Dizili Filmli

Küçük Prens (Le Petit Prince) Film Yorumu

Şubat 22, 2020 Ruhuna Renk Kat 10 Yorumlar


Bayıla bayıla yazacağım bir konuyla geldim huzurlarınıza. TEOTFW dizisinin yorumundan sonra, aşırı eğlenerek keyifle yazdığım konu oldu kendisi. Ki bilen bilir "Küçük Prens fangirl"üyüm biraz. Biraz değil, bayağı! Küçük Prens standı oldu mu gözlerinden kalpler uçuşan, en sevdiği kitabı olan ve başucunda saklayan, kar küresinden defterine her şeyini alan (uygun buldukça:D) biriyim. Bunu yakınımda olanlar biliyor. Bana bir küçük prens verin dünyayı yönetelim. :) Kendini kaybeden bir Küçük Prens fangirl'ü de ektedir. :)



Geçtiğimiz ay sevdiğim bey ile yılın ilk filmi olarak 2015 yapımı olan Küçük Prens'i (Le Petit Prince) seçmiştik. Ve yine bir doğru tercih yaptığımızı anladık. Bunca yıl bunu nasıl izlemedim, ona da ayrıca hayret ediyorum ama o başka konu.

Önce şunu bildirmem gerekir ki, animasyon filmlere aşırı hayranlık besleyen biriyim. Yetişkinler için olandan bile daha anlamlı geliyorlar bana. O yüzden yerleri hep ayrıdır. Küçük Prens'im de artık bu kategorinin baş köşesine oturdu. (Tabii gönlümün efendisi Nemo'dan sonra:) )

Filmi anlatmaya ve kendimce yorumlarından bahsetmeden önce birlikte fotoğraflarına da bakalım istedim. Şu güzelliklere bakar mısınız yahu? Koleksiyon yapacağım koleksiyon! (sevgili bana tilki oyuncağı litfen) ♡

Her şey "bana bir koyun çizer misin?" ile başladı.








Gelelim akıllarda ki ilk soruya; "Küçük Prens kitabı ile filmi alakasız mı? Kitaptan çok mu kopuk?" Film gerçekten tamamen kitap içeriğiyle uyuşuyor, repliklerden çizimlere kadar her şey özenle  ve hikayenin anlam bütünlüğünü bozmadan yapılmış. O yüzden çok mutlu oldum. Özellikle de ezbere bildiğim kısımları filmle birlikte tekrar etmek müthiş hissettirdi.

İkinci soruya gelecek olursak; "peki ya küçük kız ile amca kim, onlar ne alaka?". Küçük kız aslında ana hikayeyi başlatan, yaşamının taşınmasıyla şahane bir yolculuğa dönüştüğüne şahit olacağımız kişi. Dedemiz ise çok tonton olduğu kadar, her şeyin başlangıcı, ilk başında yer alan. Spoiler vermeyeceğim ama öğrenince çok mutlu olacağınız biri.

Filmde canlandırmalar o kadar hoş ki, açıkçası imdb puanının 7,7 olmasının sebebini düşündüm. Tilkimize bayıldım yalnız, bir oyuncağa (?) göre çok tatlıydı. "hrrr..." diyişi kalp biz. :)  Bunlar dışında şöyle bir gerçek var ki; önce kitap sonra film. Her film veya dizi için bu prensibi geçerli kılarım. Çünkü önce kitabı okunmalı ve izlenmelidir, böylece kitabı okurken gözünüzde canlandırdığınız karakterlerle daha iyi bir uyuşma yakalıyor veya filmden de tatmin olup/olmayıp ayrılıyorsunuz. Baki kalansa her daim kitabınız oluyor.

Çok güzel bir hikaye kurgusu oluşturulmuş, dümdüz Küçük Prens şunu dedi bunu dedi gibisinden aktarılsaydı bu memnuniyeti vermeyecekti. Ama ilgi çekici bir konu ile "ee şimdi ne olacak?" diye sorular sordurarak izletiyor. Tüm genel yorumumu topladığımda ruhunarenkkat puanı olarak; 8,5 vereceğim. Puanları kırmamın tek sebebi; kitaptaki konu özünü biliyor olmam aslında. Bilmesem daha bir heyecanlı izlerdim, fakat arka fonda bildiğim bir şarkının çalması gibi izledim ve kitabı her daim farklı olacak. Bir de şu iki repliği kullanmadılar ona çok üzüldüm;

"Sevdiğiniz çiçek milyonlarca yıldızdan birinde bile bulunsa, yıldızlara bakmak mutluluğunuz için yeterlidir.
"Örneğin sen öğleden sonra dörtte geleceksen, ben saat üçte mutlu olmaya başlarım."
Gerçekten duymayı çok isterdim. İlkini biraz filmde şuna çevirmişler; "yıldızlara baktığımda Küçük Prens'in gülüşünü duyuyorum." gibi. Ama yine de neredeyse çoğu şeyde orijinale sadık kalıp, en ünlü ve en kalbe dokunan iki cümlesini de sunsalardı keşke. Gerçi belki de sunmadıkları iyidir. Alın okuyun arkadaşlarım! Küçük Prens bir çocuk kitabı değildir, yetişkinler için çocuk kitabı bence. İnsanlar büyüyünce birçok şeyi unutuyorlar... Unutulmaması için...

Bir diksiyon dersinde evimizden çok sevdiğimiz ya da şu an okuduğumuz bir kitabı getirerek bir bölümünü seçip okumamız istenmişti. Ben tabii ki Küçük Prens'i seçmiştim. Ama o sınıfta bulunanların bir çoğu bir çocuk kitabından fazlasını tuttuğumdan habersiz bakmışlardı. Haberiniz olsun diye söylüyorum, çocuklarımıza olduğu kadar bize de okutulsa, sevmeyi bilsek biraz daha dünya gül bahçesi olabilir...

Filmi toparlayacak olursam da; filmi izlemenizi isterim. Kesinlikle zaman kaybı olacak ve 1 saat 46 dakikanızı çöpe atacak bir yapım değil. Zamanın nasıl geçtiğini bile anlamayacaksınız. O yüzden tam kefilim.

 Neydi hem...
"Gerçeğin mayası gözle görülmez, ancak yüreğiyle bakanlar görebilir." Yüreğinizle bakacağınız günler olsun.  🌹🌟


 *ilk fotoğraf bana ait, diğer film görselleri ise imdb'den alıntıdır.

10 yorum:

Haydi yoruma :)

internet Detoksu,

Ruhunarenkkat ile İnternet Detoksu Yapıyoruz!

Şubat 13, 2020 Ruhuna Renk Kat 8 Yorumlar


Şahane günler diliyorum tüm renkli okuyucularımıza! Keyifler yerindedir umarım diyeceğim ama ülkemizin başına gelenlerden sonra, tamamen iyileşemedikçe tam da bir keyif hali sergileyemeyeceğiz... Umalım ki kara günlerimiz çabucak geçsin.

Günlük hayatımızda sürekli bir koşturmanın içindeyiz, sürekli hızla yarışmalar, zaman yetiştirmeye çalışmalar... Anı çabuk geçirip, çabuk yok ediyorken bir durup nefes almalık vakit ayıramayacak hale geliyoruz kendimize. Sorsalar; "hayat işte yuvarlanıp gidiyoruz, koşturuyoruz vs...". Bir süre böyle cevaplar verdikçe de beynimiz ister istemez kendi kişisel alanlarımıza da müdahale etmeye başlıyor. Hatta şu diyalog bile gerçekleşiyor bence.

Ben: Şöyle ayaklarımı uzatıp kitap okuyayım ya.
Beynim: Instagramda en son şuna bakmayacak mıydın?
Ben: Aaa unuttum, dur bakılacak bir şey vardı bakıp kitaba geçeyim sonra.
Beynim: Bu da neymiş şuna da baksana.

Bknz: Kısır Döngü.
Gülmeyin ya, tamamen temsili olan bu diyalog mümkün. Hangimiz gerçekten de tek bir şeye bakıp hemen çıkıyoruz? Ya da hangimiz video izlemeyi kitap okumaktan öncelikli tutmuyoruz? Bir şekilde sosyal medyada, internette, teknolojiyle bol radyasyonla "sözde vakitlerimizi öldürüyoruz".

Oysa şöyle düşünelim; ya o vakitlerimizi en verimli şekilde değerlendirebilecek olsaydık? Dolu dolu geçirilebilecek saatlerden ya da günlerden bahsediyorum size. Evet, bugün size anlatacağım bu. Hazırlanın! Ruhunarenkkat ile internet detoksu yapıyoruz!


Bu yazıda size 2020'nin Ocak ayından itibaren başladığım ilk alışkanlığımdan bahsedeceğim. Bunu da oldukça detaylı anlatmaya çalışacağım, bir faydası olursa ne mutlu ki instagramda paylaşımını yaptıkça yazan soran ve destekleyip kendi hayatına da katmak isteyen çok kişi oldu. İlginiz için sonsuz teşekkür ederim. İkinci güzel alışkanlığı da yine oradan takip edenler bilir; daha sonrasında paylaşacağım ve bunun içinde size bir sürprizim olabilir. Sadece biraz daha zaman istiyorum sizden. :)

Şimdi konudan da çok sapmadan başlayalım istiyorum. İnternet detoksu belki de hala yeteri kadar duyulmamış, bilinmeyen bir kelime öbeği. Bunun için yaşanmışlığıma ve deneyimime dayanarak örnekler üzerinden anlatmak istiyorum. Yazı sonunda da İnternet Detoksu'na özel bir program başlatacağım.

Detoksun hayatınıza kattıklarını saymakla bitiremem, fakat şöyle söyleyebilirim kafanızın o ışıklara yoğunlaşmadığını düşünün, kim ne yapıyor gibi hislere bürünmeden sadece kendinizle vakit geçiriyorsunuz. Hatta dışarı çıktığınız anda bir sürü gürültü içinde kuşları, çiçekleri, doğayı, kahvenin kokusunu, denizin çarşaf gibi maviliğini fark ediyorsunuz.

Aslında yaşamayı fark ediyorsunuz!





İnternet Detoksu Nedir? Nasıl Yapılır?


İnternet detoksu nedir? sorusundan başlamak en doğrusu olacaktır. İnternet detoksu; günlük yaşamınızdaki teknoloji ve internet kullanımını azaltmak amacıyla uygulanan bir detoks programı. Detoks ve program kelimelerini yan yana kullanıyor olmam gözünüzü korkutmasın. Çünkü inanılmaz keyifli. 

Örneğin ben; blog sebebiyle ve instagramı ayrıca kullanmayı sevmem sebebiyle (bunu da belirtmeliyim çünkü orada paylaşım yapmak beni mutlu ediyor) en çok vakit harcadığım sosyal medya alanı instagram. Hareketlerime yani günlük geçirilen süreye baktığımda 2 saatleri bazen 3 saatleri görüyordum. 2019 bitişinde de kendimce hedeflerimi oluştururken, oraya çeki düzen vermeyi kafama koymuştum. Çünkü yapılacak birçok işiniz varsa, kendinize ve ilgilerinize vakitte ayırmak istiyorsanız orada geçirilen 2-3 saatin minimize edilmesi gerekiyor. 

Öncelikle dozlarını düşürerek başlangıç yapabiliriz. İster günlük, ister haftalık uygulayabileceğiniz internet detoksu için, günlük kullanımınızın ilk etapta yarısına indirgenmesini sağlayın.

Günlük uygulanabilir programdan başlayalım, en azından 7 gün boyunca alışkanlık kazanabilmek için her gün normalde kullandığınızın yarısı kadar sosyal medyada ve internette dolaşın. İşi gereği bunu yapamıyor olanlara ise haftada bir programında tekrar değineceğim.

Her gün diyelim ki 6 saatinizi burada geçiriyorsunuz, onu 1 hafta boyunca her gün önce 3 saate düşürerek geçirin. İnstagram'da bunun için hatırlatıcı var, belirlediğiniz süreyi aşan kullanımda uyarıyor. Alternatif olarak alarm kurabilir, sadece sabah ve akşam saat tutarak bakabilirsiniz. Bunu belirlemek size kalmış. Süreniz aşıldığında veya dolduğunda da ne yapın biliyor musunuz? "Hop, at elinden telefonu kanepeye, bir daha da bakma". 

Haftalık olarak uygulayabilecekler için ise program şöyle; haftada 1 gün "minimum 6 saat sosyal medyadan/internetten uzak dur!" Benim ocak ayı boyunca uyguladığım program bu oldu. 6 saat ile başladım ve şimdi devam ettiriyorum. Ama inanır mısınız o gün saatler geçince, aklıma zerre gelmiyor tüm günü hiçbir şeye bakmadan bitirmiş ve rahatça uyumuş oluyorum. 

Yapımı çok basit olan bu detoks için, malzemeler de evimizden üstelik. :) Biraz kitap, yapmak istediğiniz hobi malzemeleri, filmler, örgüler, puzzlelar, boyalar, yeni yemek tarifleri... Gördünüz mü şahane bir detoks günü/günleri sizi bekliyor. 

Şimdi en başta da bahsettiğim internet detoksu için size özel olarak hazırladığım programı adım adım aşağıya bırakıyorum. Uygularsanız, mutlaka sonrasında nasıl hissettiğinizi neler yaptığınızı yazın. Çünkü böyle şeyleri gördükçe aşşırı mutlu oluyorum.

Ruhunarenkkat ile 7 Adımda İnternet Detoksu:


1. Bir kağıt kalem alın. Telefonunuzun ekran sürelerinden, uygulamaların zaman istatistiklerinden yararlanarak internette, sosyal medyada ne kadar vakit geçirdiğinizi yazın.

2. Uzun zamandır ertelediğiniz şeyleri, yapmak istediklerinizi, başlamak istediğiniz hobileri, planladığınız arkadaş buluşmalarını, elinizdeki imkanlara göre gideceğiniz yerleri, gün içinde kendinize yaratmak istediğiniz kişisel zamanı (kitap vb.) bir kağıda yazın.

3. Hedeflerinizi her hafta uygulanabilir, planlanabilir şekilde hazırladıysanız... Bir önceki adımda vakit geçirdiğiniz süreleri 2'ye bölün.

4. Günlük program uygulayacaksanız, minimum 6 saat olacak şekilde ister sabahtan, akşam saatlerine kadar interneti bırakın ve hedef listenizde yapmak istediğiniz bir şeyi/şeyleri seçin. Ya da tam tersi olacak şekilde akşam uyuyana kadar telefonunuzla ilgilenmek yerine çok istediğiniz bir kitabı okuyun mesela.

5. Haftalık program için ise; ilk hafta haftada 1 gününüzü hiçbir şekilde telefon, internet, sosyal medya ile geçirmeyin. Yine yapmak istediklerinizden topluca bir şeyler seçin ve bol verimli aktiviteli bir gün bitirin. Bunu özellikle genelde herkes için tatil olan pazar gününe yapmanızı öneririm.

6. İlk bir hafta uyguladığınız bu alışkanlık değiştirme planına, ikinci hafta yine istatistiklerinizi kontrol edip hedeflerinizi belirleyerek başlayın. Bu kez geçen haftaki sosyal medyada zaman geçirme süreniz 3 saatse 1,5 saate düşürün. 7 gün daha aynı plana sadık kalarak devam edip, her hafta bu süreleri yarım yarım azaltın.

7. 1 ay sonunda hem alışkanlık döngünüzü tamamlamış, hem de internet detoksuyla daha dinç ve daha az stresli yaşantıya kavuşmuş olacaksınız.

Emin olun şu geçen 1 aylık internet detoksu programını atlattıktan sonra, ilerleyen aylar sizin için daha kolay oluyor ve oysa gerçekte ne çok yapmak isteyip zaman bulamadığınızı (zamanınızı yok ettiğinizi) fark ediyorsunuz. Müthiş bir aydınlanma ve içe dönüş deneyimi aslına bakarsanız. Ailenizle, sevdiklerinizle vakit geçirmek, sosyalleşmek, mesela dışarıda bir şey tadarken onu instagrama story atmaktansa lezzetin görüntünün tadını çıkarmak, her ay yeni bir hobi deneyimlemek böylece kendinizin dahi bilmediği bir yeteneğinizi keşfetmek, izlenesi okunası birçok kitap filminizi artık tamamlamak, mutfağınızda evinizde vakit geçirerek kendi terapi sürecinizi kendiniz başlatmak hepsi bir deneyim olacak size...

Ben uygularken her hafta sadece 1 kez telefonu elime alıp o günden kalan bir fotoğrafı çekiyorum. O da sadece anısı kalması için, o detoks günü neler yaptığımı, o günün bana neler kattığını hatırlayabilmek için. Zaten telefon "uçak modu" veya "rahatsız etme modu"nda olduğu içinde aklım bir şekilde kaymıyor. Aslında bakarsanız, iş dışında sosyal medyadan uzak kalmak hoşuma bile gidiyor.

Mesela bu ay, yeni detoks günü hobisi olarak kaligrafiyi belirledik. Kaligrafi de yine yıllardır kağıdı ve kalemi bulunan ama bir türlü başlamadığım bir yazı sanatıydı. Bu kez nasıl bir şey ortaya çıkacak merak ediyorum. Sevdiğim beyle birlikte uyguladığımız bu detoks günlerinin ilkinde, o gün kitap okumuştuk, ikinci haftasında çizimler boyadık, üçüncü hafta ahşap bir takı kutum vardı boyanmak için yıllardır bekleyen onu boyadık, dördüncü hafta yine kitap okuduk ve yemek yaptık. İlk ayı böyle tamamlayabilmiştik, kısıtlı zamanımız da bir şekilde ekstra daha da anlamlı oldu. Hele ki sevdiklerinizle bunu gerçekleştirmek daha güzel bir haz veriyor insana...

Şimdi bunu okuyan herkesi haftada 1 gün veya her gün belli saat ölçüsünde "internet detoksu"na , sosyal medyadan uzak durma çağrısına davet ediyorum!

Hem size bir şey söyleyeyim mi; sizin yaşadığınız an herkesinkinden daha değerli. Özellikle sosyal medyanın sizi bulaştırdığı "spor yapıyorum harikayım sen kilolusun, bak sen evdeyken biz geziyoruz, ne güzel de yiyoruz" gibi kompleks yaratıcılarından, toksik olarak adlandırdığımız kişilerden de uzak oluyorsunuz. O an gülebiliyorsanız, sevdiğiniz insanlarla bir sıcak yuvadaysanız, mutluysanız ve sağlıklıysanız sizin hayatınız en güzeli. Ve haftada bir gün bile bunu fark edebilmeniz için bir fırsat. Anınıza şükredin... Hoş kalın canlar...

8 yorum:

Haydi yoruma :)

Bakımlı,

Mini Alışveriş Turu #5 (Loreal)

Şubat 05, 2020 Ruhuna Renk Kat 4 Yorumlar


Yeni bir alışveriş yazısı ile karşınızdayım, hepiniz hoş geldiniz sefalar getirdiniz! Geçenlerde Trendyol'da başlatılan Süper Marka Günü'nü illaki duymuşsunuzdur. Loreal Paris, Maybelline, Garnier, NYX gibi birçok markanın tüm ürünleri %30-40-50 ve 65'e varan indirimleri buldu. Benim de uzun zamandır yaptığım bir ihtiyaç listem vardı. Aslında bakılırsa olay biraz minimize etmeye başlamamdan sanırım. Durun biraz daha detaylandırayım.

Minimalism belgeseli izledim. Netflix'te yayınlanan, her zaman ki minimalizm için "şunu yap, bunu yap" gibi değil daha çok hayatın tamamen uygulanabilir yönlerinden ve örneklerinden oluşuyordu ve aşırı da güzeldi. Sonrasında şöyle oldum; "hakikaten neden bunca şey var?" bir sonraki aşamada ise; "bu bana değer katıyor mu?" ve son aşamada ise "şurayı bir eleyelim yahu" ile sona erdi. Sonuç ise; yeni bir liste, sadece ihtiyacım olan şeyler, değer katmayacaklar yallah.

Ve bakım ile kozmetik kısmında da tabii ki büyük temizliğe girişmiştim. Her ay bitenleri instagramda artık paylaşmaya başlamışken ve tam ocak ayının bitenlerini yayınlamışken, acil ihtiyaçlarım içinde bu kampanya güzel gelmişti. Dedim ki; bu bir işareeet! Ve her kadının olmazsa olmazı, fondöten ile allıktan yana oyumu kullandım. Hadi gelin neler aldım, ne kadara aldım ve yorumlarım neler bakalım birlikte.




Fotoğrafta gördüğünüz güzellikler Loreal tarafından sadece 1 günde elime ulaştı. Sen koskoca marka ol, yoğun bir kampanyanın içinde ol, sonra sabah verdiğim siparişi aynı gün kargola ve ertesi sabaha elimde olsun. Ben alkışladım. Bir de öyle özenli paketlemişlerdi ki anlatamam, sapasağlam ve yanında tester saç bakım yağı hediyesiyle geldi. Bu yüzden teşekkürlerimi ayrıca ileteceğim.

Aldıklarım;
⥇ Maybelline Affinitone Fondöten 03 Light Sand Beige; 35 TL
⥇ Maybelline Master Bronze Palet; 35 TL

Maybelline Affinitone Fondöten:


İlk kullanmaya başladığımda üniversiteye giden 21 yaşında bir kızçeydim. Daha sonra Farmasi, Loreal ve Garnier denemem oldu. (Bunlar hep farklılık arayışları) Ama işin aslı hiçbiri bunun gibi etki etmedi. Farmasiyi de uzun zaman kullandım, yaklaşık 2 sene kadar fakat onda yaşadığım şuydu; ilk zamanlar cildimle bütünleşmiş hissi verirken daha sonrasında maske gibi hissettirmeye başladı. Bende daha doğal ve yok gibi duranları daha çok seviyorum açıkçası. Hatta thesaglams'ın Büş'üme sormuştum o da Missha önermişti, ben de Note BB bir sonrakine denemek istiyorum çünkü onunda testerını denediğimde bu doğallığı yakalamıştım. Ama sonra hazır indirim dedim, hemen aldım eski yadigarımı. :)

Affinitone'un bildiğim kadarıyla 8 renk tonu var, bendeki 03 numarası en açık tonu. Beyaz tenliyseniz sizin için oldukça uygun olacaktır. Çok doğal duran ve cildinizde yokmuşcasına his veren bir fondöten. Aynı zamanda içeriğinde E vitamini ve Argan yağı bulunması gözümde artı puan kazandırıyor. Sıvı yapılı olduğu için ciltte ağır duruşa sahip değil. Sürdükten sonra nemlendirici krem sürmüşcesine oluyor. Fakat eğer ki o kadar sıvı ve ıslak durmasın diyorsanız pudra ile de cildinize sabitleyebilir ya da öncesinde makyaj bazı kullanabilirsiniz. Denemeyenlerin mutlaka şans vermesini tavsiye ederim.

Tüm cilt tiperine de uyuyor, benim cildim sivilceye yatkın ve hassas olmasına rağmen kötü bir etkisi olmadı. Yüksek kapatıcılığa sahip hafif bir ürün.

Maybelline Master Bronze Palet:


Bu paleti almak tamamen tesadüfen oldu çünkü indirimde bulmam da çok zordu ve açıkçası listeme bile dahil edememiştim. Listede allık bulunurken, bu paletle allık, aydınlatıcı, bronzer olarak kullanılacağını da duymuştum. O yüzden en yüksek indirime giren bu ürünü de almak istedim.

Açık renkler elmacık kemikleri için tavsiye edilirken, koyu renkler bronz etki yaratmak için tercih ediliyor. Pigmentleri çok yüksek ve renkleri de hem günlük hem özel makyajlar için oldukça uygun. Tozutmuyor ve gerçekten çok hoş görünüm elde etmeyi sağlıyor. Zaten toprak tonları favorimdir her zaman.. Bir de çok ufak bir palet beklerken, bu fiyata büyük bir paletin olması da çok mutlu etti. Zaten genel olarak Maybelline New York'un makyaj ürünlerini sevdiğim için, bu da sevdiklerim içerisine şimdiden girdi.

Çok amaçlı kullanımlar için öneriyorum bu Master Bronze Paleti, normalde 70 TL civarında fakat indirimde kaçırmayın derim.

Bir de Loreal'in hediye olarak gönderdiği Loreal Extraordinary Oil testerı vardı. 3 farklı amaçla kullanılabilen bu saç bakım yağını da hemen kullandım. Ondan da bahsetmek isterim. Tek kullanımda biraz sonuç almak zor olsa da belki yorumum fikir edinmenizi sağlar.

Loreal Extraordinary Oil: 


Yıpranan, matlaşan ve canlılığını yitiren saçlar için önerilen bu saç bakım yağını 3 farklı şekilde kullanabilirsiniz.
1. Saçınızın tamamına maske gibi uygulayıp, şampuanlama öncesi 5-10 dk kadar bekleterek.
2. Saç uçlarınıza durulamaya gerek olmadan uygulayarak
3. Kuruttuktan sonra saçlarınıza yatışması için 1-2 damla şeklinde uygulayarak

Ben maske olarak kullandım çünkü yine yanlış hatırlamıyorsam benzer bir ürünü uçlarına kullanmıştım. Uçlarına kullanmanın şu avantajı var; saçınız hem kolay açılıyor hem mis gibi kokuyor hem de ısıya karşı dayanıklı oluyor yumuşuyor.

Saçlarınızı kuruttuktan sonra olanı tavsiye etmem zira düzenli olarak hindistan cevizi yağını saçıma maske olarak uygularım, fakat ilk başlarda merakımdan kurutma sonrası denemiş ve hafif ıslak duran bir görünüm oluşmuştu yağdan dolayı. O yüzden önermem.

Maske olarak kullanımımda ise; saçlarım yumuşacık ve mis kokar oldu. Saçlar taranırken kolay açtığı, parlaklığı, canlılığı, yumuşaklığından bahsedilmiş. Vaatlerinin çoğunu karşılıyor, ama bayağı iyi etkili diyemem. Ortalamaya sahip. Orj. boyutunun yaklaşık 35 TL civarı bir fiyatı var, bu da bana çok geliyor... Onun yerine gerçekten hindistan cevizi yağı saçlara bir mucize. Aklınızda bulunsun.

Genel olarak alışverişimi de yorumlayacak olursam benim için, 10/10 alışveriştir. Bu ürünleri tavsiye etmekle kalmıyor baskı yapıyorum. :) Pişman olmayacaksınız. Sormak istediğiniz herhangi bir soru olursa mutlaka yorumdan veya iletişim bölümünden ulaşın ama. Her türlü hazır ve nazırım. :) Bir sonraki alışverişimizde görüşmek üzere. Güzel kalın!🖤

4 yorum:

Haydi yoruma :)