Kitap/Film

Mayıs Ayında Neler Okuduk?

Mayıs 28, 2017 Ruhuna Renk Kat 20 Comments


Herkese Merhabalar hem renkli hem kitap kurdu okuyucularımıız ❤
Küçük bir aradan sonra kaldığımız yerden devam ediyoruz ve bu ay neler okuduğumuza göz atıyoruz. Tabii ki her zamanki gibi hep birlikte :)
Bakalım, bu ay nelerin etkisi altında kalmışız?







Ayın en favorisinden başlayalım...

Küçük Prens...


Hangimizin favorisi değil ki?

Bir  küçük prens'in gözünden aslında var olan dünyayı kıyaslıyoruz. Bir çocuk kitabı kesinlikle değil, bir baş ucu kitabı.

İlk öğrettiği şey;

"Vereceğim sır çok basit: İnsan ancak yüreğiyle baktığı zaman doğruyu görebilir. Gerçeğin mayası gözle görülmez."
"İnsanlar bu gerçeği unuttular, sen unutmamalısın. Evcilleştirdiğin şeyden her zaman sen sorumlusun. Gülünden sen sorumlusun." olurken...


Kitabı kaparken de; 
"Okumaktan hiç vazgeçmemen dileğiyle..." yazısı uğurluyor bizi... Tekrar okumamızı öğütler gibi...

Aslında evcilleşmek kelimesine yabancıyız hepimiz çünkü oradaki tilkinin de dediği gibi, tanımaya ayıracak vaktimiz de sabrımız da yok. İstediğimiz her şeyi bir dükkana bir avm'ye girip hazırca yorulmadan alıp çıkıyoruz. Sürekli sosyal medya uğruna sosyalleşiyoruz, gerçek dostlarımızla oturup bir kahvenin muhabbetini yapamıyoruz saatlerce. Çünkü günlerimiz hızlı, acelemiz var her şeye.
Oysa o tilkinin dediği gibi olsa her şey;

"Söz gelimi öğleden sonra saat dörtte gelecek olsan ben saat üçte mutlu olmaya başlarım. Her geçen dakika mutluluğum artar. Saat dört dedi mi meraktan yerimde duramaz olurum. Mutluluğumun armağanını veririm sana." 

Bizi seven, bizim gelişimizi bekleyen ve iyi tanıyan bize ait biri...

O gezegendeki kırmızı suratlı biri olmayalım biz. "Bir kerecik olsun çiçek koklamamış, hiç yıldız görmemiş, hiç kimseyi sevmemiş. Sayıları toplamaktan başka bir şey yapmamış hayatında." Bütün gün "ciddi bir adamım, önemli bir adamım ben" diyenlerden olmayalım.


Diye Küçük Prens'in kitabını kapatırken, yeni bir sayfa açılıyor gönlümüze...

Tabii ki vazgeçilmez; Kafkaokur...


Ben bu ayın dergideki favori yazısından bahsetmeden önce kısaca bir özetini geçeyim önce. Her zamanki gibi bir yazarı anlatmış bu ay. Hasan Ali Toptaş'ı... Yaklaşık 4 sene önce üniversitedeyken vize sorusu olarak Gölgesizler'ini okumuştum. Aslında çok fazla hatırladığım söylenemez, ama etkilenmiştim. Anlatımından, olay örgüsünden. Detayları ah keşke hatırlayabilsem🙈 İyisi mi bir kez daha okuyayım ben onu :) Dergide de çok güzel bir şekilde yazarın hayatına değinilmiş, zaten her ay farklı bir yazarla/şairle tanışıyor gibi hissetmek ayrı güzel.
Ece Temelkuran'ın öğüdünü size de öneriyorum. 

"Yaz şimdi büyük harflerle.
Devam!
Ağır ağır insan olacaksın.
Yazdıkça daha çok.
Önce bir defter al kendine."


Tahmin edersiniz ki yazmayı çok seven ve yazdıkça daha mutlu olup rahatlayanlar var. Başta da bendeniz Kübra geliyor :) Evde bir sürü defter bekliyor hala, bitirdikçe içim daha bir huzurlu sanki. Her zaman çok konuşmayı değil de, çok yazmayı tercih edenlerden olduğum için sanırım. (Çok konuşmam dedim ama, tabi misal Nisa olunca çenemi kimse kapatamaz o ayrı bir konu :))

Bu ay farklı yazarları gördüm içerikte, Mert Fırat'ta dahil. Çok güzeldi. Yine Ayla Algan röportajı, sıradan röportajlardan aksine daha dikkatimi çekti. Mustafa Silici'nin "İçselleştiremediklerim" anlatısı günümüzün yanlış ilişkileri konusunda vurgu yapıyor. 

Ama en favoriden önceki favorim, Kaan Murat Yanık'ın denemesi oldu "Safderun" adıyla. Bana göre çok güzel ve çok dikkat çekici nokta vuruşları yapan filozofların hikayesi. 

Veee gelelim en iyiye.
Sanırım ben biraz daha duygusalım bu aralar ondan ötürü, favorilerim listesinde 1 numara oldu bilemiyorum ama... 
Her ay ki yazısını severek okuduğum Ezgi Ayvalı, bu ay bir "Açık Mektup" yazmış ki. ENFES!
Sizle hepsini paylaşmak isterdim ama benim içime direk temas eden noktaları seçeceğim. (Hoş onlar da hepsi)

Noktalardan bahsetmeden önce, bu yazıdan neden bu kadar etkilendiğimden söz etmek isterim ama, onda bile dilim dönmeyebilirmiş gibi geliyor. Özetlemem gerekirse; bir adam/kadın düşünün, gülüşüne sevdalanıyorsunuz önce, ama öyle böyle sıradan bir heves gibi değil... Sonra aylarca içinizde taşıyorsunuz, dilinizin ucuna gelenleri söylemeden. Bakışını, konuşmasını sürekli düşüne düşüne, Aylar geçiriyorsunuz bir sevgi sözcüğü bile sarf etmeden, sırf korkupta arkasını dönüp gitmemesi için... O adam/kadın bir bakıyorsunuz ki, en iyi arkadaş, en iyi dost, en iyi sevgili oluvermiş sanki hayatınızda. Bir adı olmadan güzel güzel gülümsüyor öylece. Ve o gülümseme sizin için yeterli, ötesini bile beklemeden... Çünkü varlığını seviyorsunuz. (içinizdeki korkulara rağmen) İşte hikayenin tıkandığı kısım. İşte Ezgi Ayvalı'nın müdahale edip, "sen bunları hissediyorsun" dermiş gibi yazdığı kısım.
Ve kendisine instagram üzerinden ulaşıp o kadar teşekkür ettim ki, tercüman oldu diye. O da o kadar sıcacık bir cevap verdi ki karşılığında; "içinizde kalmasın söyleyin" diyerek, cesaretlendirerek. Buradan da bir gün okursa bilsin ki "iyi ki var!" 
İnsan bazen kendi hissettiklerini kolayca dillendiremiyor, başka birini okuyunca "aynı ben" diyebiliyor. Bu da o misal. Ama siz hikayenin tıkandığı kısımda içinizden geleni yapın, ya söyleyin, ya da hep içinize atın derdim ama cidden atmayın. Bir gün gelince "keşke söyleseydim" diyebileceğiniz hiç bir şey kalmasın. Korkularınıza yenik düşmeden, cesaretle söyleyin. İstemese de ellerinizi tutmasa da hayatınızın merkezinden o duyguları da atarsınız belki. Yeter ki içinizde kalmasın.

Eminim ki merak ettiniz çokça. 

"Bu hayatı boyunca zamanın boşa geçmesiyle savaşmış bir kadının, aylardır tek bir günü özlemesi."


"Bu ne biliyor musun?
Aşkın ne olduğunu unutmuş bir kadının haline şaşkınlığı.
Aşkın ne olduğunu unutmuş bir adamın bu hale kızgınlığı.
Kendimi terbiye edeceğim diyorsun ya, gel. Kendini sevgiyle terbiye et.
Bırak o sıkı sıkı ördüğün duvarların yıkılsınlar."

"Oysa bugün, öyle güzel ki seni sevmek.
Bir başkası yok diyorsun ya, öyleyse gel."


"Gel, hayır diyecek çok şey var, onlarla savaşalım birlikte.
Dost olmayalım. Arkadaş olmayalım. Ruh ikizi hiç olmayalım.
Bırakalım adını meraklıları koysun.
Bu sevginin içinde hepsine yer var, gel.
Kızmayalım, kıskanmayalım. Yormayıp, yorulmayalım.
...
Seyahatler edelim, gel.
Senin üzerinde takım elbisen, benim üzerimde çiçekli elbisem."


"Bu bir teklif, bir çağrı.
Bu bir itiraf. Bir kavuşma umudu.
Hadi şimdi, şu an, her neredeysen kalk gel.
HADİ BE.
Sıkılınca gidersin."


Benim noktalarım bunlardı, neredeyse hepsi demiştim. Kaç kez okuduğumu bilmiyorum, üstelik sadece gözlerimle değil, mırıldanarak, dudaklarımla, kalbimle kaç kez aynı satırlardan geçtim inanın bilmiyorum. Belki bir gün herkes okuduğunda aklına gelen ilk kişiyle de paylaşır bunu. Devamı içinde alın okuyun gerçekten, başka tavsiye veremem sanırım bu konuda. 
Bir de unutmadan öyle güzel ayraçları var ki bu ay derginin... Ayraç hastası bizler için büyük hediye gerçekten❤


Ayın kapanışını ise, bu aya yakışır şekilde yine papatyalı olarak yapalım dedik.
O zaman sıradaki gelsin :)

Papatya Kokulu Hikayeler 🌼


Bir kere bu kitap gerçekten papatya kokuyorrr :)
Aslında bahsedilecek çok şey yok, biliyorsunuz ki bu kitap türevleri çok var kahve.manolya kokulu olanları falan filan :) 
Bir yerlerden duymuş olabileceğiniz, belki de okumuş olabileceğiniz söz ve hikayeler papatya kokulu sayfalar arasında anlatılıyor. Bu kitapta her sözün ayrı anlamı, her hikayenin çıkarılacak bambaşka dersi var şüphesiz, ama en beğenilenlere gelecek olursak;


"Denizin dibinde inciler taşlar karışık bulunurlar, övülecek şeylerde kusur ve yanlışların arasında bulunurlar."
Hz. Mevlana

"Sular yükselince, balıklar karıncaları yer...
Sular çekilince de karıncalar balıkları yer...
Kimse bugünkü üstünlüğüne ve gücüne güvenmemelidir...
Çünkü kimin kimi yiyeceğine...
'Suyun akışı' karar verir..."
Eflatun


"Hayatta en büyük zevk, başkasının 'yapamazsın' dediğini yapmaktır."
Walter Bagehot


Hikayelerde kaybolmakta size kalsın diyelim o halde :)
Böylece bir ayı daha yorgun, yoğun ve yine de kitaplarla geçirmiş olduk. Bakalım Haziran'da neler okuyacağız. Ne gibi yenilikler bizimle olacak. Bizi takipte kalın. Bol okumalı aylara, hoşça kalın canlar 📚

Önceki ayların okunanları ise aşağıda;

http://ruhunarenkkat.com/2017/04/nisan-aynda-neler-okuduk.html
http://ruhunarenkkat.com/2017/03/bu-ay-neler-okuduk-mart.html
http://ruhunarenkkat.com/2017/02/bu-ay-neler-okuduk-subat.html

Bunlar da ilginizi çekebilir

20 yorum:

  1. Mayıs güzel geçmiş anlaşılan sizin için.Bol okumalı zamanlar diliyorum.:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorucu ama bir o kadar da çiçekli ve tüm yorgunluklara değecek bir ay oldu gerçekten :) Çok teşekkür ederiiiz:)

      Sil
  2. Güzel geçmiş bir okuma ayı :) Bence tek başına o Küçük Prens dahi yeter :):)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle Küçük Prens bambaşka bir kitap gerçekten :)

      Sil
  3. Papatya Kokulu Hikayelere bende bayılıyorum çok güzel bir kitap gerçekten ;) Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ara sıra can sıkılınca bile bir iki sayfa okunabilecek kitaplardan :) Sevgiler bizdeen 😘

      Sil
  4. Bol okumalı günler dilerim..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederizz, daha çok kitaplı günler olsunn :)

      Sil
  5. manolyayi bilmiyodum diğer ikisini pek severim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tüm çiçek çeşitlerinden kitap yapmışlar, güzelde yapmışlar valla :) Ay diğer ikisi bizimde kalbimizin favorisi :)

      Sil
  6. Papatya kokulu hikayaleri bende okumuştum ne güzel bol bol kitabap okumak insana iyi geliyor tabi vakit bulabilirsen😊 Bizde arkadaşımla watttpatte kitap yazıyoruz belki yolunuz düşerse okursunuzz😘

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle canımm keşke daha fazla okuyabilecek zaman olsa ama :( Aaaa mutlaka bakacağız o zaman 😘😘😍

      Sil
  7. ben bu aralar okuma konusunda gerçekten son derece zayıfım iki kitap elimde bitiremedim
    1 aydır ikisini de

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yaa bazen öyle oluyor, bir sayfa bile okumakta zorlanılıyor bazende yoğunluk falan derken hiç vakit kalmıyor :/

      Sil
  8. Kafka Okur'un yanına bir de Yeni Dalga'yı tavsiye ederim. Küçük Prens için de söylenecek bir şey kalmadı, bir şaheser. Bol okumalar dileğimle, sevgilerimle :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederiz :) Yeni Dalga'yı hiç duymamıştık, mutlaka bakacağız tavsiye için teşekürlerr:)

      Sil
  9. Küçük prens ve papatya kokulu hikayeleri bende okumuştum çok sevmiştim. Çok güzel bir yazı olmuş ağzına sağlık :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevilmeyecek gibi değiller valla :) Teşekkürler canımm :)

      Sil
  10. Harika bi yazı olmus tesekkurler 💕

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beğenmene çok sevindik canıım biz teşekkür ederiz 😍💞

      Sil

Yorumlarınızı bekliyoruz