Blog Kesifleri/Mim

Dikkat bu bir Mim Yazısıdır! :)

Ocak 29, 2018 Ruhuna Renk Kat 24 Comments


Herkese mer ha baaa! :)
İlk kez mimlendim, çok heyecanlıyım. Daha önce mimlendiysem de bilmiyorum, görmedim, duymadım arkadaşlarım. :) Beni Kuşların İzinde blogunun sahibesi canım arkadaşım Zehra mimledi, e bende hemen cevaplamaya geçeyim dedim. Türlü aksiliklere rağmen cevaplamaya hazırım. :)
O zaman herkes de hazırsa Ocak ayını sonlandıracak olan mim yazıma başlıyoruum... :)


1. 2017 senin için 5 üzerinden kaç puan alır?

2017 ortalamanın üstünde bir yıl oldu açıkçası benim için. Önceki iki senenin sıkıntısını, stresini anca atabildim. Ailemle, arkadaşlarımla çok keyifliydi, sürekli gezdim gezgin oldum. :) Ne yapıp, ne yapmak istemediğimi belirledim kafamda. Bazı şeyler için adımlarımı da attım, o yüzden 2017'ye puanım 5 üzerinden 4.

2. Maddi açıdan mı çok şey kazandın, manevi açıdan mı?

Maddi açıdan bir şeylere adım attım ama kazancını zamana yaydım, yavaş ve sağlam adımların her zaman iyi olduğunu düşünürüm. En çok manevi açıdan kazandım bu yüzden. Çoğu şeyi düşünme fırsatım oldu, çoğu şeyin de kıymetini anladım. Hayata çok daha farklı bakabilmeyi öğrendim.

3. Kitap okumaya ne kadar özen gösterdin?

Ben kitap okumayı çok severim, takip edenler de çat pat biliyordur. Bu aralar aylık okumaları paylaşamasam bile, sık sık okuduklarımı aktarmaya çalışıyorum. Ayda minimum 1 kitap bitirmeye çalıştım. 2017 aynı zamanda bu konuda da bana güzel bir alışkanlık kazandırdı. Çeşitli edebiyat dergileriyle tanıştım, dergi okuma alışkanlığı edindim. Şimdi ayda en az bir dergi okumadan edemiyorum. Tabii bu dergiler moda falan değil, genelde gezi, edebiyat ve yemek üzerine. :) Diksiyon kursundaki hocamız her gün yarım saatte olsa herhangi bir şey mutlaka okuyun demişti, bende bunu fazlasıyla yapmaya çalışıyorum.

4. Hiç pişman oldun mu?

Yaşadıklarımızın hepsinde bir sebep var bence, hepsi de bizi şu an ki biz haline getiren birer etmen. O yüzden bazen önceki zamanlarımda elimden kaçan fırsatlar için pişmanlık duysam da, hayırlısı bu şekildeymiş demeyi biliyorum. Anlık pişmanlık yani, saman alevi gibi. :)

5. Hiç bağışta bulundun mu?

"İyilik yap denize at, balık bilmezse halik bilir." demişler. Öyle yani. :)

6. Kendine yeteri kadar vakit ayırdın mı?

Evet. İstediğim zaman istediğim şeyi yaptım. Canım istedi, keyfimce kitap okudum film izledim puzzle yaptım çizim ve boyama yaptım. Canım istedi hem ailemle hem de bazı arkadaşlarımla hem şehir dışında hem şehir içinde farklı yerlere gittim deşarj oldum, canım istedi sadece boş boş oturup müzik dinledim. Akla gelebilecek her şeyi bir tek kendim için yaptım yani. Spora başladım yaz aylarında açık havada sahil, orman yürüyüşleri yaptım. Kış olunca tabi bunlar sadece sokak arası turlamalar, evde pilates gibi şeylerle kısıtlı kaldı. Şu sıralarda da ders, grip sebepleriyle ara vermiş olabilirim, çaktırmayın. :) Bunlar dışında bir de ben özellikle keyfim yoksa, ama boş da durmak istemiyorsam bakımsal şeyler yapmayı, tarifler maskeler denemeyi çok severim. Kendimle ilgilenmek iyi gelir. :)

7. İş/okul kısacası çalışma hayatında ne kadar başarılıydın? (10 üzerinden)

Blogum, yazarlığım benim işim ve düşündüğüm kariyerin bir parçası, şu anda okuduğum bölümde hem iş hem de okul hayatımın bir parçası ve hepsinde de yıl içerisinde hedeflerimin üstünde olduğuma inanıyorum. O yüzden puanım; 10 üzerinden 8. Gerideki 2 puanı da bazı dönemler pasifleştiğim için kırdım.:)

8. Hayatına giren mi çok oldu, çıkan mı?

Kesinlikle giren! Hatta bir önceki yıl sonuna doğru çıktığını sandığım biri bile 2017'de girdi hayatıma kökten yenilenerek. Başta kuslarinizinde sahibesi Zehra, thesaglams sahibesi Büşra, kadincabirmesele sahibesi Pınar, morduslerkitapligi sahibesi Gizem olmak üzere çok güzel dostluklar kazandım. Onlar dışında yüz yüze veya sosyal medyadan tanışıp, farklı şehirlerden sürekli konuşup görüştüğüm insanlar oluştu. Kendilerini okurlarsa bilirler. Hepsini de ayrı ayrı çok seviyorum, yerleri ayrıdır.

9. Gereksiz harcamaların mı ön plandaydı, iyi yatırımların mı?

Gereksiz harcama eskiden çok yapardım, ama ağzım yandı artık dikkatliyim o konuda. O yüzden iyi yatırımlara önem veriyorum, kumbara aldım sürekli atıp biriktirmeye çalışıyorum. :)

10. Blogunun durumu 2017'de nasıldı?

Yıla yavaş başlamıştık aslında, ama hayal ettiğimden fazla hızlı devam etti. Aklımda tabii ki hala çok şey var, hedeflerim hayallerim çok ama hepsinin de bir zamanı var. 2017 yılında da burada bir aile olabilmeyi başardık aslında, Ruhuna Renk Kat dendiğinde akla gelinmek çok güzel bir şey. Her zaman sevgimi ilgimi vererek yazdığımı düşünüyorum, bu yönde de çok güzel yorumlar, mesajlar, mailler geldi. Hatta kurs esnasında bile blogdan tanıyanlar çıktı. Mutluluğunu tarif etmem mümkün değil. :)

Bana bu mim fırsatı veren canımın içi Zehra'ya öncelikle çok teşekkür ediyorum. Daha sonra da size bıkmadan usanmadan bu uzun cevaplarımı okuduğunuz için teşekkür ediyorum.

Benim mimlediğim canlar ise şöyle;

Mor Düşler Kitaplığı
Kadınca Bir Mesele
Pınarın Günlüğü
İnciden Notlar
Sessiz Kaldım

İnşallah 2018 hepimize daha güzel sonuçlar getirir. Takipte kalın, hoş kalın hoşça kalın efenim. 🌺☕

24 yorum:

Yorumlarınızı bekliyoruz

Yazı Dizileri

1 Harf 1 Kelime Yazı Dizisi: Baki

Ocak 27, 2018 Ruhuna Renk Kat 14 Comments


Yarın belli mi dersiniz? Gözümüzü kırpar gibi hızla geçiyor her şey, bazen yetişemeden hızına... Bazense daha çıkaramadan tadını... Bir nefes almak ve vermek tüm hayatımızın özeti aslında. Peki ya bizler bu kısacık ömrümüzde ne ile hatırlanırız, ne ile biliniriz?

İşte bu yüzden, yazı dizimizin ikinci kelimesi; "BAKİ"...
Gelin konuşalım biraz...



O kadar hızla geçiyor ki zamanımız... Ne yaşarsak o kâr yanımıza, ne kazanırsak o... Ne mutlu bize "iyi şeyler yapabildim" diyebiliyorsak... Hepimiz göçüp gideriz bir gün, bedenen kalıcı değiliz burada misafiriz. Ama bazen bunları düşünüp, ona göre de davranmak gerekmiyor mu sizce de? Ne bırakırız arkamızda? Hepimiz kaçıyoruz belki bu düşüncelerden, hepimiz ürperiyoruz veya hepimiz görmezden gelmek istiyoruz. Bu hallerimiz bizi gerçeklerden uzaklaştırıyor mu dersiniz?

Hiç birimiz BAKİ değiliz bu dünyada, ama ardımızda BAKİ olacak şeyler bırakabiliriz. 



Hani hep maddiyata yatırıyoruz ya anımızı bile... Çalışıyoruz ama, "emekli olmak için, ev geçimi için, araba almak için vs.". Kendimiz için yaşıyor muyuz? Hep bir amaç uğruna sadece maddi olan şeylerle ilgileniyoruz. Zamanımızı tabiri caizse faso fiso şeyler için tüketiyoruz.
Ardımızda kazağımız şu marka, arabamız şu model diye mi konuşulsun istiyoruz hakikaten? Ya da "korktun muuğ" diye saçmalıklar yapıp öyle hatırlanarak mı?
Benim cevabım belli; koskocaman bir HAYIR. Ya sizin?

İyi bir şey yapmak lazım bu hayatta. Belki paramız olmayabilir, hayratlar çeşmeler adımıza hayır yerleri yapamayız. Ama ardımızda iyi bir şey bırakabiliriz. Mesela benim burada bir kelimem ulaşır size, beni öyle bilirsiniz. Öyle seversiniz. Burada ki ilk günümüzden beri de öyle olmadı mı?

Bir teyzeye poşetlerini taşımaya yardım ederiz, bir amcayı karşıdan karşıya geçirmeye belki de... Ya da yavru kedileri besleriz, bir çocuğun başını okşarız... Bir gün bir kitap yazar, bir sürü insanın dünyasını değiştiririz. Bir gün bir müzik yapar, ruhlara dokunuruz. Bir fotoğraf çekeriz, yıllar geçse de bakidir o işte, anılarımızı yaşarız. Hepsini geçeriz, iyi birer evlat veya iyi birer anne baba oluruz. Bunlar da baki değil midir sahi?

Dünya bir bahçe olsa, biz de birer çiçek tohumu olsak... İçimizdeki sevgiyle, yaptıklarımızla o bahçeyi çiçeklerle doldurup taşırmaz mıyız? İşte asıl kalıcılık bu.
Ne olursa olsun, yarını da düşünerek yapalım bir şeyleri. Fenomen olun demiyorum, iyi biri olun diyorum. İyi hatırlanın, iyi bilinin. Bu dünya tüm çirkinliklerine, kasvetine rağmen iyiliklerle dolu... Yine de!

Baki; sonsuz, kalıcı demek... Sözlüklerde anlamı bu şekilde.
"Ya Baki, Entel Baki." vardır bir de... Tüm kainatta Baki ancak Allah'tır. Bizim için en fazlası, bu dünya da bir çiçek tohumunu filizlenmek üzere bırakabilmektir.

Hayatınızın her anı birer fotoğraf gibi, güzel anlardan oluşsun ve kalıcı olsun dilerim ki...
O zaman bir sonraki kelimemiz de görüşmek üzere, iyi kalın hoş kalın. 🌸

14 yorum:

Yorumlarınızı bekliyoruz

Dizi/Film,

13 Reasons Why (Ölmek İçin On Üç Sebep) Dizi-Kitap Yorumu

Ocak 22, 2018 Ruhuna Renk Kat 20 Comments


Bu sefer süper bir öneri yazısıyla selamlıyoruz sizleri..🙌
Uzun dönemli takipçilerimiz bilir ki; yaz döneminde denenenler tarzında yazımızı yazmıştık. Fakat bunu biraz daha yaymaya ve her denediğimize kısacık yorumlar yerine, daha uzun soluklu yorumlar yapmak istedik. Bu kış akşamlarında evde, yeni bir dizi arayışında olanlara veya kitap okumak isteyenlere de harika öneriyle geldik. Sonuç olarak ise, denediklerimizden birisi olan 13 Reasons Why yani Ölmek İçin On Üç Sebep adlı dizinin bir de kitabını ekledik. Hem kitabını hem de dizisini yorumlayalım dedik. O zaman haydi başlayalım.❤

DİZİ YORUMU:


Öncelikle dizi çok başarılı. Cast oyuncuları ve karakterleriyle uyumları harika. Her ne kadar teenage tarzı bir dizi olarak gözükse bile, izlediğinizde bu görüşünüz kalmayacaktır. Ben çok ününü duyarak yaz aylarında başlamış ve yine yazın da bitirmiştim. Yerliden çok yabancı dizi izleyen biri olarak, bu diziden de eksik kalmamalıyım demiştim. İyi de yapmışım. Çünkü bir başladım, o zamanlar kısıtlı olan internetimle şipşak bitirdim. Şimdi 2.sezonu da geliyormuş, açıkçası sabırsızlıkla bekliyorum. Ya bir de Hannah be! Ciddi ciddi diyebilirim ki, çok güzel bir başrol oyuncusu. Yapmacık da değil, hakkını veriyor rolünün. Yine de keşke ölmeseydi diyorum.

O kadar oyuncularla alakalı konuştum ettim de, bu dizi ne anlatıyor?

Hannah Baker adında bir öğrenci intihar ediyor. Ardında ise; intihar etme noktasına geleceği 13 sebebi, sebep olan kişileri kaset kaydı ile yüzleştiriyor. Kulağa korkunç geliyor, hatta bizim dini yapımıza da aykırı biliyorum. Hepimiz de çok şükür ki Allah korkusu var, hepimiz zor aşamalardan geçsek de böyle bir şey düşünmüyoruz. Ama herkes bu kadar güçlü kalamayabiliyor, hele ki Hannah 13 sebebiyle, tüm iğrenç insanlarıyla, acılarıyla bunları "işte bu yüzdendi" dedirtircesine yüzümüze vuruyor. Öyle ki kıza hak vermeden, acısını hissetmeden duramıyorsunuz. Ve şu da bir gerçek, dizinin ana teması aslında intihar eden bir kız değil. Bir sözle, bir bakışla, belki de bir hareketle karşımızdaki insanın bam teline basıp onu dibe de sürükleyebiliriz, tam tersi göğe de yükseltebiliriz. Ne denebilir ki, izleyin gerçekten ve ne olursa olsun dikkat edelim hayatımızdakilere nasıl davrandığımıza..

Son bir not olarak ise; kimse yardım edilemez ve çaresiz değil, önemli olan onun yardıma ihtiyacı var mı hayatı nasıl gerçekten de bunu fark edip görebilmek...

Şimdi gelelim kitabının yorumuna.



KİTAP YORUMU:


Yine çekilişlerden kitap kazananlarda bugün ben varım. 🙈 Ben bu kitabın Hürriyet Bumerang'ın instagram hesabı tarafından hediye verildiğini görünce, fazla abanmış ve "benim olucaksınnn" diyerek yüklenmiş olabilirim. Ama sonucuna değdi. Açıkçası bu kitabı da okumak çok istiyordum, her ne kadar dizisini veya filmini önce izlediğim şeylerin kitabını okurken pek sarmasa da bunu da yorumlamalı ve orjinalini bilmeliydim.

Genelde bilirsiniz ki, bir kitap dizi veya filme çevrilince orjinalliğini yitirebiliyor. Ya da konular çok sapabiliyor. Bunda da çok korkmuştum, böyle olursa diye. Ama yanılttı.

Kitap diziyle çok uyumlu. Sadece Hannah'ın intihar edişi kitapta daha masumlaştırılmış, Clay kasetleri uzun sürede bitirmiyor ve o sürede okuldakiler ile dizideki gibi karşılaşmalar yaşamıyor gibi. Yani göze çok batmayacak detaylar değişmiş sadece. Bu benim için yeterliydi. Basit ve akıcı bir anlatımı var. Diziyi bilmeme rağmen, bakalım nasıl devam ediyor diye meraktan bir kaç günde bitirdim. İlla ki kütüphaneme katmalı mıyım diyorsanız, dizisini izlemeniz yeterli aslında. Ve itiraf etmem gerekirse, kitap adı sebebiyle okuduğunuzu görenlerde büyük paniğe yol açıyor. Her gören, kitap ismine takmıştı çevremde ve bende inadına her birine aynı buraya yazdığım gibi hem kitabı hem dizisini anlatmıştım. Tatmin etti mi, etmedi mi bilemem. Ben okumaktan da izlemekten de mutluyum.

Size ikisinin ortak bir alıntısını, hatta ikisinde de ne anlatılıyor bunu belirtecek bir cümlesini sunayım.

"Kimse, diğer insanların hayatını ne kadar etkilediğini bilmiyor. Çoğu zaman hiçbir fikrimiz yok. Ama yine de şartları zorluyoruz."


Sanırım buna verilebilecek tek cevabım var; "Aynen öyle."

Tavsiye edeceğim bir ikileme Ölmek İçin On Üç Sebep... Ben beğendim, ergen dizisi veya kitabı da değil. Dizideki gizem sizi çekmeye yetecektir... Okuyacak ve izleyecek olan varsa da, şimdiden iyi seyirler ve keyifli okumalar. Son bir alıntıyla yazımızı da noktalayalım o halde...

"Eğer sizi ağlatan bir şarkı duyarsanız ve artık ağlamak istemiyorsanız, o şarkıyı daha fazla dinlemezsiniz.
Ama kendinizden kaçamazsınız. Kendinizi daha fazla görmemeye karar veremezsiniz. Kafanızdaki gürültünün sesini kısmaya, onu kapatmaya karar veremezsiniz."


Kendinizden kaçmaya çalışmayacağınız, huzur dolu günlere... Hepinize kucak dolusu sevgiler.🌸


20 yorum:

Yorumlarınızı bekliyoruz

Saglık/Güzellik

Hayatınıza Katmanız Gereken 3 Bitki Çayı #1

Ocak 15, 2018 Ruhuna Renk Kat 40 Comments


Herkese sonunda merhabaaaa.. Sonunda diyorum çünkü, blogu özlemişim, sınavlar, dersler bitmeyen koşturmalar ve 2 sene sonunda beni de yakalayan grip ile boğuşmaktan buralara gelememiştim. Ama sonunda kavuştuk, artık hep buralardayız. Bu kez ise, tam moduma uygun tam olmayan kış için kış çayları tadında bitki çayı önerileri var bu yazıda... Biliyorsunuz ki, daha öncesinde bitkisel yağları yazmıştık. A-aa yoksa hala onu okumadınız mı? Hemen bir koşu buraya...

Şimdi de gelelim, tavsiye edeceğimiz ilk üçlüye. :)



Fotoğraf sırasıyla gidecek olursam soldan sağa; (bu arada fotoğrafta çayları belirtmek için üstlerini kapladım, normalde çaylar böyle demlenmiyor)

↠ PAPATYA 


Benim favorilerimden ilki gerçekten papatya çayı. Sindirimden, uyku bozukluklarına kadar bir çok şeye etki ediyor. Ama ben yine de en çok ne için kullanıyorum bundan bahsetmek istiyorum sizlere... Fotoğrafta da gördüğünüz papatyaları kurutup, kaynamış suya ilave ediyor ve demlemeye bırakıyorsunuz. Maksimum 7-8 dakikalık bir demleme süresi çoğu bitki çayı için ideal, fakat yine de doktorların bazı bitkiler için özellikle söylediği dakika sınırlaması da var. Bunlara dikkat etmek lazım. Papatya çayı, öncelikle çok uyku getiriyor. İsterseniz öğlen, isterseniz akşam için hiç fark etmiyor direkt mayışıklık yapıyor. Uyku sorunu olanlar için, her gece yatmadan önce bir bardak şiddetle tavsiye ederim. 
Aynı zamanda kendinizi çok stresli hissediyor olabilirsiniz, gergin bir gün geçirmiş olabilirsiniz. Yine çareniz papatya çayı. Kaygınız, siniriniz hepsi yok olacaktır. 

Bunlar dışında ise, yine bayanların adet dönemlerinde kasılmalar ve huzursuzluklar için birebir,  mide kramplarınız veya karın ağrınız varsa, sindirim sorunları çekiyorsanız özellikle yemeklerden sonra papatyayı tercih edebilirsiniz. Bu güne kadar hiç bir yan etki gözlemlemedim. Yani bol bol için gitsin.🌼

Çay olarak kullanmak dışında ise, ufak bir dipnot söylemem gerekirse; çoğu kişi biliyordur ama yazın saçların rengini açmak için yine papatya süper bir etkiye sahip. Hatta bunları aktarlar özel olarak satıyor. 

↠ IHLAMUR 


Benim şu aralar epey haşır neşir olduğum caanım ıhlamura geldi sıra. Ortadaki güzelliktir kendisi.🙈 Yaklaşık 2 senedir, temiz havadan mıdır stressiz yaşamdan mıdır, annemin özenli bakışından mıdır bilemiyorum ama hasta olmuyordum, olur gibi olsam da ayakta geçirip normal devam ediyordum. Bu kez ne olduysa bir kaç saat içerisinde oldu ve cidden sağlam hastalandım. Çok şükür ki şimdi iyiyim ama, bitki çayı sık tüketen biri olarak ıhlamurla aramda bir kankalık bağı oluştu. 😁 Bazı kişiler ıhlamurun kokusunu sevmez, dayanamaz. Ben mi cinsim bilemiyorum ama deli gibi onu koklayabilirim sürekli. O kadar hoşuma gidiyor yani. Ve nedense limon sıkılır genelde, ben limonsuz halini sevip tadı bozulmasın istiyorum. Bence bu sevgi kelebekliği sonucunda o da beni seviyor ve iyileştirdi. 😍

Çok konudan sapmadan geleyim anlatmaya, grip soğuk algınlığı faranjit laranjit ne varsa ondan sorulur. Ateşi düşürmeye, öksürüğe, boğaz ağrısına en ama en etkili çay. Yine hiçbir yan etkisi yok, günde bir iki istediğiniz gibi içebilirsiniz. Papatya gibi stres ve kaygı azaltmada, sakinleştirmede de etkisi vardır. Kas ağrılarına, spazmlara iyi geldiği gibi, toksinleri bile atar. Çok marifetli yani anlayacağınız.

Oh koksun evler mis ıhlamur kokusuyla. Valla sanki yazarken bile koktu..


↠ REZENE


Fotoğrafın en sağındaki son güzellikte şimdi de anlatım sırası. Günlük hayatta çok kullandığım bir çay rezene. Hele bir de kendi topladığınız rezenelerden yapıyorsanız, değmeyin keyfinize. Düşünün keçilerin bile çok sevdiği bir bitki. Daha ne olsun?😁 

Benim en sık kullandığım konu mide bulanması ve yemek sonrası sebebiyle oluyor. Düşünün şimdi, evde bulgur pilavı var ve iki tabak hatta üç tabak doldurup yiyorsunuz. E haliyle şişersiniz değil mi? Hemen imdadımıza rezene çayı yetişir. Yalnız bulgur pilavı örneği için linç etmeyin ne olur. :) Ne zaman midem bulanır gibi olsa rezene, karnım ağrısa rezene, şişkinlik olsa rezene derim. Nane limon kullanılır ya bunlar için genelde, emin olun rezeneyi denedikten sonra nane limonu unutabilirsiniz. Yüksek tansiyonu düşürücü özelliği, bağırsak spazmlarını giderici özelliği de bulunuyor.
Anneler için anne sütünü arttırdığını da duymuştum, ayrıca adet düzensizliklerini dengeler. Rahat ve kasılma olmadan adet görmeyi sağlar. Bu da bizzat denenenlerden. 

Eğer tohumlarını yerseniz onlar da benzer etkileri gösterecektir. Yine de çayı daha etkili bence. Tohumlarını nasıl yiyoruz derseniz? O konuda ben biraz çığır açmış olabilirim. Tıpkı kakule gibi, yerken tadıyla aromasıyla oldukça bayıldığım bir tohumu var. Fotoğrafta gördüğünüz taneciklerini alın ve çiğneyin. Bu kadar. Sağlık fışkırdı adeta buralardan, sizce de öyle değil mi? :)

Hepsini anlattım derken, şunu da belirtmeden geçmek istemem. Fotoğrafta belirttiğim gibi sırf göstermelik üstlerini kapladım fincanların. Siz bu şekilde yapmayın, bir kişilik için demleme bir tutamı aşmamalı. Çok aşırı katıldığında, çay etki etmekten çıkar. Her şey her zaman dozunda iyidir. Yani görsellerdekinin çeyreği kadar hatta daha azı bir kişi için yetip de artacaktır.

Dilerim ki, yazı hepinize iyi gelecektir. Şifa olsun, afiyet olsun efenim. Deneyenler yorumlarınızı da bekleriz. ☕

(Yazı yazdım, kendime geldim ayol!)💁

40 yorum:

Yorumlarınızı bekliyoruz

Yazı Dizileri

1 Harf 1 Kelime Yazı Dizisi: Aile

Ocak 05, 2018 Ruhuna Renk Kat 14 Comments


Milyon tane kelime var, milyon tane ses... Ama bazıları bir araya gelince bizim için oldukça anlamlıyken, bazıları hiç duymak bile istemediklerimizden... Neredeyse 1 seneye yakındır yazı dizisi yapmayalı çok olmuşken, bizim için anlamlı olabilecek veya daha çok duymak isteyeceğimiz, daha çok hayatımıza katmak isteyebileceğimiz kelimelerle buluşmaya ne dersiniz? Cevabınız evet ise, yeni yılın ilk yazısı ve ilk yazı dizisi ile başlayalım...

A dendiğinde ne geliyorsa aklımıza bir çok şey sıralayabiliriz buraya, kimisi aşk önemli aşk der, kimisi arkadaşlarım der, kimisi arabam bile diyebilir. Peki ya aile? Sizce de a harfine en yakışan değil midir? Bugün büyük usta Münir Özkul'un vefat ettiği gün ve bu yazının bu güne gelmesi tesadüf değil. Çünkü aile örneğini en güzel ondan verebilirdik. Neşeli Günler, Bizim Aile, Gülen Gözler ve Hababam Sınıfı özellikle, hep aile olmanın önemini göstermedi mi ve gerekse baba gerekse eş ve gerekse hoca rolüyle bize sevdirmedi mi Münir Özkul? Mekanı cennet olsun inşallah... Kendi adıma söylemem gerekirse, yeri hep bambaşkaydı onun filmleriyle büyümüş bir çocuk olarak...



İnsanların gerçekten de birbirini çok sevdiği zamanlardı...
Aile bağı denen bağ sıradan, basit bir bağ değil. Sizleri hatalarınız da, kusurlarınız da, pişmanlıklarınız da bile kucaklayabilecek bir tek ailedir. Gözyaşlarınızı annenize sarılarak akıtırsınız, babanızı görüp güçlü kalırsınız, kardeşleriniz varsa neşe verirler, bu böyledir aile olmak budur. Hep diyoruz ya, şu devir öyle bir devir ki çoğu şey önemsiz, sadece işlere odaklanmış geçiriyoruz vaktimizi, evdeyse tablet bilgisayar telefondan kafayı kaldırmıyoruz yanımızda oturana bakmıyoruz belki de... Belki bugün çok ağladı gözleri şişmiş ama farkında değiliz mesela... Ne kadar acı değil mi? "Ben yapmam böyle" demiş olanlar bile, mutlaka bazı zamanlar çoğu şeyin farkında olmayabiliyorlar. Ben bile, biz bile... 

Yarın çok geç olmasın. Bir nefeslik bu dünya, bir anlık. Bir saat sonra ne olur acaba, bu kadar belirsizlik bile fazlayken bizim aile bağına sevgimiz az olmamalı. 
Yeni yılın ilk mottosu sayalım, belki de ilk önerisi diyelim. Ama ne olursa olsun ailenize sımsıkı sarılın. Onlara vakit ayırın. Uzakta bile olsalar özleminizi, sevginizi hissettirin, arayın elinizden geliyorsa gidin yanlarına. Sizi yetiştiren, size her anında kol kanat geren aileniz için var gücünüzle çalışın. Sevginizi esirgemeyin, sevdiğinizi söylemeye utanmayın. Gerekmeyen insanlara bile aşk için haykırırken, ailenizden sakınmayın. Onlardan ötesi yok. Hayatınızda önceliği yanlış insanlara vermektense, bir ömür sizi sevecek olan ailenize verin.

İlk yazı dizimizin ilk kelimesi "Aile" sıcaklığı evlerinizi sarsın, haydi gelin açalım "Gülen Gözler"i, "Neşeli Günler"i hep birlikte izleyelim... Sıcacık mutlu akşamlar.. Kocaman sevgiler...💓

14 yorum:

Yorumlarınızı bekliyoruz