neler geçiyor?
💫Doğduğum dönemde güzel olan 3 şey nedir?
💫Şu an yaşadığım dönemde kötü olan 3 şey nedir?
💫En son ne zaman ağlayana kadar güldüm?
💫Bana en çok ilham veren isim? Neden?
💫Kendimi hangi konuda, ne için affediyorum?
💫Engel olarak gördüğüm şeyler var mı? Varsa değiştirebilir miyim?
💫Mutluluğum için nasıl katkıda bulunmam gerekir? Daha fazla mutlu olmak için ne yapmalıyım?
💫Geçmişimde bir daha ardıma bakmamak üzere ne bırakıyorum?
💫Daha iyi bir yaşam için geleceğe ne götürüyorum?
💫Bana göre tecrübe ne demektir?
💫Ömür boyu aşk ve mutluluk mu, ömür boyu bitmeyecek kadar para mı deseler hangisini, neden seçerim?
💫Farklı olduğumu düşünüyor muyum? Herkesten ayrılan farkım nedir?
💫Kendimi tarif etsem ne derdim?
💫Olumsuz alışkanlığım var mı? Varsa bunun için ne yapıyorum?
💫Olumlu alışkanlıklarım var mı? Yoksa neden olumlu alışkanlık edinmiyorum?
💫Her gün minnettar olacağım 3 şey nedir?
💫Mutlaka başaracağıma inandığım şey nedir?
💫Gün nasıl başladığında kendimi iyi hissediyorum?
💫Modumu düşüren, beni dibe çeken şeyler neler?
💫Kendime hangi konularda güveniyorum?
💫Kendime hangi konularda güvenmiyorum? Güvenmek için neler yapabilirim?
💫Başkalarının söylediğini neden bu kadar önemsiyorum? Hayatıma ne derece etkisi var?
💫Başkalarına karşı tavrım nasıl, sevgi ve şefkat gösterebiliyor muyum?
💫Öfkelendiğim zaman nasıl sakinleşiyorum? Öfkemi arttıran unsurlar ne?
💫Önümüzdeki yıl için bir numaralı hedefim nedir?
💫Hayatım boyunca 'mutlaka yapmalıyım' dediğim 20 şey nedir?
💫Ne yapmaktan (gerçekten ve içimden geldiği gibi) zevk alıyorum?
💫Ne yapmak bana zor, sıkıcı veya yorucu geliyor? 
💫Şu an kendimi rasgele birinin yerine veya bir şeyin yerine koyduğumda nasıl hissediyorum?
💫Yorulduğumda ne yapıyorum? Aslında ne yapmalıyım?
💫Kendimi her gün daha çok nasıl sevebilirim?

Böylelikle sorularımızın da sonuna gelmiş bulunuyoruz, şimdi sırada her birinin cevabını defterinize iyice düşünerek not etmeye geldi. Yaklaşık 20 soruyu dilimize çevirip uyarlamak kadar diğer soruları hazırladığım sırada aklımdaki düşünce hep şuydu: "gerçekten kendimi tanımak için ne sormalıyım?". Kendinden yola çıkınca insan birçok farklı şey bulabiliyor. Her zaman demişimdir, önce içimize dönüp bakmalıyız. Asıl cevaplar hep orada saklı. 

Umuyorum ki bu 50 sorunun her biri de asıl cevapları bulmanıza fayda sağlamıştır. Bana gün gün eşlik eden, daha sonradan katılıp başlayan, şu an bu yazı itibariyle başlayacak olan her bir renkliye teşekkür ederim. 

Bazen korkup kaçtığımız, yüzleşmekten, anlatmaktan çekindiğimi ne varsa bu soruların içinde saklı hiç fark etmesek de... Yıllar geçip geri döndüğümüzde eminim büyüdüğümüzü, atlattığımı şeyleri ve kendi değişimimizi göreceğiz. Kendinizi tanıma yolunun da başarıyla geçildiğini unutmayacağız tabii. 

Hepinize mutlu keyifli ve kendinize ait bir yaşam dilerim. Hoş kalın! Yeni ilhamlarda görüşmek üzere...

* Instagram: @ruhunarenkkat