Hayat/Öneriler,

Tercihler

Mayıs 20, 2016 Ruhuna Renk Kat 0 Comments



Kafeste bir muhabbet kuşunuzun olduğunu düşünün... Yemliği, oynayacağı bir iki oyuncağı var içerisinde... Özgür deseniz değil, tutsak deseniz o da tam değil... Ne zordur halbuki değil mi onun için de bu hayat, dilediği gibi uçamamak?
İşte tam da böyle bir zamanda yazmaya karar verdim. Kendimi kafesin içerisindeki kuş gibi hissettiğimde... 
Kendinize ait bir hayatınız olmalı. Kimsenin müdahale edemeyeceği, yarenlik edenin hep yanı başınızda olduğu, bir özgürlüğünüz olmalı.
İstediğiniz noktaya yürüdüğünüz, nedenini bir sizin anlayabildiğiniz, kendi saf iradenizle her adımını attığınız bir yolunuz olmalı.
Olmadığında kafesiniz oluyor. Olmadığında hayatınız yok oluyor.
Kimsenin ama hiç kimsenin hayatınızı yönlendirmesine, "şöyle yap, böyle gel" demesine, sizi siz olmaktan çıkarıp bir kuklaya dönüştürmesine izin vermeyin. O kuş olmayın.
"Ben böyle istiyorum" diyebilin mesela.
Veya...
"Hayır bunu yapmak istemiyorum"
Canınız gitmek istiyorsa gidin, canınız sevmek istiyorsa sevin, canınız ne istiyorsa onu yapın.
Bırakın şu klişeleri... "El alem ne der?","Laf olur"... İşte tam da bunları bırakın.
İnsanların sizin hayatınız için yorum yapmaları 3 dakika sürer, ama siz bu yorumlara izin verdikçe ömür boyu etkisini yaşarsınız.
Kafesteki kuş mu olmaktır en güzeli?
Yoksa uçsuz bucaksız denizlerin üstünde gönlünce dolaşan martılar gibi mi olmak?
Bense martıları her zaman çok sevmişimdir.
Siz de tercihinize tüm kalbinizle güvenin.
Kalp yanlış atmaz. 


Bunlar da ilginizi çekebilir

0 yorum:

Yorumlarınızı bekliyoruz