Kitap/Dergi

Fi-Çi-Pi Serisi Kitap Yorumları

Eylül 29, 2017 Ruhuna Renk Kat 17 Comments


Herkese kitap kurtluğu köşemizden yine merhaba 
Ağustos ayı tasarımla geçti derken fazla boş bırakmamak gerek dedik, işte geldik buradayız Eylül ayının kitap üçlemesinde birlikteyiz. Bu daha ziyade önceki "Bu Ay Neler Okuduk?" yazılarımız gibi değil de, bir kitap setine özgü yazı olacak. 

Temmuz ayında çok sevdiğim iki instagram hesabının ortak çekilişinde Fi-Çi-Pi kitap serisini kazanmıştım. Gerçi çekilişe katılırken "ayy fi çi pi keşke benim olsaaa ama nerdee kesin çıkmaz bana" demiştim, sonuç benim oldu. Güldür Güldür Show'da ki ben oldum galiba. Nasıl içten istemiş, nasıl bir göz kalması yapmışsam. :) Gündüz kazandığımın mesajını aldım, ardından da iki tatlı sahibesiyle sıcacık bir muhabbet yaşadım ve kitaplarıma kavuştum. Bir de aralarına kuru yaprak, kendi isimlerinin olduğu kağıt koymuşlar. Böyle detaylar gerçekten çok hoşuma gidiyor. Biz de 1.yıl çekilişimizde kitabın arasına notlar yapıştırmıştık. Samimiyet çok güzel bir şey bence.

Evet, gelelim "ne anlatıyor bu kitaplar onu de hele." temalı meraklarınızı gidermeye. :) Fi dizisini mutlaka duymuşsunuzdur, epey tutuldu internet üzerinden izlenerek. Bu kitabın uyarlaması bir diziydi. Bende bir dönem meraklandım izlemek için, ama bir kitabın dizi film uyarlamasını izledikten sonra kitabını okuyasım gelmediğinden önceliğim kitaplarını alıp sonra dizisini izlemekti. Ama almama gerek kalmadan, geldiler ve okudum. 




Sizlerle tabii ki önceki kitap yazılarında olduğu gibi alıntılar paylaşacağız. Ondan önce bu seri için genel yorumum tek kelimeyle; TUHAF.

Ünlü bir psikolog olan Can Manay ile başlayan yolculuk, Duru adında bir balerine aşkıyla devam ediyor. Yanında Duru'nun nişanlısı Deniz, öğrencileri Ada ve Göksel, Can Manay'ın öğrencisi Bilge, gazeteci Özge gibi ana karakterlerle ilerliyor. İlerledikçe de bulanıklaşıyor. 

↠ Fİ


"ÇATLAMA CESARETİ GÖSTEREN TOHUMLAR ADINA!"

Fi'de anlatılanlar karakterlerin yaşantıları daha çok. Her şey Can Manay'ın bahçede dans eden Duru'yu görür görmez aşık olmasından başlıyor. Ve onun üzerine yoğunlaşarak gidiyor. Can Manay ona yaklaştıkça, olaylar içinden çıkılamaz bir hal alıyor. Aralarda sırlar var, aklın almadığı durumlar var, karşılaşılan zorluklar var. Aşkın saplantılı hali göz korkutuyor birazcık. Aslında aşkın sadece bir bedene duyulan tutku olduğu gösteriliyor. Her şeyiyle de hiç bir detaydan çekinilmeden okuyucusuna sunuluyor. Bu rahat detayları çok sevemedim açıkçası. 

Serinin ilk kitabı olan Fi'de benim tepkilerim genelde şöyle gitti; "Can'da ki aşka bak", "Deniz sen ayakta uyu anca ya", "Duru sen neyin kafasındasın" şeklindeydi. Ama hiç bir şey göründüğü gibi değilmiş. Kitabı bitirirken Duru'yu şımarık ve egoist buldum, Can'ı psikopat, Deniz'i mükemmel biri. Diğer karakterler içerisinde ise en çok Bilge ve Özge'yi sevebildim. 

Kitapta beni etkileyen altı çizili cümleler ise şöyle;

"Uzaktan bizi büyüleyen şeyler, yaklaştıkça sihirlerini kaybederlerdi."


"Ben ne olduğumu biliyorum, ne kadar olabileceğimi merak ediyorum."


"Bize en çekici gelen şeyler aslında en kontrol edemediklerimizdir."


↠ Çİ


Serinin ikinci kitabında karakterlerin hepsinin bozulması vardı. Kendi yolunu bilenlerin bile o yoldan farklı yönlere sapmaları hayatlarını satmaları,  yolunu bilmeyenlerin ise tamamen kaybolmalarıydı. Aslında ikinci kitap için çok yorum yapamıyorum, çünkü işin aslı size önceden bahsettiğim rahat detayların bu bölümde de bulunması ve biraz daha tuhaf hale gelmesi durumu var. Aynı zamanda siyasetle alakalı taraf tutucu yorumları ne yazık ki sevemiyorum. Her şeyin objektif olması tercihim. Herkesin tercihine de saygım var, ama tek yönlü olmasını sindiremem içime pek. Sürekli bir "yok artık." dedim durdum, bazı noktaları midem kaldırmadı. Ama herkes içinde istikrarını koruyan ve adam gibi adam haliyle karşımda duran yine Deniz'di. 

Altını çizili cümleler ise bu kitapta da bunlar oldu...

"Hak etmeyene parlasın diye ışık tutmayı bırakırsak, o zaman gerçek yıldızları görebiliriz."


"Asıl önemli olan darbe almak değil, alınan darbeye rağmen hep ayağa kalkabilmekti."


↠ Pİ


Ve serinin son kitabı, biraz molada olduğum için anca bitti son kitap. Adaletli bir sonla bitti. Karakterlerin çok iyi analiz edilmesini okudum. Üç kitaptır da Deniz'i sevmişimdir. Yine en çok ona sevgim arttı. Diğer karakterlere çok yorum yapmayacağım, ama Can Manay'ın da silkelenmesi ve geçmişiyle sonunda yüzleşmesi içimi rahatlattı. Son kitapta çok beğendiğim cümle ise şu şekilde oldu; 


"Kelimeleri içinde tutabilmeyi başardığında anlamları korursun. Her aklına geleni söylemek marifet değildir, kendinle savaşamadığının göstergesidir."


Hiçbir zaman kendimizi, zaaflarımıza yeni düşürmeyeceğimiz, kaybolmayacağımız, hırslar ve güç uğruna yıkmayacağımız zamanlar olsun. Sürükleyici ve karakterlerin sonlarını, olayları merak ettirecek kitap üçlemesi bu. Bazen +18 bazen fazla politik bazense fazla aksiyonlu gelecek, bir film tadında olacak. Dizisini de izleyip yorum yapılabilir tabii ki, ama şimdilik kitaplarının yorumları böyle. 
O zaman yeniden görüşmek üzere, molamıza devam edelim. Ama siz bizi unutmayın e mi? Kocaman sevgiler..🎀💌👭📚

17 yorum:

Yorumlarınızı bekliyoruz

Hayata Dair

Aşk Manifestosu

Eylül 10, 2017 Ruhuna Renk Kat 16 Comments


Yine bir iç döktürmecesi ile merhaba...

Bu yazı aşık olanlara ve olmayanlara, aşk nedir bilenlere hatta bilmeyenlere, aşktan acısını çekip aşkın varlığından haberi bile olmayanlara gelsin. Kısacası, herkese...

Aşk ne biliyor musun? 
Aşeka kelimesinden türemiştir; bir sarmaşığın sardığı bitkiyi kurutması, soldurması ile başlar hikayesi, seven insanın da sevdiği kişiden başkasını gözünün görmemesi sarartıp soldurması ile biter. Benzerler birbirlerine, aşkta sarmaşıktır biraz tek birine sarılıp tek biriyle solmaya razı olmaktır... Üzülsen de onla kalmaktır, mutluyken ona daha çok tutunmaktır.
Bırakmamaktır AŞK. Bırakamamaktır.
Vuslattır bazen, sonu kavuşmakla biten... Hasrettir bazen, burnunda tütüp duran... Kayboluştur kimi zaman, koskoca bir boşlukta salıncağa biniyormuşcasına sallanmaktır... Uyanıştır kimisinde, kişiye asıl benliğini bulduran...

Peki ya seninki hangisi?
Ya da soruyu değiştireyim, hiç aşık oldun mu?
Olmadıysan da olduysan da fark etmez, doğru yerdesin. Oku sadece.

Bir kez yaşıyorsun. Her şeyi. Hayatı da, aşkı da... Hayatın boyunca sadece bir kez sahip oluyorsun bir şeylere, mesela ailene, en iyi arkadaşına, evcil hayvanına, mesela ilk kez gittiğin bir yere bile ilk gidişin hep farklı, sevdiğin insana hepsine bir kez. Onlardan birisi hayatından çıktığı an içine düştüğün boşluk, bir daha yerlerinin dolamayacak olmasından. İstediğini getir ve yerine koymaya çalış, fiziksel olarak benzesin isterse karakteri benzesin o çok sevdiğin insanlara benzemeyecek hiç birisi. Hepsi aşk, bilsen de bilmesen de hatta bilmek istemesen de... Bir şeyler gidiyorken, arkasından baktığında için acıyorsa hepsi aşk... O gururundan tek kelime bile çıkmıyorsa ardından, o da bir aşk.
İstediğin kadar kork, istediğin kadar kaç aşk hep hayatında olacak. Yine de kaçamayacaksın.

Her şeye duyulan aşk değil ama bugünkü konum, bir tek kişiye duyulan aşk. Hayattaki tüm şeyler gibi, aşkı da bir kez yaşıyorsun veya yaşayacaksın.
Sadece bir kişiye her duygunun en büyüğünü ve ötesini hissedeceksin. Hayatına her giren senden birer parça götürecek belki, ama sonunda şu an olduğun kişiye döneceksin ve aslı karşına çıktığında tüm giden parçaların en doğru haliyle tek tek yerine oturacak. O zamana kadar herkesi seviyor sanacak, aşk mı bu diye sorgulayacaksın. Bazen heves ettiğin şeylerin küçücük mayınlar olduğunu göreceksin, o mayınlara bile isteye basacaksın yaralanacaksın. Düşecek, kalkacak gücü bulamayacaksın bazen. Çok müzik dinleyecek, çok yol gideceksin, çok da ağlayacaksın. Hep gidenlerde kalacak aklın ve hep suçu kendinde bulacaksın gidişleri yüzünden. Çünkü öyle sağlam gidecekler ki, bir daha geri dönmemek üzere ve kırılacak içinde bir yerler. Yalnız kalmayacaksın, ailen dostların yanında olacak ama yalnız bırakılacaksın. Bazen anlaşılmayacak, sinirini üzüntünü içinde yaşayacaksın. Dinlenmeyeceğini bildiğin aşk hikayeni kimselere anlatmayacaksın. Ama duvarlara anlatacaksın bazen ya da yolda giderken müzikle birlikte akıp giden yollara. Elinde telefonu sımsıkı tutacak kendinle çok savaş vereceksin. Çalmayan telefonun, atılmayan mesajların ardından gururunu hiçe sayan ama duygularını hiçe saymayan da sen olacaksın. Adına aşk diyeceksin, acıttığı yerde tutacak seni bu kelime. Aslında tüm yaşanmışlıkların seni aşka hazırlayacak. Seni bunca üzenden sonra, asıl aşk gelip seni bulacak. Her şeyin sanrı olduğunu fark edeceksin. En iyisi sen haydi gel geç karşıma otur, konuşalım.

photo by: tumblr


Aşık olacaksın, o kadar güzel seveceksin ki... Sen hep sevmeye devam et, o sevgiyi bilemeyenin utancı olsun. Öyle klişe bir cümle ile "onunla yaşlanmak istiyorum" demeyeceksin. Hissettiğin sevgi, o kadar güçlü ki tarif edemeyeceksin herhangi bir cümleyle. Çünkü hiç bir cümle içindekine yakışmayacak, hafif kalacak göreceksin. İlk görüşten çarptıracak kalbini, belki de tanıdıkça seveceksin. Belki hiç aklına bile gelmeyen olacak çünkü arkadaşın ya da hep hayalini kurardın onun. Bir şekilde buradasın işte, hangisi olduğu önemli mi?
Gözlerini kapatacaksın dünyadaki herkese, bir tek onu saklayacaksın. Onun tek bir kelimesi duyduğun en güzel harf sıralaması olacak, hatta alfabe hiç bu kadar güzel olmayacak. Sesi tüm müziklerden bile daha güzel. İçindeki tüm solmuş çiçekler, gülümsemesiyle can bulacak. İnan.
Hiç kimseye benzemeyecek, öncesindeki incinmişliğini tek bir gülümsemesiyle onaracak, seni elinden tutup ayağa kaldıracak. Mucizen. Evet mucizelere inanmayan sen, ona inanacaksın.

Şimdi nerede?
Yanı başındaysa ona "iyi ki sen varsın" de mesela, elini tut sımsıkı. Şanslısın ki bulmuşsun kalbini attıranı. Değer verenlesin, değer veriyorsun. Ne mutlu sana.
Peki ya olmayanı nerede?
Gelecek. Belki de hayatında. Sadece fark etmedin henüz. Bir çift göz sana çok güzel bakıyor belki de görmedin veya görmezden geldin. Çünkü önceki yaşadıklarını tuttun önünde, koydun geleceğine. Üzülmekten yoruldun, bir kez daha kırılmak istemedin, kötü biter sandın korktun. Bırak kendini. Korkma aşktan, hiç bir şeyden. Korkarak üstüne çekebilirsin ancak, ama sen korkma. O kişinin farkındaysan, o kişinin seni sevdiğini biliyorsan ve azıcık bir dakika bile olsa içinden onu geçiriyorsan; durma. Git yanına, konuş. Herkesi aşk sanıp tuttun hayatında. Bir şansı hak eden biri bile varken, durma.
Hep yanlış yönlere baktığından unutmuşsundur belki doğru yönde ilerlemeyi? Heveslerin uğruna tüketirken zamanını, yanlış kişilerle gözünü körleştirmişsindir?
Kelimelerimi al sözlüğüne, cümlelerimi ezberle.

Sonsuza kadar acı çeken sen olmayacaksın, sonsuza kadar sevilmeyen de öyle... Farklı gözlerle bak hayata... Seni kahkahalara boğan o adama/kadına dikkatli bak. Seni senden fazla önemseyene dikkatli bak. Sen kafanı başka yere çevirdiğinde seni izleyene dön bir bak. Belki içinde kendini göreceksindir. Bir adım atmadan bilemezsin.

Seni aramayanın peşinden gitme, seni özlemeyeni özleme, seni unutanı gününü gün edeni göm içinde, senin bir damla gözyaşını bile akıtanı tutma kalbinde. "Benim için çok değerlisin" cümlesine sığınıp seni değersizleştireni hayalinde saklama.
Zor biliyorum. Yaşadıkların az buz bir şey olmadı hiçbir zaman. Ama toparlanman gerek.
Hayat bazen çok üzüyor herkesi, ama en sonunda hak ettiğin gülücükleri de bir bir yerleştiriyor hayatına. Kaybettiğimizden fazlasını kazanıyoruz. Kaybettiğin dönemler bitecek, hak vereceksin bana.

Senin neden olmasın kazandığın?
Belki de vardır, bir mucizen...
Önemli olan an'ın kıymetini bilip bilmediğinde... Bırak geçmişe bakmayı, acılarına acı katlamayı, geçmişindeki gitti bitti. Şimdiye bak. Seviyorsan söyle, fark etmediysen sevenini fark et, yanındaysa sarıl, uzağındaysa hissettir, karanlığa değil pırıltılara odaklan. Bugün yap bunu. Haklı olduğun ne varsa savun, haksızsan özür de dileyebil. Bunlar seni küçültmez, aksine yüceltir. Bir aşk yakaladıysan, tut bırakma. Herkes tutabilmek için savaşırken, sen onu öylece ezip geçme. Henüz yoksa o kişi hayatında, bekle sabrettiğin senin yanında belirecek bir gün ve tüm geçmişini silip atacak bir köşeye. Dertlerini unutturacak, mutlu edecek. Bir gün sende "iyi ki" diyeceksin. Sadece korkma.

Bazılarınızla gerçek hayatta da dertleştim derdine de ortak oldum, bazılarınız içimi bile biliyorsunuz aslında. Beni biraz benimsediyseniz bugünkü manifestomu hep aklınızda tutun olur mu?

Uzun oldu her şey biliyorum malum iç döktürmelerim meşhur, ama okuyabildiyseniz şu noktaya kadar bin teşekkür sizlere. Her saniyenin farkında, sevginin aşkın kıymetiyle yaşamanız dileğiyle. Kendinizden ödün vermeyin, ama bunun yanında sevmekten asla korkmayın. Mutlu kalın, aşkla kalın.




16 yorum:

Yorumlarınızı bekliyoruz