The End of The F***ing World Dizi Yorumu (TEOTFW)


James ile Alyssa'cılar el kaldırsın önce yoklama alacağım. Çünkü gelmiş geçmiş en favori dizimi anlatacağım. Yine unutulmuş bir merhaba ile yardırıyorum yalnız, bir durdurun yahu! :)

Umarım keyifler yerindedir, lakin keyifsiz de olsanız çok güzel bir dizi önerisiyle şenlendireceğim buraları. Önce her zamanki gibi nereden çıktı bu The End of The F***king World sevdası ve başlangıcı diye anlatmak istiyorum. TEOTFW ara sıra sosyal medyada gördüğüm replikleri ile zaten listeme giriş yapmıştı. Hakkında çok araştırma da yapmadım aslına bakarsanız, hatta bazılarının teenage dizisi yorumunu da göz ardı gelerek onu önceliklilerde tuttum, iyi ki de öyle yapmışım!

Bir çizgi romandan uyarlanan The End of The F***ing World, başarılı konu ve oyunculuklarla göz dolduruyor. Bilirsiniz en sevdiğim dizi Friends'tir, artık peşinden gelen ikincim de bu. Çünkü bu, bu yahu bu ne bileyim ikiyi hak etti gözümde... Çok güzeller ya anlatmak az kalacak belli ki bugün.

Imdb'de 8,1 puanı ve daha da fazlasını hak ettiğini söylemek mümkün. Şahsen ben ruhunarenkkat puanı olarak 10/10 olarak güncelliyorum. Gerçi sevdiğim beye de sormak lazım puanı, çünkü kendisiyle beraber izledik ve o da bayağı sevdi. (hoş bir After Life değil dese de) :)



Şu güzelliklere bakar mısınız yahu? Kara mizah olarak türü belirtilmiş olsa da, bana kalırsa içinde oldukça yoğun ve tatlış bir romantiklikte mevcut. Gelelim konusuna ve her şeyin nasıl başladığına...

The End of The F***ing World (TEOTFW) Karakterleri:


James; psikopat esas çocuğumuz, öyle ki gerçekten canı acımıyor ve hiçbir şey hissetmiyor. Zaten ilk bölüm bunun şokunu üzerinizden atamayacaksınız. Hatta inceden kıl bile olabilirsiniz. Dizi ilerledikçe bu çocuğun psikopat değil de geçmişten gelen acılara sahip olduğunu göreceksiniz.

Alyssa; dizinin ilk başında seveceğiniz esas kızımız. Asi ruhlu, isyankar ve "What?" diyişleriyle ünlü. Gerçekten hayatı bu what kelimesi üzerine kurulu da diyebiliriz. Alyssa'nın bu gıcık hali ise ailesine dayalı. İtiraf etmem gerekirse ilk bölümde Alyssa'yı sevmiştim.

Bonnie; diziye 2.sezonla giren ana karakterlerden biri. Ama en sevmeyeceğiniz karakter. Biri bu kadar sevimsiz olamaz ya, nereden olduğunu anlamadan çıkıverdi ortaya. Son anda biraz saf gönlüne üzülüyorsunuz ama, hızlı geçiyor bence.

Geri kalan yan karakterlerimiz, ebeveynlerden Clive Koch denen karakter yoksununa kadar herkes çok başarılı.

İlk bölümlerden, tabii James'de olan o sinsi gülüşe dikkat. :)
Ve de James'de oluşan o aşık gülüş. :) 
2.sezondan Bonnie ile beraber.

The End of The F***ing World (TEOTFW) Konusu:


James birini öldürme isteği hissederken, Alyssa'da James'i gözüne kestirmiş ve kavga yollu yürümeye çalışıyordur. (cidden başlangıç böyle abartmıyorum:)) Daha sonra James bu fırsattan yararlanarak Alyssa'yı ne zaman kesip biçeceğinin hesabını yapmaktadır. Bu yüzden her şeye meşhur "okay" kelimesini söylemektedir. Ta ki bir gün bir fırsat doğar ve Alyssa ile beraber yollara koyulurlar, başlarına da gelmeyen kalmaz tabii. Derken, üniversitede öğretmenlik yapan Clive Koch'un evinde gelişen olaylar her şeyi çığrından çıkarır. Sonrası hep kaçma, kovalama vs. olarak devam eder. Bu sırada James ve Alyssa'nın birbirine bağlandığını, James'in hissetmeye başladığını, Alyssa'nın ise durulduğunu göreceksiniz.

kaynak: buzzfeed
***Dikkat spoiler olabilir: Yalnız şu sahnenin fotoğrafını paylaşmadan geçemem, çünkü dizide en ama en anlamlı bulduğum tek sahne diyebilirim. Gerçi bir de James'in elinde çiçekle durduğu sahne var. Baktıkça yüzümde gülümseme oluşuyor, James'in ilk kez bir insana bir şey hissettiği ve hayatına son vermekten çok hayatının anlamı yapmak düşüncesinin ortaya çıkış anı...


İkinci sezonda ise konu Bonnie ağırlıklı başlıyor ve olay örgüsüde onun etrafında dönüyor. Aslına bakıldığında Bonnie kandırılan ve acısı olan bir kızdır. Yine geçmişinde psikolojik baskıları olduğu için de oldukça tuhaftır. Bizimkilerle tanıştığında da her bölüm panik atak geçirtmektedir. Fakat dizinin sonu bile o kadar güzel bitiyor ki, aklınızda en ufak soru işareti kalmıyor.

Özet yorumumu söylersem; James adamdır gerisi yalandır. :D Güldüğüme bakmayın, gerçekten öyle ama. Sevdiğim beyden tatlı olmasın ama inanılmaz tatlı ve sevimli bir çocuk. :) James'i izlemek ve içindeki tatlı duyguları dışavurumunu görmek çok güzel... Favori karakterim, istisnasız!

Dizi konusu itibariyle sadece bir olaydan oluşuyor diye düşünmeyin, içerisinde günümüzün konularına da vurgu yapıcı mesajlar içeriyor. Özellikle çocuklar ve ebeveynler ile ilgili. İlk sahnelerde hoşlanmayacaksınız belki ama, sonradan aklınızda oturmaya başlayacak. Kara mizah olmasının bir diğer sebebi de bu sanırım.

TEOTFW'nin o kadar güzel bir işleyişi var ki, her bölümü yaklaşık 20 dakikadan oluştuğu için ve 2 sezon toplamı 16 bölüm olduğu için bir günde kolaylıkla bitirebilirsiniz. Zaten dizinin en zor kısmı da bu, resmen bölümler biterken "ne çabuk ya" diye diye üzülüyorsunuz.

Bir diğer üzüleceğimiz konu ise şu; yapımcıların verdiği bir röportajda dizinin bilinmeyenlerinin ve soru işaretlerinin çözüldüğü, konu sebebiyle de bu şekilde bırakmak konu bütünlüğünü bozmak istemedikleri söylentiler arasında. Ki bu söylenti de oldukça gerçek. Çünkü son bölümü izleyince, kafanız rahat mutlu oluyorsunuz. Ne yazık ki bazı yapımların, sırf reyting uğruna boş yere sakız gibi uzatılan senaryolar sunduklarını çok görüyoruz. Bazı şeyleri tadında ve en güzel haliyle bitirmek daha iyi diye düşünüyorum.

Kısacası açıp açıp izleyebileceğiniz, sıkılmayacağınız ve hoşunuza gidecek bir dizi The End of The F***ing World. Favorilere de taht kurmuş bir dizi olarak, aşırı tavsiye ediyorum. Eminim ki aranızda izleyeniniz vardır. Bakalım sizde benimle aynı fikirde misiniz? :)

Ah daha uzun olaydın da izleyeydim seni...

*İlk (kapak) fotoğraf: @ruhunarenkkat tarafından oluşturulmuştur.
Diğer fotoğrafların kaynakları: imdb.com

La Roche Posay Toleriane Sensitive Nemlendirici


Herkese selam! Bu kez size bakımsal bir yazıyla geldim. Hem de en sevdiğim cilt markasıyla! La Roche Posay tartışmasız tüm markalar içerisindeki favorim. Denebunu Exclusive Kutu Açılımı adlı yazımda da bahsetmişliğim var. O sebepten uzun uzadıya anlatmak yerine size şöyle link bıraktım.  >>> Denebunu Exclusive Kutu Açılımı

Geçenlerde Loreal Paris ile ortak bir influencer çalışması yapmıştım ve La Roche Posay'ın #FiltresizHikayem ini tamamlamıştım. Ardından Loreal bana bu güzel hediyeyi göndermiş. Teşekkürlerimi bolca ilettikten sonra, daha önce denememiş olduğum ürünle beni tanıştırdıkları içinde kendimi şanslı hissediyorum. Denebunu kutusunda bildiğiniz gibi La Roche Posay Toleriane Caring Wash temizleme jelini denemiş, yıllardır da Thermal Water/Termal Su kullandığımı da eklemiştim. Böylece kullandığım ürün sayısı da artıyor.

Elimde birçok bakım ürünü olduğu için onları teker teker bitirip, uzun süreli kullanımlarını gözlüyorum. Bu sebepten hepsini sıfırladığımda dolabımı komple La Roche'dan oluşturacağım.

Markayı sevmem ne kadar geçmişe dayansa da, içeriklerinin içime sinmesi de çok büyük önem taşıyor. Paraben, alkol kullanmıyorlar. İçerisinde köpürmesi için zararlı maddeler yerine, birçok cilt koruyucu etken madde bulunuyor.




Bana gönderilen La Roche Posay Toleriane Sensitive nemlendirici krem, 15 ml'lik olmasına rağmen epey uzun süre gidiyor. Ve elinize aldığınız ufacık bir krem minicik dokunuşlarla oldukça iyi etki sağlıyor. Peki bu kadar içerikten bahsetmişken Toleriane Sensitive nemlendirici de hangi etken maddeler yer alıyor?

Yatıştırıcı ve koruyucu aktifler olarak belirlenen kremde;

- Gliserin; 48 saatlik nemlendirme
- Seramid; cilt bariyerini koruma
- B3 Vitamini; cildi yatıştırma
- Termal Su; cildi yatıştırma vaadinde bulunuyor.

Hassas, gergin, kızarıklıklara sahip, karıncalanan kaşınan ve kuru ciltler için ideal olan La Roche Posay Toleriane Sensitive nemlendirici, ilk günden etki göstermeye başlıyor. Prebiyotik bakım kremi her sabah ve akşam cildiniz ile boyun bölgenize uyguladığınızda etkiliyor. Kullananlar, 4 haftalık uygulamaları sonucu %75-90 arasında vaatleri gerçekleştirdiğini belirtmişler. Ama şunu söylemeliyim ki bende 1 haftada sonuçlanmaya başladı.

Yine mi memnunsun be Kübra? Hiç mi olumsuz yanı yok diyeceksiniz. Yok arkadaşlarm, yine memnunum. Sanırım cildim de La Roche ürünlerini fazla sevdiği için böyle. :)

Aslında kullanılacak belirtilere sahip olmadığımdan ne zaman kullanacağım konusunda da çok kararsızdım. Fakat şansa ki özel günlerde çıkan malum tatlı sivilceler etkisini gösterip yüzümü kızarık ve gergin hale getirdi. Baktım her saat başı yeni bir kızarık nokta çıkıyor, başladım hemen. Ardından sabah akşam uygulamam sonucu anında serinlik hissi ve nemlendirmeyle birlikte kızarıkların gitgide hafiflediğini gözlemledim. En sonunda ise iz bırakmadan, iyice germeden şipşak çözdü.

Aynı zamanda sevdiğim beyin de yüzü biraz kuru ve bazı durumlarda kızarık, hassas olabiliyor. O yüzden kendimden öncede ona denettirdim. Gerçi o her ne kadar "yüzüm o kadar kuru ki, su döksek hemen çeker" dese de yumuşacık ve nemli olduğunu gördük. Görmedik diyemezsin hayatcığım. :) (Onu da blogger dünyasına bulaştırdım laf aramızda, birlikte ürün denemeleri de yapıyoruz:) ) Her neyse onda bir kere denediğimiz için uzun süreli bir sonuç görmek mümkün değildi ama, en azından kendi adıma başarılı bulduğumu söyleyebilirim.

40 ml.'lik fiyatı; 60-65 TL civarında olan Toleriane Sensitive kremi mutlaka deneyin derim. Ben Toleriane Caring Wash ile cildimi yıkadıktan sonra sürdüm, size de önerim o şekilde en azından temiz cilde uyguladığınız ürünler çok daha iyi sonuç verecektir.

Tekrardan hediyesi için Loreal ailesine teşekkür ederim. Devamı gelsin.🌿

Görüşürüz canlar, beklemede kalın.

Yaşam Çemberi ile Dengelenin!


Güzel bir günden merhaba!
Hayatınıza renk getirebilecek konuları bu sıralar paylaşmadığımızı fark ettim ve yeni yıl için güzel bir başlangıç olsun diye hemen imdadınıza yetiştim.
Bloga ilk katıldığım sıralarda, böyle bol motivasyon arayışındayken tesadüfen Yağmur ile Yaşam sayfasında Yaşam Çemberi yazısına denk gelmiştim. Daha sonrasında bu paylaşımı çok sevmemle birlikte hayatıma da uyarlamaya karar verdim. Tabii o zamanlar 2017'den bahsediyorum. :)

Peki yıllar sonra neden bu konuyu gündeme getirdim?

Genel olarak baktığımda çevremdekilerin de dahil olmak üzere tam olarak hayatın akışına adapte olamadığını görüyorum. Buna ben de dahilim. İş mi, eğitim mi diye düşünmeler, geçmişe takılı kalmalar, gelecek için kaygılanmalar vs. gitgide büyür hale geliyor. Oysa ki her şeyin tek tek çözümlenebilir olduğunu unutmamamız gerekiyor. Planlanmadık şeyler karşımıza çıksa bile bir yol seçmiş ve o yoldan korkmadan devam edebiliyor olmamız son derece büyük önem taşıyor.

Yaşam çemberi ile hayatınızın aksayan yönlerini bulmanız mümkün. Birlikte bir uygulama yapacağız, sonucunda ise tekerlek misali hayatımızı çevirmemize engel olan o boşluğu veya çıkıntıyı belirleyeceğiz. Hatta size örnek temsil etsin diye bir de ben kendi elimle çizim yapıp boyadım ve onu da yorumlayacağım.

Günü değerlendirirken veya şu ana kadar geçen tüm zamanınızı değerlendirirken bu çemberi kullanabilirsiniz. Böylece kendi içinizdeki eksikliği fark edeceksiniz. Yaşamınızdaki çemberin işler ve düzgün ilerlemesini sağlayacaksınız.

Haydi gelin başlayalım.

1. Öncelikle bir kalem kağıt çıkarın. Bir çember çizin ve kendisini 8 pasta dilimine bölün.
Bu dilimler "bugün"kü halinizi temsil ediyor.

Kariyer, Para, Sağlık, Duygusal Durum/Özel Hayat, Arkadaşlar ve Aile, Kişisel Gelişim, Fiziksel Çevre, Eğlence /Hobiler olarak kategoriye ayıracağımız dilimleri 1'den 10'a kadar ufak çizgilerle ayıralım. Böylece Yaşam Çemberimiz de hazır hale gelmiş olacak.

Peki bu kategoriler ne anlama geliyor? Neyi düşünerek puanlama yapacağız?

Kariyer; iş yaşamınızı ya da hayalinizdeki meslek için çalışmanızı temsil ediyor. Doğru hedeflerde misiniz, memnun musunuz gibi soruların cevabı burada.

Para; yaşamınızı devam ettirme aracı olan para konusunda stresli ve hep bir şeylere yetişmeye çalışan halde misiniz? Yoksa rahat ve huzurlu bir durumda endişesiz günler mi geçiriyorsunuz?

Sağlık; vücudunuzu ne kadar dinç hissediyorsunuz, ağrınız veya canınızı yakıp sizi zorlayan bir durum var mı?

Duygusal durum/Özel hayat; hayatınızdaki aşkın sizde hissettirdiği duygular, mutlu bir ilişki mi, sevmek ve sevilmek bir parçanız mı?

Arkadaşlar ve aile; en yakın çevremizle iletişimimiz, doğru arkadaş seçimlerimiz, ailemizle olan verimli vakit geçirme alışkanlıklarımız ne ölçüde?

Kişisel gelişim; kendinize verdiğiniz önem! Kısaca tanımlamak gerekirse bu şekilde, yaşam şeklinizi iyi hale getirmek için yaptıklarınız ve ne derece iyi hissettiğiniz.

Fiziksel çevre; çevrenizde bulunan her şey bu kategoriye giriyor. Oturduğunuz evden, çalışma masanıza kadar oluşturduğunuz bu düzenden memnuniyetiniz.

Ve eğlence/hobiler; size birçok şey katabilecek aktivitelere önem veriyor musunuz? Kitap, tiyatro, spor, boyama, etkinlikler hayatınızda ne kadar alan kaplamakta?

Bunların her biri için 1: en az (olumsuz), 10: en çok (olumlu) çizgileri boyuyoruz ve tekerleklerimiz dönmeye başlıyor. Benim çemberimde bu şekilde. Her ne kadar çizim hatalarım olsa da. :) 1 sene sonra tekrar aynısını oluşturup bakmak istiyorum.



Bir tekerleğin tam dönüş turu yapabilmesi için eksiksiz çarka sahip olması gerekir. Hayatınızdaki bu çark da varsa eksiği net görebilmenizi sağlıyor. Aslında bir nevi size öz eleştiri yapma fırsatı sunuyor. Örnek verelim ve diyelim ki; kariyer puanınız düşük ve işleriniz tatmin etmediğiniz gibi gidiyor, aynı zamanda da kişisel gelişiminiz aynı seyirde devam ediyor. Diğerleri bir şekilde yüksek puanlara veya tatmin edilebilir ölçüye sahip. O halde yapmanız gereken kariyer hayatınızı ve kendi içsel yaşamınızı gözden geçirmek olacak. Sonuçta tekerlek dönerken büyük bir boşluğu da var ve dönüşü engelleyip yalpalamaya sebep oluyor.

Benim çizim örneğime göz atacak olursak, biraz daha detaylı anlatabilirim. 

Duygusal durum ve aile/arkadaş bölümüm 10 puan; çünkü çok şükür ki ikisi de hayal ettiğimden de güzel işliyor. İlişkimde de (canım sevdiğim bey🎔), aile ve arkadaşlarımda da her şeyin yolunda olduğu anlamına geliyor. Bu düzen tamam. Elde var bir.

Kariyer; 8 puana sahip ve bunun sebebi hem istediğim alana yoğunlaşmam, hem sevdiğim bey ile çalışıyor olmam hem de artık ne istediğimi biliyor olmamdan kaynaklanıyor. Eksikliği elbette var bunu da çözmesi gerekenim. Mesela ofis ortamı ve bilgi eksikliğini bazı alanlarda hissediyor oluşum buradaki 2 puanı kırmama sebeptir.

Kişisel gelişim, para, eğlence/hobiler; bu üçünün puanını 7 olarak belirledim. Düzenli iş döneminde sabah akşam yorgunluklarından dolayı evde kendime de ayıracak vakti bulamıyor, para kazansam da aktiviteye sosyalliğe harcamıyordum. Ama şu an freelancerken, hepsine biraz biraz zaman ayırabilmem mümkün. Yine de 3 puanın eksikliği bu üç kategoriyi istediğim düzene oturtamayıp keyfi bir rahatlıkta devam etmemden kaynaklanıyor.

Fiziksel çevrenin 6 puan olması, her ne kadar tatmin edici ortamlara sahip de olsam, bir şekilde istediğim tam konforu oluşturamayışımdan.

En sona ise sağlığın hüsran dolu 5 puanı oturuyor. Bu sıralar bağışıklığım aşırı hassas ve sürekli ya soğuk algınlığı ya da enfeksiyon modundayım. Biraz yoruyor beni ne yalan söyleyeyim, checkup vakitleri geldi de geçti. Hatta dürüst olmak gerekirse düzenli spor yapıyor olmasam 5 puan da vermezdim. O derece. :(

Sonuca bakıldığında her birini tek tek yorumlayarak bütünü oluşturabiliyorum. Böylece eksik listemi gözden geçirip, tamam olanların da tadını çıkarıyorum.





Size de bir orjinal Life Circle örneği bırakıyorum. Bunu uygulayarak, gerek çizimle gerekse düşünerek kendi yaşam çemberinizi oluşturabilirsiniz. Objektif bir şekilde kendimize bakmak mümkün olmadığından, bu çemberi oluşturmak bir tık daha objektifliğe yaklaştırabilir. En azından durup bir "bu neden eksik?" diyecek, sebeplerini bileceksiniz. İçinize dönmek de ekstrası...

Yapmanızı tavsiye ederim, faydalı olduğuna inanmaktayım. Özellikle 2020'ye girerken daha iyi özeleştiri yapmanızı sağlayacaktır. Yeni bir yıl, yeni bir siz... Deneyenlerinde tecrübelerini ve yararlandığı faydaları öğrenmeyi çok isterim.O yüzden bol bol fotoğraf bekliyorum. :) Bir sonraki motive edici yazımızda görüşelim. Hoş kalın! Mutlu yıllar olsun, 2020 hepimize şahane güzellikler getirsin!🎄⛄