Kitap/Dergi

Haziran Ayında Okunanlar

Haziran 26, 2018 Ruhuna Renk Kat 6 Comments


Merhabalar :)
2017'nin Ekim ayından beri yazmaya ara verdiğimiz aylık okunanların yenileriyle artık devam ediyoruz. :) Şimdi hazır yaz tatiline de girdim ya, sürekli film, dizi, kitap, dergi yani Allah ne verdiyse daldım çıkamadım. Hele ki son kitap beni benden aldı desem yeridir. :) Bu rahatlığa da kavuşmuşken biraz sizle okuduklarımı paylaşmak, öneri yapmak istedim. Umarım beğenirsiniz ve ortak okuduklarımız da çoktur. Bol bol konuları hakkında muhabbet ederiz. :)

Gelin isterseniz bu ay neler okudum tek tek, alıntıladığım kısımlarıyla birlikte bakalım...

↦ Cemal Süreya-Sevda Sözleri


Ne anlatacağımı bilemeden başlıyorum. Ben normal şartlarda gerçekten şiir seven bir insanım. İlk şiirlerime Yapı Kredi Yayınları'nın serilerinden başlamıştım. Hem incelerdi, hem de her şairin klasikleşmiş eserlerini okumak güzeldi. Yeni başlayan birisi olarak da tam benlikti. Ardından tabii kendimce belli şairlere karşı daha ilgi duymaya başladım. Bunlardan birisi de Cemal Süreya'ydı. Bu yüzden Sevda Sözleri'ni ilk indirimde bulup almıştım. Birkaç sene önce alır almaz okuduğumda çok farklı düşüncelerde olan ben, bu okuduğumda daha da başka düşüncelerdeydim. Çünkü yıl-dım! :(

Yıldım kelimesi sizde şok etkisi yarattı biliyorum, ama gerçekten 2 aya yakın kitabı elimde dolaştırdım, odaklanmaya çalıştım yok yapamadım. Arada dergi okudum, kafam dağılsın diye farklı şeylerle uğraştım yine olmadı. O yüzden zor bitirdim. Sanırım aşırı kalın ve şairlerin bütün şiirlerinin dahil olduğu kitaplarda zorlanıyormuşum ben.



Yine de sizler için fazla klişe olmamış, sevdiğim kısımlardan alıntılar bulmayı da ihmal etmedim.

Küçük oda karanlık ve ıssız
Her şey seni bekliyor her şey gelmeni
İçeri girmeni
Senin elinin değmesini
Gözünün dokunmasını
Ve her şey tekrarlıyor
Seni nice sevdiğimi...
♥️
Ve şimdi: iki kere iki.
Kırdım, evet, seni. Ama kırmıştın beni.
Hadi sadece kırılmıştım diyerek önleyeyim herhangi bir eleştiriyi
Kalbim, Kalbim! Söyle şimdi ne yapacağım ben bu kalbi?
Ne yaparım söyle daha da derine düşerse yaram
...
Ben sana rastladığım günlerde, hangi günlerdi onlar
Tuhaf şey bir günde değişiyor kişi
Senden öncesi öyle uzak ki anılar bile yok sanki
Geldin masaya oturdun ve hayatımı böldün bir milat gibi... 

Daha elimde çok not aldığım kısmı vardı, ama daha da uzatmamak ve içeriği tamamen açmamak için iki tane ile bitirmek istedim. :)
Ama ilk başta ki olumsuz yorumuma aldanmayın, Cemal Süreya tabii ki çok önemli şairlerimizden birisi. Eminim tüm kitabı daha büyük ilgiyle okuyacaklar vardır aramızda. Her şekilde kütüphane de yer alması gerektiğini düşünüyorum. Belki romanlar, hikayeler eskiyor ama şiirler hiç eskimiyor...

↦ Yasemin Kokulu Hikayeler


Yakamoz Kitap'tan E. Haluk Derince'nin kokulu serisi hep hoşuma gidiyor ve ilgimi çekiyor. Önceleri de papatya kokulu hikayelerini okuyup, burada da yorumlamış birisi olarak indirimde de yasemin kokulusuna denk gelip hemen almıştım. Kütüphanem yasemin koktu buram buram! :) Bir sonraki okuyacağım da en sevdiğim kahve kokulusu olacak, aşırı heyecanlıyım. :)

Bildiğiniz kadarıyla bu serilerde, kıssadan hisseler tadında mini hikayeler bulunuyor. İçlerinde hayatımızın her alanına dair konudan çıkarım yapmanız mümkün. Ben her hikayeyi gülümseyerek okudum. Bu yüzden size de tüm kokuları tavsiye edebilirim. :)
Sadece önerim indirimde denk gelip almanız. Çünkü indirim dönemlerinde yarı fiyatına hatta daha da uygununa bulmak mümkün. Normal fiyatı: 20 TL.



Şimdi sırada içlerinden seçtiğim tek bir alıntı var.

Hayat zor.
Bütün bir ömrünüzü, harcıyorsunuz,
Sonunda elinize geçen ne oluyor?
Ölüm, harika bir ödül. Hayat tersine yaşanmalıydı bence.
Önce ölümü savuşturmalıydık başımızdan.
Yirmi yılımızı huzurevinde geçirip,
Çok gençleştiğimiz için atılmalıydık.
Altın bir saatimiz olduktan sonra işe başlamalıydık.
Kırk yıl çalışmalıydık, ta ki,
Emekliliğin tadını çıkarabilecek denli gençleştiğimiz güne kadar.
Üniversiteye gitmeliydik sonra, liseye hazır hale gelene dek,
Parti yapmalıydık,
İyi ufalmalıydık, oyun oynayıp,
Sorumlulukları unutmalıydık.
Küçük bir kız ya da bir erkek bebek olunca annemize dönmeli,
Son dokuz ayımızı yüzerek geçirmeli.
Ve sevgi dolu bir bakışta son bulmalıydık.

Açıkçası benim en sevdiğim bölüm bu oldu, okurken "evet ya, böyle olsa nasıl olurdu acaba?" diye düşünmeden edemedim. Yani anlayacağınız kitabı 2 günde okudum. 320 sayfa olduğuna bakmayın, su gibi akıp geçiyor nasıl bittiğini anlamıyorsunuz.

↦ Gemma Malley-Bildirge 


En çok tavsiye edeceğimi en sona sakladım, tabii umarım yazının bu kısmına kadar gelebilmişsinizdir. :) Öncelikle şiddetle tavsiye ediyorum ki, okuyun, okutturun! Mü-kem-mel!
Çok spoi vermeden anlatmak istiyorum, şimdiden uyarayım ki çok zor. 

2140 yılında geçen mevzumuz şu ki; sonsuz yaşam takıntısı. İnsanlar ikiye ayrılmış durumda, yasallar ve yasal olmayanlar yani "Artık"lar. Yasal olmayanların aileleri ise Uzun Ömürlülük ilaçlarını kullanan ve bir kuralı delip çocuk sahibi olanlar. Çocukları olunca da iki seçeneğe sahipler."Bir vazgeçiş karşılığı bir çocuk" veya "Bir hayat karşılığında bir hayat". Yani vazgeçerlerse çocukları Artık merkezine, aile hapse gider. Aile içinden birisinin ölümü durumunda da çocuk Artık olmaktan kurtulur ve yasal olarak yaşar. Şimdi bunların ne anlama geldiğini eminim merak ediyorsunuz, ama detayına inmem kitabı da çokça anlatmam demek. Bu yüzden bunları okumanızı daha çok isterim. 

Konu bahsettiğim sonsuz yaşam teması üzerinde dönüyor, Anna ve Peter adlı iki ana karakterimiz var. Zaten kitap Anna'nın günlüğüne yazdıklarıyla başlıyor, açıkçası bu yüzden de kitabın ilk 50 sayfasına kadar olayı anlamaya, kim kimdir iyi veya kötü müdür bunu çözmeye çalışıyorsunuz. Ve bir diğer karakter Bayan Pincent, psikolojik açıdan çok sağlam bir karakter benim gözümde. Çünkü dünyanın acımasızlığının, kötülüklerin vücut bulmuş hali. Onu okurken, onun geçmişini öğrendikten sonra aklındakileri de daha iyi kavrıyorsunuz. Böyle böyle derken de, kitap akıp gidiyor, üzülüyorsunuz gözleriniz doluyor korkuyorsunuz heyecan duyuyorsunuz. Tam anlamıyla tüm hisleri bir film sahnesinde yer alıyormuş gibi hissediyorsunuz. Labirent filmini biliyorsanız, bir nevi onun gibi düşünün. Açıkçası filme de çevrilmesini çok isterdim. Aşk, aksiyon, dram, korku, fedakarlık ne ararsanız var. Daha ne olsun.



Şimdi çok beğendiğim yerlerin alıntılarını sizle paylaşayım yine:

Yüksekten korkuyordu, bilinmeyenden korkuyordu, dağın zirvesine çıktığında her şeyin kendisi için ne kadar ulaşılmaz olduğu gibi bir gerçeklikle yüzleşmekten korkuyorduç Sonunda bir uçurumun kenarına varıp, dengesini kaybedip düşmekten korkuyordu.
Ama düşmek gerçekten o kadar kötü bir şey mi, diye düşündü. Bir anlığına bile olsa dağın zirvesini görmek, buna asla kalkışmamaktan daha iyi olabilir miydi? Yoksa Bayan Pincent'ın söylediği gibi, insan ne kadar yükseğe tırmanırsa o kadar sert yere mi düşerdi?
♥️
Bir şeyin sonu olduğunu bilirseniz ona daha çok değer verirsiniz ve her anın tadını çıkarmak istersiniz.
♥️
Bizim birbirimize ait olduğumuzu söyledi; çünkü o bir çiçekle doğmuş ben de bir kelebekle... Hayatta kalabilmek için çiçeklerle kelebeklerin birbirine ihtiyacı varmış...

Kitap o kadar ince detaylarla dolu ki, bunlar kadar çok alıntı çıkarabilirdim. Ama "artık" olmak meselesi, bizim günümüze ışık tutan bir durum. Hayatlarımızın çoğu noktasına can alıcı vuruşlar yapabilecek kadar hassas bir konu. 
İlk kitap da konu sonlanmış gibi gözükse de, serinin Direniş ve Miras adlı iki kitabı var. Açıkçası özellikle sonu okurken oturduğum yerden sıçradım ve sanki aksiyon filmi gibi heyecan duyup tepkiler sıraladım. Bundan dolayı da kesinlikle diğer kitapları da bir an önce alıp okumam gerektiğini düşünüyorum. Bence sizde kütüphanenizde bulundurun derim.

Anlayacağınız üç uzuuun kitap yorumumla ayı tamamlıyorum. Bir sonraki ay bakalım nelerle karşınızda olacağım. Hepinize buraya kadar okuduğunuz için kucak dolusu sevgiler, umarım beğenmişsinizdir. ♥️

Bunlar da ilginizi çekebilir

6 yorum:

  1. Bildirge kitabını bir ara çok görüyordum. Şiir kitabı içinde naçizane tavsiyem olacak yeni başladıysan bir şairin özellikle kalın kitaplarını ara ara okumak senin için daha iyi olacaktır diye düşünüyorum. Her ay devam ettirmelisin bence bu okuduklarını 😊

    YanıtlaSil
  2. Bildirge inanılmaz dikkatimi çekti😍❤️Alır mıyız bana da kankiletam?Ey maşallaaah ne okumuşun beeehh!Allahım şu kızdan az al okuma istegini bana ver.Çok amin🙄🙏🏻😂❤️

    YanıtlaSil
  3. Bir aya 3 güzel kitap sığdırmışsın :) Dikkatimi çeken Yasemin Kokulu Hikayeler oldu. Bu tarz bir kitabı bir solukta okumuştum. Kısa hikayeler hiç yormuyor insanı hele ki yolculukta keyifli oluyor :)

    YanıtlaSil
  4. Şiir kitapları bir çırpıda okunup bitirilecek kitaplar değil bana göre. O yüzden uzun vadede okumus olman beni şaşırtmadı kuzum. Bahsettiğin durumun aynısı bana da olmuştu çünkü. 🙈
    Bildirge çok ilgimi çeken bir kitap değildi ama yorumunu okuyunca bir merak uyanmadı değil.😬
    Evdekileri okumayı düşünürken alınacaklar listeme bir kitap daha eklendi sayende. 🙈😂

    YanıtlaSil
  5. Cemal Süreyya... Harika bir kitap okumuşsun bu ay :)

    YanıtlaSil
  6. Şiir kitaplarını başka kitapların arasında azar azar okumak gerekiyor. Öyle oturup saatlerce okuyayım deyince sıkıyor insanı. Ben pek şiir insanı değilimdir ama Cemal Süreya'yı okumak isterim.

    YanıtlaSil

Yorumlarınızı bekliyoruz