Ruhunarenkkat Habit Tracker (Günlük Hedef / Alışkanlık Çizelgesi)


Herkese bol motivasyonlu, bol ilhamlı günler canım renkli okuyucularım! Umarım her geçen gün biraz daha iyi hissetmeye yakınlaşıyorsunuzdur. Hatta umarım burada birlikte kutlayacağımız birçok hayalin gerçekliğe dönüştüğü ana eşlik ederiz.

Bugün size yine instagram da çooook sorulan, herkese elimden geldiğince anlatmaya çalıştığım ve başta kendim olmak üzere yapan birçok kişide büyük etkilerini gördüğüm bir şeyi yapacağız. İster çizin, ister yazı sonunda ki linke tıklayarak yazdırılabilir halinin çıktısını indirip baskısını alın. Ay başında söz verdiğim gibi size özel tasarladım, size özel yazdım. Faydası dokuna! :)



Habit Tracker yani Bullet Journal'lerin vazgeçilmezi, ajandaların Türkçe ismiyle alışkanlık çizelgesi veya alışkanlık takip çizelgesi hayatımı o kadar kolaylaştırdı ki, size övüne övüne anlatmaya hazır hissediyorum kendimi. Fotoğraflarda görmüş olduğunuz çizelgeler ise, benim henüz tam bu işin içerisine derinlemesine girmeden önce kendi elcağızımla hazırladığım tablolar. Yamuk çizimlerimi vs göz önünde tutmazsak her halinden memnunum. :) Ayı da bitirirken topladım son 3 ayın raporlarını geldim buralara. :) Mart ayındaki düşüşün sebebini ise hepimiz biliyoruz... :(

Önce sırasıyla sorularınızın cevabından başlamak istiyorum. 3 aylık bir süreç sonrası atlamadan anlatmak hedefim. Ama şimdiden uyarayım çoook uzun ve detaylı bir yazı olacak. :)

Habit Tracker Nedir?


Habit tracker yani alışkanlık takip çizelgesi; belirli hedefler belirleyip bunları yaptıkça, uyguladıkça boyamanızı veya tik atmanızı sağlıyor. Böylelikle eksiklerinizi, biten ay içerisinde ne kadar artı veya eksi yön bulunduğunu görebiliyorsunuz. Habit tracker, özellikle bir plan yapmasına rağmen tamamlamakta uygulamakta zorluk çekenlerin çok kolay hayatına katabileceği bir çizelge.

Yine kendimden örneklendirmem gerekirse;
Normalde ajanda tutabilenlere, her şeyini planlayıp bir defterde süslü püslü oluşturabilmesine özenirim. Fakat 2020 başlarken yine aldığım kararlardan biri de, çalışmama haftayı, günleri hatta saatleri verimli geçirmeme yarayabilecek bir çizelge oluşturmaktı. Geçtiğimiz yıl çok fazla her şeye üşenip, açıkçası da fazlasıyla depresif hal sergileyince (buna inanmazsınız biliyorum ama sonranın konusu olsun bu da) ve yeni yılında bir şekilde içimde "her şeyin harika olacağı" hissini oluşturmasıyla tamamen kendime göre herhangi bir örneğe bakmadan, hatta asıl isminin ne olduğunu dahi bilmeden bir tablo oluşturdum. Üstelik adını da kendimce "günlük hedef çizelgem" olarak koydum.

Geçen yıl bilirsiniz ki ajanda satışı yaptım Shop hesabımızla. Bu ajanda bende de tetiklenir diye düşünürken, yine ajandamı yarıda bıraktım. O yüzden bu tablo, zinciri kırma tablosu ve mod renklerim hepsi hem göz önümde hem de daha çok hevesli olmamı sağladı. Bu sebepten ki alışkanlık takip çizelgesi, hayatıma bambaşka bir bakış açısı kazandırdı. Üstelik kendimi eskisinden daha motive ve canlı hissediyorum.

Habit Tracker 'ın Hayatınıza Faydaları:


Gerçekleştirmek istediğiniz minimal hedefleri belirlemenizi ve sürekli onları hatırlayıp bir şekilde uygulamaya geçmenizi sağlar. Böylelikle hedefleriniz her zaman gözünüzün gördüğü noktada durup size bir göz kırpar. :)

Ay sonunda kendinize öz eleştiri yapabilmenizi sağlar. Eksik ve tam olan yönlerinizi görebilirsiniz. Bu şekilde doğru veya yanlış hedeflerinizi ayırt edebilirsiniz.

 İlk anda minimal olarak belirlediğiniz hedefi eğer ki zorlanarak tamamladıysanız, dozunu ne kadar arttırmanız gerektiğini görürsünüz. Kendi bünyenize ve günlük alışkanlıklarınıza göre daha da minimalleştirebilirsiniz.

♡ Sınırlarınızı ve yapabileceğinizin daha fazlasını görmenizi sağlar. Zor geldiyse, "gücüm yok, benden bu kadar" demek yerine, "zorlandım ama, biraz daha hafifletip sonraki ay tekrar deneyeyim" diyeceksiniz. (Örneğin; her gün 30 dk kitap okumak yerine, bir sonraki ay 20 dk okumayı denemek gibi) Kolay geldiyse, yeni bir hedef ekleyebileceğiniz gibi var olan hedefinizi minik bir boyutta arttırabileceksiniz. (Örneğin; 5 dk kitap okumak yerine bir sonraki ay 10 dk okumayı denemek gibi.)

En çok da mutlu olmanızı sağlar. Ciddi söylüyorum ki, yaptığınız her şeyin hayatınıza katkısı çok olacağı için, size iyi geldiğini ve kendinize gurur duyduğunuzu hissedeceksiniz.

5 Adımda Habit Tracker Yapalım 


Yine internet detoksunda olduğu gibi (okumayanlar da buraya tıklayarak ulaşabilir) sizin için Günlük Hedef Çizelgesi yapımını kolaylaştıracağım. Bu sebepten 5 adımda uygulanabilir bir Habit Tracker sahibi olacaksınız. 

Öncelikle malzemeler: Kağıt, kalem ve seçeceğiniz bir sürü boya kalemi. :)

1. Adım: 


Bir kağıda gün içinde yapmak istediğiniz hedeflerin listesini çıkarın. Benim örnek çizelgemdeki gibi düşünün, aslında günlük olabilecek ama hayatınıza katkı sağlatacak. Eğitimden, işe, ev ve özel yaşama her şey olabilir. 

Hedeflerinizi de minimal tutmaya, başlangıç aşamasında çok ciddi sorumluluktan ziyade alışmaya çalıştığınızı unutmamaya özen gösterin. 

2. Adım: 

Yazmış olduğunuz hedefleri ve yapmak istediğiniz şeyleri, günlük, haftalık ve aylık sıraya ayırabilirsiniz. Ben günlük ve haftalık olarak tercih ediyorum. Ama günlük olarak yapılması tavsiyemdir, Mart ayında günlük olana neredeyse tamamen geçtiğimi çünkü daha kolay ve takip edilebilir olduğunu söylemeliyim. Haftalık da ise blog yayını, internet detoksu gibi noktalar sebebiyle kullanıyorum. Bunu kendinize bir post-it e bile not edebilirsiniz. 

O yüzden günlük olan hedeflerinizi, mutlaka her gün yapacağınız hedefleri belirleyin.

3. Adım: 

Eğer kendi çiziminizle yapmak istiyorsanız (ki bu madde bunun içindir); her hedefiniz için aydaki gün sayılarına göre benim çizimlerimdeki tarzda bir kareli tablo oluşturun. 

Eğer benim tasarladığım Habit Tracker çıktısını kullanacaksanız da, zaten hazırsınız hedeflerinizi oraya işleyin ve başlayalım. :)

4. Adım: 

Hedefler listelere geçirildi, çizelgeler tamam. Öyleyse şimdi her gün işaretlemeye başlayabilirsiniz. İsterseniz ile isterseniz boyalarla işaretlemeniz yapın. Boyalarla yapmak sizi ekstra motive eder. O renklerin bir önceki günle bütünleştiğini görmek insanı nasıl mutlu ediyor tarif etmem mümkün değil. Sevdiğiniz renkleri seçin ve başlayın. Her hedef için farklı renk! 

Örneğin; bende gördüğünüz "Her gün bitki çayı içmek, içtikçe boya. Her gün dizi veya film izlemek, izlediysen boya." gibi... Eğer yapmadıysanız o günü boş bırakın, emin olun boş bırakmanız da hiç sorun değil. 

Ama diyelim ki boşluklarda büyük bir uzunluk var yani 5 gün art arda bir hedefi yapmamış, 2 gün yapmış, 7 gün daha yapmamışsınız. O zaman ya belirlediğiniz hedef ilk aşamada büyüktür, ya her gün yapmak için uygun değildir gün içindeki aktivite ve meşguliyetiniz sizi engelliyordur ya da yeteri kadar motivasyon olmamışsınızdır. 

Böyle durumlarda çizelgeyi bir kenara bırakmayın. Onun yerine ne olursa olsun ayın bitişine kadar her şeye devam etmeye çalışın ve bir sonraki ay değişim yapın. 

5. Adım: 

Diyelim ki ay bitti, yeni bir çizelge vakti. Önce 4.adımda da biraz bahsettiğim gibi hedefinizin boşluklarını iyi değerlendirin. Çok güçlü gördüğünüz mesela full yaptığınız hedefe sonraki ayda da devam edin, ister dozunu arttırın ister sabit bırakın ama daimi olsun. Böylece bir rutin gibi görmeye başlarsınız. 

Ve sonraki ay için alışkanlık çizelgenizi şöyle bir önünüze alın, yapamadıklarınızı neden yapamadığınızı, yaptıklarınızda da ne kadar iyi olduğunuzu fark edin. Böylelikle sonraki ay için yeni hedefler oluşturun. 

Eğer kolay geliyorsa ve bu çizelge size günlük rutinlerde kolaylık ve alışkanlık kazandırdıysa, ek hedef ekleyebilir yine yavaş yavaş adımlarla ilerleyebilirsiniz. 

Adımları bitirdikten sonra size verebileceğim en önemli tavsiye şu; asla bırakmamanız. Çünkü bıraktığınız her gün hatta şu da var "neyse bugün yapmadım yarın iki katını yapar işaretlerim" düşüncesi YANLIŞ! Ne olursa olsun o günün işini o gün yapın. Saat 00:00 itibariyle başlayıp sonraki günün 00:00 'ı le bitecek bir işi ertesi güne ERTELEMEYİN! O gün yapamıyorsanız da üzülüp, pişman olmak pes etmek yerine; artık devam edebilecek şekilde ilerlemeyi deneyin. "Bugün yapamadım ama..." ile başlatmayın cümleleri. Ertesi gün olduğunda "Dün yapamamıştım ama bugünün hedefini tamamladım, artık daha iyi olabilirim" diyin. 

Umarım tüm bu anlattıklarım fayda sağlar ve Nisan ayı itibariyle size iyi geldiğimi bilirim. Lütfen deneyenleriniz olursa bana mailden veya instagramda DM'den fotoğraf göndermeyi unutmayın. Çünkü gördükçe çoook mutlu oluyorum. Sizin için hazırladığım tasarımı da aşağıdaki renkli yazıdan linke tıklayarak indirebilir ve çıktısını alıp kolaylıkla kullanabilirsiniz. Hepinize yeni aya tatlı hazırlıklar ve renkli günler. 🌈

*Ruhunarenkkat tarafından oluşturulmuştur. Tüm hakları saklıdır.

#EvdeKal Sürecinde Nostalji Kitap Okuma Etkinliği


Herkese merhaba! #evdehayatvar dediğimiz şu sürecimizde, kendimizi iyi edecek birçok şey yapıyoruz. En azından ben de yapıldığını görüyorum, kitaplar oyunlar hobiler yemekler gibi... Tamamen iyi olan günlere kadar umarım bu yaptıklarımızda birer alışkanlığa dönüşür ve rutin olarak günlerimize eklenir.

Bu sabah instagram üzerinde (linki burada) bir etkinlik başlattım. Aslında ne zamandır yapmayı düşündüğüm fakat, bu zaman dilimlerimizde daha çok iyi etki edeceğini farz ettiğimden şimdi yayınlamaya karar verdim. Hatta bunu canım Melissa'mla konuştuktan sonra, bloga taşımam konusunda kendisi yüreklendirmiştir. Çünkü neden yayılmayalım? :)

Gelin birlikte biraz daha eskilere gidelim ve nostalji dolu kitap okuma etkinliği başlatalım.

Öncelikle nedir bu nostalji kitap okuma etkinliği? Ondan bahsedeyim. Dilerseniz de #ruhunarenkkatilekitapokuyoruz veya sadece #ruhunarenkkat ile instagramda tagleyerek sizde yayılmasına eşlik edebilirsiniz.



#ruhunarenkkatilekitapokuyoruz Koşulları:


- Eski, sarı yapraklı, sizin için anlamı olan, ilk basımlı, sahaflardan alınanlar değerinde olan 5 kitap seçiyorsunuz.

- Bunların dilerseniz, sizde ki hikayesinden bahsedebilir; dilerseniz de yeniden okuyarak şöyle bir nostalji yolculuğunda bize eşlik edebilirsiniz.

- Blogda da katılmak isteyen olursa yorumlara "katılıyorum" yazarsanız daha sıkı takipte kalmış ve sabırsızlıkla paylaşımlarınızı bekliyor olurum. :)

Nostalji Kitap Okuma Etkinliği İçin Seçtiğim 5 Kitap:


- Ömer Seyfettin-Seçme Hikayeler (1995 basımı-İnkilap Kitabevi)
- Osman Aysu-Nemrut'un Gazabı (2000 basımı-Evrim Yayınevi)
- Betty Mahmudi-Kızım Olmadan Asla (9.basım -tarihi bulamadım- Varlık Yayınevi)
- Ahmed Günbay Yıldız-Üç Deniz Ötesi (1986 basımı-Timaş Yayınları)
- Stephen King-Mahşer (Sansürlü) (1987 basımı-Altın Kitaplar)


5 Kitabın Benim İçin Hikayeleri ve Kısaca Konuları:


Ömer Seyfettin-Seçme Hikayeler


15'ten fazla Ömer Seyfettin kitabı, hepimizin mutlaka çocukken bir şekilde okuduğu ve bildiği kitaplardan biri. Kaşağı, Ant, Falaka gibi klasikleşen hikayelerin bir parçası hafızamızda kazılı. 

Bu kitap ailemin bana ilk hediye kitabı. Tabii ki öncesinde çocuk kitapları vs vardı ama bir tık daha üst level için bu kitaba 7 yaşımda falan sahip olmuştum. Fotoğrafta çok belli olmayabilir ama yıllandı resmen. :) Çünkü kendisi benim yaşımda olan bir kitap. :)

Osman Aysu-Nemrut'un Gazabı


Nemrut dağının tekrar harekete geçmesi, depremler ve bilim insanlarının araştırmalarının hepsini birleştirip harika bir olay örgüsü ve heyecanla anlatan Osman Aysu çok güzel yansıtmıştı her şeyi. Şimdilerde parça parça hatırlıyorum, yanlış bilgi vermeyeyim ama ilk okuduğumda su gibi akıp gitmişti. O yüzden severim, hatırlamak istedim.

Babamın çalışmış olduğu iş yerinde çok sevdiğim ve sanki beni yıllardır tanıyormuş gibi, tarzımı bilen Dilşah ablamın hediyesiydi bu kitap. Kulakları çınlasın. Kıvırcık sarı saçları hala aklımda. :) Çok sevimli biriydi, ben henüz lisedeyken o 25-30 aralığındaydı. Kitap konusunda çok zevkli seçimleri vardı.

Betty Mahmudi-Kızım Olmadan Asla


Yine dönem dönem popülerleşen ve insanı duygu seline sürükleyen bir kitap. Okurken çok gerildiğimi ve üzüldüğümü, gözyaşlarımın olduğunu hatırlıyorum. Kızı olmadan kaçamayan, İran'da baskılara boyun eğemeyen bir kadının hikayesi. Hatırladığım kadarıyla da gerçek hikayeydi. 

Yine Dilşah ablamın hediyesiydi ve beni bu mükemmel kitapla tanıştırdığı için ne kadar teşekkür etsem az. 

Ahmed Günbay Yıldız-Üç Deniz Ötesi


Babamın kütüphanesinden alıp okuduğum bu kitap, bende derin duygular yaratmıştı aslında en net hatırladığım his bu. İki farklı dil, din, milletten mensup iki insan, tek bir aşk. İçinde ülkeler arası sorunlar, siyasi,dini konulardan da bir parça bahsedilmişti diye hatırlamaktayım. Derin bir kitap. Dili çok akıcı değil, ama yine de heyecanla okutacak türden. Ben yazarla da bu kitap sayesinde tanışmıştım. Ardından da Azat Kuşları kitabını da okuyup çok beğenmiştim. Onu da tavsiye edebilirim.

Kitap ise babamın kütüphanesinden. Kitaplarının içinde ise en sevdiği diyebilirim, gerçekten çok değer veriyor bu kitaba. Benim okuyabilmem içinde liseye gelişimi ve artık yetişkinlere hitap eden konuları anlaşılır hale gelmesini beklemişti. Çok da doğru yapmış. 

Stephen King-Mahşer


İşte geldik ben baştacıma! Ben Stephen King sever olmakla birlikte, ilk okuduğum Mahşer kitabına da çok düşkünüm. Şu an içinde bulunduğumuz virüs konusuyla da eşdeğer bir konusu olmakla birlikte, tam bir gerilim yaratacak cinsten bu kitap. İlk okuduğumda nasıl korktuğumu hala hatırlıyorum... (Sansürlüsünü okumama rağmen.) Sansürsüzü çok daha kalın ve daha açık bir şekilde detaylandırılıyor. Onu da okumak çok isterim ama fiyatı epey uçuk ve kalbim henüz buna hazır değil. :) Yine de kütüphanenizde bulunsun, geç okuyun. Şu dönemde seçtim ben evet, ama en sona okuyacağım bir şekilde. Öne çekmeyeceğimi de belirtmeliyim. Biraz daha rahatlama ihtiyacımız var.

Yine babamın kütüphanesinden ve benim için en önemli olanı ilk baskısı olması... Belki sahaflarda bile şimdiye bulamayacağım bu kitabın evde yer alması büyük bir mutluluk ve şükür sebebi açıkçası.

Kısaca özetlemem gerekirse, etkinliğe bu güzelliklerle hazır ve nazırım efenim. :) Sizinde tozlanmış, yıllanmış güzel kitaplarınızı sabırsızlıkla bekliyorum. 

Instagram'da bir başlangıç olsun diye etiketleme yapmıştım. Burada da okuyan gören katılmak isteyen herkese bu etkinliğimin açık olduğunu seve seve duyurmak istiyorum. 

Şimdiden herkese keyif dolu okumalar diliyorum.♡📕

İzlemeniz Gereken 5 Dizi Önerisi #2


Olaaa! Yine dizi yorumlamasıyla karşınızdayım. Hazır evdeyiz, bu dönemde ev yayılmasına eşlik edebilir diye düşündüm. Umarım keyifler de yerindedir, çünkü sizin de keyfinizi arttıracak 5 dizi önerisiyle geldim. Hem de sıkı durun; İspanyol!

Yıllar yıllar önceydi, La Casa De Papel yayınlanmıştı, bir izledim "of!" sonra yetmedi, kamera arkalarından tutun, oraya ziyarete gidenlerin videolarına kadar her şeyi sıkı sıkıya takip ettim. Derken bir kızın Vis a Vis'den bahsettiğini duydum. Vis a Vis izleyince de dedim ki; LCDP'de yanında ne bileyim ya. 🙊 İşte vakit geçti Vis a Vis'i izlemeye devam ediyorum, tırnak yedirtiyor o da mübarek. favori 5'im içerisinde yer alıyor kendileri o derece efsanedir. O sıralar bir de Cable Girls yani nam-ı diğer Las Chicas Del Cable'ye sardım. Pembe dizi tadında vs. derken oradaki konu bütünlüğü hoşuma gitti, dedim ki başka yok mu? Olmaz mı dercesine bir de buldum Tiempos de Guerra'yı. Değmeyin keyfime. Böyle diye diye de geldik bugüne...

İlk izlemeniz gereken 5 dizi önerisi serisinden sonra (iki için buraya tık) zaten devamı gelecekti fakat, bir yandan günlük tempo, bir yandan film izleme alışkanlığı geliştirme çalışmaları, bir yandan diğer aktiviteler açıkçası bu sebepten bırakın yeni bir diziye başlamayı, ikinci seriyi bile yazmaya hazır değildim. Sonra artık düzenim oturdu, her şey güzel derken başladım yeni diziye. La Casa De Las Flores ile de ikinci seri tamam bence diyerek yazmaya başladım. Kısacası ikinci seri hikayesi budur. :)



İspanyolca ve Portekizce benim için en keyif veren iki dil, ilk İspanyol dizisi izlemeden önce de hayranlığım vardı ama böyle akıcı konuşulurken ve dizi içerisinde keyifle izlenirken ayrıca zevk veriyormuş insana. Bu yüzden de İspanyol dizilerini diğerlerine göre daha severek izliyorum.

Dilerseniz hemen önerilerime geçeyim, çünkü zaten bayağı uzun bir yazı olacak. :)

1. La Casa De Papel 

Imdb Puanı: (8,5/10)
Ruhunarenkkat Puanı: (7,9/10)

İlk izlediğim İspanyol dizisi olan ve ilk iki sezonuyla kalbimi çalan La Casa de Papel serisini bilmeyenimiz kalmadı sanırım. Bir banka soygunu ile başlayan LCDP, Berlin'i Profesör'ü ile gönlümüze girdi. Tokyo demeyeceğim çünkü aşırı sinir oluyorum ona. Evet 4.sezon gelmesine rağmen hala! Açıkçası fikrimi belirtmem gerekirse ilk iki sezon orada kalmalıydı dediğim dizilerden biri, tadında bitmedi ve sırf popülerlik için uzatıldı. Kaliteli bir yapım evet, ama konun sabitse neden farklı bir noktadan devam edip saçma yöne çekmek istiyorsun ki? Bunu anlayamayacağım sanırım...

Aslına bakılırsa gayet güzel işlenen senaryo, iyi oyunculuklar sevmeniz için birer sebep. Mutlaka izlenmeli mi derseniz, evet mutlaka izleyin derim. Ama ilk andaki etkisi var mı derseniz, eh eskisi gibi değil sanki de derim. İlk zamanlarında izlediğimde yorumladığım La Casa De Papel dizi yorumu yazıma da buradan ulaşabilirsiniz.


2. Vis a Vis

Imdb Puanı: (8,3/10)
Ruhunarenkkat Puanı: (8,5/10)

En ama en sevdiğim İspanyol dizisi açık ara farkla, Vis a Vis. Oyunculuğundan, senaryosuna, olayların örgüsünden, o heyecana hepsine değiyor. Vis a Vis ilk zamanlarda Netflix'te bulunmadığı için adı duyulmamış, en azından LCDP kadar popüler değildi. (Ve bu daha iyiydi.) Bazı diziler de keşke onu arayıp bulanlar tarafından izlense ya da tesadüfen rastlayanlar. Popi diye izlenmesi hala tuhafıma gidiyor...

Macarena Ferreiro başrolünde başlayan Vis a Vis hapishanede geçiyor. Ama öyle olaylar var ki, öyle şeyler yaşanıyor ki aklınız duruyor bir süre sonra tırnaklarınız kemirilmeye gerilmeye müsait hale geliyorsunuz. İlk başlarda midesi kaldırmayan izlemesin, ama başladınız mı kapatamıyorsunuz diyordum. Öyle. Öf dedirtecek bir sürü şey yaşanırken sakin kalmak mümkün değil. Aynı zamanda da bağımlılık yaratıcı cinsten işte. Benim tüm sevimsizliğine rağmen Zulema karakteri favorim. Kendisi müthiş bir oyuncu bence. Dizide de bunu hakkıyla vermiş.

Yine ilk çıkışında ve şimdi finaline kadar olan Vis a Vis dizi yorumu yazıma da en güncel haliyle buradaki linkten ulaşabilirsiniz.



3. Tiempos De Guerra

Imdb Puanı: (7,7/10)
Ruhunarenkkat Puanı: (6,5/10)

Sadece 1 sezonu bulunan ve 1921'de Melilla'da geçen bir savaşı en dramatik haliyle anlatan bir tarihi-savaş dizisi. Aslında basit çekimleri, sahneleri var. Ama yine de hemen bittiği için bir şekilde kendini izletiyor. Mutlaka izleyin diye tavsiye edemem, karakterleri benimsemeden 1.sezonu tamamlamanız da sıkıcı gelebilir. Bunlara rağmen dizi kendini bitiriyor, akıcı ve dram-aşk-savaş unsuru olsan bir dizi.

Açıkçası çok övebileceğim ya da yerebileceğim bir özelliği yok. Hatta komik gelen ve tiyatro havası veren sahneleri de var. Benim en çok sevdiğim karakterse; Magdalena karakteri. Hemşirelerin içindeki en şirin ve masumluğuyla kendini sevdirendir kendisi. Eğer elinizde dizi yoksa, vakit de geçsin istiyorsanız şans verebilirsiniz.

2.sezonuna dair herhangi bir açıklama gelmediği için de, tek sezonluk çabuk biter.



4. Las Chicas Del Cable

Imdb Puanı: (7,7/10)
Ruhunarenkkat Puanı: (7/10)

Las Chicas Del Cable için çok zaman bir yazı yayınlamaya niyetlendim ama kısmeti bugüneymiş, bir türlü tam yazısı olmayacakmış demek ki. :) Aslında çok sevdiğim ama bazı klişeleriyle pembe dizimsi bir hava yaratan bir dizi Las Chicas Del Cable yani diğer adıyla Cable Girls. Bir telefon şirketinde başlayan hikaye, 4 kızın iyi bir ekip ruhuyla iyi bir arkadaşlıkla birbirlerinin ve yaşadıklarının arkalarında durmalarını konu alıyor. Aşklarından, yaşamlarına her türlü zorluklara beraber göğüs gerdikleri için izlerken iyi de hissediyorsunuz.

Ama dediğim gibi, klişe bir pembe dizi, aşk, acı, entrika, kirli defterler ilginizi çekiyorsa izlemenizi tavsiye ederim. Asla sıkmıyor, aksine çok fazla akıcı. Oyuncuları sanki güzelliklerine göre seçmişler desem de yalan olmaz.

Las Chicas Del Cable de final sezonuyla şimdi yayınlanıyor. Fakat yine bana kalsaydı, 3.sezon ideal bir sezon finaliyle bitmişti, o final olabilirdi. Dizinin ilk izlediğim zamanlar şu tatlışlığını sevmiştim; eski zamanlarda yani şu an ki akıllı telefonlarımız yokken neler olduğu o dönemlerin tarzları çok güzel yansıtılıyor. Bu da izleyiciyi kendisine çekme nedeni. Hele telefonla iletişim kurulmaya çalışıldı, meşhur operatoraların olduğu sahneler çok hoş.

Bir de tüm sezonların istisnasız tüm soundtrackleri müthiş! Dinleyin derim, Her modunuza uyacak şarkıları seçip koymuşlar sanki.



5. La Casa De Las Flores

Imdb Puanı: (7,8/10)
Ruhunarenkkat Puanı: (7,4/10)

Ve yine tesadüfen görüp izlemeye başladığım, popüler olmayan ama azınlıkta ve kendisine bağlı bir izleyici kitlesi bulunan La Casa De Las Flores, yani The House of Flowers, Çiçek Evi tam bir pembe dizi tadı veriyor.  İlk anda diziye adapte olmak dahi zorluyor insanı. Çünkü bazı karakterler sanki kelimelerin üzerine basıyor gibi konuşuyor (Paulina, zerre sevmediğim bir tip) ve trajikomik dramatizmin hakkını veriyor. Aynı zamanda fazla açık ve absürt sahne var. Ama sonrasında öyle bir alışıyorsunuz ki, bir bölüm daha bir bölüm daha akmış gitmiş.

La Casa De Las Flores aslına bakılırsa tür olarak Kara Mizah olarak geçiyor, yani şu kara komik, absürd komedi, kara mizah konusundan da bahsetmek lazım gerçi. Okuyucularımızdan, izleyicilerden birçoğu hala iki ayrı şey gibi nitelendiriyor bu türü ama tek bir kalıp. Günlük yaşamdaki "kara" olayları "mizah" ile "ağlanacak halimize gülüyoruz" moduna taşımak, tam olarak kara mizah tarifi olabilir. Bu dizi de bunu amaç edinmiş, aslında entrika ve pembemsi şeyler bize çok şey anlatmak istiyor. O yüzden de La Casa De Las Flores'i ayrıca sevdiğimi belirtmeliyim.

Bir de yine sevdiğim iki özelliği var ki; biri her bölümünün adı bir çiçek ismiyle başlıyor. Nergis; yalanın simgesi. Kasımpatı; acının simgesi gibi. Oldukça hoşuma gitti. Diğer özellik ise; jenerik kısmı çok nostaljik. Sanki Frida Kahlo bir yerden çıkacak hissi veriyor. Şu anlık dizi 2 sezon ve sezon finali de vaow dedirtecek şekilde bitti, ama 3.sezonunun da gelmesi planlanıyormuş.

Bir doğum günü, bir ölüm, bir yalan aynı gün hepsi birleşince neler oluyor La Casa De Las Flores dizisinin başlangıç konusu oluyor. Meksika'da geçen konusu itibariyle dizi için tavsiyem, ilk bölüme bakarak karar vermemeniz çünkü yoğun bir yaş sınırını aşan sahne havaları var, ama buna rağmen birkaç bölüm daha izleyin ve akışına bırakın. Zaten 30'ar dakikalık oldukları içinde hemen bitirebilirsiniz. Alt mesajları da unutmayın. :)

Hepsini yine sevdiklerime göre sıralamam gerekirse; Vis a Vis > La Casa De Papel > La Casa De Las Flores > Las Chicas Del Cable > Tiempos De Guerra olarak söyleyebilirim. Elite, Narcos gibi dizilerde listemde fakat henüz başlamak için zaman bulmamakla birlikte, ilgimi çekip hemen atılacağım düzeyde de değiller. Belki elimdekiler bittikten sonra. :) Her halükarda burada beğenirsem eğer 5 dizi önerisi serisine eklenmiş olarak göreceksiniz.



Sanırım İspanyol dizilerde aynı zamanda aynı tanıdık yüzleri görmek de insanı mutlu edip diziye bağlayabiliyor. Vis a Vis ile LCDP arasında ortak oyuncuların bulunması, yine Vis a Vis ile LCDC arasında da olması güzel.

Özetleyecek olursam yorumlarım da bu şekilde. İzlediğiniz diziler varsa içlerinden yorumlarda buluşalım, izlemeyenler içinde umarım önerilerim yeterli olmuştur. Şimdiden keyifli izlemeler, iyi seyirler dilerim. Bir sonraki seride görüşmek üzere. 🎬

Yenilenmenin İlk Adımı: Bahar Listesi


Mart ayı geldi, cemreler düştü havalar ısınmaya başladı derken kendimiz için de bir tazelenme hareketi başlatmamız gerekiyor diye düşündüm ve yine koşa koşa buraya geldim. Instagram'da bir liste oluşturdum ve gelen yorumlar üzerine epey de sevildi. :)

Geçenlerde tasarladığım bahar rutini listesi için hayatımızdaki temel noktalardan yola çıktım. Aslına da bakarsanız, hayatınıza katmanızı çok isteyeceğim şeyleri ekledim. Hele ki şu ılık, hafif rüzgarlı, üstlerde hala montların ceketlerin olduğu ara sıra yağmurlu bahar havaları kalp ben durumu mevcutken içimdeki keyifli Kübra'yı size tarif etmem zorlaşıyor.



İsterseniz çok konudan sapıp farklı muhabbetlere geçiş yapmadan, ana temamızdan ilerleyeyim. BAHAR GELİYOR! Ve ben de diyorum ki; o zaman tazelenelim, yenilenelim ve yepyeni bir sen ortaya çıksın! Haydi şimdi bahar listemizin detaylarına bakalım.

Öncelikle bu listeyi Ruhunarenkkat instagram hesabının motivasyon öne çıkanlarından tıklayarak ulaşabilir, ay sonunda tamamlama listesine yaptıklarınıza tik atarak gönderebilirsiniz. Yazı sonunda ise; sizin için tasarladığım baskı alınabilir, yine gözünüzün göreceği bir noktada duvara, masanıza vs. yapıştırabileceğiniz pdf halini bırakıyorum. Umarım bahar hepimize bol şifalı gelir.🙏

Bahar Rutini Listesi Nedir?


Vücudumuz ve yılın genel olarak enerji dönümleri için ara ara dinlenmek, arınıp tazelenmek şart hale geliyor. Bu sebepten de kendimize bahar aylarında özellikle de sonbahar başlangıcı ve ilkbahar başlangıcı gibi dönemlerde bir rutin listesi oluşturmamız, ruhumuza iyi gelecektir.

Bahar rutini listesi, kendinizi iyi hissettirecek birçok rutinin bulunduğu, aynı zamanda 21 gün kadar kadar kısa bir süre boyunca uyguladıktan sonra artık sonraki günlük yaşamınızda günlük olarak eklenebilecek rutinleri ortaya çıkartan bir liste. Ki biliyorsunuz ki; beynimiz bir alışkanlığa dönüşebilmek için 21 güne ihtiyaç duyuyor. Bence bu listedeki birçok şey kolay yoldan böylelikle hayatımıza adapte olacaktır. Hali hazırda ayın bitmesine de 21 gün kalmışken...

Dilerseniz, listede bir iki cümleyle neler yer alıyor ondan bahsedelim.

15 Maddelik Bahar Listesi:


☐ Önce kendini sev:
Artık ilk işimizin kendimizi sevmek olduğunu biliyoruzdur. Kendimizle barışık, huyumuzla fiziki özelliklerimizle kendimizi bir bütün olarak sevmemiz gerekiyor. Her sabah aynada kendinize şöyle bir bakın ve öpücük atın. Ne de güzelsiniz!

☐ Her gün pencereyi aç ve ortamını havalandır:
Özellikle kışın kapalı alanlardan neredeyse hiç çıkmadık, ama ona rağmen her gün rutin haline getirdiğim bir şey var. Kış soğuk demeden, camlarımı şöyle bir açıp en azından 5 dakika içerideki kirli havanın dışarı çıkmasını ve bulunduğum odanın temizlenmesini sağlamak. Annelerden kızlarına geçen rutinlerde bugün. :) Kışın o soğukta açmasını hiç anlamazdım, "üşüyorum ama nedeeen" derdim. Şimdiyse ondan önce davranıp açıyorum, aynı havayı solumayın.

☐ Bol bol yürüyüşe çık, kendini sahile göl kenarına at:
Üşenmeyin, havanın durumuna göre giyin rahat kıyafetlerinizi şöyle bir deniz havası göl huzuru içinize çekmeye gidin. Suyun dinginliği ruha şifadır.

☐ Günde en az 2 lt. su iç:
Bunu çok unutuyoruz! Hatta gün içinde içtiğimiz kahve, çay, meyve suları onun yerine geçer sanıyoruz. Hayır, suyu saf haliyle için. Dengelenin, vücudunuzdaki canlanmayı hissedin. Onun çok ihtiyacı var, emin olabilirsiniz.

☐ Doğa gezintisine çık, toprağa dokun:
İşler güçler, keyifler derken elimizde hep teknolojik aletler var. Şimdi hepsini bir kenara bırakın, dışarı çıkıp çimlere oturun, elinizi toprağa sürün. Negatif yükleriniz toprağa aksın.

☐ Her gün hayatındaki bir şey için teşekkür ve şükür et:
Bu ay ile birlikte hayatıma giren ve size de mutlaka önereceğim bir rutin. Akşam küçük bir deftere veya kağıda, o gün başınızdan geçenleri hissettiklerinizi düşünerek bir olumlama notu çıkarın. Daha doğrusu bir şey için o güne teşekkür edin ve yazın. Hem geriye dönüp baktığınızda teşekkürleriniz, şükürleriniz iyi hissettirecek hem de yazarak o an daha ferah hissedeceksiniz. Minicik mutluluklar, kocaman güzelliklere sebep olur.

☐ Günde en az 5 dk. nefes alma egzersizi yap:
Meditasyona, yogaya zaman bulamıyorsanız kendinizin meditasyon uzmanı olun. Rahat bir ortamda oturun, hoş kokular, loş ışık eşliğinde derin nefes alıp verme egzersizleri yapın. İyi enerjiler yüklensin bedeninize...

☐ Ruhuna iyi gelen müzikleri dinle, dans et: 
Özellikle akşam saatlerinde çok yoğun, ağır şarkılar yerine daha sakin şarkılar dinleyin. İçinizden geliyorsa dans edin, sevdiceğiniz varsa elini tutup dansa kaldırın. Müzik ruhun gıdasıdır diye boşa denmemiş. :)

☐ Sosyalleş, cafeden çık açıkhava etkinliklerine katıl:
Evde oturup, kendinle vakit geçirmek güzel. Ama arada sohbet arkadaşları, açıkhava da gerçekleşen keyifli aktivitelere de katılmak şart. Biraz sosyallik enerjini yükseltir. Gün sonunda yorulsan da önemli değil, keyifliydi. :)

☐ Ailenle birlikte verimli (internetten uzak) vakit geçir:
Şu maddenin üstüne basa basa söylüyorum ki, artık günümüzün çoğu internet ve telefon başında geçiyor. Oysa eskiden öyle miydi? Cidden büyüklerimizin neden böyle dediğini artık daha iyi anlıyorum. :) Ailenizle yüz yüze olduğunuz ortam en güzeli, ister sohbet edin ister televizyon izleyin. Ama hep beraber birkaç verimli saatiniz olsun. Aile; instagramda atılan son posttan daha önce gelir.

☐ Tam peeling zamanı! Kendine bahar bakımı yap:
En başta da dediğim gibi yenilenme zamanını değerlendirmek gerek. Bakım malzemeleri ortaya çıksın, cildimizi yeni bir mevsime hazırlıyoruz.

☐ Haftada en az 1 gün internet detoksu yap: 
Ben bunu uzun uzuuun şu yazımda anlattım. Mutlaka okuyun ve "haftada en az 1 gün telefonu elinizden bırakın" :)

☐ Bahar temizliği yap, bulunduğun ortamı arındır:
Odanı veya evini, ofis masanı şöyle bir temizlemenin, toplamanın vakti gelmedi mi? Yaymıyoruz, her şeyi daha düzenli ve en azından bir sonraki dağıtmaya kadar ferah hale getiriyoruz. :)

☐ Sokak hayvanlarını besle ve sev:
Onların da sevgiye muhtaç olduğunu unutmamalıyız. Sevemiyor, dokunamıyor, korkuyorsak bir kap su bir kap yiyecek de olur. Yeter ki unutmayalım.

☐ Bir tohum bırak toprağa, bir fidan veya çiçek dik:
Tam zamanı şimdi, bir tohum atıp ardından yazla birlikte yeşillenişini, çiçeklenmesini izlemek harika... Şimdi toprakla uğraşalım ve bir çiçek dikelim mesela. Ne iyi gelecek...

Ve bu listeyi göz önünde bir yere asıp ✔️ atmak için aşağıdaki bağlantıdan indirme işlemini gerçekleştirebilirsiniz. Şimdiden hepinize keyifli çiçekli mevsimler dilerim. Motivasyonlu yazıların devamı gelsin istiyorsanız, evet gelecek. :) Hoş kalın, çiçekler benden size.💐

Ruhunarenkkat Bahar Listesi