Hayata Dair

Hoş Gel 2018 🎈

Aralık 28, 2017 Ruhuna Renk Kat 18 Comments


2017'ye girerken de aynı başlıkta bir yeni yıl yazısı yazmıştık. Hey gidi günler, şimdi ise bambaşka bir yıla giriyoruz. Aslında tek değişen bir takvim yaprağı atlamak, ama değişmesini istediğimiz isteklerimizi yeni yılı bahane ederek kullanıyoruz.
Bu arada hemen konuya atlamak yanlış oldu, nasılsınız keyifler yerinde mi? 😊
Bizi sorarsanız, karman çorman bir seneydi. Yeri geldi yoğun, yeri geldi "ee şimdi ne yapsak" modunda, yeri geldi çok düzenli ve rutin.. Ne ararsanız yaşadık anlayacağınız. Önceki yıllarımıza bakınca bu yıl hem blog hem de hayatlarımızın düzenini oturttuk bir nevi. İyi de oldu.
Yeni yıl yazımıza ilk blogumuzdan başlayalım. İnanın bu kısımları yazarken bendeniz Kübra epey duygusalım. Adeta bir topluluk önüne çıkmışım, az sonra da ödül alacakmış gibiyim. Niye, diye soracaksınız. O zaman izninizle başlıyorum.

"İyi ki blog var!"


Evet, cidden bu duyguyla yazıyorum şu an. İyi ki var, iyi ki açma kararı almışız, iyi ki sizleri tanımışız, iyi ki de varsınız. Yazma tutkumun, günü gelince işime döneceğini hiç tahmin etmezdim. Bu blogu kimine göre heves, kendime göre ise büyük bir bağlılıkla başlattım. Hep de Nisa ile bu istekle devam ettik. Hedefsiz hiç bir şey olmaz. Buna çok inandığım için blogun özel bir defteri bile var, gerisini varın siz düşünün. O defterde blogla alakalı bir sürü konu olduğu gibi, hedeflerde vardı. Hem kişisel instagram hesaplarımızın, hem blogumuzun yıl sonuna kadar ki hedefleri mesela... İstatistikleri incelemeyi, onları yoruma döküp bu konuda neler yapılabilir düşünmeyi sevdiğim için bu yıl sonu hedeflerimiz gözlerimi doldurdu desem yeridir.

Biz 2016 yılının Mayıs ayında buraya dahil olduk. 2016 biterken güzel ülkemizin 29 güzel iline ulaşmıştık, 585 okuyucumuz vardı. Ve 2017 biterken ulaştığımız sayı 70 il ve 3.675 okuyucu oldu. Ülkenin dört köşesine de ulaşabilmek, gerçekten şükürler olsun dedirtiyor. Siz bizi sevdiniz okudunuz, biz de sizi çok sevdik ki hep yazdık durduk burada. Diyoruz ya, iyi ki varsınız!💜
2017'de bir sürü güzellik geldi, en güzeli de "Gelecek Vaat Eden Bloglar" listesine girmemizdi. Kime göre, neye göre dersiniz belki ama bilenler için nasıl teşvik edici ve gurur verici bir andır. Çok şükür ki bunu da yaşadık.. Öyle güzel insanlar tanıdık ki, kimileriyle yüz yüze görüştük ki kimisiyle hala görüşme planımız var (o okursa anlar zaten heheh😁), kimi ablamız abimiz kimisi kardeşimiz gibi oldu ve yıllardır buradaymışız gibi bizi bağrınıza bastınız, sonsuz teşekkürler size. Çok güzel dostluklar edindik.. Var olun, hepiniz.

Hedeflere geri dönecek olursak, siz de mutlaka kendinize yapılacaklar listesi oluşturun. Her gerçekleşen hayalinize veya hedefinize bir kalp koyun. Hem gururlu hem de mutlu olacaksınız, garantisi bizden.

Bu yıl yeni tarzlar, yeni tasarımlar yapmaya çalıştık. Çoğunluğu da sevdiniz, özellikle kategorili konularımızı. 2018'de de özellikle gezi konusunda çok aktif olacağımızı da şimdiden belirtelim. O sürpriz olmasın.🙈 Ama gerisi süprüüüz.😎😉



Gelelim 2017 vs. 2018 kapışmasına...

Valla bu yıl bizim için nasıl geçmişti biraz bahsettik ilk başta, şimdiyse 2018'i biraz gazlamak lazım. Bak 2017 sana söylüyorum, 2018 sen anla hesabı.
Lütfen çok güzel bir yıl ol!
Her geçen yıl teknoloji ve başka konularda ilerledikçe hayat düzenlerimiz hatta ahlak yapılarımız bile etkileniyor. Bu yıl bunlara uymadığımız bir yıl olsun mesela?
Mesela bu yıl; kartpostallar mektuplar havada uçuşsa, çocuk yanlarımız daha çok dışarda olsa, gülümsesek ve gülümseyen insanlar görebilsek, yani kısacası daha samimi daha sıcak bir yıl olsa? Fena olmaz sanki ne dersiniz? Birbirimize snap atmak yerine, kartpostal atalım ya vallahi ciddiyim!

Huzurumuz bol olsun, sağlığımız sıhhatimiz yerinde olsun, mutluluklarımız paylaştıkça çoğalsın, üzüntülerimiz paylaştıkça azalsın, evimizin bereketi "çarşıdan aldım bir eve geldim bin tane" gibi bollaşsın, sürpriz haberlerimizin müjdelerimizin ardı arkası kesilmesin, seyahatlerimiz tatillerimiz çook olsun, her anın tadı bolca çıkarılabilsin, bol bloglayalım, bol yazalım, özetleeee harika ötesi bir yıl olsun.😍
Klişeleri geçtikten sonra da, size yeni yıl bahaneli tavsiyeler sıralamaya geldi sıra.

Bu yıl kim yüzünüze tüm kapıları kapattıysa, kim kalbinizi kırdıysa, kim sizi değersizleştirdiyse, kim fedakarlıklarınıza burun kıvırdıysa, kime son lafınızı ettiniz son mesajınızı attınızsa hazırlanın onlar bir daha geri dönüşüm kutumuzdan çıkmayacak. Söz verin kendinize, sizi üzenlerle zaman kaybetmek değil artık amaç, değerinizi bilenlerle mutlu olmak. İnsanlar, birisi onları el üstünde tuttuğunda o kişiyi değersiz hale getirmeye bayılırlar. Kimsenin size bu şekilde bakmasına izin vermeyin. Şeffaf, dürüst oluşunuzdan ödün vermeyin, bulanık insanlar bu görüntünüzden ürperir duygularını saklar sizi de kemirir tüketirler. Cesaretinizi yitirmeyin, duygularınızı yaşayın doyasıya. Bir insanın değerini maddiyatla veya görsellikle ölçenlerden olmayın, öyle olanlardan da uzak durun. Bir de sevginin hakkını vermek lazım, sevilmenin de... Not alalım bunları, dursun gözümüzün önünde.

Ya işte çok güzel bir yıl geçirin, siz değerlisiniz ve çok seviliyorsunuz. Hepinize fotoğraftaki kalplerden gönderiyoruz. Çok güzel değiller mi? Ikea aksesuarları kalp ben. Neyse, şimdiden musmutlu yıllar diyerek kaçalım o halde.. Yeni yılda daha sık görüşmek dileğiyle...
Haydi sabırsızlıkla bekliyoruz seni 2018, güzel güzel gel, güzel de geç e mi? 💗🎈🎄

18 yorum:

Yorumlarınızı bekliyoruz

Hayata Dair

Haftanın Mottosu: Dua Et

Aralık 18, 2017 Ruhuna Renk Kat 24 Comments


Herkese tam bir kış akşamından merhabalar...
Bu sıralar ruh halimizde havalar gibi, bir güneşli bir yağmurlu... Hazır ne zamandır da motto yazısı yayınlamıyorduk diyerek koştuk geldik. Bu haftanın mottolu söz öbeğini getirdik sizlere..

"Dua et..."




Aslında ne kadar kolay değil mi söylerken, tıpkı birini teselli ederken "hayırlısı", "sıkma canını" veya "üzülme" dermiş gibi. Pıt diye dilimizden dökülebilecek kadar kolay bunu söylemek. Oysa işin aslı hiç öyle değil.
Dinimiz ayrı olabilir, inandığımız kitaplar ve yaradan ayrı olabilir. Ama tek bir şey hep var ve her zaman var, asla da değişmiyor. Dua etmek... Kimimiz ellerini göğe kaldırıyor, kimimiz ellerini birleştiriyor, kimimiz sadece dudaklarını kıpırdatıp mırıldanarak yapıyor. Dua etmenin dili, dini, ırkı hiç bir şeyi yok...

Geçenlerde o kadar içim darlandı ki sevgili dostum (ki o burayı okuduğunda kendini bilir) bana demişti ki, dua et iyi gelir. Ki gerçekten de öyle.
Her zaman mutlu olamıyoruz, hayatımız kimi zaman hüzünlü de olabiliyor. Ya da öyle anlarla karşılaşıyoruz ki umudumuz yitmiş, hayallerimiz bir daha asla yeşermemek üzere dalından kırılmış gibi hissediyoruz. Bazen hiç bir şey yapmak istemiyoruz, önceden bizi mutlu eden uğraşırken zevk veren şeyler şimdi gözümüzde o halini yitiriyor...
Biraz zaman geçince bir mucize bekliyor ya insan, "haydi güzel bir şey olsun" diyor ve bekliyor öylece.. O güzel şey olursa onu mutlu etmeye yetecek çünkü. Ne kadar küçük olursa olsun.
O ufak mutluluklar gibi aslında dertlerimizin de büyüklüğü.. Minnacıklar, üflesek rüzgarda savrulabilirler. Dertleri büyüten ve bir yumağa çeviren biziz. Onları gereğinden fazla önemseyip kendimizi üzen de... İsyan ettiğimiz her şey önümüzde birikerek çıkıyor, sınavımız haline dönüşüyor aslında... Hepsi bundan ibaret.

Denir ki; "derdinden büyük Allah'ın var." Ne güzel söz. Her şeyi özet geçiyor aslında.
"Aç ellerini dua et, Allah'tan başkasından medet umma, ama kendini de yıpratma her şey yoluna girecek inan." İşte bu kadar basit.
Kendime kızarım böyle zamanlarda, üzgünümdür zaten ama daha büyük dertleri olanlar gelir aklıma, sustururum aklımdakileri... Sığınmam gereken, sığınmamız gereken içten gelen bir duada gizlidir oysa... Sadece o an ki ruh halimizden dolayı bu tip şeyleri umursamıyoruz. Yoksa hepimiz neyin ne olduğunun bilincindeyiz.

Haydi şimdi açın ellerinizi... Hatta hep birlikte açalım...
İş, aşk, ev, araba, sağlık, huzur her ne istediyseniz, derdiniz her neyle ise o gönlünüzden geçen iyi niyetlerinizce olsun. Göğsümüzde sıkışan nefesler var ya bir dua ile geçsin gitsin. Sesimiz duyulmuyor sanmayalım yeter ki, nefes alışımız bile biliniyorken... İlla dualar bilmeye gerek yok, içten edeceğimiz tek bir cümle bile ulaşacaktır. İnanmaktan, umut etmekten, şükretmekten, dua etmekten vazgeçmeyeceğimiz bir hafta hatta haftalar olsun.. Ve sizlere ufak bir not; bir şeyi çok istiyorsanız ve o bir türlü olmuyorsa; ya zamanı gelmemiştir henüz ya da o noktada durup karar vermeniz gereken bir an vardır...
Sevgiyle, dua ile kalın. 🍀

24 yorum:

Yorumlarınızı bekliyoruz

Saglık/Güzellik

Bir Avuç Sağlık: Kakule

Aralık 09, 2017 Ruhuna Renk Kat 26 Comments


Sağlıkla uyandığımız bir günden hepinize merhaba.👋
Çok şükür ki bir haftasonu daha sabah ışıklarına birlikte gözlerimizi açtık, aldığımız her nefese, yaşadığımız her saniyeye çokça şükür. Epeydir de yoktuk buralarda, özleşmişiz.🙏
Bugün sizlere, uzuuun bir aradan sonra yine bolca sağlık içeren bir içerik aktarmaya çalışacağız.
Adı: Kakule😍

Hindistan gibi sıcak ülkelerde yetişen, baharat ve zencefilgillerden olan bir bitki. İnternete baktığınızda kokusu karabibere benziyor deniyor, fakat bana göre tadı nasıl anlatsam hani naneli veya mentollü şekerler olur ya yediğinizde öyle bir etki bırakıyor. Ferahlatıyor gibi yani. Peki ya nelerde kullanılıyor kakule? Önce onlara bir bakalım.


Kullanım Alanları:


↬ İçindeki tohumları çiğnenebilir.
↬ Kahve, bitki çaylarında aroma olarak kullanılabilir.
↬ Pilav, tavuk, et pişirirken çeşitli yemeklerde baharat olarak tercih edilebilir.

Ne İşe Yarar?





Kakule, en önemli özellik olarak iyi bir kanser savar. Vücuttaki sağlıklı hücrelerin sayısını arttırıyor, kötü hücrelerle savaşıyor. Özellikle karaciğere göre oldukça etkili, kanser hücrelerinin karaciğerde birikmesine engel oluyor.
Sindirim ve gaz problemleri olanlar için de ideal. Yemeklerden sonra kakulenin kabuğunu çıkarıp içini yerseniz, bu sorunlarınız da ortadan kalkacaktır. Aynı zamanda mide bulantısı durumunda da etkili oluyor.
Aromatik kokusu ve tadı ile, ağız kokusunu önler, ferah bir nefes sağlar. Yine bazı araştırmalara ve uzmanlara göre de, solunum yolları içinde bir şifa kaynağı.

Benim en sevdiğim özelliklerinden biri ise; baş ağrısını geçirmesi ve odaklanmayı kolaylaştırması. Ne zaman başım ağrısa veya ders çalışacak, yazı yazacak, işle ilgilenecek olsam anında bir tane yiyor veya kahvemin içerisine atıyorum. İnanın, hem ağrı geçiyor, hem de yaptığım her şeye daha iyi konsantre oluyorum. Yalnız akşam yememeye dikkat ediyorum, malum çakraları açtığı için uyanık da bırakabiliyor. :) Bir de mutlu ediyor yahu, sanırım tadına olan sevgimden dolayı beni ekstra mutlu ediyor. Ama olsun sonuçta her türlü mutluluk veriyor mu, sonuç önemli. :)

Tabii ki her şey gibi onunda bir dozu var. Günde 2 yenebilir, ama maksimum 3ü aşmamak gerek. Bildiğim kadarıyla hamileler içinde dikkat edilmesi gerekiyor.
Tanelerini kahveniz pişerken kabuğunu açıp veya çayınızı demlerken hafifçe kabuk aralayarak ekleyebilirsiniz. O aroması her şeye değecektir.
İçerisindeki tohumlarını ezip toz haline getirerek de çeşitli yemeklerinizde aroma verici ve gaz önleyici olarak kullanabilirsiniz. Bir nevi kimyon gibi aslında, öyle düşünün. Zaten emin olun baskın bir tadı veya kokusu olmayacak. Hatta içinde varlığını bile çok hissetmiyorsunuz.

Biz denediğimiz kısımları ve özelliklerini sizinle paylaşıyoruz biliyorsunuz ki, yine de her zaman her yediğinizi mutlaka daha da detaylıca araştırın.
Umarız yararlı bir yazı olabilmiştir. Sevgilerle... ❤


26 yorum:

Yorumlarınızı bekliyoruz