Hayata Dair

Ayın Kritiği #1

Mayıs 29, 2018 Ruhuna Renk Kat 14 Comments


Merhabalar canlar :)
Yine bir seriye başlıyorum-başlıyoruuum-baş la dım! :)

Artık bu seri de her ay neler yaptım, neler kafama takıldı, hayatımda neler değişti, nelere başladım, neler bitişe ulaştı, neye kızıp neye sevindim, nelerden ders çıkardım, ne öğrendim bunlardan bahsedeceğim. Hemde kendi çektiğim fotoğraflarımla birlikte. :) Şişşt aramızda kalsın, biraz da alt mesajlarla bayağı göndermeler yapacağım. :) Ben bunu biraz instagram hesabımda yapıyorum aslında, her fotoğrafta hissettiklerim üzerine itinayla çenemi düşürüyorum. :) Burada da daha çok maddi değil de manevi açıdan bol bol konuşacağız, yorumlarınızla da karşılıklı sohbet havası yaşayacağız yani. :)

Biliyorsunuz ki nisan ayında 30 Gün Minimal Mutluluk yapmıştım, sanırım bunun da etkisiyle hayatımda iyi ve kötü her şeyi daha dikkatle gözlemleyip çıkarım yapar oldum. Okumayanlar için buraya tık tık. Bu kritik yazılarıyla da bana aylık katılan değerler söz konusu olacak aslına bakarsak.

Başlayalım mı ne dersiniz?



Mayıs ayı çok değişikti. Ne yaptın böyle sevgili mayıscım, neydi acaba derdin? İyi başladın, mükemmel devam ettin, yüzümü güldürdün derken bir anda moddan düşürdün, fena sıkıcı da bitiyorsun. Bir şey var da çözemedim. Her neyse. Ayları tartışacak değilim. Konum bu değil sonuçta.

Bu ay bana neler kattı, benden neler çıkardı? Hepsinden önce...
Ayın kilit noktası; SAYGI.

Öncelikle hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını anladım. Ay başlarında uzun zamandır hissetmediğim ve hissetmeyi özlediğim duygulara yeniden kapıldım. Sanırım uzun zaman geçtiği için insan körelmeye başlıyor bazı konularda, araba sürmek gibi bir şey sürekli pratik yapacaksın ki unutmayasın. Hisler de böyle bence, mesela insanlar da yalnız oldukları zaman kendini soyutluyor ve bir süre sonra nasıl davranacaklarını bile unutuyor. Ama sonra fark ettim ki; körelmemişim, unutmamışım sadece yeniden canlanmayı bekliyormuşum. Ve bu durumu fark etmeniz size elini güvenle uzatana bağlıymış.

Hayatta bazı adımları atmanız gerekir, korkmadan cesaretle atılmadan olmaz bazı şeyler. Ne kadar "yok ya olmaz, henüz hazır değilim" gibi bahanelere sığınıp kaçıldıkça o kadar da üstüne gitmek gerekiyormuş. Bu ay duygusal açıdan kaçtıklarımın üstüne gittim aslında ve sonuç başarılıydı. Eminim bunu okuyan yakın çevrem ne demek istediğimi anlamıştır. Onlara göre bu büyük bir adımdı çünkü. :) Gözünüzde ne kadar büyüyorsa bir şeyler ya yerinizde sayıyorsunuz, aman böyle iyiyim düşüncesinde. Ya da tam tersi daha çok geriye çekiyorsunuz kendinizi, üzülüp kırılmamak için. İşte bunu aşabilmek önemli. Neden korkularımızdan hareket edemeyecek duruma gelelim ki ?

Bir adımlamaya başladığınızda devamı öyle bir geliyor, öyle bir gaza getiriyor ki bu durum sizi anlatamam. Böyle gaza gelmişken çok duygusal olan bir insan bile mantığını daha sağlam kullanıyor. Beni bildiğiniz kadarıyla aşırı duygusalımdır, ama bu halimi kırdım. Neyi düşünüyorsam, neyi hissedersem söyledim aklımdakileri sundum ve mantığımı daha çok ön planda tuttum. Bilsem mantıkçılığın bu denli etki ettiğini daha önce de yapardım.

Emin olun duygularınızı saf bir halde sunabileceğiniz insanlar var, bir de aklınızın içinde konuşup duran sesten vazgeçmemeniz gerektiğini gösteren insanlar. Artık bu kısmı nasıl yorumlarız bilemiyorum ama, ben diyeyim kişisine göre muamele, siz deyin nabza göre şerbet. Ayı değerlendirmek açısından iyi bir deneyimdi. Saygı dedim durdum ya kilit nokta olarak; heh evet işte asıl mesele de bu aslında. Birinin sizi sevip sevmemesinden daha önemli olan size, düşüncelerinize, hislerinize, hayallerinize, konuştuklarınıza saygı gösterip göstermemesiydi. "Sevmek ne uzun kelime" der ya Süreya, sevmek büyük devasa bir kelime evet, ama sizi seven insanın aklından çıkmamanız, ne olursa olsun hâlâ değer göstermesi o saygısı her şeyin üstünde bence.

İşte böyle duygusal zirvelerden de düşüşten de çıkmama vesile olan canım finallerimdi. Ders çalışmaktan 1-2 hafta kadar hiçbir şeye odaklanamadım. Ya kitap okumayı çok seven bir insan ders çalışa çalışa kitap bile eline alamaz mııı? Haydi alamadı, kitap okumak sıkıcı gelir mii? İnanın bana geldi, çünkü sürekli ders notu okuyorum not çıkarıyorum derken artık sayfalar karıncaya dönüştü gözlerimde. E bu halde ne kitabı yahu? :) Neyse ki finalleri de saldım (bir de notlar güzel geldi mii Allah!, alırım dualarınızı), resmen tatildeyim ama biriktirdiğim onca şeyden hangisine başlamalıyım bu kez de ona karar veremedim. Ben de ilk adımı blogdan başlatayım dedim. Ramazan da güzel bir aktivite bence blog okumak, blog yazmak falan. Anlayacağınız daha çok buralarda olucim artık. :)

Gel gelelim şöyledir böyledir derken bitiyor ay. Ayın sonu modum düşük hava kasvetli, bir de dolunayları sevemiyorum! Zaten odama da geceleri ışığı vuruyor, sanırsınız dolunay benim odamda. Her dolunayda bomba gibi dolaşıyorum ortalarda. Sizde de böyle oluyor mu? Yoksa ben mi darlanıp yok yere söyleniyorum. :)

Yine ne konuştum ama ya! Bana vlog çekmek ya da youtube kanalı farz olacak bu gidişle farkında mısınız? (Çaktırmadan altyapıyı da hazırlıyorum burada) :) Bu seriyi de seveceğim gibi, biraz interaktif de olacak sanki ben anlatıyorum siz dinliyorsunuz (pardon çenemi çekiyorsunuz) , sonra siz de aşağıda anlatsanız. Ay harika! :)
O zaman hem yorumlarınızı bekliyorum, hem de bir sonraki ay kritiğinde görüşmek üzere diyerek kaçıyorum. Seviliyorsunuz. :)

Ayın mottosu: Annem önceliklerimi konuştuğumuzda hep şunu der; "önce iş, sonra aş, en sona aşk." Bende bunu bu ay ki moduma dayanarak uyarlayıp diyorum ki; "önce saygı, sonra sevgi olsun gerisi de gelir.".


Bunlar da ilginizi çekebilir

14 yorum:

  1. Bu yeni seri çok iyi olmuş bence çok sevdim 💙 ve şu minimal mutluluk şeysini haziran ayında yapacağım inşallah

    YanıtlaSil
  2. Ay beğenmene çok sevindim Gonciş'im yaşasın <3 :) Senin minimal mutluluklarını dört gözle bekliyorum, rahat rahat yap sen :)

    YanıtlaSil
  3. Ayın kritiği güzel fikir.. Bu arada youtube neden olmasın? Çok ta güzel olur..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beğenmene çok sevindim Yeşim ablam :) Youtube çok istiyorum ama bakalım atılabilecek miyim :)

      Sil
  4. Belki de hissizleşmenizin sebebi açlıktır.İnsan bir şeylere aç olunca sadece o şeye odaklanıyor.Haliyle diğer şeyleri unutuyor.Başarılarınızın devamını dilerim iyi çalışmalar :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında çok güzel bir bakış açısı yakalamışsınız, bu açıdan hiç düşünmemiştim. :) Eksikliği hissedilen şeyler tamamlanana kadar diğer şeyleri etkileyebilir. Çok teşekkür ederim yorumunuz için iyi çalışmalar diliyorum :)

      Sil
  5. Saygı benim icin sevgi kadar önemli.Çok önemli bir konuya değinmişsin canım benim..Aylık kritik yapma fikri güzel bence😊Youtube çokta hoş olur kesin yapmalısın.Bu arada ben de Dolunay zamanlarında çok duygusallaşıp çok zorlanıyorum.O birkaç günü hiç yaşamamak hatta geleceğe ışınlanmak istiyorum o derece yani 😀Kocaman sevgiler cancağızım ❤❤

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bak yine düşüncelerimiz de ortakmışız canımm :) Ah o dolunay zaten en azından yalnız olmadığıma çok sevindim, sinir etmek için birebir sanki yahu :) Güzel yorumun için teşekkür ederim cancağızım kocamaan sevgiler de benden ❤

      Sil
  6. Ahaaaaa kankam yazı girmiş😍😂Yeni yazı serine bayıldımmmm tam senlik olmuş kübom❤️Müdaviminizim her daim efenimmm😂😎

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yiaa kankeytam şu yorumlarınla benim gönlümü şenlendiriyon ❤ Sen sevdiysen olmuştur bu iş kuzum, devamı gelicik itinayla beklemede kalalım😎

      Sil
  7. Canım bu arada seni mimledim.Tabii eğer yapmak istersen:)Konusu neleri yazarım,neleri yazmam? şeklinde.Detaylar bloğumda.Sevgiler çok :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hemeen uğruyorum canım teşekkür ederim hem mim hem de bildirmen için :) Sen etiketlersin de yapmam mı hiiç :) ❤

      Sil
  8. Bayıldım bu yazı dizine canim. Kesinlikle youtube olmalı.Çok keyifli olur.Severek takip ediyorum.
    Kocaman sevgiler💓💓💓

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canımmm İncicim teşekkür ederim ki inşallah youtube'a da bir adım atarız, seviliyorsun <3

      Sil

Yorumlarınızı bekliyoruz