Mini Alışveriş Turu #2 (Gratis)


Eveet gelelim 2.turumuza, ah pardon merhaba demeyi unutmuşum. :) Merhaba canlar, nasılsınız keyifler iyidir umarım. Ben hızlı bir giriş yapayım derken, hızımı alamayıp konuya direkt başlıyordum neredeyse...

Geçen ki mini alışveriş turları beğenildi diye umuyorum. (linki burdan tık)Yazı içerisinde de ikincinin yolda olduğunu belirtmiştim. Şimdi sırada Gratis alışverişimiz var. Bakalım bu kez neler aldım, neleri denedim ve öneriyorum. Gerçi her ne kadar şu sıra Black Friday kapsamında da olsak, benim alışverişim kampanya öncesinde bunu da ayrıca belirteyim.

Gratis'ten Alınanlar


Bu kez ihtiyaç dahilinde bir alışveriş yaptığım için, mutlaka denenecek ürünlerden bahsetmeyeceğim aslında. Geçenlerde odamda makyaj kutuma bir el attım, tarihi yaklaşanları hatta fark edemeden tarihi geçenleri, artık kullanmadıklarımı vs ayırdım ve direkt çöpü boyladılar. Hal böyle olunca eksik listemde kabardı. Fakat listenin bir kısmı indirimde olmadığı için oldukça pahalı geldiler ve aylara bölmeye karar verdim. 

İhtiyaç listem içerisinde olup, alır almaz üstünüze bir çızzık attığım ürünler ise şu şekilde oldu.

➼ Diadermine Nemlendirici Micellar Kusursuz Makyaj Temizleme Suyu (İndirimli ve Tester Hediyeli: 14 TL)
➼ Pretty by Flormar Eye Pencil 113 Black Coffee (İndirimli: 4 TL)
➼ Beaulis Tune It Eye Pencil 102 Nude (İndirimli: 4 TL)
➼ Wet n Wild Max Volume Plus Mascara (İndirimli: 18 TL)

Listeye şöyle uzun uzun baktığımda yine gün kurtarıcı malzemeler aldığımı söylesem yalan olmaz.

Her ürünü detaylı anlatmaya geçecek olursam;

Watsons İndirimi

🎔 Diadermine Nemlendirici Micellar Kusursuz Makyaj Temizleme Suyu 


Garnier Micellar ve çift fazlı, Loreal Paris Çift Fazlı Makyaj Temizleme Suyu bitiminden sonrası uygun fiyatla görüp aldığım ve en acil ihtiyacım olan üründü kendisi. Kullanmaya başladıktan sonra Loreal Paris'i özellikle çok özlemiş olabilirim.

Önceki makyaj temizleme suları deneyimim genelde belirttiğim üçlü arasında gidip geldi, Diadermine'e şans vermeyi de özellikle istemiştim. Garnier'in pembe olan Micellar'ı tam bir temizleme sağlamıyorken, çift fazlı olan sarı renklisi ise yoğun parfüm kokusuyla içime bir türlü sinmiyordu. Loreal Paris Çift Fazlı Micellar Makyaj Temizleme Suyu ise tam aradığım temizlik ve kokuyu sağlıyor, ama indirime girmesi epey zaman alıyor. Bekleyecek çok zamanım olmadığı için de bunu almıştım.

Diadermine makyaj temizleme suyu makyajı güzel temizliyor, içinde paraben, parfüm,sülfat, renklendirici, sabun bulunmaması oldukça artı bir yön. Fakat yapış yapış bir his bırakıyor ve durulamaya gerek yoktur ibaresi bulunmasına rağmen, durulamadan o his cildinizden geçmiyor. Sanki böyle kremsi yapışkan doku cildinizde maske gibi kaldı, öyle hissediyorsunuz. O yüzden bittiği an itibariyle favorime geri döneceğim.

Yanında da sıkılaştırıcı gündüz kremi hediyesi verilmişti. Kremden beklentim cildimde yokmuş gibi emilen bir his bırakması olduğundan, yine yapışkan ve terli gibi hissettiğim bir cilt deneyimi yaşadım. Aynı zamanda kaşıntı da yaptı. :(

Makyaj Temizleme Suyu


Makyaj Temizleme Suyu


🎔 Pretty by Flormar Eye Pencil 113 Black Coffee


Hey gidi lise zamanlarımda, okulda makyajsızdık elbette ama tatil günlerinde göz kalemi mutlaka sürerdim. Sürmediğimde kendimi boş hissediyordum. Hatta üniversite zamanıma kadar tek makyaj ürünüm göz kalemiydi diyebilirim. O yüzden yılların alışkanlığı bahanesine sığınarak hala sık sık gözlerime buğulu bir bakış katmak için hafifçe uygularım. 

Göz kalemi olarak çok lüks marka takıntım yok aslında ama ucuzcudan alınan ve akanlardan her zaman uzak dururum. Flormar Pretty'e güveniyorum çünkü; eyeliner, far, maskara gibi temel ürünlerini kullanıp memnun kaldım. Doğal makyaj sevdiğim içinde günlük kullanım ihtiyacını temel karşılayan ürünleri var. Bu sebepten indirimdeyken göz kalemini tercih ettim. 

Black Coffee yani siyah ve kahvenin tam ortası sayabileceğim bu renk tam benlik oldu. Gün boyunca akma yapmadı, yumuşak bir sürümü var. O sebepten de benimle yola devam edecek belli ki. :)

Flormar Göz Kalemi


🎔 Beaulis Tune It Eye Pencil 102 Nude 


Beaulis markasını Gratis'in olduğu için ve methini çok duyduğumdan denemek istiyordum. Nude rengini daha çok göz içine ve göz pınarları bölgesinde aydınlatma amaçlı kullanıyordum. Daha öncesinde de Golden Rose'un beyaz ve nude rengini denemişken, bu kez Beaulis'e fırsat verdim. 

Çok belirgin pigmente sahip olmasa da, doğal duruyor ve yumuşak bir sürüme sahip. Beni yeteri kadar tatmin etti. Daha fazla ne diyebilirim bilemedim ama, tavsiye edip etmemek arasındayım. Kararı yine de size bırakıyorum. :)

Belki biraz daha kalıcılığı olsa daha iyi olabilirdi veya renk yoğunluğu arttırılabilirdi.

Göz Kalemi


🎔 Wet n Wild Max Volume Plus Maskara


Yine acil ihtiyaçlardan biri olan maskara tercihimi bu kez Wet n Wild'den yana kullandım. Neredeyse 2 yıldır kullandığım Farmasi Zen'den hızlı bir geçiş yaptım çünkü hem farklı denemek istiyordum ve hem de Farmasi'nin kokusu son zamanlarda beni rahatsız ediyordu. Sanki bir ilacı kirpiklerime sürmüş gibiydim.

Wet n Wild Max Volume Plus benim bayağı hoşuma gitti. İçerisinde zeytin yağı, makademia ve jojoba yağının bulunduğu ve D-Panthenol ile zenginleştirildiği yazıyor. Aynı zamanda fırça ucu ufak kıllardan başlayarak konik şeklinde sap kısmına doğru büyüyor. Böylece minik kirpiklere bile ulaştı.

Bulaşma, topaklanma yapmıyor. Kirpiklerim tek katta hem uzun göründü, hem de hacimli ve tek tek ayrılarak durdu. Yani günlük kullanımda tüm ihtiyaçları karşılıyor. Fiyatına göre de epey iyi bir performans gösterdiği için memnunum. Deneyin diyorum.

Wet n Wild Maskara


Özet tablomuza baktığımızda ise; Gratis alışverişi de kârlı bir şekilde sona ermiş bulunuyor. İlk alışveriş turumu da henüz okumayanlarınız varsa buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Umarım yorumlar yeterli kalmıştır (swatch denemesi bile yaptım düşünün gerisini :), denediklerinizle ilgili yorumlarınızı da sabırsızlıkla bekliyorum.

Güzellikler ile dolu günler! Bir sonraki turda görüşürüz. :)

Dead to Me Dizi Yorumu


Herkese yeniden selam!
Artık buralara uzun aralar vermek yerine biraz daha geriden aktifliğimi korumaya ve ara sıra da yüzümü göstermeye çalışıyorum. Geçenlerde de yine bakınırken Ekim ayında hiç sesimi çıkarmadığımı fark ettim. Hali hazırda da Aşk-ı Memnu bataklığından yeni kurtulduğum için elimde biriken 12 devam eden bitecek diziye rağmen, yeni bir diziye başlama yürekliliğini gösterip daldım buraya. (O değil her Youtube açışımda hala Bihter'i görecekmişim gibi, henüz özlemim dinmedi sanırım.:))

Bu sıra çok sık aynı dizileri görüyorum, genellikle çevremdekiler ve tanıdığım birçok blogger arkadaşım popüler olan trend dizileri takip ediyorlar. Tabii ki Netflix ağırlıkta. Ama ben ne yazık ki Netflix'in her yapımını sevemiyorum, bağımlılığımda yok bu yüzden. (bu kısımda biraz şanslı hissettim) Bazıları gerçekten saçma sapan oluyorken, bazılarını gerçekten eğlenceli ve ilgi çekici bulabiliyorum. Dead to Me de onlardan biri oldu.

Her ne kadar Dead to Me konusu itibariyle ilgi çekse de, vaov dedirteceklerin içerisinde yer almıyor. Türünün kara mizah oluşu benim ilk dikkatimi çekendi, bunun sebebi de sevdiğim beyle izlediğimiz Thesaglams'dan Büş'ün önerdiği After Life dizisini çok seviyor oluşumuzdu. Ufak çaplı olarak ikisindeki kıyasıma da yazıyı sonlandırmak üzereyken değineceğim. Şimdi gelin Dead to Me 'den bahsedelim.



Dead to Me Konusu : 

Geçenlerde izlenecek dizi önerilerimin ilk serisinde bahsettiğim (buradan ulaşabilirsiniz) 2 Broke Girls dizisinin yapımcısı Liz Feldman'dan gelen Dead to Me yine başarılı bir işe imza atmış. Kara mizah, trajikomik, dram ve absürd komedi olarak belirtilen dizi benzer bir hikayeden yola çıkmış ve hisler gerçekçi olarak aktarılmış, konusuysa şu şekilde...

Jennifer Harding yani 2 çocuklu çalışan bir anne olan Jen kocasını bir araba kazasında kaybetmiştir. Araç çarparak kaçmış ve hiçbir delil bulunmayarak dava çözülememiştir. Judy Hale ise nişanlısı yeni terk etmiş fakat özel yaşamında sorunları olan biridir. İkisinin yolları yas inzivasında birleşir. Bu grup içerisinde herkes kendi kayıpları ile savaşmayı ve onları paylaşarak içlerindeki birikimi dışa vurmayı öğrenir. Derken karanlık olaylar herkesi içeri çekmeye başlar. Sırlar hiçbir zaman gizli kalamadığı gibi, yavaş yavaş gün yüzüne çıkar. Günümüzde başımıza gelen veya gelme ihtimali olan olaylar farklı mesajlarla bize aktarılır.

Örneğin; psikolojik baskı, annelik, aldatılmak, erkeklerin kadınlara bakış açısı ve tam tersi olacak şekilde aşırı feministlik gibi birçok konu barındırılıyor.

Bu sırada Jen ve Judy'nin arkadaşlığı gerçek bir kankalığa dönüşürken, Judy Jen'e taşınır ve işler karmaşık bir hal alır. Çarpık ilişkiler, kaybolmayan ve kopulmayan duygular, tüm hisler başarılı bir şekilde ekrana serilir.




Dead to Me kaç bölüm?


Diye soracak olursanız, dizi henüz bu yılın mayıs ayında yayınlandı ve 1.sezonu bitti. 2.sezon onayını da alan Dead to Me 'ciğimiz, ilk sezon 10 bölümken ikinci sezonunda da 10 bölüm olacağı belirtiliyor. 

Her bölüm yaklaşık 30 dk sürdüğü için, diziyi 1 günde bitirebilirsiniz. Zaten ilk bölümden merak etmeye başlayacak ve diğer bölüme geçmek isteyeceksiniz. Bu arada belirtmeliyim ki, imdb puanı 8.1 ve bu gayet iyi bir derece.

Dead to Me Karakterleri :


Jen: Başroldeki kadınlarımızdan ve benim açık ara en favori karakterim olan Jennifer; çoğu izleyen tarafından biraz sevimsiz olarak görünüm sergiliyor. Fakat yine benim böyle karakterleri ekstra benimsememinde etkisiyle, oyunculuğundan tavrına her şeyini çok sevdim! Çalışan bir anne olsa da, evine bağlılığı ailesine sevgisi çok güzel belirtiliyor. Öfke problemi olan ve gözü sinirlenince hiçbir şeyi görmeyen bir kadın, kendi meditasyonunu arabada son ses metal müzik açıp yapan bir kadın (ki bun çok gülmüştüm), yaralı ve yalnız ama bir o kadar da güçlü kalabilen bir kadın. Bunlar gibi birçok sebepten dolayı Christina Applegate'in dram oyunculuğunu aşırı beğendim. 

Judy: Biraz sevimli olup neyse o gibi görünen bir izlenimi olsa da sanki aklından geçeni bir türlü anlayamadığınız bir karakter. Tamam spoiler vermek gibi olmasın da, etmişsin bir halt ama ilk yapman gerekeni sonda yapıp herkesi dramatikleştirmek nedir be kızım? Bitmeyen Steve aşkından bahsetmeyeceğim bile...

Steve: Hazır bahsetmişken, Westworld'ün Teddy'si buraların Steve'i olarak karşımıza çıkıyor. Ama yine salak bir karakter yahu! İlk başta saf salak izlenimindeyken, sonrasında içinden bir sinsi bir kenafir çıktı. Judy'ye davranışını, hor gördüğü anları, dengesizliğini ve mutlu(!) sonunu unutmayacağım karakterlerden. 

Ve dahasında Jen'in Türk gelin-kaynana modellerini aratmaya kayınvalidesi Lorna karakteri, yaşlı evinde çok sevdiğim Judy'nin ilgilendiği Abe amcamız, Jen'in çocukları Charlie ve Henry, Judy'nin görüştüğü dedektif Nick, Jen'in ortağı Christopher gibi birçok başarılı oyunculuk izliyorsunuz. 





Dead to Me'den Akılda Kalanlar :

Dizide bazı mesajların verildiğini belirtmiştim. Bunlar aklımda yer ettiğinden ayrıca bahsetmek istedim.

➨ Jen'i taciz eden adama Jen'in yumruk atması ve "hayır, hayır demektir" demesi.
➨ Jen ve Judy araba Steve hakkında konuşurken, Steve'in Judy'e "kaçık" dediğini belirtmesi ve ardından Jen'in "erkekler bizi bastırmak için çok fazla deli, kaçık diyorlar." cevabı.
➨ Jen'in kocası tarafından aldatıldığını öğrendiği sırada diğer kadına söylemleri sebebiyle Judy'nin "hemcinslerini suçlayan kadınlardan olma" mesajı.

Ve daha birçoğu çok inceydi.
Ardından ister istemez bunları daha detaylı düşünmeye başlıyorsunuz. Kara mizahları bu sebeple daha çok seviyorum diyebilirim. Diziyi izlerken oldukça eğleniyor veya heyecanlanıyorsunuz, bittiği sırada kendinizle baş başa kalabilme fırsatına sahip oluyorsunuz.

*Fakat gelelim, en başta söylediğim ufak bir After Life kıyasına;
Kara komedide olsa Dead to Me güldürmeye yönelik değil, daha çok drama şahit oluyorsunuz.
After Life ise; hem ilk sahnelerden başlayarak güldürüyor, hem de dramı günlük yaşamın içinden alıyorsunuz.
After Life da Tony'nin eşi ölmüşken, Dead to Me de Jen'in eşi öldü. Her ne kadar olay örgüleri farklı da olsa Tony'deki aşka daha çok şahit olurken, Jen'in bağlılığındaki samimiyetle yeterli kalıyorsunuz.
İkiside bambaşka mesajlar sunuyor, After Life yaşamdan aşka, Dead to Me gündem ve toplumsal durumlara daha çok ağırlık veriyor.

Yine de kıyaslama dışına çıkmam gerekirse; Dead to Me izlenecek çerezlik dizilerden diyebilirim. Boşa vakit kaybı değil, oldukça anlamlı. Fakat daha çok dümdüz izlenecek kıvamda. Sadece ara ara tatlı heyecanları oluyor. 

İzlemeyenler için şans verilebilir, izleyenler varsa yorumlar nasıl merak içindeyim. Genel yorumlar tek yönde değil de daha çok ayrılmış görünüyor. Aşırı seven de, "bu neydi" diyende var. Benim yorumumsa ortada kalanlardan oldu. Ama bu 2020'de 2.sezonunu izlemeyeceğim anlamına gelmiyor. Listeme ekledim bile. Şimdiden tüm izleyeceklere de iyi seyirler! :)



İzlemeniz Gereken 5 Dizi Önerisi #1


Selam renkli okuyucularım!
Bugün yine sizinle ortak ilgi alanımdan olan bir bölümün yazısıyla karşınızdayım. Bu kez dizi serisi yapmaya karar verip, her yazıda 5'er diziyi sizinle paylaşmak istedim. Paylaşacağım 5 dizi izlediklerimden, sevdiklerimden oluşuyor olacak. Ki zaten artık öğrendiniz, "sevmiyorsam paylaşmam" işte o kadar! :) Imdb puanlarını ve kendi görüş puanlarımı da ekliyor olacağım.

Şu sıra o kadar çok Aşk-ı Memnu izliyorum ki; ne yeni diziye geçebiliyorum, ne devam eden dizilerimin yeni bölümlerine bakabiliyorum. Tam bir Bihter'ci olarak dolanıyorum evde. Instagram hesabımda da sabitleyerek MOVIE kısmına eklediğim hikayelere bakabilirsiniz, orada birçok izlediğim dizi bulunuyor.

Tazecik dizilerim gelene kadar şu ana kadar izlediklerimi, belli kategorilere veya benzerliğe göre ayırıp paylaşmaya başlıyorum izninizle. Şu güzelliklere bakın ya hu!



1. FRIENDS 

Imdb puanı: (8,9/10)
Ruhunarenkkat puanı: (10/10)

En ama en çok sevdiğim diziyi Friends 'i tabii ki 1.sıraya yerleştirecektim. İzlemeyenlere hep bi' baskı uyguluyorum "nasıl izlemezsin nasıııl" diye söylendiğim de doğrudur. Olmazsa olmaz, listelerin baş tacı olması gereken bu diziyi izlemeyerek çok şey kaybediyorsunuz. :(

Central Perk'te başlayan olay örgümüz, çok güzel dostluklarla ve aşklarla devam ediyor. Şüphesiz ki dizinin en sevilen karakterleri Joey ve Chandler diziye ekstra bağlanma sebebi. Hele ki Joey (How you doin)! Her sahnesinde kahkaha atıyordum. How I Met Your Mother, Friends çakması olarak görülüyor bilirsiniz ki; tabii onunda tadı farklı ama Friends'in oyunculuğununda çok iyi olduğunu düşünenlerdenim ben. Mesela orada Robin beni deli ederken, burada Rachel hem daha düzgün bir karakter hem de daha sıcak bir izlenime sahip. Her karakterin kendine has durumu var aslında, bunu rahatça görebiliyorsunuz. Ross, Rachel, Chandler, Monica, Phoebe ve Joey her birini ayrıca seveceksiniz.

Arkadaşlık bağlarını oldukça güzel işleyen, 1994-2004 arası yayınlansa da sanki yeniymiş tadı veren, her anını çok sevebileceğiniz ve eğleneceğiniz bir dizi Friends. O yüzden fazlasıyla tavsiye ediyorum.



2. HOW I MET YOUR MOTHER

Imdb puanı: (8,3/10)
Ruhunarenkkat puanı: (7,5/10)

Friends'in peşinden hazır bahsetmişken HIMYM ile devam edeyim dedim. Yani nam-ı değer; "Annenizle Nasıl Tanıştım?". Ama ismiyle alakası olmadan, Ted'in Robin'e olan aşkını son bölüme kadar izliyorsunuz. Elbette Ted'in çocuklarını karşısına alıp anneleriyle nasıl tanıştıklarını anlatmasıyla başlıyor da, belki anneye 5-6 bölüm verilmiştir.

İlk izlediğim dizilerin başında gelen HIMYM'den sonra Friends'e geçmiştim. Eski bir dizi olduğundan beni çekip çekmeyeceğine şüpheliydim ama emin olun, çok daha iyi.

Tabii ki oyunculardan bahsedeyim. Robin çok ukala geliyor bana, Ted melankolik ve biraz takıntılı, Marshall ve Lily tatlış çift, Barney legen-wait for it-dary :D (izleyenler bilir:)) Genel olarak bakıldığında sitcom severler için günümüzdekilere göre daha izlenesi bir dizi.



3. THE BIG BANG THEORY

Imdb puanı: (8,1/10)
Ruhunarenkkat puanı: (8,5/10)

Yine sitcom seven ben, elimde dizi sayısı azalınca denk gelip başlamıştım bu çocuklara. The Big Bang Theory çok sevdiklerimden oldu kısa sürede. Bazı izleyenlere ilk bölümlerden sıkıcı gelmiş, kabul etmek lazım ki bilimadamları temalı olunca gülmeniz eksik kalıyor. Ama sonrasından pes etmeyip devam ederseniz, onlardan hissediyorsunuz ve anladıkça kahkalarınız eksik olmuyor.

Sheldon, Leonard, Howard, Rajesh, Penny ana karakterlerken daha sonrasında da Amy, Bernadette ile daha şenleniyor ortalık. Favori karakterim gıcıkların ötesi Sheldon! Öyle ki Young Sheldon adındaki küçüklük dizisini de izlemeyi çok istiyorum. Gerçekten çok sinir bozucu hareketleri olan ve daha çok bencil olarak göze çarpan Sheldon Cooper aslında o kadar sevimli bir karakter ki, diziye bağlıyor. Neşeyi diziye katarken ona "Bazinga"larla eşlik ediyorsunuz. :) Final bölümünde de öyle bir göz doldurdu, dizinin bitmesine birkaç damla gözlerimden salmış olabilirim.

Şans vermeniz, ilk bölümlere göre önyargılı davranmayıp en azından ilk sezonunu bitirip kararı vermenizi tavsiye ederim.



4. MODERN FAMILY

Imdb puanı: (8,4/10)
Ruhunarenkkat Puanı: (9/10)

Canım, güzel aile! En modern ve en bağlı aile. İlk bölümünden güldürmeye başlayan Modern Family, şimdiyse final sezonuyla duygulandırıyor.

Hangi karakterlerden özellikle bahsedebilirim bilemiyorum, hepsi ayrıca favorim. Ama en en en çoğunu sorsanız, Phil & Claire derim, sevdiğim beyle olan ilişkime onları çok benzetiyorum. :) İkisini izlemek de ayrıca keyifli. Dediğim gibi sadece ikisi de değil, her bir karakterin kendisine has özellikleri var ve ayırt etmeniz zor. Belki biraz Alex'e gıcık olabilirsiniz, ama o da Dunphy ailesinin gurur sebebi yani.

Modern Family tam bir aile dizisi, her bölümde farklı bir günlük olay aktarılıyor ve sonucunda da birçok mesajla bitiyor. Onlar aslında olayları çözümlüyor, bağlarını güçlendiriyor, sorunları konuştukça birbirlerini sevdikçe hallediyorlar sanıyorsunuz ama aslında bize diyorlar ki; "bakın böyle şeyler olabilir, önemli olan bunu güzel yolla böyle sonuçlandırabilirsiniz."

Sizi çok özleyeceğim gençler! Mutlaka izleyin derim, durağan bir dizi fakat içeriği size çok şey katacak.



5. THE GOOD PLACE 

Imdb puanı: (8,1/10) 
Ruhunarenkkat puanı: (8/10)

Daha öncesinde tüm detaylarıyla uzun uzun anlattığım dizi The Good Place yine keyif veren ve diğer komedi dizilerinden ayrılan konusuyla dikkat çekiyor. İlk anlarda bu kadar popüler değilken yine tesadüfen denk gelişime ayrıca kalp bırakıyorum. Şu sıralar ise epey popüler ve kaliteli senaryosuyla sezonlarda coşturmaya devam ediyor. 

Detaylı yazısına da şu linkten ulaşabilirsiniz. >>> The Good Place Dizi Yorumu 

Oyunculuklar iyi, senaryo iyi ve her yeni sezonda üstüne eklenerek devam ediyor. Bu sebeplerden de izlemenizi tavsiye ediyorum. Hatta ailece bile izlenebileceği için içim de bayağı rahat. Son sezonunda özellikle yargıç hanımı çok eğlenceli bulmaya başladım. Bildiğiniz gibi itici ve sevimli karakterleri yine çekiyorum. :) Sonuç olarak, izleyin, seveceksiniz.



Bonus: 2 BROKE GIRLS 

Imdb puanı: (6,7/10)
Ruhunarenkkat puanı: (7/10)

Final bile yapamadan biten ve üzen bir dizi olarak bonuslara ekledim kendisini. Çünkü sona bağlanamadı, devam edemedi ve ekstra bir başlık olarak bahsetmek istemedim. 6 sezonluk 2 Broke Girls dizisi, Max ve Caroline'in hayatının birleşmesini konu alıyor. Biri fakirliğin dibini bilen bir garson, biri zengin sosyetik ve sonradan garson olan. Güzel bir uyumu vardı ikilinin, onların iş açma vs maceralarını bolca gördük. Oldukça da eğlenceli olmasına rağmen neden devam etmedi anlamak çok zor...

Max karakteri beğendiğim karakterdi, dobra, komik ve güçlü görünen yapısına rağmen pofuduk kalbe sahipliğini çok sevmiştim. 

Tüm bu sezonlar boyunca izlemek isterseniz izleyin derim. Keyif veren replikleri çokça bulunuyor. En azından 6 sezon sonrası tek bir final bölümüyle bize veda etmesini de çok isterdim. 



Özete geçmem gerekirse; ilk öneri dizilerim bu şekilde oluyor. Bir sıralama yapmam gerekirse en sevdiğimden başlayarak şöyle olur (tabii ki hepsini seviyorum ama) Friends > Modern Family > The Big Bang Theory > The Good Place > How I Met Your Mother > 2 Broke Girls. :) Bir sonraki beşliyi ise sürpriz olarak saklamak istiyorum. Böylece diğer seriye kadar da netleştirmiş olurum. Umarım yeterli yorumlar olmuştur ve ortak izlediklerimiz de boldur.

Yeniden görüşmek üzere diyerek kaçıyorum.
Bu tarz paylaşımları özellikle storyden yaptığım instagram adresime de beklenmektesiniz.
Instagram: @ruhunarenkkat

Mini Alışveriş Turu #1 (Watsons)


Selamlar!

Bilirsiniz çok makyaj düşkünü biri değilimdir ama temel malzemeleri de bazı zamanlar deneyerek ve tabiri caizse indirimden kaparak deneyimliyorum. Blogda da ara sıra beğendiğim ürünleri paylaşıyorken, dedim ki "neden alışverişte alıp denediklerimi de yazmayayım?". Derken ilk turumla başlıyorum, yalnız belirtmem gereken bir şey var ki; bu ürünleri bir süre deneyip yorumlayarak aktaracağım. Aslında bunlar illa makyaj kategorisinde sınırlı da kalmak zorunda değil, kitap alışverişlerim, belki evim için aldığım uygun şeyler de olabilir. Neden olmasın? :)

Bugün anlatacağım Watsons alışverişimi de birkaç ay önce yapmıştım. Gelin bakalım neler almıştım, neler benimle yola devam ediyor neler elendi? :)

Watsons'tan Alınanlar


Açıkçası sık kullanmadığım ürünlere indirimsiz çok para yatırmak mantığımla uyuşmuyor. Bu sebepten de gerekenleri olabildiğince uygunken almaya özen gösteriyorum. 

Watsons'ın bu alışverişinde bana eşlik edenler; 
➼ Rimmel London Stay Matte Pudra 001 Transparan (İndirimli: 15 TL)
➼ Maybelline New York Fit Me Concealer Kapatıcı 10 Light (İndirimli: 20 TL)
➼ Essence Make Me Brow Kaş Maskarası 02 Browny Brows (İndirimli: 12 TL)

Makyaj İndirimleri

Aldığım ürünleri birkaç aydır denedim ve içlerinden bir tek Essence'in kaş maskarasıyla vedalaşmak zorunda kaldım. Genel olarak alışverişi yorumladığımda ise "kârlı bir alışverişti" diyebilirim. Özellikle Maybelline'in kapatıcısına övgüler sığdıracağım birazdan...

Yorumlarıma gelecek olursam...

🎔 Rimmel London Stay Matte Pudra 


Çok sık pudra kullanan biri değilim, fakat Rimmel London'ın hem pudrasıyla alakalı çok güzel yorumlar görmüştüm hem de iyi bir sabitleyici ihtiyacı duyuyordum. Eğer yağlı bir cildiniz varsa bu pudrayı önerebilirim. Fiyatının uygunluğu yanı sıra yoğun makyaj kullanımınızdan günlük makyajınıza kadar olmazsa olmaz bir ürün haline geliyor. ,

Ben daha çok göz altlarımda kullanıyorum, fakat genel olarak kullandığımda da makyajın sabitlendiğini ve transparan olduğu içinde yüzünüzde flaş patlamışcasına beyazlık vermediğini net bir şekilde söyleyebilirim. 

Oldukça hafif, ben puflar ile kullandığım için tozutma yapmadı. Ama fırçayla kullanımda tozuttuğu da söylentiler arasında. Çok hafif varla yok arası bir kokusu var, hafif bir duruşu da var. 
Yağlı ciltler parlamasın, pudralar alınsın. :)

🎔 Maybelline New York Fit Me Concealer Kapatıcı 


Artık tüm makyaj malzemelerim arasında en favorim olan üründür kendisi! Gerçi bi' ara Rimmel London'ın Match Perfection kapatıcısıyla aldatıp mini bir deney yapacağım ama olsun, her türlü favori. Bir ara Farmasi, Garnier, Maybelline Instant Eraser kapatıcılarını da kullanmıştım fakat bu çok daha etkiledi.

Göz altlarım biraz morluklara sahip olduğundan, morluğun yoğunlaştığı zamanlar (ki genelde aşırı uykusuz kaldığımda veya uykumu tam alamadığımda oluyor) hemencecik Fit Me'ciğimi sürüyorum. Bazı kullananlar yağlı gibi aydınlık ve sabitlenmeyen bir görünüm verdiğini söylüyor, fakat ben hem sabitlerken hem de aydınlık gibi görünümde bir sıkıntı yaşamadım. Belki çok hafif uyguladığım için de olabilir. 

Sonu 0 ile biten numaraları sarı alt tonluyken, 5 li olanlar pembe alt tonlular için uygun. Ben bu bilgiyi çok sonrasında öğrendim ve 10 numarasını almış bulunuyordum. Yine de tenime tam uyum sağladığını ve yükseğe yakın bir kapatıcılıkla bitiş sağladığını söyleyebilirim. 

Tabii ki cildinize göre değişecek bir üründür, cilt tipinizi de göz önünüzde bulundurmalısınız. O yağlı görünüm bazılarında etki ederken ben de etmedi mesela, ama cilde göre değiştiğine eminim.

🎔 Essence Make Me Brow Kaş Maskarası


Ne yazık ki bir türlü sevemediğim kaş ürünü... Bana kalan bir tek fırçası oldu. Onu da bir güzel yıkayıp, kaş taramak için kullanmaya karar verdim. :)

Çok bir beklentim yoktu fakat, kaşlarım hafif seyrek olduğu için ve kalem kullanmayı sevmediğim için maskaranın ideal olabileceğini düşündüm. Yine güzel yorumları olan bir üründü, biraz da hayal kırıklığına uğrattı. 

Kaşınızı doldurmaya yarayabilir, ama o kadar ıslak ki olduğundan daha koyu bir renk uyguluyor. Aynı zamanda sabitlemek yerine kaşları yapıştırıyor gibi. Hafif bir ürün ve belli belirsiz bir maskara uygulaması beklerken, se-ve-me-dim. :( Her ne kadar ayda bi iki kullanacak olsam da, insan memnun kalmayı düşünüyor. Tek iyi yönü, gördüğünüz rengi vermesi.

Genel olarak yorumladığımda ise; pudra ve kapatıcı ile mutlu mesut, kaş maskarası ile kırık kalpli bir sonuca ulaşıyorum. Size önerime gelirsem de, cildinizde testerları mutlaka deneyimleyip almanız ve cildinizin tipini, alt tonunu bilmeniz. Kozmetik firmasında çalıştığım süre içinde bu konular hakkında birkaç bilgiye ve püf noktasına sahip oldum, bu sebepten dikkate alınması gerektiğini de düşünmekteyim.

İpucu:


Cilt alt tonu için basit bir ipucu; gün ışığında bileklerinizin iç kısmındaki damarlarınızın rengine bakın. Mavi ise; soğuk alt tonlu yani pembe ton, yeşilse; sıcak alt tonlu yani daha çok turuncu tona yönelmeniz gerekmektedir. Eğer mavi ve yeşil de varsa ya da belli belirsiz ise; nötr demektir. 

En şanslısı nötr gruptur, çünkü ne giyerse ne uygularsa yakışır. :) Sıcak alt tonlular daha çok kırmızı, toprak, sarı, turuncu ve yeşil renkleriyle oldukça uyumlularken, soğuk alt tonlular, mavi, pembe, mor, lacivert gibi soğuk renkleri iyi taşırlar. 

Umarım yazı da faydalı olabilmiştir, denedikleriniz, önerileriniz veya memnun kalıp kalmadıklarınız varsa mutlaka yorumlarda buluşalım. :) 
Mini Alışveriş Turu'nun 2.si de Gratis ile çok kısa zamana geliyor olacak, henüz deneme aşamasındayım. :) İçerisinde Diadermine, Pretty by Flormar, Beaulis ve Wet n Wild markalarıyla beraber; makyaj temizleme suyu, maskara ve göz kalemleri olacak. Yeniden görüşmek üzere, kaçtım ben. 🌺

En Sevdiğim K-Pop Müzikleri


Herkese merhabaaaa! Bu sefer buralarda görmeye alışkın olmadığınız, bambaşka bir konuyla geldim. Yaklaşık 2 senedir beni bu diyarlara bulaştıran Morduslerkitapligi kızım Gizem ve kardeşi Goncanindunyasindan Gonca'ya teşekkürü borç bilirim. Unutmadan, instagram üzerinden tanıştığım yakın çevreme dahil olan Büşra'ya ise minnet duygusu içerisindeyim.

Çok da uzatmadan, "K-pop dünyası nasıl başladı :)" temalı yazıma başlıyorum. Öncelikle Spotify ve Youtube'unuzu açınız ve arkanıza yaslanınız. Hazırsak da toplanın mevzuyu anlatıyorum.

Gündemimiz: K-POP 🐰


Öncelikle K-pop müzikleri hakkında 2 sene öncesinde hiçbir şey bilmediğimi söylemeliyim. Klasik PSY Gangnam Style şarkısını saymazsak, adlarını bilmez, türünü bilmez, müziklerinin tınısı hakkında bile en ufak fikrim olmazdı.

Gizem'le blog etkinliği sayesinde tanışmıştım, ki bu tanışma "hayatımın iyi ki" leri arasında yer alıyor. Çünkü kendisi en yakın arkadaşlarımdan, kardeşlerimden birisi oldu. Gizem hem bir k-pop müziği dinleyicisi, hem de Kore dizilerini sıkı sıkıya takip eder. Biz her buluştuğumuzda bahsederdi, ben de sürekli "meşhur" dizi listeme ekleme yapar, izleyeceğim derdim. BTS'den bahsettiğinde ise ilk başlarda çok ilgimi çekmese de, bir akşam tesadüfen karışık çalma listesinde hiç unutmam canım Not Today şarkısına denk gelmiş ve tabiri caizse vurulmuştum. Bu kimin şarkısı vs. diye bakarken bir de ne göreyim; BTS yazıyor. Sonrasında diğer şarkılarını da dinlemeye başladım, takip etmeye başladım, Gizem ve Gonca anlattılar, önerilerde bulundular, instagramda paylaşımlar sırasında Büşra'yla da detaylı muhabbetine dalınca bambaşka bir dünya olduğunu keşfedercesine daldım. Tam olarak Hikayemin özeti bu. Geldiğim noktada hala aynı yer, çünkü keşfettikleriniz burada asla bitmiyor...

Öyle böyle derken 2 sene geçti ve şimdi onları görüp duydukça yüzümdeki gülümsemeye engel olamıyorum. BTS başta olmak üzere, sevdiğim farklı Kore grupları ve farklı k-pop şarkıları da var. Fakat BTS'i hiçbirine değişmem. Beni bunca bağlayan müzikleri değildi aslında, yaşamları, saygıları, sevgileri, güzel kalpleri, hayata bakışları ve bizi bize sevdirmeleriydi... Bunca zaman birçok programlarını, turlarını, video ve kliplerini, sohbetlerini izledim. Buna rağmen eksik kalan bir sürü şey var diyebilirim. Ne yazık ki dizilere başlayamadım, yıl oldu 2019 ama hayatımda ilk kez sıkı sıkıya bağlı olduğum bir müzik grubu var. Var olun Bangtan Boyslar!

Popüler oldukça herkesin de kullanmaya çalıştığını bir kenara koyarsak, yazılan çizilen haberlere rağmen hiçbir zaman doğallıklarından ve samimiyetlerinden bir şey kaybetmediler. Sanırım en çok da bu sebepten seviyorum, güzel olan bir sürü şeyle karşılaştırdılar.

Peki K-pop dendiğinde aklıma gelenler sadece BTS mi? Elbette hayır. Birbirinden farklı K-POP grupları var fakat hepsi değişiyor, ruh halime veya zevkime göre...



Bende ki hal böyleyken, bu yazıyı yazmama neyin etken olduğunu merak ediyorsunuzdur...
Takip edenler ve sevenler bilir ki; Kim Taehyung'ın yani nam-ı değer V'mizin, solosu Winter Bear yayınlandı. Bu solo tüm sevenlerinin kalbine birer ok fırlatmış gibi oldu. En azından bendeki etkisi böyleydi. :)

Bir şarkının beni bu kadar derin etkileyeceğini, klibini ayrı sesini ayrı müziğini ayrı seveceğimi ve bir türlü doyamayacağımı asla düşünemezdim. V'nin sesine bayılıyorken, bu müzikle eşlik etmesi, klipteki samimiyeti gözlerimi dolu dolu etmeye yetti. Bu kadarla anlatmak inanın çok zor, çünkü hiç bir şarkıda böyle hissetmemiştim. Mükemmel bir şeydi dinlediğim, izlediğim! Saatlerce olmasını o kadar çok isterdim ki...
Winter Bear çevirisi içinde sözlerden en sevdiğim kesiti de burada paylaşmak istiyorum...

Yüzünü hayal ediyorum,
Bana merhaba diyorsun...
Sonra tüm kötü günler,
Bana hiçbir şey ifade etmiyorlar,
Seninleyken...

Bu şarkı V tarafından oluşturulsa da, RM de ona destek vermiş. Bazı yerlerde okuduğuma göre şarkının çıkış amacı babaannesinin 1000. ölüm günü, bazı yerlerde I Purple You için dense de tam olarak bilemiyorum. Bilen yorumlarda bizi de bilgilendirirse harika olabilir. :)

Taehyung'ın bu şarkısıyla birlikte çok sevdiğim ve size önerebileceğim K-Pop müziklerini de bir araya getirmek istedim. Sonuçta onlarda hayatımın bir parçası... Dediğim gibi üzülerek söylüyorum, dizi OST'lerini bilemiyorum, bildiğim kadarıyla onlar da harika ama dışarıda kalanları ve her dinlediğimde iz bırakmış olanları buraya yazmaya karar verdim. Şimdiyse sizlere en favorimden başlayarak bir sıralama sunacağım. Umarım beğenirsiniz.

Favori K-Pop Müzik Listem:

🌿 ile işaretlediğim iki özel şarkıyı Youtube üzerinden dinleyebiliyorsunuz, diğer şarkılar içinse Spotify'da liste yaptım oradan takip edebilirsiniz. :) Linkine de buradan ulaşabilirsiniz.

  1.  Winter Bear by V 🌿
  2.  BTS - Heartbeat
  3.  BTS (Jungkook) - Begin
  4.  SHINee (Jonghyun) - Y Si Fuera Ella 🌿
  5.  BTS - Pied Piper
  6.  DAY6 - I Need Somebody
  7.  The Rose - She's in The Rain
  8.  Super Junior (feat Reik) - One More Time (Otra Vez)
  9.  BTS & Steve Aoki - MIC Drop
  10.  BTS (Jin) - Epiphany
  11.  BTS (Suga feat SURAN) - So Far Away
  12.  (G)I-DLE - HANN (Alone)
  13.  Mamamoo - Starry Night
  14.  BTS - Fake Love
  15.  BTS - Not Today
  16.  BTS (Suga) - Never Mind
  17.  Jackson Wang - Fendiman
  18.  TAEMIN - Move
  19.  EXO - Monster
  20.  BLACKPINK - Ddu-Du Ddu-Du

Buradaki şarkılar en sevdiklerim olduğu gibi, sık sık dinlediğim birçok şarkıyı da Spotify'a ekledim. İlk 20 ise keyif aldığım, farlı duygulara büründüren parçalardan oluşuyor. Aslına bakılırsa her birinin anlamı var... Bazılarının hikayelerinden etkilendim, bazıları arkadaşlarım tarafından uzun sohbetlere konu olduğu için anlamlı, bazılarıysa sözleri ve melodileriyle tam benlik konumunda yer alıyor.

Sizin de önerebileceğiniz K-pop şarkıları varsa zevkle dinleyebilirim. Çaylak bir Army, acemi bir k-popcu olarak buradaki misyonumu tamamladım sanırım. :) Umarım beğenmişsinizdir ve ortak şarkılara da sahibizdir. Dizileri izledikten sonra OST'ler hakkında da bir yazı yazabilirim tabii, neden olmasın. Müzik ve yazı yazmak en sevdiğimiz ikili, seve seve yeniden görüşeceğimize eminim.
Hoş kalın canlar!