Yazı Dizileri

Hayatını Renklendir Yazı Dizisi-4: Yeşil

Nisan 23, 2017 Ruhuna Renk Kat 4 Comments


"Yalnız benim için bak yeşil yeşil..." sözlerini mırıldanarak selam verelim renkli okuyucularımıza o hâlde...💚👋
Yeşil renk dendiğinde aklınıza ilk ne geliyor?
Doğa, ağaçlar, erik, güzel bakan bir çift göz? Hepsi olabilir, çünkü hepsi birbirinden güzeller bizim gözümüzde öyle de olmalılar. Tabii yeşil örneklerini daha da çoğaltacak olan sizlersiniz. Yeşili en çok yakıştırdığınız nesne nedir mesela?😊


Siz örneklerinizi düşünürken, biz de biraz yeşilin içimize etki eden güzelliklerinden bahsedelim.
Yeşile bakınca içimiz açılır gibi olur, nedeni kendisinin sinir sistemine de psikolojiye de mükemmel bir etki göstermesidir. Rahatlatır, olumsuz düşüncelerden çabuk sıyrılmaya vesile olur. Hastanelerde yeşil tonun ağırlıklı kullanılmasının sebebini de böylelikle anlatmış olduk sanıyoruz ki...
Camilerde de genellikle ana rengin yeşil olduğunu bilirsiniz... Orası da Allah'ın huzurunda olmaktır... 
Doğada her yer bu renkle dolu, çiçeklerin yapraklarından gövdelerine, sahillerde yayıldığımız çimenler, göğe bakarken gözümüze çarpan ağaçlar hepsi bize özel ve özenle yaratılmış. Doğa ki öyle bir şey ki; siz ona ne verirseniz karşılığını misliyle verdiği gibi, sizin sevgisizliğinizi de yine aynı karşılıkla hemen olmasa bile uzun zaman sonra mutlaka gösteren... Onu sevmemiz, dünyayı sevmemizle eş değer. Hatta hayatı sevmemizle de...
Yeşil renk doğal bir renk olduğundan, onu taşıyan kişiye de çevreye karşı doğal, samimi, genç bir ifade verecektir. Yenilenmenin, gençleşmenin, iyileşmenin ve huzurlu anların rengidir. Bu hafta da yeşil bir şey bulunduruyoruz üstümüzde, daha sonra da bahar çiçekleri arasında kaybolup daha da güzelleşiyoruz. Gözünüzün önünde bir yeşillik mutlaka olsun, enerjinizi doğaya verin, çıplak ayaklarınızla çimenlerde dolaşın, göreceksiniz ki bu huzur hiç bir yerde yok.  O huzur kokusunu içinize çekin. 
Bu renkle başlayan gününüz iyi geçecektir, bakın görün. 
Renklenmeye yeşille devam ediyoruz ve hayatımızdaki tüm canlı cansız yeşilleri çoook seviyoruz.
Hele ki mavi ile birleşen yeşillerin tadına doyamıyoruz.💚💙

Haftaya denizler gibi bir renkle devam ediyor olacağız. Peki ya sizin mavi dendiğinde aklınıza ilk gelen ne? 

4 yorum:

Yorumlarınızı bekliyoruz

Kitap/Dergi

Nisan Ayında Neler Okuduk?

Nisan 21, 2017 Ruhuna Renk Kat 8 Comments



Herkese gecikmeli de olsa kitap bölümümüzden selaaam 👋
Kitaplarımızdan, dergilerimizden, yazar ve şairlerimizden bahsetmeden önce; bu araları biraz yoğun geçirdiğimizi ve yazılarımızı ne yazık ki sizlere gecikmeli sunduğumuzu belirtmek isteriz. Bu yoğunluklar sebebiyle mayıs ayında daha da hızlanarak devam edeceğiz.🙏 Tabii mayısa kadar da burada olacağız. Sadece dediğimiz gibi aksatmalar olabilir, şimdiden özür dileriz.

Hızlı geçen nisan ayında gelin birlikte neler okuduğumuza bakalım. Neler aklımızda kalmış acaba?

Ayın ilk günlerine;

Acı dolu bir hikaye ile... Yani Canan Tan'ın Pembe ve Yusuf'u ile başladık...


Keder'in adı gibi geçen kederli hayatını anlatan bu romanda, çoğu zaman üzüldük, çoğu zaman kızdık. Ama her şeyden çok, içimiz acıdı. Aslında Canan Tan okuyanlar çok iyi bilir ki; her romanında klasik bir akıcılık vardır, devamını merak ettirir, konuları öyle güzel birbirine bağlar ki sayfalar hızla akıp gitmiş ve siz fark edememiş olursunuz. Bizde de durum bu oldu, kitap o kadar hızlı bitti ki; 1 günü doldurmadan bakmışız ki sondayız. İnstagram'da bahsettim ben (K) aslında biraz, kitabı hızlı okuma sebeplerinden biri de kitabın adındaki Pembe ve Yusuf'un kim olduğu, nasıl ortaya çıktığıydı. O düşünceyle daha bir hızlanıyorsunuz istemeden. Sonu pek tatmin edici olmasa da, konusu ve işleyişi ile bizim için okunabilirdi. Peki hangi cümlesinden etkilendik diye soracak olursak kendimize...

Başlangıç kısmında ki;

"Her yeni başlangıç, yeni bir umudu da beraberinde getirir."


Son kısmında ki; 

"En koyu umutsuzlukların içinde bile;
Küçük de olsa bir umut vardır." 

cümlelerini örnek verebiliriz...

Böyle değil midir zaten? En umutsuz hissedilen anda bile bir iz beliriverir gözümüzün önünde... Her kapı yeni bir yola çıkar...

Sırada ise...

Hasret yüklü sevda şairi Ahmed Arif var. Hasretiyle prangalar eskiten...


21 Nisan doğumlu oluşu sebebiyle, özellikle bu ay okuduğumuz şiir kitabıyla bizde yeri bambaşka olan bir şair o... Şiirlerinde halkının ezilmemesini istediğini rahatlıkla görebilirsiniz. Leylim Leylim, Ahmed Arif'ten Leyla Erbil'e Mektuplar'ı da okumadıysanız siz de bizim gibi mutlaka okuma listesine almalısınız. Hasreti de sevdayı da iliklerinize kadar işletecektir.

Biz onun hakkında çok şey yazmak isteriz ama, bugün onun doğum günü kısa ve öz cümleler sarf etmek istedik... İyi ki doğmuş ve bizlere miraslarını bırakmış. Bu yüzden bir kaç alıntısını sizinle paylaşalım.

"Öyle yıkma kendini,
Öyle mahsun, öyle garip...
Nerede olursan ol.
İçerde, dışarıda, derste, sırada,
Yürü üstüne-üstüne,
Türük yüzüne celladın,
Fırsatçının, fesatçının, hayının...
Dayan kitap ile
Dayan iş ile
Tırnak ile, diş ile,
Umut ile, sevda ile, düş ile.
Dayan rüsva etme beni."


***

"Serabın sonu vardır,
Ufkun, sıradağın sonu.
Uçarın, kaçarın bir sonu vardır.
Senin sonun yok."


Ahmed Arif okumanın da sonu olmadığı gibi...

En son olarak; yeni bir dergi denemesi ile karşınızdayız bu ay... Bavul dergi nisan sayısını aldık, bakalım nasılmış diye okuduk... Artık biliyorsunuzdur ki; tek sabit sürekli takip ettiğimiz dergimiz var, onun dışında da farklı dergileri denemeye çalışıyoruz ve sizlere de fikirlerimizi iletmeye... Dergi içeriğine gelecek olursak...

Rahmetli Kemal Sunal kapağı ile mükemmellik vaat eden dergi bu ayın Bavul'u. 


Yine Halit Akçatepe'nin 31 Mart'ta da bizlere veda edişi ile "ah be yapmayın" dedirtti aslında. Çünkü içerisinde Halit Akçatepe'ye ait bir yazı da bulunuyor. 
Bir çok bilinen sanatçılarımızın yazıları da mevcut içerisinde... Bizim en beğendiklerimiz, Kemal Sunal'ın işi Gül Sunal'ın gözünde ki Kemal'di. O kadar güzel anlatmıştı ki... Durup durup hem aşklarına gülümsüyor, hem de Kemal Sunal'a "ne güzel adammış" diyorsunuz... 
Bunun dışında yine en çok motive edici yazılardan biri Barış İnce'nin Gelecek yazısı oldu bizim için...

Sizde onun dediği gibi,

"Yapamazsın diyenleri hayatınızdan çıkarıp, hata şansınızı kullanın."

Bizim bu ay okuduklarımız bu şekildeydi, sizinde önereceklerinizi ve yorumlarınızı bekleriz. :)



8 yorum:

Yorumlarınızı bekliyoruz

Yazı Dizileri

Hayatını Renklendir Yazı Dizisi-3: Sarı

Nisan 17, 2017 Ruhuna Renk Kat 4 Comments


Gökkuşağının ortasına doğru gelmiş sayılırız. Sarı ile içimizi ısıtmaya devam edelim o halde.💛
Neler yok ki bu renkte...
Aslında çok solgun, sıkıcı, iç aydınlatıcı değil de uzaklaştırıcı bir renk gibi görünür çoğumuzun gözüne. Oysa her renk gibi, o da çok etkili. (Tabii ki dozunda)

Bu renkte aslında bir çok karışık duygu var. Soluk sarılar sizi kasvet ve hastalık havasına sokabilir, içinizdeki sıkılmayı arttırabilir. Çok parlak bir sarı gözünüzü, zihninizi yorabilir, sinirlerin gerilmesine bile yol açabilir. Aynı zamanda bu renk metabolizmanızı da hızlandırabilir. Tonlar her zaman önemlidir. Renklerin her rengi hep aynı hisleri yansıtacak değil ya? Bir ayçiçeğinin yüzünü sıcak güneşe dönmesinin içeriğinde bir dolu sarı var. Sıcak bir güneş misali olan sarı, hayatınıza ufak tefek kattığınızda içinizi ısıtabilir. Yaz gelmişcesine enerjiniz artabilir. Yeter ki doğru sıcak sarı rengi bulun. Genelde sarı renk; geçicilik ve sıkılganlık hissettirdiği için, çok aşırı kullandığınızda da bu hissi tamamen yansıtabilir. Sarı taksilerin de bu renge sahip olma sebebi budur. Renkleriyle dikkat çekerler, geçici olup sonrasında onlara ihtiyacınız kalmaz.
İyisimi ufak detaylar ile sizde sarı avantajından yararlanabilir, enerji yüklemesi yapabilirsiniz. Ama aman diyelim solmuşlardan, göz alanlardan kaçın. Kalıcı olan iyi ve güzel yanlarını değerlendirin.

Gökkuşağının tüm renkleri içimizde, bizde onları bir bir çıkaralım. Bu haftada minicikte olsa sarı kullanıyoruz, yağmurlu havalarda güneş çıkmış gibi seviniyoruz. Hem zaten bir gülücük emojisi rengi bil sarıysa o renk ne kadar sıkıcı olabilir ki? Değil mi ama? 😊

4 yorum:

Yorumlarınızı bekliyoruz

Hayata Dair

Hep mi mutlu olmak gerek?

Nisan 12, 2017 Ruhuna Renk Kat 2 Comments


Hiç farkettiniz mi, hep mutlu olunduğunda illa bir mutsuzluk peyda oluyor. Ya da bir iş tam oldu derken, bir tökezlemede peşinden geliyor. Ya bünyeler fazla iyi duruma alışkın değil, ya da bir şeylerin dozunu tam uygulamıyoruz.

"Eğer hayatta hep mutlu olursam, hayalini kuracak neyim kalır?"


Aslında Dostoyevski her şeyi bu cümlede özetlemiş. 
Mutsuzluklardan geçiyoruz ki, mutlu olduğumuz anların daha çok kıymetini bilelim ve daha mutlularının hayalini kurabilelim diye.
Biraz da mutsuz olmak gerekiyor ki, hayal kurabilecek çok sebep olsun elimizde.

Bu cümle aslında bir soru cümlesi, ama aynı amanda cevabı da içinde barındırıyor. Mutlu ol, ama hep mutlu olma. Biraz hayata mola ver. Biraz duygusallaştıysan hüzünlen, bunda bir şey yok. Yeri geldiğinde ağla, ama gözyaşlarını silip aynaya baktığında tekrar gülümse ve yarın için umutlarını asla yitirme. 
Bir işe başladıysan zirveye odaklama kendini. Zirveden ötesi yok. Her şeyi elde ettiğinde ne için yaşayacaksın günlerini? Düşe kalka ilerle, bir adıma atıldıysan diğer adımı hedefle. Hayalin adım adım olsun ki, iyi ilerleyebil.

Birazda hayaller yaşatır insanı. Hayal kurmazsan, bir şeyler gece yastığa kafanı koyduğunda düşmüyorsa aklına eksiksindir. Hayal kur, yaşama sevincin artsın, ertesi güne uyanırken umudun artsın, azmin artsın. Hayal kurduğun zaman mutlu da olursun zaten.
Neden mutsuzum diye sorgulama, mutlu olman için illaki bir izdir o. Sana "Bir şeyleri yanlış yapıyorsun değiştir" deme şeklidir hayatın.

Mutlu olmak bile hayaldir. Mutluyken neyin hayalini kurarsın? Ya da şöyle soralım. Mutluyken ve her şeye sahip olmuşken hayal kuracak bir şey kalmış mıdır?
İşte bu cevaplardan yola çık ve hayatını buna göre şekillendir. 

Hayal gücün zengin olsun, hayatının tadı olduğu gibi tuzu da olsun. Gerisi gelir, merak etme.

2 yorum:

Yorumlarınızı bekliyoruz

Yazı Dizileri

Hayatını Renklendir Yazı Dizisi-2: Turuncu

Nisan 09, 2017 Ruhuna Renk Kat 2 Comments


Gökkuşağının katmanlarına birlikte inmeye devam mı?🌈
Kırmızıdan sonra giderek açılan bir renge gidelim o hâlde; turuncu diyelim. Ay ne güzel renksin sen öyle!🍊
Böyle iç ısıtan, kımıl kımıl, neşeli ve capcanlı
Turuncu güneşe biraz daha yakın olduğundan sanırım, sarıdan çok yazı hatırlatıyor hep. Size de öyle gelmiyor mu? Sanki turuncu ile tam yaz havasına girmiş gibi oluyor.
Bu kadar neşeli bir renk, hayatımıza neler katıyormuş gelin bir bakalım?
Turuncu, mutlu bir renktir. Kıyafette, aksesuarlarda, hatta evin dekorasyonundan odalarının duvarlarında kullanılmasıyla da neşe katar. Yemek odaları, çocuk odaları turuncu oldu mu, yaşadınız demektir :) Çünkü turuncu renk sizi enerjisiyle içine çekecek, daha iyi ve verimli olmanıza etken olacaktır. Tabii şunu da hatırlatmak gerekir ki; yemek odaları ve mutfakta kullanılan fazla turuncu iştahı da yüksek derecede açacaktır. Yani kilolara aman dikkat. :)
Bu rengi kullanan insanlar için ilk düşünce; ne kadar da sıcakkanlı olacaktır. Sıcak bir renk olduğu için, ne kırmızı kadar ağır duracak ne de sarı kadar soluk kalacaktır. Ara renklerin en canlısıdır, bu da kişiliğinizle eşleşir. Dışa dönük, sosyal kişilerin çok kullandığı renkler içindedir. 
Aslında kendi adıma (kübra) söylemem gerekirse; ben gibi bir Aslan burcuysanız ve aynı zamanda da turuncu rengi çok ayrı seviyorsanız, dışarıdan gösterişi sever şekilde gözükebilirsiniz. Çünkü hem burçtan hem de renkten kaynaklı şatafat ön plandadır. Ama gelin görün ki; benim turuncu sevgim rengin kıpır kıpır bir his vermesi sebebiyledir.  
Her renkte olduğu gibi bu rengi de dozunda kullanmak en önemlisi. Ufacık bir turuncu aksesuar bile gününüzü enerjik başlatacaktır, emin olabilirsiniz. 
Kısacası biz seviyoruz, siz de sevmeli ve hayatınızı biraz da turuncuyla renklendirmelisiniz. 🙏

2 yorum:

Yorumlarınızı bekliyoruz

Yazı Dizileri

Hayatını Renklendir Yazı Dizisi-1: Kırmızı

Nisan 03, 2017 Ruhuna Renk Kat 2 Comments


Yine bir yazı dizisinde daha birlikteyiiiz🙌
Mottolar ile birlikte hayatınıza katmanız gereken renkleri de sunalım istedik, fena mı? :)
İlk rengimiz, ilk haftamızda sizlere "aşkın, bayrağımızın, kanımızın, kalbimizin rengi KIRMIZI" yı sunuyoruz.

Neler mi var bu kırmızıda?
Çok şey var emin olun ki; yediğimiz yiyeceklerden, meyvelerden, sebzelerden tutun, giyimimize, makyajımıza, dışarıda tabelalardan, içimizde kanımıza kadar kırmızıya dahil olan bir sürü şey...

Kırmızı, en çok güç ve hırs rengi aslında. İnsanı gaza getirebilen, güçlü hissetmeyi sağlayan bir renk. Otoriterlik özelliği var. Dikkatleri üzerinde toplayan, "vaay" dedirtebilen.
Farkındaysanız çok sevdiğimiz şeyler kırmızı aslında.
Mesela, ay yıldızlı bayrağımız.
Mesela, kalbimiz. 
Mesela, aşk.
Mesela, yazın en güzeli karpuz.
Mesela, gül ve karanfil.
Mesela, biz kadınların en güzel oje rengi, en güzel ruj rengi.
Mesela, çilek, kiraz.
İşte bunlar hep sevgi, işte bunlar hep kırmızı.

Hayatınızda kırmızıyı bir yerlerde mutlaka bulundurun. Çünkü o tüm rengiyle size enerji verecek, yapmayı yarıda kestiğiniz bir işi bile tamamlatacak gücü sunacaktır. Ufacık bir kırmızı detayı bile, ihtiyacınız olan motivasyonu da, dikkat çekiciliği de size sunacaktır. Ağır bir renk diyebilirsiniz, ama tamamen kırmızı da boğulmayacak şekilde bir dekorasyon veya bir giyim tarzı oluşturursanız ağır değil de gerekli olduğunu fark edeceksiniz. Yine de her şeyde olduğu gibi kırmızı gibi özel bir rengin de dozunda kullanılması önemlidir. Yoksa zevk ve güç göstergesi olan bu renk, aşırı kullanımında çatışmalara da sebep olabildiği gibi, kişinin kendisinide rahatsız edebilir.
Dediğimiz gibi her şey kararında güzel :)
Kırmızının enerjisine uyabileceğiniz mutlu haftalar dileriz

2 yorum:

Yorumlarınızı bekliyoruz