Hayata Dair

Ayın Kritiği #4

Ağustos 31, 2018 Ruhuna Renk Kat 3 Comments


Hoolaaa! :)
Her ay olduğu gibi ayı kapatma yazımla yeniden karşınızdayım. Özlendik mi bakalım? Ağustos nasıl geçti, neler yaptınız merak içindeyim yorumlarda bahsedebilirsiniz bence büyük keyifle okurum. :)
Beni sorarsanız, keyifler yerinde, umduğumdan da net geçen bir Ağustos yaşayıp koştura koştura size geldim. Biliyorum biraz geç kaldım ama, olsun güç olmadı sonuçta.

İlk başta her zaman ki gibi; ayın kelimesi ile başlayayım diyecektim ama Ağustos için belirlenmiş bir kelimem yok desem? Çünkü sabit "iyi" kelimesinin de üstündeydi. O açıdan belki de en iyi geçirdiğim Ağustos oluşuyla tüm güzel kelimeleri kendisine ithaf edebilirim.İyi kelimesi de sadece "coştum, süper eğlendim" anlamına gelmesin tabii. Bu ay ki "iyi" kelimemin karşılığı; her şeyi net görebilmemle alakalıydı, kendimi ve ne istediğimi öğrenmemle...
Bu ay değer vermenin ne olduğunu anladım. Hep değer vermekten, değer görmekten bahsederiz ya... Ben ciddi ciddi o söz öbeklerinin anlamlarını tam olarak yeni öğrendim.



Ay başında özellikle birisini hayatımda tutma konusunda o kadar ısrar ediyordum ki, çevremdeki insanlar bile bunu anlayamıyordu. İnsanız sonuçta, aslında bizi çok acıtacak ne varsa üstüne gitmeye inadına ona tutunmaya bayılıyoruz. Okurken bile aklınızdan "yok ya, daha neler ben yapmam öyle" gibi cümleler geçse de sizde biliyorsunuz geçenleri... Belki saklıyoruz kendimizi, belki kimselere anlatamıyoruz içimizdekileri ama o kalpte haykırılan hiçbir ses susmuyor. Belki kimse duymuyor, ama yine de susmuyor.
Ben böyle inatla devam ederken bildiğime, artık bitmesi gerekeni silinmesi gerekeni de anlamam zor olmadı. Şöyle bir gerçek var ki; insan birini ne kadar severse sevsin kendini değersiz hissettiğinde bir an bile yanında durmuyor. Yani bunu aşka vurmak da hata aslında, hayatınızda çok sevdiğiniz insanlardan aynı değeri görememek bir yana daha az bir parçasını bile görmemek oldukça üzücü zaten.
İşte gereğinden fazla önemsememek gerektiğini böyle öğrendim. Kim olduğunun, hayatımda nasıl yer aldığının bir önemi yok, tek bildiğim belki de kendim kadar değer verdiğim birisi olduğuydu. Ve hayatımdan gidişini ardından elimi uzatmak dahi istemeyerek izledim. Aklımda ve kalbimde kalan şey; bir kuş kadar hafiflediğimdi.
Böyle şeyler zaman geçtikçe ve o hasta hücreyi vücudunuzda tutmaya devam ettikçe sizi daha da mahvediyor çünkü... Yapılması gereken tek şeyse; onu içinizden söküp atmak.
Ardınıza bakmadığınızda, hayatınıza kendi bildiğiniz şekilde devam ettiğinizde her şey düzeliyor. En zor adımı attıktan sonra hepsi kolaylaşıyor. Aslında çok zor biliyorum, ama bunu yapmanız gerek. Bazen severek, üzülerek de olsa bitmesi gereken mutlaka bitmeli.

Şimdi sorsanız, bu durumun beni rahatlatmasından dolayı huzurluyum aslında. Benim için yıkılması zor olan bir duvardı ve bunu yıktım. Yıkılanları toplamak da her zaman ki gibi benim irademde ve içimde. Ne kadar kalabalık olursa olsun etrafınız; yine düştüğünüz yerden ayağa kalkacak kişi sizsiniz. Ben meğerse ayağa epey önce kalkmışım, sadece toparlanması gereken düşüncelerim olduğunu biliyorum. Bunlar için de "zaman" diyorum. Belki de bir iki beni iyi tanıyan dost. Ötesi teferruat.
Buradan size hangi tavsiyeyi verebileceğime gelirsek; şu aklınıza düğüm düğüm olmuş kişilerle aranızdakileri koparın ve bırakın bu kez gitsin. Emin olun gittiğinde; hayatınızda imkansız gördüğünüz kapılar bile açılacak.

Bunun dışında yine değer vermek ve değer görmekten gidersek, güzel bir hafta dilimim vardı bayram öncesinde. Hiç tahmin etmediğim ummadığım insanlardan, tanıdığım yakın çevreme kadar öyle güzel şeyler hissettirdiler ki. Burdan okuyorlarsa zaten kendilerini eminim anlamışlardır. Her birine iyi ki demekten vazgeçmeyeceğim.
Bir an oluyor, iyi veya kötü birşey yaşıyorsunuz ya da yaşamanıza gerek kalmasına bile gerek yok. Bir an oluyor sadece... O an hayatınızda kimler duruyor, her zaman sizin yanınızda kimler var ona bakmanız yetiyor işte "değer" kelimesini tanımlamanıza... Sizin kusurlarınızı bile seven, yaralarınızla size el uzatan insanlar çünkü "değer" vereyi bilenler... Doğru insanları toplayabilmek en büyük mutluluğumdu, teşekkür ederim o yüzden bu tariflerimin içinde yer alanlara.

Ve ayın son günlerine doğru, hayatımdaki dolunay etkileri sağ olsun beni yine melankoliye sokmuştu ama artık bunları da daha kolay aşabildiğimi fark ediyorum. Evet, yaşananların izi kalıyor ve etkisi uzun süre yanı başınızda devam ediyor. Ama hepsi de geçiyor. Belki kabuk bağlayarak, belki artık hiç acımayarak silinip gidiyor.
Geçmişe baktıkça; "neden, keşke, acaba" dedikçe şu an olan zamandan çalmaktan başka bir şeye yaramıyor. O yüzden biraz o suyun akışına bırakmak, biraz kapılıp gitmek daha güzel... En azından kafamdakileri toparladığımda ne istediğimi daha net fark edebilmeyi de sevmeye başladım. Bu bile güzel.
Varsın insanlar konuşup dursun, herkesin tesellisi de boldur önerisi de çoktur. Önemli olan; önce kalbinizin ne istediği, daha sonra da hayatınızda var olan veya yaşanmış şeylerin ne kazandırıp ne kaybettirdiği...
Şu an Manuş Baba çalıyor arkadan ve "bu havada gidilmez, aslında hiç gidilmez" diyor. Gitmek isteyeni tutmak ne kadar saçmalıksa, gitmemek için çabalayanı da görmezden gelmek o kadar saçma. Ne yazık ki, giden de gidiyor, aramak isteyen de arıyor, gelmek isteyen de geliyor. Bunlar böyle.

Kalbinizde kalan tüm duyguları bir kez daha gözden geçirin diye yazıyorum belki bunları ve eminim siz her bir kelimemi bir dost kadar da iyi anlıyorsunuz.
Lafı daha da dolandırmadan okuyan gözlerinize sağlık diyerek kaçayım, arayı uzatmayalım yine görüşürüz. En sevdiğim ay Eylül, umarım hepimize şahane duygular hissettirir.:)
O zaman hoş kalın, hoşça kalın canımlar :)


Bunlar da ilginizi çekebilir

3 yorum:

  1. Ne güzel yazmışsın Kübra'cım ♥ Eylül ayı yeni başlangıçlar için çok güzel bir zaman, hepimize güzel şeyler getirsin ♥♥

    YanıtlaSil
  2. Bloğunuzu severek takip ediyorum. Başarılar diliyorum. Ben de sayfama bekliyorum www.rnkync.blogspot.com.tr

    YanıtlaSil
  3. Yeni başlangıçlar, yeni umutlar. Tazelenme ayıdır Eylül. Temizler arda kalanları yaprakları dökerek. Tekrar yesillenmesine temel hazirlar hayatin.Çok güzel bir anlatım, okumaktan keyif aldım. O halde yeni sözler söyleme zamanı, hayat bizi bekler.

    YanıtlaSil

Yorumlarınızı bekliyoruz