Kitap/Film

Ocak Ayında Neler Okuduk?

Ocak 28, 2017 Ruhuna Renk Kat 0 Comments


Yeni bir yıla başladık, şansımız vardı kışı anlamlı kılan kar yağışına doyduk. Sadece izlemekle de yetinmedik. Attık kendimizi sokaklara, doya doya kar topu oynadık, şekilli ya da şekilsiz kardan adamlar yaptık. ⛄ İtiraf etmeliyim ki en eğlendiğim kısımdı. Çünkü ailecek yaptığımız kardan tavşan olmuştu adeta...🙈 Sonrasında ise karlar erirken bir yandan hüzünlenmek bir yandan da son kalan manzaraya göre, keyfini kahve kitap ile çıkarmak kalmıştı. Çıkardık da... 💙

Peki bu senenin ilk ayında, ilk okuduklarımız neler oldu? Neler hissettirdi? Neler altını çizdiklerimiz arasına girdi? (Kitapların altını çizmeye kıyamam, bu yüzden bu kısım mecazi anlamdadır.)
Gelin şimdi, bu ayın en okunası kitap ve dergilerine bakalım bir kez daha, birlikte...

"Çiçekli şiirler yazan kadın" Didem Madak... 


İtiraf etmeliyim ki, Didem Madak şiirlerini ilk kez okuyuşum değil. İlk kez 3 sene önce, yine aynı kitap "Ah'lar Ağacı" ile tanımıştım onu. Şimdi tekrar okuduğumda, 3 sene önceki hissettiğim aynı değildi. Daha içime çeke çeke okudum çünkü... Her kelimesini hayatıma kata kata... Bu kez bana gülümseyen, ruhu çiçeklerle renklerle dolu, her satırda aşkı iliğine kadar hissettiren bir kadını hissettirdi. Keşke hala hayatta olsaydı, olsaydı da "ruhumuza çiçek aşısı yapsaydı, çiçekler açsaydı ruhumuz"...
Biz ise şimdi ardından kitabındaki;
"Güzin ablası kitaplar olan bir kızdım,
İçim sıkılmasa o kadar
Tek bir satır bile okumazdım..." dizeleri ile kendimizi bularak kaldık... Ve daha çok kitapları sevip okuyarak...

Ve devam ettik okumaya, her gün...

Hayatımdaki en anlamlı kitaplardan biri; Edmondo De Amicis'in Çocuk Kalbi...


Hayatımda okuduğum ilk romanımdır kendisi, daha doğrusu günlük türündeki kitabımdır. Küçükken odama geçer sıcacık battaniye arasına gömülür akşamları okurken uyuyakalırdım... Şimdi ise elimde iki tane var. Kitap hediye eden dost güzelliğinden ikincisi de...❤
Kitabın ön ve arka kapağında da yazdığı gibi; "Dünyanın en faydalı çocuk kitabı..."
Ben çocuk muyum? Hayır. Peki; çocuk kitabı okumam için, illa çocuk mu olmam gerekiyor? Tabii ki, hayır.
Tıpkı Küçük Prens gibi, tıpkı Martı gibi Çocuk Kalbi'de bizim ders almamız ve okumamız gereken çocuk görünümlü büyük kitabından biri... Evet, çocuk görünümlü büyük kitabı diyorum çünkü; büyükler olarak o kadar sabit duygulara gömülmüş durumdayız ki, kalbimizin paslı yerlerini anca bir çocuğun his dünyasını okuyarak çözebiliriz. Kendimizden pay biçebileceğimiz, çıkarabileceğimiz o kadar ders var ki içinde...
"Kışı bayram yapınız çocuklarım! Çok güzel! Fakat kışın kendilerine yoksulluk ve ölüm getirdiği binlerce çocuğu da düşünüz."
Ne kadar anlamlı değil mi? Biz bu kar da o kadar eğlendik ki... Ardından sıcak evlerimize geri döndük. Ama biz kadar şanslı olmayanlar da vardı. Çocuklar, büyükler ve ellerinden hiç bir şey gelmeyen sokak hayvanlarıydı... 

Hiç birini unutmamamız gerektiğiydi önemli olan...

Ve sırada bu ay gerçekten okumalara doyamadığım, çıkmasını sabırsızlıkla beklediğim ve beklediğime her seferinde fazlasıyla değen dergi var...

Çift taraflı kapağı ile iki aşığı iki yazarı bir dergide buluşturan; Kafkaokur...


Hangi yazısından başlasam, hangi cümlesine bayıldım desem inanın bilmiyorum. Hali hazırda hala satılıyor, şubat sonuna kadar alın okuyun derim. Çünkü bu ay cidden MÜ-KEM-MEL...💛
Öncelikle ilk bahsedilmesi gereken, Jean-Paul Sartre ve Simone De Beauvoir ikilisi... Tek bir gece dışında 30 seneyi asla dargın geçirmeyen, birbirlerine karşı yalan söylemeyen, başka ilişkiler yaşasalar da her gün görüşmekten ve birbirlerine değer vermekten vazgeçmeyen ikili... Sonunda evlenmelerini bekliyor insan, ama evlenmemişler ve öldüklerinde yan yana görülmüşler... Beauvoir'in Sartre'nin ölümü sonrası özet geçtiği cümle her şeyi açıkça ifade ediyor aslında... "...Beraberliğimize gelince tek kelime harikaydı."

Esra Pulak aforizmalarıyla kalbimi bir kez daha fethederken... Özellikle de;
"Mevsim kıştı; seviyordum,
o da beni seviyordu,
üşümedik." sözüne apayrı bayıldığımı belirtmem gerek...👏

Ezgi Ayvalı'nın bu ay ki yazısı gerçekten bir harikaydı... Upuzun bir yazı, soru-cevap şeklinde ilerliyor, ama o sorular o kadar gerçekten, cevaplar ise o kadar düşündürücü ki, cidden "Bir soru daha sor" diyesi geliyor insanın... Sizle tüm yazıyı paylaşmak çok isterdim ama, sizi de Kafkaokur sever yapmak daha güzel geliyor gözüme...😇


Ama derginin içinden seçtiğim kendime yakıştırabileceğim en güzel özet Simone De Beauvoir'den dokundu bana...

"Yolculuk dışında, ya da olağanüstü olaylar meydana geldiği zamanlar dışında, yazmadığım günler kül tadında."

Kesinlikle evet, dedim. İşte ben gibi...

Sizde okumalısınız. Birini değil hepsini. Şiir seviyorsanız şiir, dergi seviyorsanız dergi, roman seviyorsanız roman. Ama hiç denemediyseniz her birini de mutlaka denemelisiniz. Her tür bambaşka dünyalara alıp götürüyor sizi en güzelinden... Zaten kitaplardan daha güzel bir dünyada yok bence...

Ocak ayını böylece bitirdik, Şubat'ta aşkla dolu görüşmek üzere... 

Bunlar da ilginizi çekebilir

0 yorum:

Yorumlarınızı bekliyoruz