Hayata Dair

Sana, Bana, Herkese...

Kasım 20, 2017 Ruhuna Renk Kat 23 Comments


"Kimleri görüyoruz böylee?" dercesine okuyabilirsiniz bu yazıyı, ona göre hazırladım kendimi. Yine bir iç döktürmecesi ile karşınızdayım. Bu kez öyle ortaya atıyorum lafı, sonrada kaçıyorum moduna girmeyeceğim. Herkes alınabilir üstüne, ben bile alınıyorum o derece! Ama hangi anlamda alındığım bana kalsın.

Hani bir aralar manifesto yazmıştım aşksaldı biraz, hatırlarsınız. Heh bu da o gibi, ama direkt olarak hayattan. Bu yazının sonunda ya şöyle diyeceksiniz; "bana mıydı bu laflar?" ya da "helal olsun, iyi demişsin." ortası yok. Üstüne alınan zaten kendini fark ettiği için alınıyordur, alınmayan ve yanımda olan da bunlarla alakası olmadığı içindir. "Yarası olan gocunur." derler ya. O misal! Yarası olan gocunsun, ki benim kadar gocunmuş olacağını sanmasam da(?) olsun, ben içimden gelen tüm samimiyetle yazıyorum bunları. Bilirsiniz ki başka türlüsü olmaz burada..

İyi niyetli insanların karşısına, kötü niyetliler çok çıktıkça bir süre sonra iyiler de kötü olmak konusunda normalleşirmiş. Ne kadar iyiyim bilmiyorum ama, herkesi kendim gibi sanabildiğim bir gerçeklik var. Ve bazıları ne yazık ki, yüzlerine iyi insan maskesi takabiliyorlar. Üstelik bu maskeleri de o kadar inandırıcı ki... Çok şükür ki iyi kalpli olmaktan bir gün bile taviz vermedim. Keşke bazıları da kötü kalpli olmaktan taviz verselerdi, en azından bir deneselerdi...

Onlara sesleniyorum:
İçin kötü, senin kalbin kurumuş! 

Bir insanın başarısı seni mahvedebiliyor. Kendinin başaramadığı yüzlerce şey varken, bir kişi bir şeyi başardığında o kişiyi sevsen de sevmesen de o kıskanç gözlerini dikebiliyorsun hayatlarına. Zehirli dilinle yaralayabiliyorsun. Umrunda mı? Ah keşke olsaydı!

Bir insanın gezmesi seni etkileyebilir mi? Etkiliyor. Çok geziyorum arkadaş! Gezmeyi de çok seviyorum, çok şükür ki hayatımı boşlamamak için bir fırsatım var, dilerim ki seninde bu imkanların olsun sende çok gez e mi! Gözüm mü kalır sanıyorsun. Kendim kadar mutlu olurum, yanılıyorsun!

Bir insanın kendi hayatı için bir şeyler yapması, yapma cesaretini göstermesi bile senin neden zoruna gidiyor? Hep çukuru görmesini istercesine, neden ona destek olmuyorsun? Ya sende çukura düşersen bir gün elini uzatırda beni bulamazsan? Üzgünüm, sen çoktan çukurdasın ve çıkman için o eli uzatamıyorum. Tıpkı senin de yaptığın gibi!

Bir insanın gülmesi üzüyor seni değil mi? Bazen bencillikten, "bir bana gülsün" dercesine, bazen kıskançlığından "ben gülemezken o niye gülüyor" diye sorarcasına. Keşke kalbin iyi olsaydı, bir gülümsemeye gülerek eşlik edebilseydin.

"Bir insan bir insana elbet yeterdi" demiş Sabahattin Ali. Peki ya bir insan bir insan olamıyorsa ona ne demeli?

Senin derdin, senin sorunun, senin ilişkin, senin işin, senin paran, senin senin senin! Hayat sadece senin, dünya sadece senin-miş gibi davranma! Misafiriz burada. Azıcık iyi olmak da yakışırdı sana. Sorsana biraz "sen nasılsın" diye? Yuhalarlar mı seni? 
Kıskançlık, gamsızlık, vurdumduymazlık, hep laf sokayım derdin! Kalp benim, aldığım nefes benim işte orada dur biraz. Kıskandığının daha fazlası senin olsun, derdin buysa. Herkes seni önemsesin diğerlerine karşı gamsızsın ya!
Hep al al nereye kadar sahi söylesene?
Gel dediğinde gelecek, hayatını sana uydurabilecek birini arıyorsun sen... Arkadaş, eş, sevgili her neyse.

Ne zaman ilgilendin benimle sahi? Moralim bozukken hissedip ne zaman aradın en son? Trip atıp, haksızken haklıya dönmek için elinden geleni yaptın da sana kırgın olduğum için sessizleştiğimi anlayamadın mı? Kendini anlatmayı bırakıp ne zaman sordun benim hayatımın nasıl gittiğini? Ne biliyorsun hakkımda? En yakınımdan, en uzağıma ne biliyorsun sahiden? Hayatımda gerçekleşen ufacık veya kocaman mutluluklara en son ne zaman eşlik ettin? Sözde hayatımda hangi sıfata sahipsen o'sun, sözde o'sun!
Hep gülüyorum ben değil mi? Hep mutluyum, hep geziyorum, hep güzel şeyler paylaşıyorum. Ne gerek var kendinden bahsetmek varken beni sormak, değil mi? İyiyim ya gözünde.
Bundan sonra bilme. Duyma. Görme. Üstüne mi alındın, alın. "Çok değiştin sen" mi diyeceksin, de. Değiştim çünkü.
Beni umursamayanları umursamamak için, aramayanı aramamak için, aklına gelmediğimi aklıma getirmemek için değiştim. Sayende!

Hep şuna inanmışımdır. "Az insan çok huzur." Sahiden öyle. Hep bu şekilde hayatıma aldım insanları. İyi ki de!

Her zaman derim; özleyen gelir, sesini duymak isteyen arar, merak eden sorar, seni seven hep yanında olur. Bu kadar basit işte her şey. Anlamak zor değil. Mesafelere rağmen de, hayat şartlarına rağmen de hayatımda olanlara, yokluk, yalnızlık hissettirmeyenler var, işte onlar şükür sebebidir. Başkaları varsa yanımda senin gerektiğin kadar olamayışındandır, bunu bir kez düşün mesela. Biraz da neye kızıyorsan, aynılarını yapıp yapmadığına bak mesela. Aynalar bunun için var ya.
Dedim en başta, kalbin kurumuş diye... Sonbahar yapraklarından bile daha çok soldun gözümde... Bil istedim.

photo by: pinterest
Ve sen bunu okuyan güzel okurum, renkli okurum..
İçindeki renkler hiç solmasın. Soldurmaya çok çalışacaklar, yaptıklarını hatta bazen yazdıklarını beğenmeyecekler. Hep eleştirecekler, hep bahane bulacaklar. Renklerini hiç kaybetme. Hep pozitif yazıyorsun diye, konuşuyorsun diye hayatına hiç olumsuz bir etki olmayacak sanıp şaşacaklar. Ona bile yaranı deşecekler. Aldırma sen. Kimse için yazmıyorsun sen burada, kimse için de hayatını yaşamıyorsun. Dök içini! İstediğin gibi dök. Çekinme, kırılır mı gücenir mi diye? Seni kırıyorsa bir an bile düşünme. Her şeye sahip olma, her şeye de ait olma. Enerji sömürücülerine dur de, kimsenin negatifliğini yüklenme omuzlarına. Körü körüne saplanıp da kalma hiç kimseye, ateş gördüğünde de körükle gitme. Bağımlı olma, bağlı ol bağlı kal. Bir insana hava gibi ihtiyaç duyma, kendi kendine yetebil. İnan, umut et, başar, korkma. Yapamazsın derler, kapa kulaklarını. Umudunu yok etmeye çalışırlar, aç ellerini duaya sarıl. Doğru insanlardan oluşan bir çevre oluştur kendine, ötesini boş ver. Kötülük edene kötülükle karşılık bile verme, bırak Allah'a, sonra da bırak hayatına tutunan kenarlarından. Yüreğin çiçeklerle dolsun, hayatın çiçek gibi olsun. Ama sen iyiliğini hiç bırakma. Böyle çok güzelsin!🌺

23 yorum:

Yorumlarınızı bekliyoruz

Kitap/Dergi

Her Güne Bir Nietzsche Kitap Yorumu

Kasım 10, 2017 Ruhuna Renk Kat 12 Comments


Yine şahane bir kitap yorumu yazımızla herkese merhaba.📖
Öncelikle detay vermeden evvel, yine bu kitabında çekiliş ile hediye geldiğini söylemeden geçmek istemeyiz.🙈
Bu çekilişte yine instagram'da güzel bir sayfa ve kitabın yayınevinin ortaklığı ile oldu. Ben her ne kadar felsefe ile arası sıkı olan biri olmasam da, kitabı daha çekiliş döneminde gördüğümde çok istemiştim. Epey ününü duyuyor, fotoğraflarına rastlıyordum çünkü... Ve gerçekten de hem beklediğime, hem de o yorumlara değermiş. Tek kelime, bayıldım! Pena Yayınları'nın paketin içerisine bıraktığı kart ise o kadar hoş ki; "Her kitap bir yolculuk... Kitapların dünyasında macera dolu yolculuklar dileriz..." Sizce de şahane değil mi?



Özellikle de sunum için şahane olmasına zaten diyecek pek bir şey kalmıyor. Felsefe'ye başlamak isteyenler, felsefeye ilgisi olanlar, Nietzsche'nin fikirleri nasılmış merak edenler için bulunmaz bir başlangıç kitabı. Her güne bir diyor 99 günde bitecek bir kitap ama. Ben hiç bir zaman, her güne birer okunabilecek kitapları okuyamadım denildiği gibi, tam tersi normal roman gibi alır elime öyle okurum istediğim sayfalar boyunca. Bu da aynısı oldu. 1 günde de bitti. Fakat bittiğine üzülmek demeyeyim de, baş ucu kitaplarım arasına yeni bir tane ekledim diye sevinç var üstümde.💓

Bir de ben genelde bu tarz kitapları şöyle yapıyorum, mesela o gün herhangi bir sayfasını açıyorum ve o sayfada yazanları kendime ilham olarak alıyorum. Sizde de bu durum var mı bilemiyorum ama, bu sebepten sanırım bir günde bitirmek çok üzmüyor beni, aksine o kitabın hep yanımda ve istediğim her an tekrar okunur halde olabileceğini bilmek inanılmaz rahatlatıyor.

Sizde merak ediyorsunuzdur bu kadar övgü var, içerik nasıl acaba diye?

İçeriğinde 99 bölüm, her bölüme özgü bir başlık, bazen bir hikaye bazen notlar ve Nietzsche'nin bu konuda ne düşündüğü ile kapanışı var.

Sizlere yine en beğendiklerimden derlemek istedim. Gelsin mi, gelsin o zaman.

Önce en favorim olan alıntı:

⥇ "Biraz nefretinizi hak eden düşmanınız olsun ancak sizde tiksinti yaratan düşmanınız hiç olmasın, insan düşmanıyla bile gurur duymalıdır."


⥇ "Hayatını başkalarının hayatlarıyla karşılaştırmaktan vazgeçen kişi kendininkinin düşündüğünden çok daha güzel olduğunu görür."


⥇  "Önümde yürüme, arkandan gelemeyebilirim.
Arkamdan yürüme, sana yol gösteremeyebilirim.
Yanımda yürü ki dost olalım."


⥇  "Uçmayı öğrenmek isteyen insan önce yürümeyi, koşmayı, tırmanmayı ve dans etmeyi öğrenmelidir; uçmak uçarak öğrenilmez."


Bunlar gibi çok alıntı yapabilirim, fakat kitabı alıp okumanız tavsiyemdir. Hayatınızı kolaylaştıracak, fikirlerinizi değiştirecek, yanlış yönleri doğruya çevirebilecek ender kitaplardan bence. Buradaki alıntılarsa genelde her bölümün en baş veya en son cümlesi. Özellikle en derin anlamlara sahip olanlarını seçtim. Epeyce spoiler vermeye gerek yok diye düşünüyoruz ki. :)

Her güne bir Shakespeare ve Kafka olarak da iki serisi olduğunu biliyorum. Onları da okumak hedeflerimizden biri haline geldi. Eğer onlar da benim olursa, yorumu buraya gelecektir biliyorsunuz ki. O zaman alanlara, merak edenlere şimdiden keyifli okumalar sevgili kitap kurtlarımız. Yeniden görüşürüz diyip kaçalım o halde. Hoş kalın.😊📚🐛

12 yorum:

Yorumlarınızı bekliyoruz

Tanıtım

Sofraların Vazgeçilmezi: Fora Zeytin

Kasım 06, 2017 Ruhuna Renk Kat 18 Comments


Herkese mutlu haftalar! Kahvaltınızı henüz yapmadıysanız, sizi harika bir markayla tanıştırmak istiyorum sonra da bir koşu markete gitmek isteyebilirsiniz. :)

Bir kahvaltının olmazsa olmazı nedir dense, aklınıza neler gelir? Peynir, zeytin gibi değil mi? Peynir gibi zeytin de damak tadına hitap açısından bir kahvaltı sofrasının olmazsa olmazı. Zeytin tercih ederken de, yine beğenimize göre kırma, sele, çizik, yeşil gibi türlüsünden seçim yapıyoruz. Doğal hakkımız olarak da; lezzetinin üst seviyede olmasını bekliyoruz. Fora Zeytin, bu isteklerimizin hepsini karşılıyor. Geçtiğimiz hafta harika bir kargo ile güne başladım. Tıpkı sizinde bu yazımızı okurken başlayacağınız gibi... Kargo içerisinde Fora Zeytin'in şu ürünleri yer alıyordu:

❤ Çeşnili Siyah Zeytin Ezmesi
❤ Siyah Zeytin Ezmesi
❤ Yeşil Zeytin Ezmesi
❤ Yeşil Dilimli Zeytin
❤ Siyah Dilimli Zeytin

Bu güzel zeytinleri nasıl ve nerede kullandık, siz nelerde kullanabilirsiniz bunlara değinelim isterseniz...

Zeytin sadece kahvaltılarda değil, her öğünde rahatça kullanılabiliyor. Dilerseniz ekmeklerde, dilerseniz poğaça, salata, kumpir, pizza gibi yiyeceklerde kullanabilirsiniz. Denediklerimize gelirsek; tercihimiz ezmeler için, zeytin ezmeli ekmeklerden yana olurken; dilimli zeytinler için ise, hem zeytinli ekmek, hem karışık salata hem de pizzadan yanaydı.

Sunumlarına da bir göz atacak olursak... 😍






Peki yorumlarım ne yönde? 


Önce ezmelerden başlamak isterim. Ben bir yeşil zeytin sever olduğum için yeşil zeytin ezmesini özellikle çok sevdim, çeşnili siyah zeytin ile normal siyah zeytin ezmesi farklı gibi görünse de hafif bir baharat dışında çok farklı bir tat almadım. Ama hepsi çok güzeldi. Bazıları zeytin yemiyor, sevmiyor ama ezmeleri rahatça tüketebiliyorlar. En çokta acelemizin olduğu durumlarda, kahvaltı yapacak vakit bile bulamadığımızda "ekmeğe sür, çık" fikri çok güzel. Ekmeklerde gördüğünüz gibi hem hamurun içine ezme koyduk, hem ezmeyi hazır ekmeğin üstüne sürdük. Size şunu söyleyebilirim ki; eğer evde poğaça, ekmek yapma marifetleriniz varsa; marifetiniz olmasa da merakınız varsa mutlaka ezmeleri hamura ekleyerek deneyebilirsiniz. Pastanelerde ki hazır zeytinli açmalar gibi olduklarını göreceksiniz.

Gelelim dilimli zeytinlere, onları da gördüğünüz gibi yine ekmek içerisinde salatada ve pizza da kullandık. Ben kendi fikrimi sunacak olursam dilimlilere ayrıca bayıldım. Yine en çok hangisini sevdiğimi söylememe gerek yok sanırım. Tabii ki de yeşil.💚 Ekmeklerde çok fazla tadını alamıyorsunuz, fakat salata ve pizza da muazzam oluyorlar. Özellikle karışık pizzanın olmazsa olmazlarından biri zeytinken, bu zeytinler pizzalarımız için bir harika!

Hani zeytinler de genelde tuz oranı yoğun gelir fazla yağlı olabilir ya, emin olun Fora Zeytin'de her şey dengeli. Çok güzel ürünleri var, isterseniz buradaki linklerinden de ürünlerine hızla ulaşabilirsiniz. Ama biliyorsunuz ki, burada denediklerimiz hakkında gerçek yorumlarımızı mutlaka sunuyoruz, denemediğimiz hiç bir şeyi de önermiyoruz. Buna güvenerek de tabii ki, marketlerde görür görmez alıp siz de deneyebilirsiniz. Pişman olmayacağınıza eminiz. :)

Balıkesir Havran'da zeytin üretme tesisleri bulunan Fora Zeytin, sadece ülkemizde değil dünya'nın 40 ayrı noktasına da zeytinlerini gönderiyor. Önerimiz; siz de geç kalmayın ve mutlaka Fora ile sofranızı farklı kılın. Hepinize sevgiler, deneyenlere tadanlara şimdiden afiyetler olsun.

Sizlerde denediyseniz, yorumlarınızı sabırsızlıkla bekliyoruz.
Yine ekmek ve pizza tarifi ilginizi çekerse yorumda belirtebilirsiniz. Belli mi olur? Belki tarifini yazmaya karar veririz.😊

18 yorum:

Yorumlarınızı bekliyoruz

Gezi/Mekan

Mini Tur: Gemlik-İznik

Kasım 01, 2017 Ruhuna Renk Kat 17 Comments


Kasım ayının ilk yazısı ile mer-ha-ba! "Kasımda aşk başkadır" dercesine güzel geçer umarız ki bu ay...
Gezginler burada mı? Toplanın, sizlere mini minnacık bir tur sunuyoruz. Gemlik'ten başlıyor, İznik'te sonlandırıyoruz. E haydi o zaman okumaya devam.😊

Öncelikle sabah uyandık ve düştük yollara... Bursa sınırlarına girince iyice kendisini hissettiren yeşillik, bol ağaçlık, bol oksijenli yollar sizi büyüleyecek. Aslında yeşillik demek değil de, sonbahar olduğu için bol renkle karşılacaksınız.

Peki Gemlik şehirlere göre yaklaşık ne kadar sürüyor?


İstanbul'dan; körfezden dolaşarak 3, Eskihisar-Topçular feribotu ile 2, Osmangazi Köprüsü kullanılarak 1 saat civarı.
Bursa'dan; 30-40 dakika.
Yalova'dan; 30-40 dakika.
İzmit'ten; 1 saat.

Tabii bu saatler yaklaşık olup, hızınıza ve aracınıza göre değişmektedir.

Gemlik ufak ve kendi halinde bir Bursa ilçesi. Ufak kaçamak yapıp, biraz kafa dinleyerek eve döneyim diyorsanız tercih edilebilir.


↣ Kahvaltı

Biz önce kahvaltı ile günümüze başladık. Kahvaltıyı da mutlaka adını ve ününü duyduğunuz bir mekanda yaptık. Köfteci Yusuf Gemlik şubesinde, Yalova-Bursa yolu üzerinde hemen sağınızda kalarak, Özdilek'in yanında bulunuyor kendisi... Açıkçası köfteleriyle, etiyle ve diğer ürünleriyle olduğu kadar kahvaltısıyla da bizim gönlümüzü çeldi.
Bir kahvaltı tabağı; 14 tl. İçerisinde haşlanmış yumurta, kızarmış sucuk, patates kızartma, yeşil ve siyah zeytin, 4 çeşit peynir, çilek reçeli, kaymak, tereyağı, bal, salatalık, domates, meşhur köfteci yusuf salça sosu, sınırsız kızarmış ekmek ve sınırsız çay yer alıyor. Emin olun bu saydıklarımla da akşama kadar acıkmama garantinizi ben veriyorum. Normal şartlarda dışarıda kahvaltılar daha fazla biliyorsunuz ki, burada hem uygun hem lezzetli. Üstelik sabah saatlerinde de hep kahvaltı etmek isteyenler geldiği için, ortam da gayet rahat oluyor.

Burada paylaşmak istediğim fotoğraf tabaktan ziyade çinili tablolar aslında, instagram story'lerinde video olarak göndermiştim, burada öyle bir şansım yok fakat duvarlarda kocaman çinili desenler var. Gözünüzü alamıyorsunuz. Benim en favorim ise; bu güzellik oldu.💜





↣ Gemlik Sahil

Gemlik'in minik ama bir o kadar da hoş görünen bir sahili var. İnsanlar burada kayalıkların üzerinde oturuyor Gemlik körfezini izliyor, kitap okuyor, sahil yolunda yürüyüş yapıyorlar. Yine sahile yakın cafelerde de, oturup birer çay kahve içmek için ideal yerler var.



↣ Kumla

Küçükkumla ve Büyükkumla olarak iyiye ayrılmış Kumla tam bir yazlık yeri aslında. Gezinirken gelişmişliğine şaşırıyorsunuz, oldukça sessiz sakin sayfiye yeri tadında, üstelik tepe noktada manzaralı ve oldukça elit bir konumda bulunuyor. Yaz halini hayal ettiğimizde cıvıl cıvıl ve oldukça aktif bir dönem geçirdiğini de tahmin etmek hiç zor değil. Küçük ve temiz bir plajı da var üstelik.



↣ Umurbey-Aytepe

Mini minnacık şirin bir köy burası. 3. cumhurbaşkanı Celal Bayar Anıtı ve Celal Bayar'ın doğduğu evde burada bulunuyor. Bu yüzden köy meydanında Mustafa Kemal Atatürk ile bir anıtı da var.

Köy kalkınma aşamasında henüz, evlerine gerekli restorasyonlar yapılmaya başlanmış. Aytepe seyir noktasına gitmek istiyorsanız da bu köyden giriş yapmanız gerekiyor. Fakat yollar biraz zorladığı için, biz manzara noktasına gidemeden geri döndük. O sırada köyden bir amca ile ufak bir sohbet imkanımız da oldu. Kendisi o kadar doğru ve güzel şeyler söyledi ki... Eskiden Umurbey'in de bu şekilde olmadığını, kentleşme sebebiyle eski günlere özlemini, şimdiki gençlerin iş beğenmeyerek zeytin toplamaya bile gitmek istemediğini ve daha bir çok şeyi... Ne yazık ki, günümüz şartlarında her şey biraz değişmeye mahkum gibi...

Biraz keyfinizi yerinize getirmece yapalım ve Umurbey'in tarih kokan şirin evlerini gösterelim.





















Vee sırada İznik var. Ama ondan önce Gemlik'in zeytini meşhurdur. Eğer Gemlik'e yolunuz düşmüşse Gemlik zeytin haline uğrayıp, kasalarca sergilenen zeytinleri almadan dönmemenizi öneririz. Şu aylarda yeşil zeytinler bitmek üzere ve kilosu 6 TL.'den satılıyor. Siyah zeytinler için ise Aralık ayında gelinmesi öneriliyor. Aklınızda bulunsun. İznik yollarına da giderken bol yeşillik ve bol zeytinlikler arasından gidiyorsunuz. Her ne kadar dağ yolu veya otoban bile olsa her türlü yol güzel geliyor. İznik sınırlarına girer girmez ise; "burası ne güzel ya" diyorsunuz. Çünkü bir çok eski yapıyla karşılaşıyor ve minicik bir yerin yine tadına doyulmaz güzelliğinden etkileniyorsunuz.



İznik için ise; Orhangazi'den İznik yoluna giriyorsunuz ve 30 dakikaya kalmadan varıyorsunuz.

↣ İznik Boyalıca Köyü

İznik'in merkezine 20 km. uzaklıkta yer alan Boyalıca yine ufak bir köy ama, güzel göl kenarıyla ve yol üstünde olması sebebiyle gösterilebileceğini düşündüm. Gelmişken, köy pazarına bakabilir, kahvesinde bir çay içebilir ve göl kenarında hafif bir yürüyüş yapabilirsiniz. Sonbaharında görülmeye değer güzellikler sergiliyor olacak sizlere...



↣ İznik Kalesi-Ayasofya Camii

Kale Roma imparatorluğundan kalmadır ve bir çok düşman saldırısına karşı da koruma sağlamıştır. 12 Tali kapısı ve 4 ana kapısı vardır. Yine de tarih kokan bir mekan değil mi sizce de? İnsan görünce burada ne yıkımlar, savaşlar atlatılmıştır demeden geçemiyor.



Ayasofya Cami ise görünüşü ile bizi etkileyen bir Cami. Aslında 4. yüzyılda kilise olarak inşaa edilmiş, fakat 1331 yılında Orhan Gazi tarafından camiye dönüştürülmüş ve o zamanlar Orhan Gazi Cami adını almış. Bir akşam dıştan görünüşü ise bu şekilde.



↣ Abdulvahap Sancaktarı Türbesi-Bayraklı Dede

Buranın şahane İznik manzarasıyla sizi karşı karşıya bırakmadan önce... Size buradaki türbenin efsanesini anlatmak isteriz. Efsaneye göre;
"Abdülvahap kuşatmalar esnasında bir rum kızına aşık olur. Kız bu kaleyi alırsan beni de alırsın demiş. Fakat Abdülvahap kaleyi alamadan okla vurulmuş ve ardından başı uçurulmuş. Sancaktaki bir arkadaşı "başını unuttun" demiş. O ise başını kollarına sıkıştırarak ayağa kalkmış bu tepeye yürüyüp kendini defnetmiş."


Biraz ürpertici itiraf etmek gerekirse, ama yine de gerekse Kurtuluş gerekse Çanakkale savaşı gibi dönemlerde böyle mucizevi olayların gerçekleştiğini çok duymuşluğumuz var. Yine de biz bir dua edip, ardından manzarayı doya doya izleyerek vaktimizi geçirebiliriz. Üstelik isterseniz oradaki kafeden çayınızı tostunuzu alarak oturulacak yerlerde dinlenebilirsiniz. Manzarasıyla büyüleneceğinize ve buraya gelişinize değeceğine eminiz.

↣ İznik Gölü

İznik gölünün güzelliğine geçmeden önce, nerede yemek yiyebilirsiniz nereden alışveriş yapabilirsiniz onu da anlatalım. İznik'te mutlaka ekşi maya ekmekçisinden, ekşi maya ekmeğinizi alın. Köfteci Yusuf'ta köfte yiyin ve mutlaka baharatlı sosu ile kasap sucuğunu alın, Köfteci Yusuf'un karşısındaki çini hediyeliklerden hem kendinize hem sevdiklerinize hediyeler alın. Dilerseniz Çinili Çarşı'da da oturup hem kahve içebilir, hem de çinilere bakabilirsiniz. Şöyle bir yemek alternatifi de sunalım hatta... Köfteci Yusuf'ta köfte ekmek veya tabakta köfte paket yaptırın göl kenarına oturup o manzarada afiyetle yiyin. Nasıl güzel fikir değil mi? :)

İznik gölü kenarında sahil yapım çalışmaları da yapılmakta, yazın burası epey yazlıkçı kesimle dolu ama sonbahar ve kışta çok kişi bulunmuyor. Siz gittiğinizde belki yapım çalışmaları da bitmiş olur, şansa tamamen :) Aynı zamanda gölün ilerisinde de Askania adı verilen hem kahvaltı edebileceğiniz, hem et, balık hatta konaklama yapabileceğiniz bungalowlarda bulunuyor. Ama hiç içeriye girmediğimiz için fiyatlar hakkında bir şey diyemiyoruz. Yine de oranın manzarası ve özenliliği de ilgi çekici.



Son manzaramız İznik Gölü'nde gün batımı manzaramız ise sizinle olsun, bu upuzun gezi yazımızı okuduğunuz için çokça teşekkürler.
Ve yazımızı bitirmeden son bir not: Sabah çok erken saatte kalkıp yola çıkmanızı tavsiye ederiz, böylece akşam hava kararana kadar iki yeri de rahatlıkla gezebilirsiniz.
Bol gezmeli anlar dileğiyle. Bir sonraki gezmelerimiz de görüşürüz.❤


17 yorum:

Yorumlarınızı bekliyoruz