Yazı Dizileri

Yeni Yıl Mottoları Yazı Dizisi-6: Asla Vazgeçme!

Ocak 30, 2017 Ruhuna Renk Kat 0 Comments


Hani derler ya "ben ne dersem boş, bir kulağından girip ötekinden çıkıyor diye..."
Ben bunları yazıyorum buraya, hatta yüz yüze gelirsek bir gün o zaman da söylerim sizlere. Bu sözlerim kulaklarınızdan çıkmasın. Benimse hep ezberimdeler...

Bundan sonrası için ricam; devamını aynada kendinizle konuşuyor veya kendinizi birine anlatıyormuşsunuz gibi okuyun.

***
Bir hayalim var benim...
Kendi hayatıma ait, bir tek beni ilgilendiren bir hayalim var. Yaşamımı bu yönde ilerletmek istediğim, yaşamımın yörüngesini hep bu yönde çizdiğim bir hayal...
Elimde bir yetenek var, kendimin farkındayım. Olmadığını sandığım bir sürü yeteneğimi de fark edebilirim.Bu gücüm de var.
Hiç hissetmediğim ve hissettirilmediğim kadar güçlüyüm. Evet hissettirilmediğim diyorum, çünkü etrafımdaki çoğu kişi "destek olmak" duygusundan habersiz. Keşke olsalar. Oysa bir insana "yapabilirsin", "inanıyorum" kelimelerini kullanmak mükemmel bir motivasyon kaynağı...
Ben ise kendi kendimi motive ediyorum ve işimi, hayallerimi takdir edebilen azınlıkla mutluyum. En çokta şükrediyorum. Her geçen gün hayalime bir adım daha yaklaşıyorum. En azından çabalıyorum. Çabalamak ve bir şeylere başlamak, başarmanın yarısından fazlası ediyor bence.
Hayal kırıklıklarım da oldu tabii, insanlardan ve yaşananlardan... Ama bunlar öylece, hayal kırıklığı listem olarak kalmadılar. Çünkü her biri benim hayat dersimdi. Öğrendim ki, güçlü olmak için her şeyi sırasıyla yaşaması gerekiyormuş insanın... Yaşadım. Ama şükrümü elden bırakmadım. Güzel günleri umut etmekten "asla vazgeçme"dim. Vazgeçmeyeceğim.

Neden vazgeçeyim ki?
Hayalime laf edenleri mi dinleyeyim? Yoluma taş koymaya çalışanların taşlarına mı takılmak için bekleyeyim? Neden hayallerimin peşinden gitmek varken, tek düzeleştireyim kendimi?
"Zor o iş" diyenler için mi? "Zordu belki, ama başardım" diyebilmek varken...
"Yapamazsın" diyenler için mi? "Yaptım, mis gibi de oldu" diyebilmek varken...
"Geçici heves" diyenler için mi? "Heves değildi, aşktı benimkisi görememişsin" diyebilmek varken...
"Binlerce insan içinde sen mi fark edileceksin?" diyenler için mi? "Fark ettiler ama bak" diyebilmek varken...
"Boş işler bunlar" diyenler için mi? "Boş insanlar anca böyle düşünürdü, çok şükür dolu dolu işler yaptım" diyebilmek varken...

Yok yere(!) kendi hayatımdan, hayallerimden, yolumdan, inançlarımdan, düşüncelerimden asla vazgeçmem ben. Sonu güzel olmayacaksa bile; çabaladım, denedim, tüm gücümü verdim diyebilmek varken asla vazgeçmem.Ama inanıyorum, sonu güzel olacak, daha güzel olacak. Öylece oturup bir şeyler olsun diye beklemedim. Yeri geldi, savaştım. Yeri geldi, düştüm. Yeri geldi, yorgunluktan kendime gelemediğim günler oldu. Ama HERŞEYE DEĞER.
Eğer vazgeçseydim, sadece hayal kuran, ama hiç bir adım atmayan bomboş bir insan olacaktım.
İyi ki bir şeyleri yapmaya karar vermişim ve adım atmışım hayallerimi gerçekleştirmeye...
İyi ki kalbimden başka hiç bir sese kulak asmamışım...
Kendimle gurur duyuyorum. Hayalini kurdum, kalktım ayağa güçlü durmayı öğrendim, inandım, başladım ve başardım.
Ben buydum, hatırladım. Ben buyum. Kolay kolay vazgeçmedim, vazgeçemeyeceğim de. Çünkü; bu hayat benim. Neyin gerekli, neyin gereksiz, kimin iyi, kimin kötü, nerenin huzurlu, nerenin huzur kaçırıcı olduğunun bilincindeyim. Beni destekleyenlerle ilerliyorum. Beni eleştirenlerle güçleniyorum. Bu hayatta her şeyin bir anlamı var. Kötü şeyler bile iyi şeyler doğurabiliyor. Önüme çıkacak kim bilir daha ne güzellikler var? Kim bilir neler ile imtihandan da geçip, kazanmak için çabalayacağım. İşte bunlar benim yolum. İyi ki!
Kendimi seviyorum. Aynı böyle devam!
***

Ben bu hafta ve bir ömür boyu sürmesini temenni ettiğim mesajı şimdi verdiğimi düşünüyorum. Yanılıyor muyum yoksa?

Vazgeçmeyelim, vazgeçmeyin.
Yolunuzda olumsuz bir çok cümle çıkacak karşınıza, taş yerine. Onlar sizin düzeltebilecek ve kendinizi revize edebileceğiniz taşlar olsun. Yenilenin, değişin, güçlenin. Ama onlara takılıp, sakın düşmeyin. Düştünüz mü? O da sorun olmasın. Kalkın. Bundan sonra daha dikkatle yürüyün o yolda...


Tabii ki sırf olumsuzluklar değil, olumlamalar da olacak. İşte onlarda yolunuzda karşınıza çıkabilecek çiçek manzaraları... Her bir çiçek size daha çok ilham versin, her bir çiçek sizi daha çok pozitif ve olumlu yapsın ki sizde aynı şekilde ve daha güzeliyle devam edebilin. Destekleyici güzellikler olacak bunlar da emin olun ki...
Hem yaprak döken ağaçlar ilkbaharda yeniden çiçeklenir. İçimizde ne kadar yaprak dökülmüş olursa olsun... Çiçeklerin gönlümüzü saracağı ve dışımıza taşacağı günler de var.
Bir hayaliniz varsa, o hayali kurabildiyseniz yapılabilir. İmkansız değildir o, en fazla zordur. Bu yüzden vazgeçmeyin hayallerinizden. Onlar çok kıymetliler.
Ne yapmak istiyorsanız gelecekte onu yapın. Sevdiğiniz iş, sevdiğiniz meslek, sevdiğiniz sanat. Sırf siz seviyorsunuz diye, siz onunla mutlu olacaksınız diye onu yapın. Hemen yapamasanız da eğitimini alın, öğrenin, çalışın ama bir ucundan tutun.
Bu hafta başlatın bu mottoyu hayatınızda, bir ömür sürsün.
Başta da belirttiğim gibi, kulaklarınızdan çıkıp gitmesin bunlar öylece ya da gözlerinizden silinmesin. "Asla vazgeçme"yin. Kendinizden! Hayatınızdan! Hayallerinizden!

Hayallerin gerçeklere dönüşebileceği mutlu haftalar olsun...🙏🌿🌻

Photo: Never Give Up

0 yorum:

Yorumlarınızı bekliyoruz

Kitap/Dergi

Ocak Ayında Neler Okuduk?

Ocak 28, 2017 Ruhuna Renk Kat 0 Comments


Yeni bir yıla başladık, şansımız vardı kışı anlamlı kılan kar yağışına doyduk. Sadece izlemekle de yetinmedik. Attık kendimizi sokaklara, doya doya kar topu oynadık, şekilli ya da şekilsiz kardan adamlar yaptık. ⛄ İtiraf etmeliyim ki en eğlendiğim kısımdı. Çünkü ailecek yaptığımız kardan tavşan olmuştu adeta...🙈 Sonrasında ise karlar erirken bir yandan hüzünlenmek bir yandan da son kalan manzaraya göre, keyfini kahve kitap ile çıkarmak kalmıştı. Çıkardık da... 💙

Peki bu senenin ilk ayında, ilk okuduklarımız neler oldu? Neler hissettirdi? Neler altını çizdiklerimiz arasına girdi? (Kitapların altını çizmeye kıyamam, bu yüzden bu kısım mecazi anlamdadır.)
Gelin şimdi, bu ayın en okunası kitap ve dergilerine bakalım bir kez daha, birlikte...

"Çiçekli şiirler yazan kadın" Didem Madak... 


İtiraf etmeliyim ki, Didem Madak şiirlerini ilk kez okuyuşum değil. İlk kez 3 sene önce, yine aynı kitap "Ah'lar Ağacı" ile tanımıştım onu. Şimdi tekrar okuduğumda, 3 sene önceki hissettiğim aynı değildi. Daha içime çeke çeke okudum çünkü... Her kelimesini hayatıma kata kata... Bu kez bana gülümseyen, ruhu çiçeklerle renklerle dolu, her satırda aşkı iliğine kadar hissettiren bir kadını hissettirdi. Keşke hala hayatta olsaydı, olsaydı da "ruhumuza çiçek aşısı yapsaydı, çiçekler açsaydı ruhumuz"...
Biz ise şimdi ardından kitabındaki;
"Güzin ablası kitaplar olan bir kızdım,
İçim sıkılmasa o kadar
Tek bir satır bile okumazdım..." dizeleri ile kendimizi bularak kaldık... Ve daha çok kitapları sevip okuyarak...

Ve devam ettik okumaya, her gün...

Hayatımdaki en anlamlı kitaplardan biri; Edmondo De Amicis'in Çocuk Kalbi...


Hayatımda okuduğum ilk romanımdır kendisi, daha doğrusu günlük türündeki kitabımdır. Küçükken odama geçer sıcacık battaniye arasına gömülür akşamları okurken uyuyakalırdım... Şimdi ise elimde iki tane var. Kitap hediye eden dost güzelliğinden ikincisi de...❤
Kitabın ön ve arka kapağında da yazdığı gibi; "Dünyanın en faydalı çocuk kitabı..."
Ben çocuk muyum? Hayır. Peki; çocuk kitabı okumam için, illa çocuk mu olmam gerekiyor? Tabii ki, hayır.
Tıpkı Küçük Prens gibi, tıpkı Martı gibi Çocuk Kalbi'de bizim ders almamız ve okumamız gereken çocuk görünümlü büyük kitabından biri... Evet, çocuk görünümlü büyük kitabı diyorum çünkü; büyükler olarak o kadar sabit duygulara gömülmüş durumdayız ki, kalbimizin paslı yerlerini anca bir çocuğun his dünyasını okuyarak çözebiliriz. Kendimizden pay biçebileceğimiz, çıkarabileceğimiz o kadar ders var ki içinde...
"Kışı bayram yapınız çocuklarım! Çok güzel! Fakat kışın kendilerine yoksulluk ve ölüm getirdiği binlerce çocuğu da düşünüz."
Ne kadar anlamlı değil mi? Biz bu kar da o kadar eğlendik ki... Ardından sıcak evlerimize geri döndük. Ama biz kadar şanslı olmayanlar da vardı. Çocuklar, büyükler ve ellerinden hiç bir şey gelmeyen sokak hayvanlarıydı... 

Hiç birini unutmamamız gerektiğiydi önemli olan...

Ve sırada bu ay gerçekten okumalara doyamadığım, çıkmasını sabırsızlıkla beklediğim ve beklediğime her seferinde fazlasıyla değen dergi var...

Çift taraflı kapağı ile iki aşığı iki yazarı bir dergide buluşturan; Kafkaokur...


Hangi yazısından başlasam, hangi cümlesine bayıldım desem inanın bilmiyorum. Hali hazırda hala satılıyor, şubat sonuna kadar alın okuyun derim. Çünkü bu ay cidden MÜ-KEM-MEL...💛
Öncelikle ilk bahsedilmesi gereken, Jean-Paul Sartre ve Simone De Beauvoir ikilisi... Tek bir gece dışında 30 seneyi asla dargın geçirmeyen, birbirlerine karşı yalan söylemeyen, başka ilişkiler yaşasalar da her gün görüşmekten ve birbirlerine değer vermekten vazgeçmeyen ikili... Sonunda evlenmelerini bekliyor insan, ama evlenmemişler ve öldüklerinde yan yana görülmüşler... Beauvoir'in Sartre'nin ölümü sonrası özet geçtiği cümle her şeyi açıkça ifade ediyor aslında... "...Beraberliğimize gelince tek kelime harikaydı."

Esra Pulak aforizmalarıyla kalbimi bir kez daha fethederken... Özellikle de;
"Mevsim kıştı; seviyordum,
o da beni seviyordu,
üşümedik." sözüne apayrı bayıldığımı belirtmem gerek...👏

Ezgi Ayvalı'nın bu ay ki yazısı gerçekten bir harikaydı... Upuzun bir yazı, soru-cevap şeklinde ilerliyor, ama o sorular o kadar gerçekten, cevaplar ise o kadar düşündürücü ki, cidden "Bir soru daha sor" diyesi geliyor insanın... Sizle tüm yazıyı paylaşmak çok isterdim ama, sizi de Kafkaokur sever yapmak daha güzel geliyor gözüme...😇


Ama derginin içinden seçtiğim kendime yakıştırabileceğim en güzel özet Simone De Beauvoir'den dokundu bana...

"Yolculuk dışında, ya da olağanüstü olaylar meydana geldiği zamanlar dışında, yazmadığım günler kül tadında."

Kesinlikle evet, dedim. İşte ben gibi...

Sizde okumalısınız. Birini değil hepsini. Şiir seviyorsanız şiir, dergi seviyorsanız dergi, roman seviyorsanız roman. Ama hiç denemediyseniz her birini de mutlaka denemelisiniz. Her tür bambaşka dünyalara alıp götürüyor sizi en güzelinden... Zaten kitaplardan daha güzel bir dünyada yok bence...

Ocak ayını böylece bitirdik, Şubat'ta aşkla dolu görüşmek üzere... 

0 yorum:

Yorumlarınızı bekliyoruz

Yazı Dizileri

Yeni Yıl Mottoları Yazı Dizisi-5: Pozitif Ol!

Ocak 23, 2017 Ruhuna Renk Kat 2 Comments

Önce n'apıyoruz arkadaşlar?
Güne gülümseyerek başlıyoruz. Gülümsemenin bulaşıcı etkisinden yararlanıp, güne güzel şeyler umut ederek adım atıyoruz. Bugün güzel olacak diyoruz, o şekilde yataktan kalkıyoruz. Solumuzdan kalkmış olmamız da önemli değil, yeter ki pozitif duyguları içimize alarak kalkalım. En zor kısım buydu. Tebrikler, en basit kısımlara geçiyoruz şimdi...👏
İçimizdeki o pozitif duygular, güzel hisler ve güzel umutlar var ya, onları tüm günümüze yayıyoruz. Kesinlikle boş durmayacaklar öylece... Ve fark edeceksiniz ki, gününüz tamamen güzel geçmiş. Üstelik sizle birlikte bir çok insanda bu neşeli, pozitif havadan yararlanmış.
Hava puslu, hava karanlık, hatta yağmurlu ve karlı bile olabilir. Kış mevsimindeyiz, dört mevsim her haliyle başka güzel... Bu açıdan baksak ya?


Pozitif düşünüldüğü zaman, sonuçlar da istediğimiz şekilde gelişir. 

Size yakın bir zamanda yaşanmış bir an anlatmak isterim...
Geçenlerde biraz melankolikleşmişim, insanız sonuçta duygusallaşabiliyoruz, bir bulutun göğü kapamasıyla bile hüzünleniyoruz. O misal bende ki de. Bir arkadaşımla haftasonu için buluşma planı yapmıştık önceki günlerden, gün yaklaşınca ne yapsak diye konuşmaya başladık. Şansa bakın ki bende o gün pek bir melankoliğim, bir negatif düşünceler o gün kötü bir şey olacak galiba türünden saçma hisler... Karşı tarafa yansıttım, doğal olarak etkilendi. Normalde bu arkadaşı yolda görsem heyecandan ne yapacağımı şaşırırım, kısa zamanda benim için çok farklı bir yer edindi hayatımda öyle diyeyim. Bu kez ve ilk kez tam tersiyim. Sanki benim negatif düşüncem etki gösterdi ve onu etkiledi, akşamında aradı beni. Rahatsızlanmış. Nasıl üzgünüm ama, anlatamam. Sonra insan gerçekten yaşayınca anlıyor sanırım. Buluttan nem kapmamak lazımmış, daha doğrusu bulut gökyüzünü kararttı diye içimizi karartmamak lazımmış.

Bir kuytu köşeden sızan negatif ve olumsuz tüm duygular, ileriyi etkiliyor. Benim de başıma geldiği gibi, sizin de başınıza gelmesin diye, bu karanlık havaya inat. Pozitif duygularla doluyoruz. Kötü bir şeyi düşünerek veya kötü bir hisse durduk yere kaptırarak kendimizi kötü sonuçlara sürüklemiyoruz.
Yeni yıldan bu yana hayatımızda yer edinmesi gereken mottolarımızı size sunuyoruz.
Yeni yıl sloganları ile mutlu oluyoruz, neşeli oluyoruz, huzurlu oluyoruz, kendimiz oluyoruz ve en çok pozitif oluyoruz.
Daha devamını da ilerleyen haftalara saklıyoruz.😇

Bu gün, bu hafta, bu ay, bu yıl, yıllar boyu hatta ömür boyu hepsini uygulayalım. -bende dahil:)-
Emin olun, iyi insanlar güzellikleri hak eder ve yaşamalıdır.
Her zaman pozitif duygularla yüklü olacağımız ve etrafımıza bu pozitifliğimizi bulaştırabileceğimiz, güzeller güzeli haftalarımız olsun.
İyi haftalar, mutlu günler 🌈✨
***
Photo by: 🎨

2 yorum:

Yorumlarınızı bekliyoruz

Hayata Dair,

Mutlu Ötesi Hafta Sonları ❤

Ocak 20, 2017 Ruhuna Renk Kat 1 Comments



Bu hafta deli gibi yorulduk.
Ruhen, bedenen fena bir yorgunluk var ki üstümüzde anlatılamaz.
Sabah uykularını alamadan işe gitmeler, akşam kalabalıkta zoraki eve dönmeler, koşturmalar, bir sürü karmaşalar. Hatta bazen iş kelimesindeki i harfi bile yordu bizi...
Ama bugün haftanın en sevilen günü CUMA. Yaşasın!🙌

Yarın mis gibi sıcacık yatağımızda geç saatlere kadar bile uzanabilir, pijamalarımızı üstümüzden çıkarmadan ev topuzu saçımızla evde dolaşabilir, patlamış mısırı koca bir kova yapıp afiyetle film eşliğinde yiyebiliriz. Çünkü yarın hafta sonu...


Biraz önce anlattığım gibi güzel bir ev planı yaptıysak bu hafta sonu için, değişikliklere gidelim mesela nasıl olur?

Uzun zamandır başlayamadığımız puzzle'a başlamak, harika bir fikir. Başlamak bitirmenin de yarısıdır zaten...
Bir kaç pastel boya kırık mı kalmış kuytu köşede, resim yeteneğine gerek yok çiziktir gitsin.
Ne zamandır kendine bakmıyormuş gibi misin? Yap bir cilt maskesi, nasıl olsa evindesin. Güzelliğine güzellik katman gerek.
Kitapların okunacak diye bir köşede duruyor mu yoksa? Durmasınlar. Hemen birine başla, evet hemen şimdi.
Yeni hobiler mi edinmek istiyorsun? Yakında bir kırtasiye varsa fırla hemen. Ne yapmak istiyorsan yap. Mesela; kendi mutluluk ajandanı oluşturmak için harika bir gün. Scrapbook'lar da pek moda.
Örgüye başlayabilir, kanaviçe yapabilirsin. Ahşap kutunu renklendirebilir, elindeki çöpe gidecek eşyaları değerlendirebilirsin.
Çok sevdiğin yabancı dizinin yeni bölümleri birikme mi yapmış, şimdi birine başlarsan son bölüme yetişebilirsin.
Yazı yazmaktan zevk mi alıyorsun? Saçma bile olsa yaz. Al eline kağıt kalemi durma. İlla bilgisayar, telefona ihtiyaç duyma, kağıtlarda da hayat var!
Spora başlamak istiyordun ne zamandır... Bugün hafif bir egzersiz yapsan ve hafta başında da düzenli bir programa dönüştürsen, süper olabilir. Hem şurada yaza ne kaldı?
Yeni keşfettiğin tatlı, yemek tariflerini deneyebilirsin mesela. Ama çok abartma tabii :) Bu da hafta sonu kaçamağın olur.😁

Zaten ev planın yoksa, en güzel öneri bol bol gezmek. Havanın, huzurun tadına vara vara sokakları adımlamak. Vapur sefası yapıp, sıcacık bir kafede sıcacık bir çay içmek, her anın hatrı kalsın diye bol fotoğraf çekmek, yağmurlu havanın yağmurunun, güneşli havanın güneş ışıklarının tadına doya doya bir hafta sonu geçirmek.
Her planda da içine mutluluk katmak ve mutluluk dolmak şartı var ama...😊

Mutlu ötesi olacağınız iki gün geçirin. Pazartesi de böylece sendromsuz gelsin. Ne dersiniz? 🙏
Haydi hafta sonu başlasın 🙌

Photo by:

1 yorum:

Yorumlarınızı bekliyoruz

Yazı Dizileri

Yeni Yıl Mottoları Yazı Dizisi-4: Kendin Ol!

Ocak 16, 2017 Ruhuna Renk Kat 0 Comments


Kendin olmak ne kadar önemli aslında...
Kendin gibi davranmak, kendini fark etmek, seni sen olduğun tüm ayrıntılarla sevebilmek...

Çok ufak bir detay ama, çok büyük bir farkındalık. Kendin olmak-olabilmek!


Bir moda akımı çıkıyor, herkes "moda buymuş" diye akın ediyor. Bir fenomen komik bir kelime ediyor, herkesin diline aynı şey dolanıyor. Birinin bir sözü modaya kapılıyor, herkes durumunda bile onu paylaşır hale geliyor.
Neden kendimiz üretmiyoruz?
Neden biraz da kendi yeteneklerimizi değerlendirmiyoruz?
Evet, onlar da güzel şeyler yapmışlar. Vallahi helal olsun. Ama neden biz yapamayalım?
İşte tam olarak vurgulamak istediğim nokta bu; "Benim neyim eksik yahu?!"

Bu hafta mottomuz bir köşede değil, tam gözümüzün önünde ve içimizde durmalı.
Kendimiz olalım. Başkalarına özenerek, başkalarına benzeterek, başkalarının -kendi ürettikleri- modaya kapılarak bir şeyleri yapmayalım.

Benim modam; içinde rahat olduğumdur, kendimde yakıştırdığımdır (başkalarının yakıştırdığı değil).
Benim yapım; kendim gibi davranabilmektir. Bir ortama girdiğinde o ortama ayak uydurmak zorunda olmamaktır. 
Neysem oyum. Kusurlarımla, mükemmelliklerimle, ben benim. Beni oluşturan tüm yapı taşlarımla, kendimim!
En önemlisi de bu. Bir başkasına benzeyerek kendi benliğimizi terk etmeyelim. Başkalarının olmamızı istediği, görmek istediği kalıplara girmeyelim. Boş verin. 
Biz böyle çooook iyiyiz.💃💋👍

Herkese musmutlu haftalar. Biz buralardayız.❤

0 yorum:

Yorumlarınızı bekliyoruz

Yazı Dizileri

Yeni Yıl Yazı Dizisi-3: Huzur Duy. Her An, Her Yerde...💙

Ocak 08, 2017 Ruhuna Renk Kat 0 Comments


Yeni bir haftaya girdik giriyoruz derken, kar yağmaya başladı. Her yer pamuktan beyaz hale geldi. Yaş kaç olursa olsun hiç farketmedi, o kadar mutlu olduk ki... Sanki tüm gülümseyişlerimiz, eğlenmelerimiz, neşemiz karın yağmasına bağlıymış gibi...
Kar öyle bir huzur getirdi ki bize... Bekliyorduk, gözümüz yollarda kalmıştı dermişcesine bir anda geldi sokağımıza, mahallemize...
İyi ki de geldi.
Soğuğuna da razıydık, yolları kapamasına da, mutluluk getirmesine de...
Huzur duyuyoruz çok şükür ki...💙
Kardan adam yapıyoruz -veya yapmaya çalışıyoruz😂- , kar toplarını avucumuzda iyice sıkıp yarışırcasına çevremizdekilerle heyecanla kar topu oynuyoruz, ağaçları sallıyor ve üstümüze daha çok kar dökülmesini sağlıyoruz, kardan yatak gibi bir yer bulup atıveriyoruz kendimizi gömülüyoruz iyice, çocuklar gibi kaymaya çalışıyoruz güle eğlene çocuklaşıyoruz bizde, eninde sonunda ise evimize girip cam kenarına geçiyoruz kahvemizi kitabımızı alıp derin derin keyfe dalıyoruz. Sonrası mı?

5 harften ibaret... HUZUR.
Böyle güzel huzura doyulur işte, böyle güzel insanın içi çocuklar gibi cıvıldar...
Gelin bu hafta en huzur aldığımız aktivitelere gömülelim, belki şansımıza kar erimez hatta daha da yağar biraz daha kara doyarız. (Ay hadi inşallah)
Baksanıza kar bile bir huzur sebebi hayatımızda. Değerlendirmek gerek değil mi?✨

Ama bunların dışında Allah dışarıdakilere yardım etsin, biz ne kadar huzur ve mutluluktan bahsetsek bile dışarıdaki evsizler ve hayvanlar için çileden ibaret ve korkutucu...
Yardımı unutmayalım.

Huzurumuzun bol olacağı bir hafta olsun. Beyaz mutluluk dolu haftalar⛄⛄⛄


0 yorum:

Yorumlarınızı bekliyoruz

Yazı Dizileri

Yeni Yıl Mottoları Yazı Dizisi-2: Neşeli Ol ve Bunu Uygula 🙌

Ocak 02, 2017 Ruhuna Renk Kat 0 Comments


Bu haftalık yazı dizimizde bulaşıcı bir mottomuz var.
Neşeli olmak! Neşe saçmak! Neşe bulaştırmak!

Bu haftaya tüm olumsuzlukları üzerimizden silkinip atarak başlıyoruz. Hali hazırda dört mevsimi aynı anda yaşıyor gibiyiz. Ama o kadar mızmızlanmak niye?

Şimdi neşelenmek zamanı...
Kar yağıyor, ellerimizi açıp karın düşüşüne bakıyor hayallerimizdeki kar topu savaşları yapılacak diye neşeleniyoruz.
Güneş çıkıyor, içimizi ısıtan sıcaklık için neşeleniyoruz.
Bir rüzgar esiyor yavaştan, saçlarımızın uçuşmasına neşeleniyoruz.
Yağmur çiseliyor usulca, şemsiye bile açmadan ıslanarak yürümenin keyfiyle neşeleniyoruz.

Neşelenmek için sebep buluyoruz, her şeye ama her şeye neşeleniyoruz. Bu esnada yanımızdakileri de unutmuyoruz.
Çünkü neşelenmek mutluluğa davetiyedir, bulaşıcıdır. Hayatımızdakilere, her gün gördüğümüz selamlaştığımız insanlara, evimize, yuvamıza, çevremize yayılır. Kocaman olur.

Ve her şey o kadar çok neşe saçabilir ki bize...
En yakın arkadaşının telefonda 5 dakikacık sesini duymak = Neşelenmek
Annemizin en sevdiğimiz yemeği yapması = Neşelenmek
Çok istediğimiz kitabın indirime girişi = Neşelenmek
Çok sevdiğimiz sanatçının yeni çıkan bir müziğini dinlemek = Neşelenmek
Yolda yürürken küçük şirin bir çocuk görmek = Neşelenmek
Bir parça çikolata = Neşelenmek (Bu biraz fazla neşe içerebilir😁)
Böyle bir sürü neşe sebebi sayabilirim size...
Bunlar üstelik "amaan ne kadar basit" denecek neşe kaynakları... Büyükleri, en neşelendirenleri kim bilir nelerdir? Bir düşünsenize, size en çok ne mutluluk veriyor?

O halde bu hafta bol boll neşeleniyoruz. Hayatımızda olumsuzluğa yer yok bizim! Haydi biraz neşelen ya hu!🎈💃


photo by: inspirational picture quotes

0 yorum:

Yorumlarınızı bekliyoruz