Tarifler/Mutfak,

Leziz Kurabiye Tarifi

Ekim 24, 2017 Ruhuna Renk Kat 14 Comments


Herkese merhabalar, hemde en lezizinden. Neden leziz? Çünkü, bugün sizlere hem leziz, hem sağlıklı mükemmel bir tarif vereceğiz.😋 Hazırsanız, önce malzemelerle başlayalım:

🍪  1 çay bardağı yulaf ezmesi
🍪  1 çay bardağı tam buğday unu ve 1 çay bardağı çavdar unu (çavdar ununuz yoksa 2 çay bardağı tam buğday unu veya normal un ile de yapabilirsiniz)
🍪  2 yumurta
🍪  1/2 çay bardağı zeytin yağı
🍪  2 çorba kaşığı pekmez (istediğiniz pekmezi kullanabilirsiniz,damak tadınıza göre, biz karadut pekmezi kullandık.)
🍪  5-6 adet ceviz (ceviz sevmezseniz fındık veya badem de katabilirsiniz)
🍪  1 çay kaşığı tarçın, zencefil, zerdeçal, keçiboynuzu tozu
🍪  Kuru kayısı, kuru incir, kuru üzüm (kuru üzüm piştikten sonra yanar gibi oluyor bu yüzden isteğe bağlı diyelim)
🍪  1 çay kaşığı kabartma tozu

Hazırlanması: 

Unu, kabartma tozunu ve isteğinize göre ekleyeceğiniz tarçın, zencefil vs. baharatları bir kaba birlikte eleyerek karıştırın. Bir diğer tarafta ise yumurta, pekmez ve zeytinyağını ekleyerek karıştırın. İki karışımı birbirine ilave edin, mikserle çırpın. Kıvama geldiğinde ise, kaşık yardımıyla hamur halini alana kadar yavaşca karıştırmaya devam edin ve diğer yulaf ezmesi, ceviz, kuru kayısı gibi malzemeleri de (cevizi rondodan geçirip, kuru kayısıları minik şekillerde dilip) ekleyin.

Bir kaseye toz şeker dökün, esmer şekerde kullanabilirsiniz. Elinize hamurdan ufak parçalar koparıp alın ve diğer kasedeki şekerlere bulayıp, yağlı fırın tepsisine dizin. Önceden fırını ısıtın, 180 derecede yaklaşık 15-20 dakika aralığında çok kızarmadan pişirin. Fırından çıkarken kurabiye yumuşaktır, dinlendirdiğinizde ise sertleşecektir. O yüzden panik yok. :) Fırında fazla kalması hem yanıklaştıracak, hemde diş kesmeyecek hale getirecektir, aman dikkat. 

Ve sonuç ta-ta-ta-taam :)



Bu tatlı kurabiye tarifimizde dışı haricinde şeker kullanılmamasına rağmen yeterince tatlı tadı alacaksınız. Özellikle tatlı krizlerinizde bir adet yiyerek, çay saatleriniz içinde sağlıklı atıştırmalık haline getirebilirsiniz. Zaten içerisindekilere baktığınızda, oldukça sağlıklı olduğunu fark etmişsinizdir. O zaman deneyen herkese şimdiden afiyetler olsun.💘

Yeni tariflerimizde görüşmek üzere diyelim.🙌


14 yorum:

Yorumlarınızı bekliyoruz

Hayata Dair

Güzel Düşün, Güzel Olsun.

Ekim 17, 2017 Ruhuna Renk Kat 26 Comments


Ne zaman aklımızdan kötü bir şey geçirsek, hep gerçekleşiyor değil mi? Hatta bazen "keşke başka şey isteseymişim" diyoruz, çünkü aslında dilimizden geçenleri fark etmeden savurup, gerçekleşmesini izliyoruz. 
Bazen hayatın kendisine, çizilen o yola bile engel olmak istiyoruz. Bazense hayata karşı bir şey yapılamayacağı düşüncesiyle sessizce köşemizde felaket senaryolarımızla meşgul olabiliyoruz. Aslında kendimize acıyoruz, kendimize üzülüyoruz. Yaptığımız tek şey bu. Oturduğumuz yerde kalıp bugünün şanssızı yerine koymak mı istiyoruz sahi kendimizi? İstediğimiz bu olmamalı, bunlar olmamalı...

Şimdi açalım penceremizi...



Karşımızda nefis bir manzara var, gözlerinizi mutlu ettirircesine bakın o manzaraya... İçinize derin bir nefes çekin ve yavaşca verin o nefesi yeniden... 
Ufukta ne görüyorsunuz? 
Her uyandığınız sabah, baktığınızda ileriye ne görerek başlıyorsunuz güne? 

Hiç birimizin hayatı dört dörtlük değil. Hiç birimiz mükemmel ötesi anlar yaşamıyoruz. Hepimizin kendine göre büyük veya küçük sorunları var, hepimizde irili ufaklı dertler var. Bizim seçimimiz olan bir çok şeye sahibiz veya seçimlerimizden dolayı sahip olamıyoruz. Parmak izlerimize saç tellerimize kadar farklı olan insanlarken hayatlarımızın da birbirimize benzemesi mi gerekir? Tabii ki, hayır. Çünkü hepimiz farklıyız. 
Bugün birimizin başına gelen dert yarın diğerimize uğrayabilir. Şimdi biriyle paylaştığımız sevincimiz sonrasında başka birine geçebilir. Her saniyemiz bile farklıyken, her saniye kötümser mi olmak istiyoruz? Asıl konu burada başlıyor.

Hayatınızda ne olursa olsun, başınıza ne gelirse gelsin "hayattan, kendinizden ve inandıklarınızdan" vaz-geç-me-yin!

Neden vazgeçiyoruz? 


Çünkü karşımıza çıkan olumsuzluklar, tüm engeller bizi ileriye taşımak konusunda hep geriye çekiyor. Artık yapamayacağımıza, başaramayacağımıza, güzel günlerin asla gelmeyeceğine inanıyoruz. Bir kez kötü oldu mu, bundan sonraki her olanın kötü devam edeceğine şartlandırıyoruz kendimizi, aklımızı. Mutlu olduktan sonra bile, "kesin şimdi kötü bir şey olacak" diye düşünceye yer açıyoruz aklımızda. Ve hep vazgeçiyoruz, mutlu olmaktan bile. Çünkü kötüyü düşünüp, bardaktaki boş tarafa üzülüyoruz ve kötüleri buyur ediyoruz hayatımıza...
Oysa güzel günler var, güzel şeyler var. Yok değil bunlar, yok sayamayız. Gözyaşlarımız acıdan olsa bile en sonunda mutluluktan sebepte akacak. Bunları es geçiyoruz. Her anımız, her varlığımız şükür sebebiyken; onları öylece tüketiyoruz. "Neden ben?" diye sızlanıp, olmayınca bir çocuğun alınmayan oyuncaktaki haline bürünüp küsebiliyoruz.

Bir kitap okuyorum bu sıralar, orada bir cümle ilgimi çekmişti insan arada da "mutsuzluğu deneyimleyebilmeli" diye. Çünkü mutsuzluklardan sonra gelen her mutluluğun tadı da bal gibi olacaktır. Her olumsuzlukta, mutsuzlukta çökmek veya isyan etmek yerine bir de bu açıdan mı baksak ne dersiniz?

Haydi bugün güzel bakmaya başlayalım, güzel düşünüp güzel olan her şeyi çağıralım kendimize. Gelecekler çünkü, çağırırsak çağırmayı bilirsek tüm güzellikler yanı başımıza gelecek... 



26 yorum:

Yorumlarınızı bekliyoruz

Kitap/Dergi

Eylül Ayında Neler Okuduk?

Ekim 13, 2017 Ruhuna Renk Kat 12 Comments


Gecikmiş bir okunanlar yazımız ile yeniden merhabalar...
Eylül ayında biliyorsunuz ki; Akilah Azra Kohen'in Fi,Çi,Pi serisinin kitap yorumlarını yapmıştık. Yazısına ise linkten ulaşabilirsiniz.
Ekim ayında okunanları paylaşmadan önce geçen ay kitap serisi dışında neler okundu onları da paylaşalım istedik. İsterseniz hemen okunanlarımıza, altı çizili cümlelerimize bakalım hep birlikte?

↠ Kafkaokur Eylül Sayısı


En güzel haberlerden birisi geçtiğimiz ay Kafkaokur sayesinde geldi. Biliyorsunuz ki, iki aylık bir dergiydi, ama şimdi aylık oldu. Şahane oldu. Zaten ayraçları ve kartpostallarına denebilecek laf yoktu. Aylık olması ise ekstra mutluluk verdi. Artık doya doya okuyabileceğiz yaşasın!


Dergi Eylül'de bol bol bilgi içerikli yazı hazırlamış bizler için. Açıkçası, Kafkaokur'u çok seven ben, bu durumdan biraz sıkıldım ne yazık ki. Çünkü daha fazla hikaye, anlatı, deneme ve şiire alışkın olurken şimdi daha çok incelemeler ve biyografiler vardı. Bilgi almak güzel tabii ki, fakat ben bu aralar daha çok satırlarca kaybolacağım yazıları tercih ediyorum sanırım.
Yine Nazım Hikmet'in bol aşklı hayatını ilgiyle okudum, Ezgi Ayvalı'ya ise kelimelerim her zamanki gibi kifayetsiz. Bu kezde "Hepsi Geçti" demiş. Aslında geçmedi, ama onun yazısıyla geçmiş gibi hissedip rahatladım. Ve bir favorimde Mustafa Silici'nin "İçselleştiremediklerim" adlı sohbeti oldu. Burada mutlaka yapmamız gereken şeylerin listesini sunmuş bizlere, hepsini tikleyerek bende bu listeyi tamamladım.

Bir kaç alıntı paylaşacak olursak eğer yine Ezgi Ayvalı'dan gelsin isterim...

"Duruldum. Yüreği dedim, yumuşak tutmalı her zaman kurumuş olan kırılır ancak. Ağrılar geçti.
...
Oturup ağladım sonra tüm bu geçip gidenlerin rahatlığından.
Ağaçlar gibi döktüm kuru yapraklarımı, yenilendim, tazelendim. Yeni köklenmiş bir fide gibi berrak, umutlu ve huzurlu şimdi zihnim. Ne öfkem kaldı, ne özlemim. Hepsi geçti.
Hepsi geçti."

Ne güzel demiş güzel kadın! Yüreğine sağlık!

↠ Stefan Zweig-Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu


En çok merak ettiğim Stefan Zweig kitaplarından biriydi. Hatta en çok merak edileni denebilir. Oldukça popüler ve çok beğenilen kitaplar arasında yer alıyor. Almadan önce internetten ve instagramdan baktığım yorumlar ile çok güzel olduğu izlenimini almıştım. Sahiden de öyleymiş. 
Kitap çok aşık bir kadının aşık olduğu adam R.'ye upuzun bir mektubunu içeriyor. Kitabın ismi mektup dediğinde sıkılacakmışsınız gibi geliyor ilk başta ama tam tersi, ben böyle güzel bir anlatım, böyle güzel bir mektup gör-me-dim! Bu kadar da iddialı bir cümle kurabiliyorum. Tasvirleri, psikolojik yaklaşımları ve sürükleyici aşk hikayesi beni benden aldı. 



Daha çocuk yaşta sevmeye başlıyor kadın adamı, sonra gitgide daha onu yaşamadan aşka tutuluyor bağlanıyor, onun çevresinden uzaklaşsa bile yeniden yakınlaşıyor ve son anına kadar bir tek o adama aşık kalıyor, aralarında ne olursa olsun da onun yerine kimseyi koymuyor. Yazar o kadar iyi işlemiş ki konuyu, klasik bir aşk olsa bile merak edip ilgiyle okuyorsunuz. 1 saat bile sürmeden de bitiyor kitap, en üzücü kısmı da bu sanırım. Daha çok olsa daha da okursunuz çünkü.

Bir çok altı çizili cümleleri var aklımda kalan, birisi fotoğrafta gördüğünüz cümle...
Diğerleri ise şu şekilde;

"Yalnızca seninle konuşmak istiyorum. Sana ilk defa her şeyi söylemek istiyorum. Bütün hayatımı bilmelisin, o hayat ki hep senindi ve sen onu asla bilmedin."


"İyi olan şey unutulmaz, seni unutmayacağım."


Sizce de duygu dolu çok güzel cümleler değiller mi?


↠ Öykü Gazetesi Eylül Sayısı


Öykü severler için eşsiz bir gazete olan Öykü Gazetesi'ni hala okumadınız mı yoksa? 24 harika öyküden oluşan gazetede, yine çok güzel öyküler vardı. İtiraf etmem gerekirse, biraz zor odaklanarak okudum bu sayıyı. Sanırım kafa yoğunluğundandı bu da. Yine de tabii ki sizlerle paylaşabilecek cümleleri seçebildim.




Biri Mustafa Kara'nın Eski 45'likler öyküsünden;


"Sus diyeceksin şimdi ama susamam. Her şey öyle güzel olmaya hazırken korkamam. Korkamayız. Öyle bir araf ki bu ne sarılıp kucaklayabiliyorum seni, ne de bırakıp gidebiliyorum."



Bir diğeri ise; Ayşe Aldemir'in Kuşlar Kanadını Çırparsa Eğer öyküsünden:



"Göz, yalnızca taşı gördüğünde bir şekilde taşlaşıyor da, gördüğüne taş muamelesi yapabiliyor!"


Gördüğünüz gibi, okuduğunuz gibi bu güzellikler okundu. Bir okunanlar yazımızın daha sonuna gelindi. Peki ya siz neler okudunuz? Bizim okuduklarımıza yorumlarınız nasıl olur, beğendiniz mi?

O zaman yorumlarınızı bekliyor, Ekim ayı okunanlarında görüşmek üzere diyerek kocaman sevgiler gönderiyoruz.💘



12 yorum:

Yorumlarınızı bekliyoruz

Duyurular

Gelecek Vadediyoruz❣️

Ekim 11, 2017 Ruhuna Renk Kat 30 Comments


Herkese Ekim ayından bol enerjili bir merhaba... :)
Yaklaşık iki hafta öncesinde şahane bir mail alarak yeniden kutlamalara başlamıştık, buralara yansıtmamız yeni oldu tabi. 🎈

İnternet dünyası çok farklı, her yeniliğe ayak uydurmak her gelişmeyi takip etmek lazım ki ne işimizi unutalım ne de unutulup gidelim. Biz 1 sene 5 aydır burada çok güzel anlara şahit oluyor ve sizlerle de bolca paylaşıyoruz. Sanıyoruz ki;  birinci senemiz bize uğurlu geldi, 2017 bize bir çok şansı da elinden tutarak getirdi. Önce yeni ismimiz, yeni tasarımımız, Hürriyet Yazarkafe kabulümüz, Google derken şimdiyse yine böyle güzel bir şans olan GVEB ile birlikteyiz. Aslında bu bizim için hepsinin üzerinde bir fırsat, çünkü liste içerisinde kaliteye ve etkileyiciliğe sahip bir çok blog ile ortak bir yerde bulunmak çok eşsiz bir duygu. Maili alır almaz, nasıl heyecanlandık, sevinçten ne yapacağımızı nasıl şaşırdık anlatabilir miyiz inanın bilemiyoruz.

Açıkçası önceleri içimizin giderek baktığı bir listeyken şimdi orada yer alıyoruz, onur ve gurur duyuyoruz. Ve bir kez daha "iyi ki!" diyoruz.



Emin olun bu mecrada emeklerinizin karşılığını maddi veya manevi bir şekilde alıyorsunuz. İşin aslı, öyle yazmak için yazmak değil de; insanlarla bildiklerinizi paylaşmak, içinizdekileri doğru aktarmak için yazdığınızda, sonuç yerine amaca odaklandığınızda olmayacak hiç bir şey yok. Siz samimi olun, yazdıklarınız size ne kadar para kazandıracak hesabına düşmeyin, özgün olun, paylaşın ki gerisi gelsin. İnandıktan sonra her şey mümkün.

Bunca zamandır sizinle bir aile gibi olduk, yeri geliyor duygularınıza ortak oluyoruz, yeri geliyor dostlarla sohbet eder gibi muhabbet ediyoruz. Bu yüzden "Kübra yaptı, Nisa yaptı" değil de, "biz yaptık, okuyucularımız yaptı, hepimizin başarısı" demek daha güzel bizim için. Çünkü biliyoruz siz bizim yanımızda olmasaydınız, buralara kadar gelemezdik belki de.
Şimdi haydi birlikte gelecek vadetmemizi kutlayalım. 🎉

En başta evrengunlugu.net sahibi Evren Bey ile değerlendirme ekibinde yer alan özel jüriye sonsuz teşekkürlerimizi sunarız. Sizi yanıltmayacağımıza, her gün her an gelişeceğimize emin olabilirsiniz. Bir umut ışığı daha doğdu içimize sayenizde, var olun efenim. 😇🙏 Bu arada Evren Bey'in bloguna mutlaka göz atmalı özellikle de keyifli Youtube canlı yayın sohbetlerini izlemenizi tavsiye ediyoruz.

17 Kasım'da İstanbul Kadir Has Üniversitesi'nde gerçekleştirilecek 2017 Blog Yazarları Çalıştayı'na da bir aksiliğimiz çıkmazsa, Ruhunarenkkat ekibi olarak katılacağız. Detaylara yine bu linkten ulaşabilirsiniz. "İnterneti bloglar kurtaracak" sloganıyla hep iyiye, hep daha iyiye!

Dileriz ki biz bloggerlar olarak, medyanın her alanında daha çok ön plana çıkabilir, youtuber, vlogerlar ile aynı önemde yer alabilecek düzeyde oluruz.
Ruhunarenkkat'ın iki sahibesi olarak, bize bu fırsatı verdiğiniz ve yazmaya daha da teşvik ettiğiniz için çok teşekkürler!

30 yorum:

Yorumlarınızı bekliyoruz