Kitap/Dergi

İkinci Hayatın Tek Bir Hayatın Olduğunu Anladığında Başlar-Kitap Yorumu

Şubat 28, 2018 Ruhuna Renk Kat 30 Comments


Şubat biterken öve öve bitiremeyeceğim bir kitap yorumu ile karşınızdayım. Raphaelle Giordano tarafından kaleme alınan, Yan Pasaj Yayınevi aracılığıyla basılan mükemmel kitabımı bir an önce anlatmak istiyorum.

Ama tabii ki anlatıma geçmeden yine söylemek istediğim şeyler var. (Bitmez söyleyeceklerim malumunuz) Öncelikle bu kitap gerçekten çok ihtiyacım olan bir dönemde beni buldu.
Biraz hüzünlüydüm, kafamda çok şeyin dolaştığı, hayallerimin olduğu ama cesaretimin kırılmış olduğu bir dönem geçirdim. Böyle bir anda insan belli işaretler ve kendini iyi edecek bir mucize gibi nokta atışları arıyor. Hatta bende bu durumu birkaç yakın arkadaşımla paylaşırken, "ilk dönüm noktamı gerçekleştirdim, ikinciyi bekliyorum" demiştim. O dönüm noktası da çok şükür ki gerçekleşti. Gerçekleşmeden önce de bir işaret beklerken çekiliş kazandım. Kazandığım sevgili kitabım da buydu. İşaretimi bulmuştum, okuduktan sonraysa "tek bir hayatım olduğunu" fark ettim.



Bu kadar güzel hislerden sonra epey meraklandırdım sanırım sizi? Dilerseniz, artık hemen anlatımına daha doğrusu kendimce yorumuna geçeyim.

"Büyük mutluluklar gökten, küçük mutluluklar çabalamaktan gelir."


Kitabımızın iki başrolü var. Camille ve Claude.
Camille trafik kazası geçirir, bu sırada da bulunduğu yere en yakın ev olan Claude'un evinin kapısını çalar. Orada ağırlanır, ama kendi içinde savaştığı şeylerden dolayı duygusallığı yoğundur. Bu durum Claude'un dikkatini çeker, kartını verir. Bir rutinolog olduğunu ve akut rutinizm denen durumdan bahseder. Motivasyon eksikliği, hayal kırıklığı, mutlu hissedememek, kasvet gibi birçok belirtisi vardır. Şimdi hepiniz diyeceksiniz ki; ee bu bildiğimiz depresyon? Aslında öyle değil. Her şey bu sırayla, Camille'nin Claude'dan randevu alıp adım atmasıyla başlıyor. Dahası öyle de güzel devam ediyor ki...
Ailesinden, işine, hayatının her alanına yenilikler geliyor Camille'nin. Hayatı sevmeyi, her şeye bambaşka gözlerle bakabilmeyi, hayallerinin peşinden koşabilmeyi öğreniyor. Aynı zamanda da öğretiyor.
Birçok yöntem uyguluyor, birçok maddi manevi temizlik yapıyor, rotasını çiziyor. Ve kendi istediği hayatı yaşıyor, başkalarının istediğini değil.

"Sevdiğin işi yapmak özgürlüktür, yaptığın işi sevmek mutluluktur."


Kitap klasik ve klişeleşmiş bir kişisel gelişim kitabı kesinlikle değil. Hem hikaye içerisinde anlatıyor, hem de size kurallar diretmiyor. "Şunu yap, bunu kazan" mantığı yok. "Bir de şu açıdan bak, neden sende denemeyesin ki?" tarzında... Sırf ana karakterin değil, sizin de kısır döngüden, erdemli döngüye dönmenizi sağlayacak. En güzel anılarınızı bir bir size hatırlatıp, bir fotoğraf karesi gibi belleğinize yerleştirecek.

Benim ayraç koyduğum çok sayfası var. Açıkçası ikinci kez okumak istiyorum. Çünkü, ilkten konuya kapılmışken bölüp uygulamalarını yapmak istemedim.

Muhtemelen de bahsetmişimdir, başucu kitaplarım vardır arada herhangi bir sayfasını açar okurum her birinin diye... Bir yenisi de kesinlikle bu oluyor.
Ben genelde kişisel gelişim kitaplarını da okumayı çok severim, o yüzden çok zevkliydi. Sonlanmasın ve Camille'nin de sonrası için neler yaptığını görmeyi de çok isterdim.

Ve unutmadan Yalova Blogger Etkinliği'mizde de bizim sponsorlarımızdan biriydi Yan Pasaj Yayınevi. Elimde bulunan ikinci kitabımla alakalı da ilerleyen zamanlarda bende Camille gibi bunu bir görev edasıyla kalbine değebileceğine inandığım birine hediye etmek de istiyorum. Bakalım nasip. :)
O zaman hepinize kocaman sevgi dolu günler diliyorum. "Başarısız olmak değil, hiç denememiş olmak en kötüsü.." unutmayın..Şans hep sizinle olsun.. 🍀

30 yorum:

Yorumlarınızı bekliyoruz

Blog Kesifleri/Mim

Dikkat Bu Bir Mim Yazısıdır-2 :) Sinema ve Ben

Şubat 25, 2018 Ruhuna Renk Kat 26 Comments


Yine bir mim etkinliğinden herkese merhaba. :)
Bu kez de beni güzel kuzum Mor Düşler Kitaplığı sahibesi Gizem etiketledi, mimlenince çok bekletemiyorum. Tabii buna biraz geç kalmış sayılsam da :) Hazırsanız da hemen cevaplamalara geçiyorum. :)




1. Sinemada izlediğin ilk film?

Doğmamış (The Unborn). Korku filmiydi, arada yine açıp izlerim o derece de tavsiye ederim güzeldir :) En yakın arkadaşım Yağmur, lisedeki çetemin (mecazen 😂) diğer üyesi Ozan ve Volkan'la dördümüz çıkar çıkmaz gidip izlemiştik. Hey gidi günlerimiz :)

2. Film en güzel ...'de/da izlenir?

Sinemada izlenir. Ev ortamı ne kadar rahat olsa da, çabuk konsantrasyonum dağılabiliyor. En azından sinemada ara verene kadar tek odak film oluyor ve ortam çok farklı hoşuma gidiyor. He bunlar dışında sevdiceğin omzunda da güzel izlenir, yani öyle diyollar. :)

3. Film izlerken olmazsa olmazın var mı? Varsa neler?

Evde tekken veya arkadaşlarım, ailemle izliyorsam kesinlikle cips isterim! 😁 Sinemada olmazsa olmazım yok ama..

4. Tek başına mı, kalabalık mı?

Genel olarak kalabalık. Daha iyi ve eğlenceli oluyor. :)

5. Mısır mı cips mi?

Evde dediğim gibi cips, ama sinemada mısır. Neden ikisinde de farklı diyeceksiniz, bende bilmiyorum. Bu seçimlerimin kökenine inip size de bildiricem. 😂

6. İki boyutlu mu üç boyutlu mu?

İki boyutlu. Üç boyutlu izlediğim filmlerde bir şeyler eksik kalıyor sanki kaçırıyormuşum gibi geliyor. O gözlüğü çıkardığım bile oluyor sıkılıp. :)

7. AVM sineması mı sokak sineması mı?

Hiç sokak sinemasına gitmedim, gitmek çok isterim fazlasıyla ilgimi çekiyor. Özellkle yaz aylarında nostaljik hava yaşamak istiyorum, elimde gazoz falan. :)

8. Filmden önce filmin fragmanını izlemek mi, yorumlarını okumak mı?

Fragmanını izlemek. Yorumları okuyunca sürekli spoi yemek sinir ediyor beni, tamam izlemişsin tamam bir fikrin var ama yazma be arkadaş. Gerçi fragmanda yeterli değil, en güzel bölümler koyuluyor ama gene de tercihimdir.

Mim yaptığım arkadaşlarım ise;

Fullinblog
TheSaglams
Tılsım Yılmaz
Mavimelodi

Eveeet benim sinema mimim de bu şekildeydi. Okuyanlara, sevenlere, herkeslere kocaman teşekkürler. Bir sonraki mimlerde görüşürüz. 😏😍

26 yorum:

Yorumlarınızı bekliyoruz

Tarifler/Mutfak,

Bal Kabaklı Cezerye Tarifi

Şubat 22, 2018 Ruhuna Renk Kat 34 Comments


Kızmaca küsmece yok ama, yine bir tarif yazısıyla birlikteyiz. Herkese selam. :)
Biriniz "Kübraa niye bunu yapıyorsun bize, yazık değil miii" diyeceksiniz diye korkmuyor değilim. :) Ama pratik ve lezzetli tarifleri sizlerle paylaşmayı çok seviyorum, ne yapayım. Umarım bu mis tarifi de beğenirsiniz. Unutmadan söyleyeyim; kendisi bir anne spesiyalidir. :)

Bal kabağını sevmeyeniniz yoktur diye düşünüyorum, birçok tarifi var ve hepsi inanılmaz güzel oluyor. Ama benim favorim tıpkı havuçlu cezerye de olduğu gibi, bal kabaklı cezerye oluyor.



Malzemelerimiz ise çok basit ve her mutfakta bulunacak şeyler;

♥ 1 Paket petibör bisküvi
♥ 1 yemek kaşığı tereyağı
♥ 500 gr. bal kabağı
♥ Tarçın, Fındık veya Ceviz, Hindistan Cevizi, Biraz da Şeker


Yapılışına gelecek olursak;

Bal kabağı tatlısının yapılmasını biliyorsanız aynı şekilde biraz şeker ile kabakları tencerede haşlanmaya bırakıyoruz. Daha sonra haşlanmış sıcak haldeyken 1 yemek kaşığı tereyağını ekliyor ve kabakları ezmeye başlıyoruz. Püre gibi bir kıvama geliyor ve soğumaya bırakıyoruz.
Soğuduktan sonra kırdığımız petibörü ve tarçın, dövülmüş ceviz ile fındığı içine ekliyoruz. Bu arada 500 gramlık kabak için 1 paket petibör bisküvi yeterli. Daha koyu kıvam olsun isterseniz biraz daha katabilirsiniz.

Bu malzemeleri karıştırıyoruz, kasede yaptıysak kaseyi, tencerede yaptıysak tencereyi buzdolabında bekletiyoruz. Böylece tüm malzemeler kendine geliyor.
Ardından buzdolabından çıkartıp, ufak ufak parçalar alıp elimizde yuvarlıyor ve hindistan cevizine bulayıp sunum tepsisine diziyoruz. Ve sonuç ta-ta-ta-taam! Nefis gözükmüyor mu sizce de. ♥ Hatta kurabiye canavarı gibi hepsini bir anda yiyesim geliyor.🙈 Rahatça içini de görebilin diye bir tanesini ortadan ikiye bölerek kurban ettim. :)

Dilerseniz; damak zevkinize göre dışında da tarçın kullanabilirsiniz. Fındık ve ceviz üzerine yapışmakta zorlandığı için onu söylemiyorum. :)

Şöyle bir gerçek var ki, bu tatlıyla tatlı krizinizi pratik ve daha doğal şekerli bir şekilde bastırabilirsiniz. Bir de minnak atıştırmalıklar şeklinde olduğu için daha iyi oluyor. Hatta misafirlerinize de süslü kürdanlar ile servis de yapabilirsiniz.

O zaman deneyenlere, bilenlere, hatta şu an yiyenlere afiyet bal olsun. 🍨

34 yorum:

Yorumlarınızı bekliyoruz

Saglık/Güzellik

TTMask Elma Kök Hücre Kolajen Biyoselüloz Cilt Bakım Maskesi Yorumu

Şubat 18, 2018 Ruhuna Renk Kat 12 Comments


Herkese merhabaaa. :)
Bugün sizlere bir maske yorumu ile geldim. TTmask markası etkinliğimizde sponsorlardan birisiydi. Açıkçası da ben maskelerini çok merak ediyordum ve tanışmış oldum.

Maskeyi anlatmadan önce şunlardan bahsetmek isterim; genel olarak cilt rutinlerim vardır ve lise dönemimde sivilce tedavisi gördüğüm için şimdi daha da özen gösteriyorum. Çok fazla belli ürünlerimden, doğal içeriklerimden vazgeçmemeye çalışıyorum. Tabii yediklerime özen göstermek de farklı bir durum. Cips, çikolata, kızartmalar mümkün oldukça az. Hatta hiç diyecekler de neredeyse, can çekmesi bu ya hu insan dayanamıyor ayda bir bile olsa gene yiyorum, gene yiyorum. :) Neyse ben konudan sapmaya başladım, ana temaya döneyim hemen. :)

Ne diyordum? Evet, cilt bakım rutini. Maske de cilt bakımında ciddi anlamda önemli. Cildimiz çok hassas ve ileri yaşlarımız için onu şimdiden şımartmamız gerekiyor. Bu yüzden de her bulduğumuzu sürüp, denemek değil de; içeriğini bildiğimiz güvendiğimiz inandığımız şeyler en güzeli.
Benim için de; Ttmask böyle artık. Çünkü tek kelime; ba-yıl-dım!



Denediğim ürünüyle; 2014 yılında ödül almış, kalitesi de onaylanmış bir maske üstelik.
Maske; ünlü İsviçre elması cinsi Uttwiler Spatlauber'dan elde edilen kök hücreleri içeriyor. Bu hücreler cildi besliyor ve canlandırıyor. Kolajen ve elastin gibi içerdiği maddeler ise; hasarlı dokuları onarıyor, cilde yumuşaklık, pürüzsüzlük, antiaging etkisi kazandırıyor. Daha doğrusu vaat ettikleri bu şekilde...

Peki sonucu? 
Bence çok başarılı. Vaatlerini karşılıyor. Ve uzun süreli kullanımda eminim ki, daha da farkı gözlenir. Maskenin etkisi kadar kendisi de çok iyi bence, göz altları için bile ayrıca özenilmiş, öyle kağıt gibi basit bir şey değil hissettiğiniz..Bir de parabensiz olması, beni etkileyen bir diğer özelliği oldu.

Ben öncelikle yüzümü maske kullanmadan evvel temizledim, ardından maskeyi paketinden çıkartıp yüzüme iyice yerleştirdim. Açıkçası bu kısımda biraz tuhaf oldum. :) Çünkü hem elinizde kaygan bir şey var, hem de yüzünüze koyduğunuz an öyle bir serinleme hissediyorsunuz ki. Çok değişikti. :) 15-20 dk. aralığında beklettikten sonra, maskeyi yüzümden kaldırdım ve geri kalan yağ tabakasını masaj hareketleriyle uyguladım. Böylece krem gibi olan kısmın da yüzüme emilmesini sağladım.

Normalde maske kullanımlarının ilk anlarında hep bir ferahlama ve arınma hissi geliyor. Bu maske içinde ilkten aynı şey geçerliydi, ama sonra bu etkisi geçer diye düşünmüştüm. Yanılmışım. :) Ferahlığı tüm gün hissettim. Sürekli elim yüzüme gitti, o kadar yumuşacık oldu ki.

Yani favorilerim arasına eklendi. Sizlere de denemenizi tavsiye ediyorum. Satın almak isteyenler için de fiyatı; 39 TL.
Ttmask'ın diğer maskelerini de incelemek isterseniz buraya tıklayabilirsiniz.

Kocaman sevgiler, sağlıklı ve güzellik dolu günler olsun.💁

12 yorum:

Yorumlarınızı bekliyoruz

Etkinlik/Organizasyon

Yalova Blogger Etkinliği #1

Şubat 14, 2018 Ruhuna Renk Kat 49 Comments


Herkese seeelaaaam! 
Buralara epeydir uğrayamıyordum, fakat çok yoğun bir dönemi devirdim.

Geçtiğimiz pazar öyle güzel bir etkinlik yaptık ki... Açıkçası tadı damağımda kaldı. Detaylı bir şekilde bir kaç yayında anlatmayı planlıyorum. Ama bu yazıda detaylardan çok bu aşamada neler yaşadık ve o gün nasıldı ondan bahsetmek istiyorum.

Biz ekim ayında kadincabirmesele sahibesi ile bir tanışma buluşması düzenlemiştik ve neden böyle de bir etkinlik yapmayalım dedik. Sonra sayımız giderek artmaya başladı ve plan yaptık, herkesin uygun olduğu zaman dilimine bir etkinlik organize ettik. 
Önce mekan sponsorumuzla birebir görüştük (başkan yaptılar beni orayı hiç karıştırmayın😂), müjdeli haberi kızlarla paylaştık. Mekanımız D.C Coffee olmuştu.
Ardından herkesin blog alanlarına göre firmalarla, markalarla görüşmeler ve sponsorluklar başlatıldı. Yeri geldi olumsuz dönüşler aldık, yeri geldi cevap alamadık, yeri geldi destek veremese de güzel insanlarla tanışma fırsatı bulduk, şimdi olmasa da sonraki etkinliklerimize sözler aldık ve tabii ki de olumlu geri dönüşlerimizle etkinlik gününe kadar ki sürecimizi iyisiyle kötüsüyle tamamladık. Açıkçası herkes aylar sürüyor derdi de, bende "daha neler" derdim. Ama gerçekten yaklaşık 2 ayımızı verdik ve sanki yetmedi. Daha çok zaman olsa, daha da iyisi olurdu gibi geliyor. Yine de her şeyimiz hızla akıp giden 2 ay içinde çok iyi, çok güzel oldu. Çekilişler yaptık, eğlendik sohbet ettik, aramızda daha önce tanışmamış olanlar vardı tanıştık, bir sürü selfieler fotoğraflar çektik kısacası harikaydı. 






Etkinlik günü için kendi adıma konuşursam deli gibi heyecan vardı üstümde. Gerçi benim hayatım boyunca "ciddi anlamda önemsediğim" her şey için, fazla heyecanım olur. Ama bu sefer ki başkaydı. Sanırsınız arenaya çıkıyoruz.😁 Aslında neden heyecanlı olduğumu az çok tahmin ediyorsunuzdur, insanın emek vererek bir şeyleri yapması hatta bir nevi kendini hem kendisine hem çevresine ispat etmesi açısından çok önemli bir aşama bu. Hayatımda ilk iyi ki dediğim dönüm noktam ruhunarenkkat'ı açmaksa, ikincisi de kesinlikle etkinlik oldu. 

İlk fotoğrafı sol baştan sayıyorum sırayla; masanın en sol tarafı @shybooksgirl, @morduslerkitapligi, @thesaglams , Bendeniz grili olan, sağ tarafa geçersek; karşımdaki pembişli güzel @kadincabirmesele , @canantasarm, @makeupbyzeyneeep, @zeynp.erdemm :)

İkinci fotoğrafta da sol baştan sayarsam; @canantasarm, @shybooksgirl, @morduslerkitapligi, Bendeniz Kübra, @kadincabirmesele, @zeynp.erdemm, @surprizsabun @makeupbyzeyneeep, @masaldesign16 ve The Saglams'ımız :)







Gelelim günün akılda kalan noktalarına o zaman. :) Gezi, kitap, yemek, kozmetik, sağlık, kişisel gelişim, deneme gibi bir çok konuda yazan katılımcı listemiz afiş tasarımımızda da gördüğünüz gibi 10 kişilik blogger grubundan oluşuyordu. Tasarım için de; @shybooksgirl (@gokkusagindanblog) sahibesi Zehra'ya ayrıca teşekkür ediyoruz. :) Merak edenler için listenin en başında ise bendeniziniz varım :) Tüm katılımcı arkadaşlarıma tek tek öpücüklü, teşekkürlerimi iletiyorum. Her birimizin emeği var bu etkinlikte, elinize emeğinize sağlık kızçelerim. ♥ Özellikle bize o gün eşlik eden, uzun yollardan gelen @masaldesign16 ve @surprizsabun sahibelerine de kucak dolusu sevgilerimi gönderiyorum. ♥ D.C Coffee'nin hem o gün hem de normal gidişlerimizde bizimle ilgilenen güler yüzlü sahibesi Dila Hanım, şef Deniz Hanım ve diğer çalışan arkadaşların da emeğine sağlık. Mekanlarını açarak bizden ilgilerini bir an olsun eksik etmediler. Cafenin tanıtımı da önümüzdeki günlerde burada yerini alacak. Nefis tavsiyelerimi bekleyiniz. :) 


parmaklar kadincabirmesele'ye aittir :)



Ve 11 Şubat günü için masalarımızı doldurup taşıran tüm sponsorlarımıza da sonsuz teşekkürlerimizi sunuyorum. Ürünleriyle, destekleriyle arkamızda durdular, heyecanımızı paylaştılar. Var olun. Tüm sponsor detayları ise; ilerleyen etkinlik yazılarında part part karşınızda olacak. Elimde çok fazla fotoğraf var, fakat hepsini sizle zamanla paylaşma niyetindeyim. Sadece benim hediyelerim fotoğraftaki gibiydi.


Etkinlikte ki sponsorlarımızın tam listesi için:


♥ Biotige Şampuan
♥ Parfumkokucum
♥ Yan Pasaj Yayınevi
♥ Feniks Kitap
♥ Garaj Kitaplar
♥ Termalife
♥ TTmask
♥ Sedefeylaorgu
♥ Rawsome Bar
♥ Otacı Bitkisel
♥ Nunus_Taki
♥ Bioblas / Restorex Şampuan
♥ Highgenic
♥ Carpediem Kitap
♥ Senemcehobi
♥ Mandabatmaz Kahvesi
♥ Bir_agackakan
♥ Anikaravaniorganizasyon
♥ Selmininsekerkurabiyeleri
♥ Mutlugunkurabiyecisi_asli & haticupcake
♥ Surprizsabun
♥ Masaldesign16
♥ Adiyokdergisi

Hem bir sonraki etkinlik yazılarında, hem de başka başka etkinliklerde görüşmek dileğiyle. Takipte kalın, hoşça kalın efenim. :)🌺☕

49 yorum:

Yorumlarınızı bekliyoruz

Kitap/Dergi

5 Dergi, 5 Yorum #1

Şubat 05, 2018 Ruhuna Renk Kat 21 Comments


Herkese yeni bir yazıdan merhabalar.:)
Bu kez son mim yazımda da bahsettiğim 2017'de kazandığım dergi alışkanlığı hakkında bir yazı ile karşınızdayım. Geçtiğimiz yıldan şu ana kadar okuduğum ilk 5 derginin, kendimce artılarını ve eksilerini yoruma dönüştürmeye karar verdim.
Bir dergi tercihimiz genelde, popüler olduğu için, herkes onu okuduğu için veya içindeki bir yazıyı paylaşanları görüp beğendiğimiz için olabiliyor. Bende bu ilk 5 ile nasıl tanıştım, neler buldum ve puanlamam kaç olur onlardan bahsetmek istiyorum. Hazırsanız gelin başlayalım. :)



1. KAFKAOKUR (★★★★)

Benim ilk edebiyat dergisiyle tanışmam Kafkaokur sayesinde oldu. Eylül-Ekim 2016 sayısı Küçük Prens kapaklısıyla başladım okumaya. Zaten edebiyatı severdim, onun sayesinde daha çok sevdim. Favori üç yazarım Ezgi Ayvalı, Eray Yasin Işık ve Selcan Aydın'dı. -dı diyorum çünkü Selcan Aydın daha sonra yazmadı dergide. Ben "Bu havalarda dönme bana" yazarı nam-ı diğer Falanca'yı epeydir takip ediyor ve yazılarını çok seviyordum.
Ama en birincim Ezgi Ayvalı'dır. Mayıs-Haziran 2017 sayısında "Açık Mektup" yazısıyla kalbimin baş köşesine oturdu. Çünkü beni bana, aklımdan geçen kişiye bu kadar iyi anlatabilen bir yazarla daha karşılaşmadım.

Dergi güzel bir değişime girdi eylül ayında, aylık bir dergi oldu. Açıkçası 2 ayda bir olması tadı damakta bırakıyordu. Bu şekilde olması şahane. Fakat ben aralık sayısından beri kopmuş olabilirim. 🙈 Önce kalmadı dendiğini duydum, daha sonra baktım fazla popüler oldu ve içerik olarak edebiyat isteğimi tam karşılamayadı farklılaştırdı. Bu sırada da yenilikler yapmaya karar verdim.
Ne yazık ki bir şey aşırı popüler olunca, sıradan bir hale bürünüyor. Ya da en azından bende böyle oldu, bilemiyorum. :)

2. MASA (★★★★)

Mayıs-Haziran 2017 sayısı ile karşılaştım ilk Masa dergisiyle. Açıkçası Kafkaokur'a çok benziyor. Yani farklı yazılar okumak istiyorsanız, içeriği beni düşündürsün duygularımı hissettirsin istiyorsanız tercihiniz olabilir. Yine o da iki aylıkken, aylık dergiye geçti sonradan. Bu da bir avantaj. Oradaki favori yazarım Nur Neşe Şahin'di. Dergiyi daha sonra hiç almamış olsam da, yazılarını çoğunlukla takip etmeye çalıştım.
Bir de Masa dergisinin bardak altlıkları kalp ben demek istiyorum. Çok güzeller ve derginizi okurken içeceğiniz için düşünülmüş resmen.

3. ÖYKÜ GAZETESİ (★★★★)

Bence dergiler içerisinde ki en orijinal en harika fikir, bir öykü gazetesi çıkarmak. Hem gazete okuyorsunuz, hem gazete içeriği sadece birbirinden güzel öykülerden oluşuyor. Daha ne olsun?
Ben 3 kez alabildim yıl içerisinde gazeteyi. Ama eğer ben gibi bir huyunuz varsa, kitap okur gibi sadece gazeteyi okumayın. Çünkü ben, gazeteyi son aldığımda o şekilde okudum. Daha doğrusu bir hikayeyi sindirip, diğerine normal devam eder gibi olmadı. Bir süre sonra odaklanamamaya başladım.
O yüzden siz siz olun, her hikayeyi ayrıca okuyun. :)
Çok güzel düşünülmüş bir dergi, elimde gazetem ve çayım kahvem var keyif yapıyorum. Üstelik okuduklarımda magazin haberleri, iç karartan şeyler değil. Harika!

4. OT DERGİ (★★★)

Aralık 2016 'da tanışmışım Ot dergi ile. Kapağında yeşilçamın sultanı Türkan Şoray. Mis yani. Ot dergi biraz farklı, çünkü içinde mesela Tarık Tufan, Burak Aksak, Jehan Barbur yazıları da vardı. Yani tanıdığınız şarkılarını dinlediğiniz, kitaplarını okuduğunuz kişiler de burada. O açıdan avantaj. Bir kitap ile dergi arasında epey fark var. O yüzden anlatımları da çok farklı.
Şimdi Ot dergi 5.yılını kutluyor. Hem de şahane hediyeleri ile. Bir derginin 5 yılı devirmesi de zaten derginin başarısını ortaya koyuyor.
Madem başarılı neden 3 yıldız diye sorarsanız, içerik güzel evet ama sanırım tam olarak kafamda oturtamadım benimsemeyi. Yıllar önce bir kez daha almış, fakat okurken açıkçası sıkılmıştım. Bu kez sıkılmadım ama, diğer dergiler 3 güne bitiyorsa bu 10 gün elimde dolaştı. Öyle diyeyim. 🙈
Yinede denemenizi tavsiye ederim, dergilerden beklediklerimiz farklı olabilir. Bu da naçizane benim görüşümdü.

5. KAFA DERGİ (★★)

Kafalar olarak güzel kafa yazan bir dergi. Şubat 2017 Nazım Hikmet'li sayısıyla tanıdım. Yine Ot dergi tadında, bir çok tanıdık kişiyi burada görebilir, okuyabilirsiniz. Fikirlerim biraz ot dergi ile benziyor açıkçası bunda da. Ve ne yazık ki, edebiyat okumak istiyorsam araya ince mesajlı dahi olsa siyasi düşüncelerin sokuşturulmasından hoşlanmıyorum. Bunu sadece bu dergi için söylemiyorum ama, özellikle Bavul dergide çok görmüştüm. "Edebiyat" adı altında çalışılıyorsa, içerik sadece edebiyat olmalı bence.
Tabii bunlar benim kişisel görüşüm, belki siz farklı düşünüyorsunuzdur. Ama siyaset okumak da istiyorsam gazete okurum, siyasi dergiler var onları takip ederim. Fikirlerimiz ne olursa olsun, objektif olunması tercihim olurdu.

Umarım yorumlarım da tatmin edici olmuştur, sizin de okuduklarınızı yorumlarda görmek çok isterim. :) Okuduğum diğer dergileri de part 2 şeklinde biraz zaman geçince değerlendirmeyi düşünüyorum. Bir eleştirmen değilim, ama okuyan birey olarak fikirlerimi sizinle de paylaşmaktan onur duyarım. Dergiler hakkında olan aylık okuma yazılarını da, yine arşivden bulabilirsiniz. :)
Hepinize kucak dolusu sevgiler. Bol okumalı günler.🌸

Bu arada ufak bir not: foto favim.com dan alıntıdır. Keşke bana ait olsa, ama değil. Henüz öyle fotiler çekemiyorum. :)

21 yorum:

Yorumlarınızı bekliyoruz